Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

30 Haziran 2016 Perşembe

Anne BeN kAPİtaLİST OLDuM

Sol Duyumun Dediğidir

         Ormanda yaşayan yedi cücelerin beşincisi olduğumu söylemiş miydim size? Totalde dokuz kişi. Minnacık bi aile:) Eğer kalabalık bir ailede büyümüşseniz siz doğuştan sosyalistsiniz.
Pamuk prenses de hiç okula gitmemesine rağmen, eşitlikten ve adaletten yanaysa hele. Bu yaşama felsefesi evde herkesin sorumluluklarını belirliyordu doğal olarak. Ayrıca,  yapılması gereken işler konusunda sıraya giriliyordu. Misal, bulaşıkları yıkamak gibi. Elbette bu noktada, erkek kardeşlerin bulaşık yıkamak gibi sorumluklukları yoktu.Ama onların da başka sorumlulukları vardı.
          Alınan kıyafetler "seneye de giysin felsefesiyle " bir beden büyük alınırdı.Özellikle önlüklerin içinde ilk yıl bi solucan gibi dolaşılır, ikinci yıl, boy atıp uzayınca da içine sığılmazdı. Bu noktada ablaların önlükleri bulunmaz bi nimetti.En büyük ablamdan küçük ablama ondan da bana kalan siyah önlüğümün, siyahlığı gitmiş bi nevi açık siyaha dönmüştü))
 23 nisan yürüyüşüne beni soluk önlüğüm yüzünden almadıkları üzünçlü bi anım da var ayrıca:( 
  Ama efendim mevzu o değil, bakın mevzu ne.Sosyalist yaşama biçimi damarlarınıza kadar işlemişken, toplu taşımadan yanasınız doğal olarak. Hep birlikte otobüslere doluşmak bizi eşit kılar felsefesiyle, elim ekmek tutar tutmaz araba almadım mesela.Otobüslerdeki ter kokusu, sağlı sollu yaklaşalım nidaları arasında uzayıp giden bi yaşam.
            Yine bir iş dönüşü sarı saçlarmı fönlemiş halktan biri olarak halk otobüsündeyim.Biletimi atar atmaz,  hemen yanda oturan otistik oğlan ve anasını fark ettim.Delilerden tırsarım azcık:) o yüzden tedirgin de oldum. İnsanın korktuğu başına gelir  derler yaa, hah işte o hesap. Bu otistik mi artık neyse 13-14 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim oğlan,  arkamdan saçlarımı okşadı. Ama saçlarıma çok dokunmadan beni rahatsız etmemeye gayret ederek,  sonra bana bakıp gülümsedi. Çok trstım ama anası olcak karı da üzülmesin diye ben de ona gülümsedim. Buraya kadar insanlık sınırları içerisinde yol alıyorduk ki, işte tam o esnada, oğlanın anası bana bakıp "bu gün de okşandınız" dedi , oğlunun erkekliğine vurgu yapıp, pis pis sırıtarak.Flaş flaşşş flaşşşş!!
 Geri dönüp ona- allah belanızı vermiş ben ne diyim diyecektim ki son anda vazgeçtim. İnsanlık ben de kalsın dedim ve boş bi koltuğa gömüldüm.Sonra kendime kızdım niye söylemedin dedim!!! Niye insan olmak, hep bana düşüyor dedim.?! hayvan ne anlar insanlıktan dedim!!!eziksin lan dedim! Hep böle yapıyorsun gerizekalı dedim!! dedim de dedim:(
     Ve bir şey daha öğrendim.Kötülük her yerde. Ondan kaçıp saklanmalıyız!!Ve derhal kredi kullanıp bi araba aldım.Böle böle kapitalist oldum işte.:)))
    Haftaya da, 2 göz evde 9 kişi yaşarken şimdi tek başıma, bi evde yayılmanın duygu geçişlerini anlatcam:)

5 Haziran 2016 Pazar

SerBeSt PiYaSada İŞKENCE hakkı !!! ve OsManlıDa Dalkavukluk

Solduyumun dediğidir

   "Devletleşen şirketler ve monarşinin dönüşü"yazıcığımda,  şirket ağlarının nasıl devleti yok ettiklerini, yok olan devletin yerine nasıl kendilerini kral,  padişah ilan ettiklerini, kısaca
anlatmıştım:)
     Elbette serbest piyasanın bırakınız yapsınlar, bırakınız s..ksinler felsefesinin doğal sonçlarıdır bunlar. Bireyin zenginleşmesi esnasında, diğerlerini sömürmesi, kandırması, s..mesi gibi her türlü faaliyeti gerçekleştirirken, ezik devlet sadece kendi payını alarak, yani vergisinin oranına bakarak, tüm bu ahlaksız zenginleşmeye göz yumar.
   Şimdi serbest piyasada zenginleşen,  bireyin, insancıkları, satın almasını ve üzerlerinde işkence hakkı dahil, hak iddia etmesini bi nevi köleliğin geri gelmesini elbette bi "sözleşme çerçevesinde" irdeleyeceğziz. Tarih tekerürden ibarettir der bi feylezof:)

   Şimdi zamanda azcık geri saralım ve kendisini eğlendirmek için bi dalkavuk tutan padişahın sarayının bahçesine gidelim. Paşa da olabilir tabi bu zat.
Dalkavuğa yapabilecekleriniz,  parasını ödemek koşuluyla, sınırı yok.
           Dalkavuklar maaşa bağlanmasalar da, dalkavukluğun bir tarifesi vardı. Burnuna fiske vurma, fiske başına 20 Para'ydı mesela. Suratına tokat atma, tokat başına 30 Para; yüzüne kömür veya mürekkep sürme ise 37 ParaŞiddetin dozu arttıkça tarife yükseliyordu. Ellerini ve ayaklarını domuz topu bağlama 40 Para'ya, merdivenden aşağı yuvarlama 180 Para'ya, bostan dolabına bağlayarak bostan kuyusu içine indirmek 600 Para'ya tekabül ediyordu. Bu son "latife"de dalkavuk ölürse, cenaze masraflarını "latife"yi yapan üstleniyordu. İşkence bedeli de yüksekti: Kuyruğu dışarıda kalmak üzere bir fındık sıçanını ağzının içine kapatmak, tam 400 Para ediyordu! 
      Kahkaha Molla, Süğlün Bey, Çıplak Kadı, Malak Ağa, Kız Pehlivan, Hacı Fişfiş gibi takma isimlerle anılan dalkavuklar, tahammül gösterdikleri şakalara mukabil belirli bir para almalarıyla tanınırlardı. Tanzimat Dönemi’ne kadar saraylarda ve konaklarda dalkavuk tutma geleneği vardı. ‎ 
     Halkın geleneğine saygı duymayan ittihat ve terakkiciler bu güzide geleneğimize son vermiş:((yazık lan!!!
Şüphesiz burada size apaçık bi mesaj var.
Neferteti mazlum halkını selamlar...