Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

25 Eylül 2016 Pazar

bEn kiMiM?

Senelerce, senelerce evveldi,
Bi deniz ülkesinde yaşayan bi kız vardı.
Bileceksiniz!
Adı: Anabelli...
Ne hoş şiirsemiş, Allen Po...

Yorgunum.
Çünkü yorgunluğum yaşamak gibi bi anlamı var diyen, şairi de selamlarım ayrıca:).

Ama efendim mevzu o değil, bakın mevzu ne:)

         Yorgundu. İşin kötüsü, yorgunluğunun yaşamak gibi bi anlamı yoktu. Büyük bi ihtimal giydiği topuklu ayakkabılardan kaynaklanıyordu. Bu topuklu ayakkabılarla, uzun bi ağacın kollarında sallanıyormuş gibi hissediyordu ve güzel bi ağaç yakışıyordu ormana:)

  Ama, ne hikmetse er kişide, testesteron yerine bi tür bağırma hormonu salgılatıyordu. Onu
gören, görmeyende, tanıyan tanımayanda, bi  bağırma çağırma, bi tür küfür--kölelerin dilinden
anlamazdı oysa- ve öldürme duygusu uyandırıyordu.

          Bu topuklu ayakkabılar bi işe yaramıyor diye düşündü Anabelli. Sonra anladı.Bi taş bulup
vurmak istercesine kafasını iki yana salladı. Tıslayan dilindeydi sorun. Gördü. kavradı.
  Bi göreseniz, siz de hak verirsiniz Kabile. Kardeş kardeş yaşarken niye kıydı Habilin canına, anlarsın, yani o kadar...:)) Bi kusuru var yalnız, o kadar kusur kadı kızında olur hesabı, yürürken hafif sola çekiyor. Cıkss...Bilemediniz, topuklu ayakkabılar yüzünden değil. Nekir yüzünden!!! Gün geçtikçe ağırlaştı sol yanı. Hala  ağzında, aynı türkü,  "solum sol tarafımmm, cümle varlığım....
Hımmm çok hoş.)

Hiç yorum yok: