Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

21 Mayıs 2016 Cumartesi

HaSTa ToPLuMLaR

  Sol duyumun dediğidir

           Evet bildiniz yine entelleşme sürecine girdim. Kitap tadıyorum anlayacağınız, azcık karıştırıp kitapların tadına bakıyorum, çoğunun tadi ivvrençç , türkürüp bırakıyorum. Ama bunu sevdim:) Değişik bi tad. Gerçekliğin tadi.)

     Doğan Cüceloğlu amcamın önsözüyle, yayınlanmış ülkemde. Sonuçta islam deden  hastalıktan Laiklik ilaçıyla kurtulmaya çalışan bi toplumuz. Okuyun, okutun net!!
     Peki bir toplumun hasta olduğunu nasıl anlarsınız? Elbette insancıkların, birbirlerini yok etme, zarar verme,  işkenc etme ve bu davranışları  inanç/ din, adı altında yaparak, normalleştirme çabalarından.

      Bu noktada en güzel örneği, Hindistandaki kadınların ölen kocalarıyla birlikte gömülme geleneği olan "satı" geleneğini irdeleyerek açıklamış bu kitapcık. İngiliz bir hakim,  kocacığıyla yakılmayı kabul eden bir kadını, vazgeçirme çabalarını şöyle anlatıyor.
 "Kadına, bu kararından vazgeçebileceğini söyledim. Kadın bana küçümseyerek baktı ve elini yanan bir mumun üzerine tuttu,  eli yanıp kararana kadar çekmedi. Ve kararın bi an önce verilip yakılmasını istedi.
       İşte bir insanı sapkınlığa inandırmak böyle bir şeydir:) Evet eğitim her şeydir. Net.Elbette bu tür kadın prototipleri bize çok uzak değildir.
            Kafasında bi çuvalla etrafta dolaşan müslüman arap kadınlarını ,çoğunuz görmüşsünüzdür. Yeme, içme gibi temel ihtiyaçlarını, kafalarındaki çuvalla, binbin zorlukla karşılayan bu kadınların, bu eziyeti gönüllü katlanmalarının sebebi, elbette altı yaşından beri aldıkları dini eğitimdir.

         Müslüman toplumların, hastalığı sadece kadınlar üzerinden değildir ayrıca.Örneğin sünnet geleneğiyle oğlan çocukarının m..klerini kesen müslüman /yahudi,  ilkelliği hala devam etmektedir. Ayrıca, Afrikanın bazı bölgelerinde kadın sünneti hala devam etmektedir. Kız çocuklarnın sadece adet kanı akacak kadar bi yer bırakıp vajinaları dikilmektedir.Bu geleneği ortadan kadırmaya islam peygamberi Muhammedin bile güçü yetmemiştir. Ama muhammed peygamber olurolmaz ilk iş olarak kadın sünnetini yasaklamıştır. Ama peygamber olmasına rağmen erkek sünnetini
yok edememiş fakat müslümanlığın şartları arasına almamış yani FARZ kılmamış,  sadece "sünnet" diyerek geçiştirmeye çalışmış, fakat başaramamıştır:) Ha ha..Peygamberin kendisi sünnetli değildir sonuçta:))
    Başka bir hasta toplum, uzak doğuda,  büyük bi ihtimal ayak fetişti, sapık zengin bir adamın, küçük ayaklı kadın talebi sonucunda doğmuştur.
Fakir aileler küçük kızlarının ayaklarını doğar
doğmaz, sıkıca bağlar,  böylece ayaklarının düzgün gelişimini önler, bir geyşa yaratır, bu sayede, saraya ya da zengin bir adama kızlarını pazarlayıp hayatlarını garantiye almaya çalışırlardı.
   Ama efendim asıl, mevzu o değil ; bakın asıl mevzu ne:)
        Elbette bi çoğunuz, Marlo Morgan'ın  "Bir çift yürek"ği okumuşsunuzdur. Çölde yaşayan aborjin yerlilerinin bilge ve barışcıl olduğunu ispata çalışır.Bu ve bunun gibi kitaplarda, ilkel kabilelerin, barış içinde mutlu mesut yaşadığı alt metni girilir .Ama bu araştırama kitapçığını  ilkelliğin,  "barış kardeş" mesajını taşımadığını, aksine, doğal seleksiyonun en sert haliyle yaşandığnı ortaya çıkarır.
            Ve ben de açıkcası ilkel kabilelerin barış içinde yaşadığına ve beyaz adamın moderlikle birlikte savaşı getirdiğine inanmıyorum.
          Kültürel çeşitlilik gibi safsatalarla, din, inanç özgürlüğü adı altında, insanların birbirine veya kendilerine veya çocuklarına, eziyet etmeleri, acı çektirmeleri,  düşüncesinin yayılmasına da külliyen karşıyım. En azından ,bu hasta toplumlar eğitimle, iyileştirilmeye çalışılmalıdır. Kısacası uzun vadede, ASİMİLE edilmelidir. Asimilasyon iyi bişey! Net.
     
Neferteti mazlum halkını selamlar...


Hiç yorum yok: