Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

26 Ocak 2016 Salı

ÖZgÜR uÇkan---bir SANALdaşın ÖlÜmÜ---

 Bir SANALdaşın ÖlÜmÜ:(((
    Alvin tofler dedem, çağımızı "bilgi çağı" diye nitelendirdiğinde ne demek istediğini anlayacak
yaşlara ulaştık nihayet. Ormanın en derinliklerinde yaşasanız bile,  "bilgi otobanları" sayesinde, bilim ve teknolojiye ulaşabilmeniz, imkanlı kılındı. Geçenlerde bu çağın, "4. endüstriyel çağ" olarak nitelendirildiğini anlatan bi şirine, bunun yanlışlığını yada eksikliğini iddia ettim. Bence içinde bulunduğumuZ çağ " endüstriyel bilişim çağıdır. net.
        Endüstriyel bilişim çağında, bu çağda, tıpkı sanayi devrimi sonrası gibi, toplumlar yeniden şekilleniyor. İş hayatı, eğlence hayatı, eğitim hayatı, aşk hayatı kısaca insanı ilgilendiren her şey;  bilgisayarlarla birlikte yeniden şekilleniyor. Kişisel ilişkilerimiz, dostluklarımız, iletişimimiz, kısacası, eski çağın "agoraları" artık sanal ağlar tarafından sağlanıyor.
      Durum böyle olunca,  insanın sosyal bir android olmasının sonucu olarak, yeni bir kavram ortaya çıkıyor. "SANALDAŞ". sanaladaşı şöyle tanımlayacağım: Varlığını, fiziksel olarak değil de sadece düşünsel olarak ispatlayan ve size yarenlik eden, enerji:)
       Sanallık kavramı, klasik arkadaşlık kavramının, evrilmiş, halidir de diyebiliriz aslında. Sanaldaşlıktan, arkadaşlığa geçişler mevcuttur ayrıca. Fiziksel ve yüzyüze ilişkiler sağlandığında bir sanaldaşı "arkadaşa" da dönüştürebilirsiniz.
   Ama bazıları misal benim gibi, "sanaldaşlığın" kutsallığına inanır. Çünkü sanaldaşlık, reelleşmediği için saf doğruluk ve kendin olma özelliklerini koruma, kalkanı taşır. hımm..bence bu, kişiseL özgürlüğün mihenk taşıdır valla:)

            Ama efendim mevzu o deil bakın mevzu ne. Sevgili ÖZGÜR UÇKAN hocamla, uzun yıllardır sanaldaşlık yaptım, bi çoğunuzla da öyle. Ama hiç beklenmedik bi şey oldu.Aslında niye beklenmedik diyorum, ezber bir cümle bu aslında" ölüm beklenmedik bir şey değildir çünkü. Fakat insan denen bizler, o kadar muhteşem bi şekilde yaşamaya, proglanmışız ki, "kimse yarın öleceğine inanmıyor mesela , bu ihtimal her zaman, olasılık dahilinde olsa bile.
   Sonuç olarak, özgür uçkan hocam öldü. Dünyayla bağlantısı kesildi, belki de fişi çekildi, artık aramızda değil. Şimdi şu an, bloğumdaki izleycilerim arasındaki fotosuna bakıyorum. Onu izleyicilerim arasından çıkarmalı mııym peki? Artık bana ne düşündüğünü söyleyemez.Yazdıklarımı okuyamaz.Artık düşüncesini ifade etme özgürlüğü yok oldu!! ne yapmalıyım? Ya da siz ne yaptınız?
   Aslında şöyle bir olumsuzluk da yaşıyorum, Onun fotosunu görünce, "hiç ölmeyecekmiş gibi" hayata bakma felsefem zedeleniyor, ayarlarım bozuluyor, "yaşama karşı ilgim azalıyor" zaten çok güçlü olduğunu söyleyemiyeceğim.
         hımm...Yine de onu izleyicilerim arasında çıkramak istemiyorum.Hayır çıkarmayacağım.Ben yazdığım sürece, beni izliyor düşüncesi hoşuma gidiyor. Bence insanlar, onları hatırlayan son kişinin öldüğünde aslında ölürler.Düşünce ölümsüzdür. NET.
Sizi yeni FF de özgür uçkan hocam için 1 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.
Neferteti mazlum halkını selamlar.

3 yorum:

omer koman dedi ki...

ölüme anlam vermeye çalışma ! biraz sonra her şeyi unutup yine hayatına döneceksin ama bu sefer hayatının daha anlamlı olmasına gayret et.

Nefer Neferteti dedi ki...

olur:)gayret ederim şirin:)

neferneferteti dedi ki...

yorum bırak denemesi