Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

30 Mayıs 2015 Cumartesi

DİyARbAKIrLI BiR ÜLKüCü : ZİYA GÖKALP



Sol duyumun dediğidir   

Ülkü adında kaç kız arkadaşınız var?Benim bir tane var:) Azcık hafızalarınızı yoklamakla başlayalım hasbihale:)
Tanrı Türkü korusun!!! ne hoş repliklerdir bide, valla:)ha ha...çok hoş.)
 Neyse efendim mevzu o değil; bakın mevzu ne:)
İlk ülkü sözcüğünü belleklerimzde peydahlanmasını sağlayan adamdır ziya dedem: düşün kİ şimdinin selfy si gibi bişey:
 Elbette bu zındık fikirlerin beyinciğinde peydahlanmasının nedenlerinden biri de pariste eğitim almasıdır. Parise giderken, islam öğretilerinin dosdoğru olduğuna, kendini inandıran, gidergitmez  bi kaç fransıza  islamın, güzelliklerini anlatarak cennette paye kapmayı  bile, düşünürken, kendi karanlığını fark eden genç bir beyin:)
Kavramların karmaşası düşüncesi, yüksel voltajına, dayanamayan kafasına, bir kurşu sıkarak hayatına son vermeyi bile denemiştir.
 Ama elbette kader denilen, düşük olasılık gereçekleşmiş kafasına sıktığı kurşun, güç bela çıkarılmış ve ziya Gökalp dedem hayata geri dönmüştür. Sağlam kafa tamlaması her anlamda anlamını bulmuştur.valla:)
Ölmeyen sağlam kafasıyla, düşüncenin cenderesine düşen, Ziya Gökalp, islamın karanlığından ülkesini kurtaramak için düşünce tünelleine dalıp hiç olmazsa bir mum yakmaya kalkmıştır. “ÜLKÜ” kavramı işte, bu düşüncelerin kaosunda ortaya çıkmış ve bir ümmetten bir millet yaratan genç Mustafaya da, bir meşale olmuştur.
Kızıl elma, ziya gökalpın önemli eserlerinden biridir ve türklerin islamın karanlığına gömülmeden önce kİ, kısaca, arap müslümanın türkleri m..keden önceki eşitlikçi ve ırksal olmayan yaşama biçimlerine dönmenin bir özlemidir.
Bir ümmetten bir ulus yaratmanın, dil birliğinden, kadın erkek eşitliğinden ve bunların birleşimi sonucu oluşan kültür birliğinden geçtiğini fark eden ziya dedem;  bu konuda tümden gelim yöntemini kullanarak, ayrıştırıcı değil ortak yönlerimizi vurgulayarak, kolletivizmin sinerjisinden yararlanmak için “ulusçuluk” milliyetçilik gibi kavramları zihnimizde oluşmasına katkıda bulunmuştur. Elbette bu yürekliliğin bedelini ağır ödemiştir.
  Son sınıfta öğrenci iken “Padişahım Çok Yaşa” yerine “Milletim Çok Yaşa” diye bağırması, üzerine hakkında soruşturma açılmış ve okuldan uzaklaştırılmıştır.
Milletden doğan "milliyetçilik" monarşiye yani padişahın, suratına indirilmiş bir yumruktur. Gelin görünki şimdilerde; Ulusculuk kavramını çökertmek isteyen zihniyet, milliyeçilikle "ırkcılığı" özdeşleştirmeye çalışmıştır kİ; "ırkcılık" batıya ait bir kavramdır. Nazi almanyasıyla, avrupaya yayılmış, mazlum ülkemde de artçıl şokları zayıf halkalar halinde ulaşmıştır. Ama hiç bir zaman batının kafatasıcılık zihniyetine ulaşmamıştır. 
Genç Türkiyenin, yakın tarhine azcık kafanızı çevirip bakarsanız;  ABD ve SSCB soğuk savaşının bize yansımaları solcu-sağcı şeklinde ortaya çıkmıştır. Komünizmin ruhuna el- fatiha okuyunca;  ayrışmasız kalan mazlum ülkem yeni bir çatışmanın ortasında kendisini bulmuştur. Bu sefer eskinin bize solcu diyorlar bizi ötekileştiriyorlar felsefesi out olunca yerine "bize kürt diyorlar bizi ezikliyorlar felsefesi almıştır. Velhasıl mazlum ülkem hiç ayrışmasız kalmamıştır.çok şükür,  
Sonuç olarak  kör topal, bu günlere de vardık:)  kürt- türk ayrışması da kazasız belasız sona ererse gündemde sırasını bekleyen mezhep ayrışması olacaktır. Sabah akşam elinde kuran allah yalllah diye sallayan halife sayesinde o günleri de görecez inşallah:)))
 Şimdilerde,  Diyarbakırda farklılaşmanın, etnikçiğilin, bölücü ve ayrıştırıcılığın  popülerliğini öğütleyen, düşüncenin, kazandığını görünce eski feodal beylerin, öncelikle şirket ağalarının sonra da tekrar hortlaycak olan, toprak ağalarının geri dönüşlerini  acı tebessümle izliyoruz. Maalesef:(

Oysaki Ziya Gökalp dedem buyuruyorlar kİ;

"Sosyolojik çalışmalarımdan öğrendim ki milliyet, eğitime dayalıdır" NOKTA.


23 Mayıs 2015 Cumartesi

ULUSCULUK ve TAKIM RUHU üzerine hasbihal

Sol duyumun dediğidir

Ulus kavramı nedir, ne zamancık ortaya çıkmıştırı irdelemekle, başlayalım öncelikle düşünce tünellerine girmeye.Ay!! peşimden gelin çok heycanlı valla:))
Ordünayüs profösor vikiped ulus kavramını şöyle tanımlar: Millet ya da ulus, çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, ülkü, duygu, gelenek ve görenek birliği olan insanların oluşturduğu topluluktur. Ulus devletin ortaya çıkışı ise, Fransız ihtilaline dayanır ki; Monarşinin devrilmesi ve cumhuriyetin ortaya çıkışı da hep bu zındık ihtilalin sonucudur valla:))
             Fransızda ihtilalinin artcıl şoklarıysa bize taaa jön türklerle birlikte ulaşmış; ve bi süre  sonra, genç Mustafa Kemalin'in beyninde, anayasal monarşiden de, külliyet vazgeçilip,  genç ve güzel bir cumhuriyet fikrinin peydahlanmasına neden olmuştur.
Velhasıl; bir ümmetten bir millet oluşturmak,  konsol başında savaşlar kazanmak kadar, kolay olmamıştır elbette. Tanıma azcık dikkat edecek olursak ırk kavramı üzerinde durulmamıştır dahi. Çünkü iletişimin iskeleti ırk deil; dildir. Ve dil birliği iletişimi kolaylaştırdığı için haliyle iletişen insancıkların, kavgası ya da savaşı ileteşemeyenlere oranla daha az olacaktır. Birlikte olmanın ilk kuralı dil birliğidir.
Genç, taze Türkiye cumhuriyeti, bunun farkına varmış ve bir ümmetten bir ulus yaratmak için dil birliğini sağlamaya çalışmıştır. Şimdilerde anadilimiz unutturulmaya çalışıldı, kültürümüz asimile edildi çığırtganlığını yapan etnik köken milliyetçilerinin, NET BİR İFADEYLE KÜRTLERİN, bilerek yada bilmeyerek göz ardı ettiği husus budur. Amaçsa; ulusu yok edip eski feodal yapıya, ağalığa, dönüşü sağlamaktır.Maalesef:(

Ulusculukla takım ruhunun ne ilgisi vardır peki?

Aslında cevap çok basittir. Sıradan bir futbol müsabakasında ki takımların aynı formayı giymesinin mantığı nedir? Elbette, kolletvizmi güçlendirmek, koordinasyonu max. yapmak ve sonuca en kısa ve mantıklı yoldan ulaşmaktır. Birlikte olmanın verdiği sinerji de cabası::)
  Sinerji ne demektir peki? Takımın ya da örgütlü bir topluluğun, yalnız bir bireyi, yerle bir etmesinin, sosyolojik ya da fiziksel ifadesidir. 2+2=5 dir::)şeklinde formüle edilebilir. nasıl olur bu peki?Bakınız şöyle; birlikte olmaktan doğan bir beşinci F kuvvetti vardır kİ, bu kuvvete sinerji denir.
 İşte ulusçulukdaa ya da bir spor müsabekesindeki takımda ya da bir okulda aynı formayı giyen öğrencilerde bu sinejiyi yakalamak için çalışır.
Velhasıl ulus devletten, takımlardan ve okullarda bebelere forma giydirmekten vazgeçmeyin. Bu bi sinerji! Sinerjiyi ziyan etmeyin!! Danger!
 21 . yüzyılın zaferine bireyin yalnızlığı değil sinerjiden doğan 5. Kuvvet, 5. Element damgasını vuracaktır. Bence öle valla:))Beşinci elemeti izlemyenler izlesin bu arada, çok feci güzel bi film net::)
 velhasıl;
Ulusculuktan uzaklaşmak, sinerjinin yok olmasını sağlaR ki; bu yerelliğin güçlenmesine, bi süre sonra feodalizmin şaşalı zaferinin geri dönmesine neden olur. Ve makus talih!Yeni ağalar, yeni feodalar beyler çağına hoş geldiniz. Ay çok feci!