Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

28 Mart 2015 Cumartesi

mAvİ KuRT----- YıLaN YıLı------GöKBörü'nün KaFEse KapaTıLışı...

Türk Kadınının Attan İnip, Yatağa Girişi...

              Yılan yılı kuraklık, açlık, sefalet, soğukla çıktı geldi. Ağaçlar meyvelenmedi. Tabia  ana,
bereketlenmedi. Halk arasında huzurlukluk, dolaştı yayıldı. Ağam, atam, gardaşım, garındaşım, hakanın, müslümanın tanrısına inandığı sesi işitildi.Üstüne üstlük, fareler çoğaldı. Fareler çoğalınca bilinmez bi, hastalık farelerle birlikte çoğaldı.Veba rüzgar gibi yayıldı. Savaştan, kıtlıktan, açlıktan ve tanrının gazabı gibi hastalıktan, bunalan azalan, güçsüz düşen, halk huzursuzlaştı. Yiyecek azalınca, hırsızlık ortaya çıktı, bölüşülmeyecek kadar az et, bölüşülemeyeck kazdar az aş,  peşisıra hırsızlığı, huzursuzluğu getirdi.  Çaresizlik, ölüler kadar yığıldı, büyüdü.  Kılıçların sesi, değil tanrının gazabı sardı halkımı! Ağam atam gardaşım Teoman, gök tengri artık bizi korumuyor, ağıtlarımız duymuyor, dualarımıza kulak vermiyor dedi! Halifeyle gizlice fısıldaştı.
   Akbaşlıları topladım, kadınları, kişileri kocamışları, olanları anlattım.
Ağam, atam garındaşım, söz aldı dedi kİ; düşman güçlü, biz güçsüzüz, kılıçlarımız keskin değil, hedefini vuran okçularımız hasta,  atlarımızın çoğunun kesip yedik; bu savaşı kaybedeceğiz!!
Kaybetmek mi? diye bağırdım ona! Atam bilge kaan, aç halkı tok kılmadı mı, çıplak halkı giydirmedi mİ? Kutsal ötüken ormanından ayrıldıktan sonra,  kara-suyu göktengrinin yardımıyla aşmadık mı; demir kapıyı eritip, yıkmadık mı?
Kaybetmek mi?
Asla!...
ve onlara dönüp, dedim kİ;

 Karanlığın güçleri herşeyi yense bile; siz tanrının tarafında olun, savaşarak kaybedin!

     Sonra ordular toplandı, yılan yılının üçüncü ayının 12. gününde, karanlık günde 3 gün 3 gece kılıç salladık, öldük, öldürüldük, sonra durduk, geriye çekildik. Hakanım, ağam, atam, Teoman dedi kİ; halife elçi göndermiş, yeter savaştığımız barışalım diyor, başka çaremiz yok diye bağırdı sonra. devam edersek her şeyimizi , kaybedeceğiz!Güçümüz bitti, ölülerimiz dağ gibi yığıldı, savaş meydanlarına akbabalar üşüştü!ölülerimizi gömemedik bile!ruhları peşimizi bırakmayacak!

 Atam Kültiginin sesi zamanın sarmalında döndü durdu, kulaklarım da patladı.

 Ötügen ormanını terk etme,  gittiğin yerde kemiğin dağ gibi yığılacak, bey gibi, oğlun köle olacak, temiz kız çocuğun cariye olacak.Kölemenler diyecekler size!
Zamanın kapısını aralayıp baktım ona;
Ben var oldukça asla diye bağırdım.
 Ben var oldukça asla!

    Kızkardeşlerin, boyu uzun Burla, Barçin, Salur, Sabati Hatun, Künin Körkli, Kerçe Buladi, Kugatli Hanım "  atlarını  karakaplumbağanın peşine, kuzeye sürüp,  yollarını ayırdığında, onları ateş bekliyor  dedi!!!Seniyse kafes!!

      Atlarını aldılar onların, adlarını da! Kızkardeşlerine "cadı" dediler. Kutsal dağ başlıklarını,  "cadı başlığı" diyip yaktılar. Uçan atlarını,  uçan bi süpürge yaptılar,  ruhları için savaşan kadınlarımızı lanetlediler!Kızanlarına, onların kızanlarına, kırkgün kırk gece masallarında, kötü diye  anlattılar. Kristiyanın oğulları,   şehir meydanlarında, büyük kalabalıları toplayıp, büyük ateşler yakıp,   onları canlı canlı yaktılar!

  Bi şahin oldum gördüm, bi kuzgun oldum gördüm, bi kurt oldum, işittim feryatlarını!

    Seniyse bi hayvan gibi kafese kapatacak, Muhammedin oğulları! Adlarımız yer-sudan silinecek, kutsal anamız, Ak-anamızın adı; önce düşünceden, sonra dillerden, sonra taşlardan silinecek!
 Ben var oldukça asla diye bağırdım yine!!
  Ben var oldukça asla!!!

Hain, Çin'in ipeği gibi, arabın şarabı, keyifli dumanı, kalça kıvıran kadınları var!

 Bir şehrin meydanında yanmayı mı, yoksa bi kafeste ölmeyi mi  seceçeksin Gökbörü?

Ölümlerden ölüm beğen!
     Ak-ana sudan, kara-hanı var edip,  bizi yaratmadı mı? Kutsal ağaçın kolları dokuz kat göge ulaşmadı mı? Dokuz ağaçın dalında dokuz kişi yaratıp onlardan çoğalmadık mı?
 Toprak bizi esir ettiğinden beri ağaçlar uçamaz!

    Biz toprağa gömülmeden çok önce, zamanın ve karanlığın gözlerimizi kör etmediğinden önce, tanrı rüzgar tohumlarımızı kanatlandırmış da, bi yüzyıl, kara gökde öylece uçmuşuz.

   Ve ansızın, rüzgar gidince, bi kara delik içine çekmiş bizi,  karanlık bi toprağın böğrüne gömülmüşüz.Düşer düşmez toprak, zincirlerini takmış boynumuza ve sonra gelzaman, gitzaman, zincirlerimizi kökümüz sanmışız.

 Yersu, "insan ağaçların toprağıdır" 

Dünya, bizi esir ettiğinden beri, insanlar uçamaz.
                                                                                        - kutsal yazılı taşlar----beşinci kitap---
 

   Ağam, atam, gardaşım, garındaşım Teoman söz aldı dedi kİ,; Gök tengri ağıtlarımızı duymadı , kurbanlarımızı almadı, kutsal ötükenden bizi kovdu!  Ne yaptıysak yurdumuzu korumadı! Ağıtlarımızı duymayan, kurbanlarımızı almayan, yurdumuzu korumayan gök Tengriye inanmam artık dedi, ! artık ben halifenin tanrısına inanırım!
Halkımı da inandıracağım; onlara da; hak dini öğreteceğim.
   Halifenin tanrısı adil değil diye bağırdım!, o bi bi tanrı bile deil, erkeklerin koruyucusu! Yersuyun üstünde nefes aldıkça,  kutsal ruhum göge uçmadıkça,  halifenin tanrısına inanmam dedim!!
Ey Türk eşitlikten ayrılma! diye bağırdım!
   Hiç bir bilek bükemezdi bileğimi, ve hiç bir düşman yememezdi beni; ama hiç ummadığım yerden yedim hançeri, sırtımdan ! ağam, atam, gardaşım garındaşım sırtımdan hançerledi beni. Akbaşlıları çağıralım soralım diye bağırdım!!
    Hepsinin, akbaşlarını kılıçtan geçirdim dedi. Hain halife gibi  ben Tanrının dünyadaki gölgesiyim diye böğürdü!

Banu çiçek diye haykırdım!; sen bizim hanımımız, bu zulme dur de!
    Neden bana Banu çiçek diyorlar, sana Gökbörü biliyor musun dedi. At üstünde, olmayı hiç sevmedim! Sen, Teoman ve onun sonsuz aşkı, Aybükeyle at koşturduğnuzda sizden hep nefret ettim. Ben ocağımı yakacak, aşı kaynatacak hizmetcilerim olsun, sarayım olsun, kollarım altın bileziklerle dolsun istiyorm. Atını bozkıra sürüp, mutlu olan sensin Gökbörü ben değil! Ben ocağın başında, hakanın kucağında mutluyum!! Üstelik sürekli attan düştüğüm için benimle alay ettiğiniz günleri de unutmadım diye bağırdı!Şimdi de, halife seni eş olarak seçti! Birinci kadını olacaksın! Artık bi tahtın olacak!mutlu olmalısın! dedi. Bi kişinin tahtı atıdır diye haykırdım!!
 Ve onlara dedim kİ;

Ruhum göğe uçup, bulut çöktürmeden, Gök tengrinin adını dilimden  Ak ananın gücünü  yüreğimden, nefes alan hiç bi canlı alamaz!

 Sonra zaman duruyor! Zaman geriye fırlıyor!
Camoka diye bağırıyorum! Onu öldürmeyin, ! Moğol kurdu,  atını bozkıra sürmelisin, geriye fırlamasın,  geriyeee, beni bırak, yurduna  dön Camoka! Beşbalığa, Ötüken ormanına!! sana özgürlüğünü verdim!

Camoka ses aldı dedi ki;
sen benim geceleri ayım, gündüzleri güneşimsin.Ay gökten düşer mi?güneş yok olup söner mi? o vakit ben, seni bırakır giderim. Sana özgürlünü verdim diyorsun;  sen verdin de , ben aldım mı?Ben senin esirinim.Şimdi, sonra ve sonsuza dek. Görülmüş müdür, bir kurdun sürüsünü terk ettiği?

Camoka moğol kurdu! gökbörünün gölgesi!

Camaokanın kesik başı koynumda öylece dönüyorum, zamanda, sesten hızlı, sesten  sessiz!

Sonra atam kültigin çıkıp geliyor akbaşlı atıyla, dörtnala;
 Üflüyor kulaklarımıza...
Könilik(adalet),
Ey Türk adaletten ayrılma!
Uzluk(iyilik, faydalık)
Ey Türk, iyilikten ayrılma!
Tüzlük(eşitlik)
Ey Türk eşitlikten ayrılma!
Kişikik(insanlık)
Ey Türk insanlıktan ayrılma!

   Kitaplarımızı, kutsal kadınlarımızı, kızlarımızı yaktılar, kutsal yazılı taşlarımızı yıktılar!  düşünceyi, önce dillerimizden sonra, zihinlerimizden söküp attılar..

Bi şahin oldum gördüm, bi kuzgun oldum gördüm, bi kurt oldum, işittim feryatlarını!

 Böyle başladı zulum...




15 Mart 2015 Pazar

BeBek YÜzLü KaTiller!! DanGer!!

Teröristlerin ve Sahte kabadayıların toplumları susturduğu bi çağa, selam duruyoruz!! maalesef!

        Seçmek, seçilmek hakkı, toplum var olduğundan beri, insacıkların keşfettiği en yaşanabilir haklardan biridir. Doğruyu bulak için seçim yapılır, yanlışı bulmak için de.
Aşağıdakilerden hangisi doğrudur derken, misal,  -hiçbiri şıkkının  cevaplardan kaldırılması üzerinden de çok zaman geçmiştir. Eğer doğruyu, şıklar arasına koymazsanız haliyle herkes yanlışı seçecektir ya da doğruyu bulamayacaktır:)))aha düz mantık!!
  Neyse efendim mevzu o deil bakın mevzu ne.
    Yine bir seçim arifesinde;  gelişmemiş ülkelerde, topallayarak giden demokrasinin,  arkasından koşturacağız elbette. Peki demokrasi, bi türlü gelişmeyi beceremeyen, üçüncü dünya ülkelerinde,  neden sürekli topallıyor? Seçim sonucunda seçilen zat-ı muhterem, seçim sonuçlarını neden, PADİŞAH seçildim, sanrısına bağlıyor.

     Her işin başı "İNSAN" :))İşte bundan!!! Kendini her şeyin üstünde gören ve bu düşünceyi ümmetine inandıran,  bi halife edasıyla salınan, kendini tanrının dünyadaki gölgesi sanan,  cıkss..bu kanun olmamış kanunsa, ben onu hoop diye çıkartırım, kaldırın ellerinizi ulan vekiller !!diyen, ŞERİATI kanun yapan, sonrada alın siz kanun,  herkes uyacak diye nara atan;  padişah,  payidahta ölene kadar kalacağı hakkında da yakında kanun çıkarabilir:)))  ay oldu mu size KANUNİ:))ha ha..çok hoş.)
 Fakat durumun vehameti bununla sınırlı değildir.
   Nara atan kabadayının, teröristlerle, anlaşması sonucu oluşturduğu, ittifakın gücü hele, küçümsenmeyecek kadar çoktur:) net.

 Ve bu ittifakı oluşturuken bakın nasıl bi strateji izlemiştir:)

   Çoğunluk bi katili affettiğinde; "katil" katil olma; suçundan azdedilebilir mi?
      Serbest piyasada suç ve ceza mevzusunda, suçun cezasız kalmasını, çoğunluk sağlayabilir mi? sorusuna cevapcık aramıştık:) Olmaz mı olabilir:)) Misal; 90 larda Amerikada ki sımpson cinayeti,-kısaca özet geçeyim- siyahi 2 çocuk babası Sımpson karısını ve sevgilisini sokak ortasında kurşunlar ve arabasına atlayı kaçmaya başlar. polis helikopteri arabasını takip eder ve Simpson yakalar.Fakat gelin görünkİ, güçlü, zeki, entrikacı ve paracı, avukatlar olayı siyah- beyaz  ırkcı, çekişmesine çekmeyi başarır. Ve siyahi halk sımsına özgürlük diye sokaklara dökülür. Ve çoğunluk bi katilin suçsuz olduğuna karar veriri:)) ha ha...çok hoş.)
Velhasıl mazlum halkım, da bu seçimler de benzeri bir olayın,  seçimini yapacaktır.

     Mazlum halkım "katiller" bebek yüzlü olunca, onların katil olmadığı sonucuna varacak mı? Bu bi muamma ? bekleyip göreceğiz:))
ay çok heycanlı:))
Neferteti mazlum halkını selamlar...


2 Mart 2015 Pazartesi

SeRBesT PiyAsada ÖLdÜRME HaKKI !!

 SeRBeST PiYASaDA SUÇ VE ceZa...

     Serbest piyasanın; bırakınız yapsınlar bırakınız mm..ksinler felsefesinin şaşaalı zaferinden sonra, toplumun her katmanında,   arz ve talebin birbirini sınaması ve sonunda dengeye gelmesi gibi, bireylerin de  karşılıklı memnuniyetleşmeleri sonucunada bi anlaşmaya varması  ve bunun akabinde  de, toplumun dengeye geleceği,  kısaca huzuru bulacağı,  yanlış kanısı yayılmaktadır:) danger!!!!

   Gelgelim mazlum ülkemdeki, serbest piyasa yansımalarına, geçenlerde metroda çalışan bir işcinin, karnına geçen demirle fotoğrafını görmüşsünüzdür. Buradaki kaza sıradan bi olaydır ama gelin görün ki, g.tüne geçen demiriden şikayetçi olmayan işci,  kısa bi süre sonra ist.büyük şehir belediyesinde işe başlamıştır.

Ama efendim, mevzu O deil, bakın mevzu ne:) 

     Sözleşmeler, serbest piyasa inancının, kutsal kitabıdır. Ve her iki taraf ayetlerin ne olacağına karar verebilir . Ama burada esas soru şudur. Soma kazasında ölen 301 işcinin yakınlarına bi ev bi araba tahsis edilince, "ölen ölür kalan sağlar bizimdir "desturundan yola çıkan serbest piyasacı, suçlunun cezasız kalması karşılığında bi nevi, "öldürme hakkı" kazanmıştır.Öldürenler, alkışlarla karşılanır ve ölenlerin yakınları hak ettikleri evlerin anahtarlarını şaşaalı bi törenle alırlar.

 Peki "öldürme hakkı"  ya da" yaralama  hakı" bi sözleşme çerçevesinde legal sayılabilir mi?

      Söylemde kesinlikle hayır!  ama eylemde  kesinlikle evet.! Piyasada görünen o dur kİ, işçi A.K g.tüne demir girmesinin, aslında ona allahın bi lutfu olduğunu kabul etmiş, bu hayırlı olay sonucunda ömür billah çalışsa elde edemeyeceği bir işin belki de bir evin sahibi olmuştur.
Ve tüyleri yolunmuş tavuk, koşarak stalinin bacakları arasına sığnır:)-stalini tavuğu-

  Sonuç; serbest piyasada yeni kişisel haklara bi tane daha eklendi!

 Kız hukukcu yaz bi kenara
 yeni Türkiye,
 yeni anayasa,

"öldürme hakkı" yasallaştı.

     Her ikitarafın rızası mevcutsa ve bu rıza bi sözleşmeyle ayetleştirilmişse "öldürme hakkı" her (zengin)vatandaşın,  hakkıdır.

M-s-2015- yer - ortadoğu- YENİ TürkiYE
 Tabletlere yazılsın!

 Neferteti mazlum halkını selamlar