Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

9 Şubat 2015 Pazartesi

MAVİ KURT-tavşan yılı


 DEMİR-İZ(tomris)
 
Zaman zıplıyor,  zaman geriye fırlıyor, önce geçmişe savrulup sonra gelecek oluyor.
    Zaman göçüyor...
       zaman kayıyor...
M.Ö 7 .yüzyılda duruyor.
yer- maveraünnehir
  Geyik avlayıp, tavşanları yakaladığımız o güneşli, günlerin sonuncusunda; tavşan yılı, felaket, zorluk, kıtlığıyla çıktı geldi.

 Şaman ana ateşe üfledi, dualarını etti,

   Gök tengri oğlaklarımız kuzulasa ne olur!  Bu aylı güneşli ayaz hanımız, bu taşlı altayımız yeşerse ne olur. Oğlanlarımız kızlarımız büyüse, çağallansa, ne olur. Ak başlı dağlarımız soğuk üfelemese ne olur. Ölümsüz hayat diliyoruz. Sönmeyecek ateş, ocak diliyoruz.Yer üstünde, yüzünde ne kadar halk varsa, o kadar iyilik ver.Gök tengri sesimizi duy, bize kulak ver!

Davulu çaldı, çıngırağını çınlattı, al atını kurban etti.

     Kurt nefesli, dağ göğüslü, atam Alp-er tunga,   koyunlarımıza dadanıp, ağıllarımızı basan, beşikteki bebelerimizi çalan, o uğursuz parsı avladığında,  dedem korkut ona bi ad verdi, ona tunga dedi, parsın avcısı.

Alp -er tunga erlerin efendisi. Ak başlı atıyla çıktı geldi,

 dedi kİ; madem ki ben hakanınız oldum; ordumuz kargıları demirden bir orman, Gökyüzü otağımız, ve Gün ana tuğmuz olacaktır.

   Altundağ- gökyüzündedir, dokuz rüzgarın keşiştiği yerdedir. Kutsal canım, göğe uçunca; altundağ ancak o zaman ,benimdir,  ama demirdağ yeryüzündedir.
Yeryüzünde olan her şey, kişinindir, hepimizindirdiyip,
     Ordu yürütüp, gece gündüz yedi zamanda, susuzu geçti. Atını Persin üstüne sürdü.  Tavşan yılınnın 12. gecesinde başlayıp  20. gününe kadar  sürdü cenk.
Alp er tunga,  O yiğit bahadır, yürüyünce bozkır sallanır, konuşunca davullar çalınır sanır, alp er tunga sadece yiğit deil, ayrıca bilge,
  Tunga Alp Er Kağan ne diyor işit. Bak, gör, bilip söylemiş o bu öğüdü. İnsan kalbi ettir, bozulur gider. Ey insan, onu çok iyi kolla.

Kılıçı sert, kalbi  bahadır Tunga,

Yiğitce savaştı, persi yere serdi. Bir kısmını, da inci ırmağına döktü.

        Persin zalim hükümdarı, yenilmeyi hazmedemedi. Oğlu siyavuşa kötülük etti, siyavuş atasına öfkelenip persi terk etti. Türk yurduna sığındı.

 dedi ki; duydum Türk bilge bi hakan edinmiş. Bahadır Alp-er tunga, bana yurdunda yurt aç.
Alp -er tunga,  savaşcı siyavuşu dost bildi. Ona bi yurt verdi Siyavuş, Alp er tunganın küçük kızı  umayhatuna tutuldu. 40 gün 40 gece düğün ettiler. Ateşler yakıldı, kazanlar kaynadı, atlar, develer, koyunlar,  kurban ettiler. Tavşan yılının üçüncü ayında, uğursuzluk gitti, şenliklendi yurt.  Bozkurt bereketlendi.
    Milletin karnı tok, . sırtı pek idi. Alp-er tunga  halkın güneşi idi.
Güneşli güzel günler, uzun sürmedi .Zaman göçtü, siyavuş güçlendi, kurt oğlunu bacakları arasına aldı, ona atasının adını verdi, keyhüsrev dedi. Dedem korkut'un ona bi ad vermesine izin vermedi. Alp-er tunga töreye uymadığını duyunca öfkelendi. Öfkesi demir dağ kadar büyüdü, çoğaldı dinmedi sonunda siyavuşun başını aldı. Töremi kabul edip geldin siyavuş dedi şimdi ona karşı duramazsın!

     Siyavuşun canı göğe uçtu. Ama kara bi bulut yurdu kapladı. Umayhatun saçlarını kesti, yemeden içmeden kesildi. At binmedi, ava çıkmadı. Zayif düştü, oğlunu koruyamadı, kollayamadı. Kara haberi duyan pers atası, bi gece umayhatunun otağına gizlice girdi, kollarından oğlunu çaldı.Umayhatun böğürdü, elleriyle dizlerini dövdü. Saçlarını yoldu. Yüzünü yaraladı. Yavrununu kaybeden bi kurt gibi uludu. Ama fayda etmedi.


     Pers, sinsi düşman!!  Umayhatunun oğlunu, Alp-er tunganın torununu, çaldı,  siyavuşun tohumudur diyip, onu kendi tahtına oturttu.

   Sonra zaman durdu, akmadı, çağlamadı, Umayhatun hatun oğlunun çalınışının 40. gününde göğe uçtu, bulut çöktürdü. Henüz daha cahıllık müçesindeydi, doğumunun üstünden yirmi bahar geçmişti. Yuğ töreninde Alp- er tunga, O yiğit bahadır kükredi yemin etti. Gök tengri üstüne and olsun ki dedi; hain pers ülkeni yok edeceğim!

      İki ordu uçsuz bucaksız bozkırda karşılaştı. İnci nehri yine kana bulandı. Ölü ruhlar, gökyüzünü kapladı. Yenilmez yiğit alp-er tunga yine yenilmedi. Düşmanı topraga gömdü. ruhlarını göğe uçurdu.
Tam o sıra düşman aman diledi. Yiğit alp-er tunga; baş eğenin başı kesilmez dedi.

Uzattığı kolu tuttu.Düşmanın evine misafir oldu. Sunduğu kımızı içti. Al-er tungayı, oklarıyla öldüremeyeceğini bilen hain pers, onu bi korkak gibi zehirledi.Yiğitlerini kılıçtan geçirdi.

    Kara haber tez yayıldı. Türkün yurdu  karardı, yiğitlerin yüzleri sarardı. Gören gözleri görmez bilen akılları bilmez oldu.
 Şaman ana ağıtladı.
 Alp-er tunga öldü mü
ıssız acun kaldı mı
korkak öcünü aldı mı?
emdi yürek yırtulur
 deyip, ağlaştılar, yiğitler. Kızanlar, çocuklar, kuzular, ağlaştılar.  Ağıtlarını duymayan kalmadı, zamanı delip geçti, bi mızrak oldu geçti, bi kargı oldu deldi, ışıktan hızlı ilerledi, yok olup gitmedi demir gibi, ses güçlendi, bi yüzyıl, bi yüzyıl daha, zamanınnın saramalında ses döndü, durdu, yazıldı, okundu, kulaklara üflendi, taşlara kazındı.  Taşlar devrilince,  kağıtlara;  kağıtlar yakılınca,  zihinlere yazıldı. ses yok olmadı, şimdi ve daha sonra, sonsuz zamanda yol aldı.her şeyden önce ses var  idi.Ve ses bi yüzyıl sonra, küçük bi kızın kulaklarında patladı.


bi şahin oldum gördüm, bi kuzgun oldum gördüm, bi kurt oldum işittim onları..

Türkün yurdu atasız kaldı. Ocakları tütmez oldu, sürüleri başsız kaldı.Ta ki bi yüzyıl sonra,  pars yılının 9. gecesinde  dolunayın ışığı, yurda vurduğu, o ulu gecede, ateşe su döküp baktIı şama ana. Alp-er tungayı gördü. Ak başlı atını bozkırda dört nala sürüyor. O sırada gökten simurg inip kucağına bi bebek bırakıyor. Şaman ana muştuladı. Bu bir kız!! Bi savaşcı rahibe.
  Nihayet Alp-er tunganın öcünü, persten alacak bi can, düşüyor anasının bacakları arasından, düşer düşmez yapışıyor toprağa.
    Şaman ana ocakta ısıttığı kurtbaşlı demiri, bastırıyor, omzuna, tamgalıyor onu. Ne kadar büyüsende, kaybolsanda, çalınsanda , tanıyacaklar seni tomris diyor, demir-iz ... urukun prensesi...

ve üflüyorlar kulaklarına.

Könilik(adalet),
Ey Türk adaletten ayrılma!
Uzluk(iyilik, faydalık)
Ey Türk, iyilikten ayrılma!
Tüzlük(eşitlik)
Ey Türk eşitlikten ayrılma!
Kişikik(insanlık)

    Bi yüzyıl  sonra tomris ak başlı atının üstünde, arkasında  kargıları, demirden bi orduyla persin üzerine yürüyor. 7 gün 7 gece at sürüp susuzu geçiyor.

Ve güneş bozkırı terk edene kadar; pers ordusunu tıpkı büyükbabası alp-er tunga gibi,  tarümar ediyor.
  Ama hain bir ok altından zırhını delip geçiyor.Hünüz cahıllık müçesinde, henüz 17 sinde,  altından zırhıyla, o kutsal yuğ töreniyle, tıpkı atası gibi ağıtlarla, kurbanlarla,  gömülüyor. 

Zaman kayıyor, kutsal şehrimiz kumlarla örtülüyor, susuza dönüyor.

Kaydı zaman. M-S - 1969 durdu.

Buldum diye bağırdı arkeolog.

 Toz içinde, kurganına atlayıp. 3800 yüzyıl sonra seni buldum! Altın elbiseli adam! Nihayet seni buldum. Ama neden bu kadar küçük cüsselisin sen?  O bi adam değil  diye, haykırıyor kendine!!. o bi kadın!! savaçcı bi rahibe.!!
O bi kadın!
Zamanın perdesini aralayıp seslendim ona.

Uyan tomris, uyan demir-iz!
Artık zihnimdesin....
sonsuzlaştın...

Hamiş.: Isık kurganına bulunan altın adam, mumyasının aslında bir kadına ait olduğu iddia ediliyor.

Kaynak- Arkeolog  jeannine davis kimball(savaşcı kadınlar)


2 yorum:

doce dedi ki...

Tunga Alp Er Kağan ne diyor işit. Bak, gör, bilip söylemiş o bu öğüdü. İnsan kalbi ettir, bozulur gider. Ey insan, onu çok iyi kolla. süper ya

Nefer Neferteti dedi ki...

Bence de doce şirin:) ayrıca belirteyin, bu cümle alıntıdır. Birebir Alp-er tunganın cümlesi:)