Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

27 Şubat 2015 Cuma

MAVİ KuRT------BaLık yıIı----ULUU cILI


 Türk'ün Müslümle Vuruşması...     

Türk göçüyor..
Zaman göçüyor....
Önce geçmişe fırlayıp, sonra gelecek oluyor.
        Ötügen ormanını terk etme! vardığın yerde kanın su gibi akacak; kemiğin dağ gibi yığılacak! Bey gibi oğlun kul olacak, temiz kız çocuğun cariye olacak!
 Böyle bağırdı zamanın sarmalında dönüp duran ses!!
    Atam kültiginin sesini duymadık, törelerini hiçe saydık;  çünkü aç kaldık, açıkta kaldık...
 Bi yüzyıl yürüdük..
Bi yüzyıl daha..
Güneşin doğduğu yerden öldüğü yere kadar, bi nehir gibi aktık.
 Zamanda yol aldık,
  göçtük, savaştık,  çoğaldık, azaldık,öldük, öldürdük .Düşman sadece kişi değildi, soğuk düşmandan fena idi, fırtına, yağmur,  açlık ve tanrının gazabı gibi  hastalık, herkese ve herşeye rağmen, yine de yok olmadık,  yürüdük, durmadık.

      Ve sonunda, uçsuz bucaksız bi duvarla karşılaştık. Demirkapı diya bağırdı atlılar!!!Güneş arkasında öldü , saklandı. Güneş gitti; biz öylece kalakaldık, görülmedik, geçit vermez karanlık dağlar gibi dikildi karşımıza!  Hiçbir kılıcın işlemeyeceği  kadar güçlü, mızraklarımızın delemeyeceği kadar sağlam ve oklarımızın ulaşamayacağı kadar yüksek ve sonuna varamayacağımız kadar uzun!

Biz durduk, oba durdu, yaşam o vakit durdu.Bi yüzyıl sonra ilk defa durduk.

 Atam, ağam, gardaşım, garındaşım, Teoman, buyruk verdi.
 Ey halk toplanın dedi.
Kadınları, adamları, kocamışları, oğlanları,  köpekleri, kızanları, atları, ruhları, toplayın dedi.

Sonra geldi, hepsine teker teker sual etti.

Demir kapıyı aşan yok mudur?  Sesi gürledi, çaresizleşti,  kalabalıklar sessizleşti, sessizlik, çoğaldı eksilmedi.
Bi şahin oldu,   kondu omzuma!

Gökbörü  dedi, demir kapının arkasında ne var?
Gök tanrının bize vaaddettiği topraklar ordadır kesin.

  Demirdağla, kuşanmış yurttan, Ergenekondan, senin kutsal anan bizi çıkarma dı mı?

  Bilge Kaanın ruhunu çağır sor, atalarımızın ruhlarını çağır sor, seninle konuşurlar, demir kapıyı açmanın bi yolunu bul; çıkar bizi burdan,  Gökbörü! dedi.

Vaktimiz azaldı, karanlık güneşi kapatmadan...

Biz kırkyıl duvara baktık, öylece baktık!

Toprak çatladı, ağladı, gitme vakti geldi çattı, otlaklar kurudu.

     Ve o gece, ulu atam, bilge atam, dedem korkut, geldi oturdu rüyama. Gök tengrinin suları nasılda çağlıyor dedi. duymuyor musun sesiini?
     Daha hiç bi şey yokken, Tanrı Karahanla su var idi.Karahandan başka gören, sudan başka görülen mevcut değil idi. Karahan yalnızlıktan sıkılıp ne yapacağım diye düşünüverdi .O vakit su dalgalandı. Sudan Ak-ana çıktı. YARAT dedi! YARAT! YARAT!!!

 O vakit bildim diye bağırıp ter içinde uyandım!!!

Sarı ırmak!!!

  Soluğu, Hakanım, ağam atam, garındaşım, otağında aldım ve bağırdım dedim ki ; bi yolu var bu duvarı delmenin bi yolu var!!!.Karahanın nehrini gösterdim ona, nasılda öfkeyle akıyor gördün mü?  İdil, diyorlar ona, onun suyu güçlü, bizim oklarımıdan, kılıçlarımızdan, tannın gazabı saklı o suda. onun güçü bizim güçümüz olsa; nasıl dedi?
 Suyun gücünü alacağız dedim. Yine mi diye bağırdı, öfkeden gözleri büyüdü,  kızardı!

 Sen küçük bi yavru kurtken bozkırda; o karanlık fırtınalı gecede, göktengrinin ışık kılıçını çalmaya çalışmasaydın, belki de....öylece öfkeyle baktı bana...

  O yıldırım gökten bize Tengrinin armağanıydı Teoman dedim!  gazabı değil!!!Onun ışığını saklayabilseydik, onun ateşini koruyabilsek bi yüzyıl aydınlatırdı bizi! geceleri bile belki de! ondan güneş yapadık!! ondan bi ay yapardık.Geceyi gündüze çevirirdik.

   Kutsal ağacımzın dalları göğe uzandığında, yıldırımın ateşi, yüce başını, saçlarını yakıp kül edecekti, at kıllarından kalın ipimi geçirip boynuna, diğer ucunu, da geçirdim topraga, böylece ateş toprağa aktı!Toprak ana bağrında saklar ateşi, toprak, bütün ateşleri söndürür!!dedim.

Gök Tengriyi kızdırdın, Gökbörü!! üstümüze ölüm yağdırdı! Kutsal Yer-su ya saygı duymuyorsun!!!Yıldırımları  yakalamaktan, tanrının kutsal suyunu, hapsetmekten vazgeçmelisin! yeter!! diye bağırdı kükredi. Hanımı,  banuçiçek, elini tuttu, omzuna dokundu, söz aldı dediki; Teoman, sen Türkün hanı, ben de senin Hanınım,  denemesine izin ver.!!

  Yoksa zaman, halkımızı, öldürecek, adlarımız, önce taşlardan, sonra yer-sudan silecek. Savaşmadan halkın yersudan yokolup, gidecek. Oysa tanrı gibi, zaman gibi ölümsüz olacak Türk! 
Gördüm,
 bildim
 bi şahin oldum gördüm, bi bulut oldum gördüm, bi yıldız oldum gördüm, bi kurt oldum işitttim onları...

      Ben mavi kurt; halkımı topladım kırk yıl kazdım, kazdırdım, kutsal suyun yolunu, duvarın en zayıf noktasına çevirdim. Atlarımız öldü, öküzlerimiz, kişilerimiz öldü, ölülerinimizi gömmeden,  kazdık.Kırk yıl kazdık ve nihayet, gök tanrı sesimizi duydu; çabamızı gördü, fırtına dindi.  Balık yılının, beşinci aynının onuncu gününde, bentleri açtım, Bentleri açmak için kutsal ağaçın 40 kızından 40 oğlanınıdan gönderdim.  Cesaretleri yürekleri kadar büyüktü. Öfkeli tanrının gazabı gibi aktı su, bağırdı, ağladı, çağladı, 40 kızın 40 oğlanın canını uçurdu göge o an;   çarptı duvara, aktı su, çarptı duvara. Demir duvar zayıfladı, incendi hastalandı .Büyük bi cehennem gümbürtüsüyle çöktü sonunda. sular özgür kaldı ve işte uçsuz bucaksız verimli topraklarrrrrrrr, göz alabildiğincee yeşil, göz alabildiğince  bereketli , herkese yetecek kadar, otlak var diye bağırdım!

 başardık!!!

      Sevinçli, mutlu günler, uzun sürmedi. Balık yılının, onbirinci aynın beşinci gününde,  bi adam kocaman ordusuyla dikildi karşımıza. Ben halife harun reşit  dedi. Bu topraklar benimdir. kocaman gözlerimi açıp baktım onlara, bu kadar geniş, tanrının toprakları sadece 1 kişinin olmaz dedim.
 Ben Gökbörü  ukokun prensesi. Tanrının topraklarını bölüşmeliyz ! halkım aç, susuz, atlarmız zayıf düştü, bu otlaklar bundan böyle Türk'ündür dedim!!

     Bi kadını, karşıma kişi diye almam, konuşmam, sözüne kanmam dedi.Kadın m.kmek içindir geceleri yatağımı ısıtmak içindir. Ve zamanı gelinde soyumu sonsuz kılmak içindir.
 Duydum ki dedim; müslüman bebeyken oğlanların m.kini kesermiş,.Şimdi  kalan m..kini kesip ağzını tıkayacağım  kİ; konuşmadan önce, düşünmeyi öğrenesin Halife!!!

 Bi kahkaha atıp, öfkeyle baktı, bana; Ordunu kılıçtan geçirmeden, bu savaşası kazanacağım dedi, seni de günde beş vakit Allahın emri ile m..kecem!

Gök Tengriye and olsun ki dedim; töreni yöreni yok edeceğim!

   Böyle başladı zulum...

Hiç yorum yok: