Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

30 Kasım 2014 Pazar

SerbeST PiYAsAda SuÇ VE CeZa!!

Sol duyumun dediğidir  

  Raskolnikovu bilir misiniz? O bi insancık..Zavallı ezik raskolnikov.  Bilmeyenler için özet geçeyim, tanrı dosteyevky yarattı onu, 1800 rusyasından, hukuk öğrenimini tamamlamak için, faizci ev sahibini öldüren, ama vicdanını öldüremeyen, iyi yürekli bi katil! İstediği tek şey, iyi bir avukat olup, suçluları hapse tıkmaktı ama gelin görün ki, Sistem onu katil yaptı!! bakınız nasıl?suç ve ceza! okunası kitap!okuyun! okutun! ha ha...çok hoş.)

  Ama efendim mevzu o deil; bakın mevzu ne.
     Serbest piyasanın görünmez eli; öncelikle keselere girip, parayı  fakirden alıp,  zenginlere aktararak, sermaye birikimi sağladığında, "ben zenginleri severim" "para parayı çeker" gibi seksenlerin, serbest piyasa atasözlerinin doğmasına vesile oldu. Tombik Özalın öğretilerine alkış tuttuğumuz zamanlardı o zamanlar valla. Bireyin aç gözlülüğü pekiştirilerek, verimlilik max. edilebilirdi. Bu doğruydu,  ayrıca,  devlet hantal koca g.tünü yaymış sürekli bi obez tavrıyla hareketsizleşmiş ve tabiri caizse üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi  durup bekliyordu.Bu durumda elbette, ağırlıkları atmak, devleti küçükltmek mantıklı bi davranış biçimiydi. Ama gelin görün ki; devleti küçültmeyi, devleti yok etmek olarak algılayan zihniyetin peydahlanacağını tahmin edemedik :)) zonnk!!!
 "Devletin malı deniz, yemeyen domuz" cümleleriyle,  sağdan soldan devlete saldıran,  parçalayıp yiyen leş kargalarının engellenemez çoğalışına da bi dur diyemedik.

   Artık devlet, bütün kalelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış bi hale geldi ve güvenliği bile serbest piyasanın salınımına bıraktı. Bakınız nasıl?

     Şehrin varoşlarında oturuyorum azcık:) Mahallede delükanlının biri elinde bi bıçak bağırıyor.Belkide silahda  oalbilir.Polis çağırıyorum.Karakol bi sokak yakında. Polis bi süre sonra, geliyor zırhlı filan, apartamnın merdivenleri altına saklanmış. Olay bitmesini beklemiş belli.Bittikten sonra, olay yerinde.Bu davranış biçimini bilmeyen yoktur herhalde. Suç, serbest piyasanın kollarına bırakılmış durumda, güçlü tarafın kazanması bekleniyor. Sonuçta cezanın verilmesi aşamasında da yine aynı kriterler göz önünde bulundurulacak.Münevverin karabulut cinayetindeki gibi; kızı testereyle parçalayıp bi valize koyan, fakir olsa canilikle suçlanıp o vakit hapse tıkılacak olan, zengin katil, sadece bi adam, Uğur Dündar sayesinde tutuklanıp hapse atıldı hepimiz gördük.maalesef:(

    Durum sadece polisle ilgili değil tabi; durumun en vahim kısmı , okullarda güvenliğin de salınımı bırakılması. Küçük okul kavgaları, öğretmenlerin müdahalesiyle, çözüme kavuşturulurken şimdi, öğretmenlerin herhangi bi müdahalesi, "öğrenciye şiddet" kavramı altında değerlendirileceği için, okula polis çağırılıyor. Bu durumu fark eden, öğretmenler tıpkı polisler gibi, öğrenci kavgalarına müdahale etmeyip, izleyici konumlarını koruyorlar, kavga bittikten sonra, serbest piyasada, sağ kalanın cezası verilirken bile, piyasa kriterleri göz önüne alınıyor.
   Dövülen  ve dövülmesi sırasında öğretmenlerin de hiç bi şey yapmadığını fark eden, öğrenci, tlf.yakınlarına genellikle, babasını çağırıyor. Baba, elinde sopasıyla ya da belinde silahıyla yada arkadaşlarını toplayıp okula dalıyor.Diğer öğrenciyi yakalayıp bacağını kırıyor:) cezasını kesiyor:)))Ayyyy izle sen cümbüşü!!! ha ha..çok hoş.)

    Böylece serbest piyasada suç ve ceza dengeye gelmiş oluyor!! Bi nevi doğal seleksiyon kuralları devreye giriyor:) Bırakınız yapsınlar bırakınız m..ksinler felsefesi kazanıyor! alkış!


Bu anekdot da kim suçlu peki?
Kavgaya müdahale edince cezalandırılan öğretmen mi?
Okula zamanında gelmesi mümkün olmayan polis mi?
Oğlunun tekme tokat dövüldüğünü haber alıp, okulu basan veli mi?
Yoksa okul güvenliğini okul idaresinin elinden alıp, okula, polisi sokan, kanun koyucu mu?

 Canım yaaa...kanun yapıcı, azcık dikkat, kanunlar domino taşları gibidir:)birini devirince kaç taşın yerinden oynayacağını, sonuçlarını azcık hesap et, nasıl bi angutsun sen canım yaa... cık...cıkk..hiç hoş deil.:)
Okudun mu? Afiyet olsun:) Alttaki, reklamı tıkla layk niyetine çok sevap valla:)

14 Kasım 2014 Cuma

Stalinin TAVUĞU ve MaDENCİ TaVUKları


  Solduyumun dediğidir

Böyle buyurmuş Stalin:)) 


    Bana derhal bi tavuk getirin!! Emir derhal yerine getirilir ve tavuk Stalin’in eline verilir. Stalin adamlarının gözünün içine baka baka başlar tavuğun tüylerini canlı canlı yolar. Sonra da, feryadına aldırmadan tüm tüylerini yolduğu ve cascavlak bıraktığı tavuğu odanın ortasına salıverir .
“ – Şimdi dikkatle izleyin tavuğu ‘’ der. Bakalım nereye gidecek?
Zavallı tavuk bu azaptan kaçıp kurtulayım diye can havliyle dışarı kaçar,

Soğuktan tir tir titrer. Masaların altına girer, duvar diplerine koşar teleksiz, tüysüz vücudu kanatları yara bere içinde
kalır... Şömineye yaklaşır tüysüz derisi kavrulur... Tavuk çar naçar biraz önce tüylerini yolan Stalin’in bacakları arasına
 girip sığınır. Stalin cebinden bir avuç yem çıkarıp birer birer tavuğun önüne atar. Stalin’in elinden yemlenen tavuk artık
 o nereye yönelse ardından gider.

“- Gördünüz mü? Halk dediğiniz topluluk bu tavuk gibidir. Tüylerini yolup al ve serbest bırak. O zaman onları bir avuç yemle yönetmek mümkün olur.


Flaş! Flaş!!


 Kömür madeninde galeriyi su bastı. Olayda 18 işçi mahsur kalırken, 8 işçi ise kaçarak kurtuldu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, “Bu acı çekilecek gibi değil. Artık bir çözüm bulmalıyız. Ocağı kapatacağımız zaman  50 işci gelip bizden kapatmamızı rica ediyor!dedi.

Ne yapacağını şaşırmış tüyleri yolunmuş, madenci tavukları Bakanın bacakları arasına sığınıyor::((


Altında bir tarih-m-s-2014-
Yer: Türkiye
Kaza ve Kader devam ediyor:(((


 Neferteti mazlum halkını selamlar