Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

10 Ocak 2014 Cuma

AHLAKsız RahiBE:)))))


Solduyumun  dediğidir

       Teori, pratiksiz kaldığında bi hiçtir. Eylemsiz bi düşünce gibi. Düşünce eylemle hayat bulmuyorsa, ölmeye mahkumdur:) Bence öle valla:))
 Ama efendim mevzu o deil; bakın mevzu ne:)

     Etikcilerin peygamberi aritotalesten bu yana ahlak; insan olmanın erdemlerinden biri olarak kabul görür.Bence ahlak; aynı zamanda insanın Tanrıya hayvan olmadığını ispat etme çabasıdır:)

 bab-1 -beşinci kitap-neforizmalar

 Bizleri hayvan olarak yaratmış olabilirsin; ama and olsun kİ; bizler değiştik, evrimleştik artık onlardan değiliz

   Fakat gelin görün ki, ahlak felsefesi  hızlı bi ivmeyle irtifa kaybediyor:)
Ahlaksız bi rahibe bu duruma dur diyene kadar:)) Nası peki? işte böle:))

  Zavallı  rahip  her gün şehrin meydanında vaaz verip insanları kiliseye davet eder.Ama rahibin vaazlarına aldırış eden yoktur. Rahibe teresa bu duruma bi son vermeye karar verir. Pazar yerinde vaaz vermek yerine  uzun entaresini kaldırıp işveyle "peşimden gelin der". Elbette  peşine bi sürü erkek takılır. Kiliseye varınca rahibe onları sıralara oturtur.
  Ve şöyle der:) "Tanrının evine hoşgeldiniz" -başka bi amaç için buraya geldiniz biliyorum,bense sizi kandırdıım:))) ama şeytanda sizi doğru yoldan çevirmek için türlü oyunlar oynamıyor mu?-Bense sizi doğru yola çağırmak için küçük bir oyun yapmışım çok mu?
Kalabalığın bir kısmı küfürler savurarak kiliseyi terk eder.:) Büyük bi çoğunluğuysa kalıp rahibeyi dinler:)

Böylece düşünce, eylem geçti.)))

hamiş:) Bunları ben  şeyimden uydurdum:)valla:)olsaydı ne olurdu peki? Ahlakı korumak adına ahlaksızlık mübah mıdır?bu bi muamma:))
ha ha..çok hoş.)

3 Ocak 2014 Cuma

YOL-SUz:))) icraatın İçiNdEN

Solduyumun dediğidir:)
 Yol yapan yolsuzlar:)
    Ne zaman tvde bi yolsuzluk haberi dinlesem tombik özal düşer belleğe:)))semrasıyla ele ele, bu ülkeyi küçük amerika yapacağım replikleri ve işaret parmağını ekrana sallayarak konuşan halleri:)
    Ama efendim mevzu o deil bakın mevzu ne.)80 sonrasında 24 ocak kararlarıyla birlikte Türkiyenin, ekonomik sitemini değiştirip, ithal ikameci politikalardan vazgeçip, serbest piyasa ekonomisine geçişin kapılarını araladı. Artık mazlum ülkem ürettiğini tüketmeyecekti. Üretmediğini de tüketme hakkın sahip olcaktı ki; bu kısaca borçlanarak büyüme modeline geçiş demekti.:) Aslında bu model,eğer sistem oturmuşsa borçlanarak ev sahibi olmak gibi bişeydi.))hımm..mantıklı:)))
   Serbet piyasa ekonomik sistemine büyük adımlarla dalan özal, gerçekten büyük bi değişime cesaretle saldırmıştı. Ancak,bazı kavram karmaşaları oraya çıkıyordu. Malzum ülkemde serbestlik, özgürlük kavramları doğru bi şekilde algılanmıyordu.
:))serbestlik ve özgürlük kuralsızlık olarak algılanıyordu:)niye peki?
İrdelememiz gereken bi konu da bu:)
     Özalla birlikte ormana telefon gelmişti. Devlet bedava telefon dağıtıyordu. Bizim için inanılmaz ama gerçek bi olaydı bu:))) İcraatın içinde programını hiç kaçırmayan büyük ağaçla, mecburen özalı dinliyor ve izliyorduk. Parmağını bize sallayarak şöyle diyordu. Elektriksiz köy kalmadı!!!. Doğru da diyordu.Ama bunun yanında, icraatları son hız devam ederken, "benim memurum işini bilir" gibi repliklerle memura zam vermeyip artı parayı illegal yollardan tabiri  caizse serbest piyasanın vahşiliğine bırakıp rüşveti legal ya da  ahlaki kılmasa bile en azından ahlaksızlık kategorisinden çıkarıyordu.
   İcraatın içinden programlarında yaptıkları icraatları anlatırken bu arada oğluna illegal yolardan TV satın alıp kurduruyordu. Kanunu, eylemleri gerçekleştirdikten sonra çıkararak, kanunsuzluğu legalleştiriyordu. Semra hanımın papatyaları da cabası:))

    Velhasıl, sürekli, Türkiyenin çehresini geliştirip değiştirdiği gerçeği vurgulayan bu adam icraatlarının karşılığında yaptıkları yolsuzlukları görmezden gelmemiz gerektiği alt metnini giriyordu:)))
      Tıpkı yazımın başlığındaki gibi, YOL-SUz verdik diyordu bunun yanında şuncacık çalmışız suç mu?
 İşte bugün olan biten de budur:)))aynı felsefe aynı tarih tekerrür ediyor:)
      Başka bi adam şöle hömkürüyor ekranlardan, Marmarayla istanbulun trafik problemini  çözdük, enflasyonu tek hanelere indirdik :)))Oğulcağazıma bi filo kurdum çok mu?
Ama mazlum halkım özalı sandığa gömdü:))
  Şimdinin sonucunu ne olacak peki:)Mazlum halkım rüşveti ve yolsuzluğu ahlaksızlık kategorisinden çıkaracak mı?
   Bekleyip göreceğiz:) ay çok heycanlı:)) valla:)))ha ha...çok hoş.)
Neferteti mazlum halkını selamlar