Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

24 Nisan 2014 Perşembe

DüŞünen KaDın



Sol duyumun dediğidir


             Ne yapıyorsun küçük kız?Düşünceye yeni şekiller veriyorum, zaman karşısında yok olmasın diye;  böylece  Atatürkçü düşünce, eskimeyecek sürekli yenilenecek, zamanı ve çağı doğrulayacak, onu göğsümde taşıyorum,  gerektiğinde saklıyorum. Onu yok edemeyecekler, eskimesine ya da yok olmasına izin veremem!

O sabit bir taş değil, heykel değil, o zamanda yolculuk eden bir enerji bir ışık. Anlayabilsen keşke.

          Efes harabelerinin, en büyük kütüphanesi,   köle doğup sonradan, bir kadın tarafından özgür bırakılan bir adam tarafından yaptırılmıştır. Ve şöyle yazar tabletinde, bana özgürlüğümü veren kadına.

Neden  bi köle o kütüphaneyi yaptırmış peki? Anlatmak istemiş bence, zamanın yolundan geçecek olan herkese.

         Çünkü özgür doğanlar, köleliğin ne demek olduğunu bilemez;  köle doğanlarsa özgürlüğün ne demek olduğunu. Kim bilebilir peki; bu ayrımı kim yapabilir? Köle doğup özgürlüğünü satın alanlar elbette, Bi avuç biz.O kadar azız  ki.

   Yine de bıkmadan usanmadan,  özgürlere köleliğin ne demek olduğunu anlatıyorum, kölelereyse özgürlüğün ne demek olduğunu;  ve her şeyden çok ve her şeyden önce, bana bu düşünceyi veren, insanlaşmamı sağlayan, her şeye ve herkese rağmen vazgeçmememi öğütleyen,  düşünceyi koruyorum. Bu bi bayrak yarışı. Artık  düşüncenin bayrağı bende. Tuttum asla bırakmam!! Tuttum onu bırakmam!!

Bana özgürlüğümü veren adam!

Resmini bi yar gibi, göğsümde taşıyorum,

Adını bi mıh gibi aklımda tutuyorum.

 Neferteti mazlum halkını selamlar

Hiç yorum yok: