Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

4 Mart 2014 Salı

YeLLoz PArİS:))




       Yediğin içtiğin senin olsun dedi şirin;  gördüklerini anlat!


Kimi yükseklerden uçuyor dedim,

Kimi gerçeklerden kaçıyor
Kimine bir haller oluyor
kimi hep bir şeylere takıyor
Kim kimi densiz kimi den'li
Açıyor gülleri birinin
Açıyor gülleri
Çalıyor zilleri birinin
Çalıyor zilleri
Etekleriiiiiiiiii

Hep aynı aynııııııı
Yarısı bayatttttttttt
Hep aynı aynııııı
Yarısı hayattttttttttttttttt
anlatt anlattttttt
Nazan ablamın türküsü dudaklarımda başladım anlatmaya:) bismillah!!
      

    Paris soğuktu, soğuk ve yabancı, her an arkanı döndüğünde seni hançerleyecek iskandinav güzelleri gibi gülümsüyordu. Sadakatsiz, kötücül , sarhoş, ayyaş ve güven vermez bakışlarıyla, çirkini, güzel diye satan en büyük kapitalistin köpeği olmuştu:))) Durmadan uluyor  ve herkes ne hoş bi şarkı bu diye onu alkışlıyor))
    Tüm rakiplerini yok eden bi tanrıça gibi, güzelliğin monarşisini ilan etmişti. Artık her yaptığı en güzel, her adımı en doğruydu. Her hareketi bi alkış tufanıyla karşılanıyordu. Tüm enler onda toplanmıştı. En doğru, en güzel, en estetik artık oydu:)
Fakat yetmiyordu!

      Enler denizinde boğuluyor, güzelliğin rutinliğinden sıkılıyordu. sevişeceği, savaşacağı bi düşman arıyordu.
   Bu teklik bu monarşik yalnızlık onu sinsice öldüyordu. Böyle sıkıcı ve destansız bi ölümle hayatının sonlanacağı düşüncesi hele...
        Sonsuz süren aramalarından sonra nihayet uğrunda savaşılacak ve ölünecek bi düşman buldum diye bağırdı Paris:)---İstanbul---
    Sislerin arasında gördü onu ilk. Çırılçıplaktı.Denizin üstünde yüzüyodu. Varlığından şüpheye düştü sonra, bi varmış bi yokmuş oluyordu. Binbir gece masallarından fırlamış, mişlı geçmiş zaman  kıvamında..)Adını bile bilmiyorum daha diye mırıldandı. İstanbul diye bağırdı fırtına tanrısı çekerken şimşekten kılıcını, onun adı; İstanbul! Savaşmadan sevişemezsin!!!! ha ha...çok hoş.)
   

Hiç yorum yok: