Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

28 Kasım 2013 Perşembe

SeÇilMiş DİKtaTÖR :)

DeMokRASİ     İkLİMleRİ :)

    Gelişmiş ülkeler başkan seçer; üçüncü dünya ülkeleri, diktatör. Neden peki?
 İrdeleyeceğimiz cümlecik bu:)))
      Dünya denen sihirli kürenin, yuvarlağının her bi tarafında farklı iklimler görülmesine rağmen,insancıklar tüm bu farkındalıklara, göğüs gerip, bi şekilde hayatta kalma mücadelelerini kazanmayı başarmışlardır. 
   Farklı iklimler,  insancıkların yaşama biçimlerini,  hatta inanç ve hayata bakışlarını etkilemiştir. İnsancıkların, inanç ve yaşam biçimlerini belirleyen hal, tavır ve davranışlarına kısaca "sosyal iklimler" diyecem:))))  Sosyal iklimler bazen toplumlarda fırtınalara, bazense tsunamilere yol açar. Küçük bi dalga şeklinde oluşan bi sosyal patlama, misal bir seyyar satıcının kendini yakması gibi fevri bi davranış, zaten toplumun çoğunluğunda mevcut olan baskı,sıkışmış gazı ortaya çıkarır ve toplum patlaR!! bing boonnnng:)) 

      Ama efendim mevzu o deil.) Bakın mevzu ne. Demokrasiyi doğar doğmaz beşiğinden almamıza rağmen, bizim iklimimizde niye yeşermiyor? Bunun nedenini size küçük anekdotla anlatacağım:)

   Dolmuştayım, şoförle arkadaşı hasbihalde. Şoförler odası başkanlık seçimleri konuşuluyor.

-Mehmet abi çok iyi adamdır valla:)
-İyidir, kimsenin kalbini kırmaz ama abi cıkkss....ondan başkan olmaz ben diyim sağa.
-Niye olum yaa...
-Geçen p.ç ekrem durağın camlarını indirdi ne oldu?
-Hiç bi şey. 
Bize şöle hött dediğinde milletin korkacağı bi başkan lazım. Misal Ahmet abi olsaydı.Vurduğu gibi masaya yumruğunu, hah! hizaya gelir herkes. Biz de işimize bakarız valla abi; benim oyum Ahmet abiye.

          İşte bizim meselemiz bu:)) Bu ülkede uçan Hollandalılar yaşamıyo maalesef.:)) Gelişmemiş çoğunluk, şiddet şiddetle bastırılır felsefesine sahip :)Bu yüzden diktatörler seçerler ve şiddete saygı gösterirler.Ve işin kötüsü seçilenler de bunu farkındadır. Maalesef.:(

Neferteti mazlum halkını selamlar.



15 Kasım 2013 Cuma

SOSyal DevLET ÇÖkerKEN! FORMa VE EşitLİK

Solduyumun dediğidir

   Ben kuşlardan da küçükken, şekerli ekmeğimi kemirip, sümüğümü emerken, bayrağa koşacağım, siyah önlük-beyaz yaka takacağım o muhteşem günü sabırla, itikatla beklerdim.
    Ormanda, pamuk prensesin etrafında yedi tane küçük cüce:))) Siyah önlük giyinmiş, mavi şirinler:))
Neden siyah! Neden bu kara, ruhumuzu boğan yaralayan bi renk, çocukların üzerinde diye çemkirmeye başladıklarında artık büyümüştüm. Siyahtı çünkü, kir göstermiyordu. Haftada bir banyo yapan bizim için mükemmel bir renkti. Valla ha ha...çok hoş.)
  Artık önlükler mavi olacak dediklerindeyse gülümsedim:))İşte dedim, şirin rengi.))Önemli olan ne renk olduğu değil, şirinlerin eşit hissetmeleridir. Mavi, siyah, kırmızı...ha ha...çok hoş.)
    Zaman aktı, zaman geçti zaman şimdi içinde...
 Özgürleşin zılgıtı altında, kuralsızlığı, özgürlük diye belleyen, bir guruh, artık şirinlerin forma giymemesine karar verdi. Elbette bu kararın altında yatan gizli gerçek, müslümün, küçük kızlarını okula gönderirken, günahkar kıllarını örtemebilme gerekçesiydi. Eğer forma kalkar serbest kıyafet kanunlaşırsa artık, müslüm küçük kızların saçlarını örtüp, herhangi bi er kişinin onlardan tahrik olup, günaha girmesini engelleyecekti. Bu karara sonuna kadar destek veren, özgürlükçü abilerin, ablaların ki; hayırlı solcu diyorum onlara;  gerekçesi başkaydı. Bi sohbet esnasında, lise yıllarında acımasızca, forma giymeye zorladıklarından yakınan er kişi, artık kendi oğlunun polo gömleği ve dockers kazağıyla okula rahat bi şekilde gidebilmesini, özgürlük penceresinden bakıp alkışlıyordu.Kıyafetin bilimle, bilgiyle ne alakası var diyordu. Oysaki, öğrenme tamamen psikolojik bir olaydı ve o bunu farkında bile değildi.Ama konuşuyordu, her şeyi bilir gibi konuşuyordu.
  Aynı zaman hattındaydık er kişiyle neredeyse. Ama nasıl oluyor da tamamen zıt düşüncelere sahip oluyorduk?  Önlüğümü seviyordum ben. Aynı önlüğü 3 yıl giydiğim için rengi siyahtan azcık laciverde dönse de. Açık siyahtı sonuçta:)Ve yavaş yavaş anlıyordum, farkındalığın nedenini. Biz eşit değildik.Hiç bir zamanda  eşit olmadık. O kastın tepesindeydi, bense dibinde. Ama okul, bizi eşit olduğumuza inandırmıştı sadece:))Bu inanç beni büyüttü. Güçlendirdi.
      Biz çıkmıştık, ama şirinler ormandaydı hala. Ve herkes susmuş bu özgürleşme adı altında pompalanan, eşitsizlik gerçeğini küçücük beyinlere bir virüs gibi sokuyordu.
   Biri buna dur demeli. Kim dur diyecekti peki? Kim bu yanlış diyecekti ? Doktor Ahmet'in oğlu mu? Avukat Pelinin kızı mı? Ben tabi ki; ben bir tanem. Hurdacının kızı.Ve benim gibi yüzlercesi.
 
 Neferteti mazlum halkını selamlar

10 Kasım 2013 Pazar

KaSIMda YAS başkadır :(

Sol duyumun dediğidir
   
 Ben kuşlardan da küçükken, her sabah erkenden kalkıp ormandaki ağacımın kollarına koştuğum da, uzaktaki tepede dalgalanan ay-yıldızı bakardım. Ona koşacağım günleri sabırla sayardım. Bıkmadan usanmadan her sabah...

Bayrak neydi?
Senin için bez parçası, senin için don kumaşı
Benim için kutsal.
Sisli bi sabahında ormanda, 
tırmanıp en uzun ağacın kollarına,
 bayrağa bakmadın ki.
Özgürlük O!
bir insanlaşma biçimi.
Adalet O!
bi eşitlenme biçimi
Hala daha onun bakıp gözlerimin camlanışı bundandır.
Ve var oldukça benliğim
kutsal bi kitap gibi, alnıma koyup, 
üç defa öpeceğim.
       Ve o gün, yağmurlu bi sabahında ormanda, tırmanınca  ağacımın kollarına, bayrağı göremedim. Sis de yoktu üstelik. Parlak bi sabah ve bayrak yok! İnanılır gibi değil!
 Gidip bakmalı mıyım? Çok uzak...hem küçüğüm:(Doğumumun üstünden altı bahar geçti daha:(
Abla şirine koştum hemen. Bayrak yok dedim, sesim içime kaçarak!!Bayrak yok:(( Biri onu çaldı mı? 
Çalmak mı dedi gülümsedi:(((Kimse onu çalamaz, onu koruyorlar,  küçük şirinim:). Atatürk öldü.Bayraklar yarıya indirildi, ondan göremiyorsun. Beyaz yakalarımızı çıkardık, yastayız. Hımm...dedim kendime. Atatürk!! adını biliyorum. Bayrağı dağlarımıza asan adam, annemi ,ninemi insanlaştıran adam.  Bayrak-adam:)
 Atatürk ölmesin, dedim sessizce,  sesim içime kaçarak, bayrağı göremiyorum.:(
Onu görmeden, ona bakmadan asla başaramam.
Bayrak-adam ölmesin:(
Atatürk ölmesin:(