Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

30 Eylül 2013 Pazartesi

kEZbaN pARİSte dEĞil:)))LizBON da:)

        LizBonun yolları taştan, sen çıkardın beni beni baştan, türküsü dudaklarında, uzağaaaaaaaaa çok uzağa
gitmenin dürtüsü damarlarında vira demirrrrrrrrrr Lizbonnnnn:).

   Nerden çıktı bu lizbon sevdası demeyin, hedef sapması yaşadım azcık:)) Amaç Londrayı görmekdi ama, kıl ingilizler şengenimi kabul etmeyip ayrıca vize istedikleri için cıksss...ingilize atar yapıp, hıh! Londraya mı kaldım o dem, çeker giderim Lizbona repliği yaptım valla:))

    Portekizli denizcileri hep merak etmişimdir oldum olası:)) onları çok özel sözcüklerle tanımlamak istiyorum; bu nedenle onlara hımm...ne desem:)) şeyy...dünyanın kaşifleri cıkss..." yeni dünya mucitleri "diyecem valla:))

    Lizbona düşer düşmez, Lizbon sahillerindeki bu bi avuç adamın heykellerine göz attım önce  İlk denize açıldıkları yer...zaman kayması yaşıyorum oraya bakınca bi an. Bi avuç adam mahşeri bi kalabalık, bi bilinmeze yolculuğun heyecanı, korkusu, cesareti, insancıkların yüzüne sinmiş:)her kafadan bi ses çıkıyor. Sesler birleşiyor sonra, kalabalık uğuldaşıyor.
Apollo, uzya fırlatılıyor sanki, "yeni dünya kafişleri" uzayın derinliklerine yol alıyor.Dönecekler  mi ???bi umut belki...ha ha...çok hoş.)
  Döneceklerrrrrrrrr, al kırlaraaaa, bozkırlaraaaaaaaaa, güneşi sunacaklarrrrrrrr, yancaklar ama bi daha yalnız kalmayacklarrrrrrr...ne hoş sölerdi Ahmet abim valla:)))

Neyse efendim mevzu o deil, bakın mevzu ne:)
   Ormandan istanbul'a uçmuşuz, gecenin bi vakti. Sabaha kadar havaalanında pinekledik tabi. Hava alanı sürüngeniyim hımm..bu tabir çuk oturdu. Yorgunum, uykusuzum... Atatürk hava alanın koca mescidinde namaz kılarken uyuyasım geldi valla:)) ha ha...çok hoş.)
     Ve işte Lizbon!!!nasıl tanımlarsınız? hımm..eh! işte diyeceğim:)) şehir büyük bi depremle yıkılıp yeniden imar edilince yeterince eski gelmedi bana:)) Allahtan, Portoyu görme olasılığımız hasıl oldu:))) Porto!!!en güzel bi şey...Portekizin istanbulu diye tanımlayabilirim:))) Portoya gitmişken, bi boğaz turu da yapın derim:))çok hoş.)

      Lizbonun nesi güzel diyenlere:)) ekmekleri güzellllllllll!!! diye haykırabilirim valla:))Yurtdışında en çok karşılaştığım sorun yiyecek bi şey bulamamadır ki;  bu yüzden  sırt çantamda hep koca bi ekmek taşırım, biraz da zeytin:)) valla:) ha ha...çok hoş.)

 Ama lizbonda cıkkss...missssssss gibi ekmekler, poğacalarrr, belen pastası hımm...belen pastası,laz böreği gibi bişey, bide Sebze çorbası dedikleri şey de lahana çorbası çıktı:)))
  hımm...dedi sol duyum sol omzuma oturup bu portekizli denizciler, bizim karadenizden kız mı aldı yoksa? ha ha...çok hoş.)olmaz mı olabilir der Bülent Ortaçgil:))
    Yeni insancıklar tanıma faslımız var bide. Grupla kaynaşma dersleri. cıkss..kaynaşamama demek daha mantıklı. Taşradan gelen kızlar olarak, er kişilerin her anlattıklarına gülüyoruz.Ben de sinir bozucu bi baş ağrısı hasıl oldu.Ama nası başım ağırıyo anlatamam çok fena yani...yinede kızsal davranışlar sergileyip anlatılanlara gülümsüyorum .Konuşan er kişi birde,bana dönüp,
-neden sadece dudaklarınızla gülüyorsunuz demesin mi!!!
   Sol duyum sol omzuma çıkıp bağırdı!!! Lan!!!İğrenç espirilerine gülmeye çalışıyorum burda!!!en azından gülümseme çabama azcık saygı duyyy angut!!evet yüzümde sadece bi sırıtış olabilir ama senin esprilerine bu bile fazla!!!ayrıca başım ağırıyor!!! belkide senin iğrenç esprilerin yüzündedendir!!!cık...cık...hiç hoş deil.:)

  Sağduyum ağzını toplayıp hımm...biraz başım ağırıyor da dedi.Ayrıca doğal gülüşüm bu:)

Demek bana, niye sırıtıyorsun dersin!!! hımm...hasbihal edelim mi?

-Seyahat etmeyi seviyorsunuz siz de herhalde dedim;
 - evet dedi.kesin Tayland gitmişsinizdir :)
-evet, nasıl bildiniz?
-Tayland görmüş bi protottipiniz var dedim, ondan:)) ha ha...çok hoş.)

Bitti:))

Bitti demeyi sevmişimdir hep:)

       Seyahatlerime son verme kararı aldım bu arada.Yerleşik hayata geçeçeğim. Çeyiz paramda bitti zaten, bi ata ihtiyacım var yani:)Opel corsa:))) siyah inci diyecem ona:))) ha ha...çok hoş.)
 

19 Eylül 2013 Perşembe

TopLUM bİReyi döVer mi?

Sol duyumun dediğidir


   Toplumun yapı taşı birey,  toplumu oluştururken,

"birey-toplum dengesi" diye adlandırabileceğim yeni

bir kavramı da ortaya çıkarır. Birey-toplum dengesinin
sağlanması içinse kesin şart toplumun bireyi  katletmemesidir.

Peki toplum, bireyi nasıl katleder?

Toplumsal baskılarla elbette:)))Misal: din, ideoli, doğru dayatması v.b gibi:)

    Toplumsal baskılar, bireyin üzerinde,  kişisel özelliklerin gelişmesini engelleyecek kadar güçlü bi etki

yaratmamalı bu bağlamda, "bireyselleşme" desteklenirken, bireyi toplumdan uzaklaştırıp, onu "tekleştirme"

anlamını da çıkarmamak  lazım gelir. Tekleşen, toplumdan uzaklaşan birey, toplumsallığın vermiş olduğu

artı etkiyi kaybeder. Bu artı etkiye popüler kültürde "takım ruhu" da denir. Başka bi şekilde tanımlamam

gerekirse hımmm...bence bu bir "sinerji" dir.valla:)ha ha...çok hoş.)

    Sonuç olarak, demem o ki sana; toplumun hammaddesi insandır.

Bireyi baskı altında tutmayacak bir toplumsalllık,  ya da bireyi tekleştirmeyecek dozda  bireysellik,

 dengesini sağlayabilirsek, ki bunu, birey-toplum dengesi diye tanımlayabilirim, muhteşem toplumsal sistemi

kurmuş oluruz!!!!

Ve dünya, başka bir evrenin cenneti olur:))bence öle valla:)) ha ha...çok hoş.)

Neferteti mazlum halkını selamlar.

7 Eylül 2013 Cumartesi

sAvaş TanRısı

Sol duyumun dediğidir


Bu dünya kime miras kalacak biliyor musunuz ; silah tacirlerine.
Çünkü başka herkes birbirini öldürmekle meşgul.
Hayatta kalmanın sırrı bu;asla savaşa girme,özellikle de kendinle..

-Savaş Tanrısı / Lord of War

    1.körfez savaşını çoğunuz hatırlıyorsunuzdur. Şehirlere bombalar yağarken, Amerikalı cesur bi kadın Bağdat'tan yayın yapıyordu. Ve şöyle diyordu; amerikan uçakları gökten ölüm yağdırıyor. Ya da buna benzer bişey. Hemen yayın kesildi ve savaş mağduru petrole bulanmış karabatak kuşlarının görüntüsünü saatlerce izledik:))ha ha...çok hoş.)gezi olaylarında, CNNde penguenleri görünce, hemen düştü bu görüntüler belleğe. CNN!!! azcık strateji geliştir canım yaa...anımsıyoruz, yakın tarih, valla:))))
  Bu savaşın neden çıktığını herkes biliyor ama konuşmuyordu. Susuyorrrrrrrr, konuşmuyorsunnn, bakıyorrrrrrr görmüyorsunnnn, ne hoş sölerdi Ahmet abim .)
Yüzyılın pastası, siyah altın!:) Petrolün keşfiyle birlikte dünyanın ortadoğusundaki kuş uçmaz kervan geçmez çöller, aniden değerlenmiş tatlanmışdı. Herkes pastadan bi parmak almak istiyordu haliyle. Ve savaş tanrısı göreve çağrıldı.
   Birinci körfez savaşı ve ikincisi, ortadoğu kan gölü. Ve bahane hazırdı, kimyasal silah üretiliyordu. Oysaki ortadoğudaki zavallılar, bırakın kimyasal silah üretmeyi, hava sahalarını koruyacak uçaklara bile sahip değillerdi.
   Ve sonuç; masallar şehri Bağdat yerlebir edildi. Saddam, demoklesin kılıcıyla vahşice parçalandı.Uygar dünya, üçüncü dünyanın, teröristlerini bile adil yargılanmasını salık verirken, insan hakları ihlalleri var diye, her fırsatta avazı çıktığı kadar bağırırken, birden sesi kesildi.
   Kırmızı başlıklı kız, uygar dünyaya seslendi- uygar dünya, uygar dünya, neden konuşmuyorsun, neden sesin kesildi??? Uygar dünya, uygar dünya, senin ağzın niye bu kadar büyük??? seni daha iyi yiyebilmek için:)))ha ha...çok hoş.)
ve inandığım bi şey daha yok oldu.Uygar dünya diye bişey yok!
  
   Zaman aktı, zaman geçti,zaman zaman içinde. Altında bir tarih, m-s 2013, Ortadoğuya, baharı getireceğini iddia eden savaş Tanrısı, yeniden hortladı. Açtı yedi verennnnnnnn kan çiçekleriii, ne hoş söler zülfü babam:)
Önce ortadoğuya bi gazman lazımdı elbette. Ve gazman Türkiyeden seçildi. Bilin bakalım kim?? ha ha...çok hoş.))
   Öncelikle, Gazmana azcık gaz verilip, arap dünyasının ilgi odağı haline getirildi. Sen ki, koca osmanlının varisisin,ey! gazman,  son halifede kimmiş? Senden iyi halife mi olurmuş replikleriyle, iyice şişirilen gazman, savaş naraları atarak, fakir ama mutlu, Suriyeye saldırdı.

   Bakın niye? Suriye kimyasal silah üretiyormuş???????? demeeeeeee!!!!

 Sahne aynı roller başka, demiştin yıllar önce şarkındaaaaaaaa, zamanda değişti şarkılardaaa, sahne aynı roler başkasındaaaaaaaaa, ne hoş söler Nilüfer ablam valla:))))

     Tolstoyun savaş ve barış romanının, kahramanlarından zavallı Piyer yüzyılar sonra, artık savaşların sona ereceğini ve dünyanın barış içinde yaşayacağına inandığını söyler. Yaşlı, bunak ihtiyar karakter ona gülerek şöyle cevap verir:)) Ahmak, dünya döndükçe savaşlar asla bitmeyecek:)))

     Velhasıl, bir dehanın ve onurlu bi halkın, kanla, terle kurduğu bir ülkeyi bi ahmak, bir anda yıkabilir. Buna izin vermeyin.
 Neferteti mazlum halkını selamlar.