Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

31 Ocak 2013 Perşembe

IRKÇI kimdir?

Sol duyumun dediğidir


 Efendime söyleyeyim efendime söylerken siz de dinleyin. Son demlerde, güzel ülkemde bi kavram karmaşası aldı başını gidiyo:) Aslında bi karmaşa filan olduğu yok, insancıklar kendi açılarından olaylara bakıp ezber zihniyetleriyle yorum yapıyorlar ki, bu durum, gördüğümüz ve algıladığımız şeyleri başkalaştırıyor:)

     Irkçılıkla suçlanan milliyetçiler, asıl ırkçıların, suçlayıcılar olduğunu farkında değiller:)

    Ben Türk'üm dediğimde cıkss..sen Türk olamazsın, zaten hiç benzemiyorsun, bu bölge asimile oldu, diyen er kişi prototipini anımsadım bu süreçte valla:)) Utanmasa mezureyi çıkarıp kafa tasımı ölçecek:)) Türk kavramı kafasında nasıl şekillendiyse artık:) çekik gözlü, büyük g.tlü, orta asyadan atlarıyla gelen sarf ırk:)))Aslında bu Alman öğretileri bizim kültürümüzde ve yaşama biçimimizde tarihin hiç bi evresinde yaşanmamış ve kabul görmemiştir.

 Fakat özgürlükçü er kişinin, Türk olmadığımı ispat için delil arayışları beni çok duygulandırdı valla:))

   Bu durumda kim ırkçı oluyor sorarım siz:)Ne mutlu Türk'üm diyen herkes, Türktür diyen bizler mi,  yoksa sen Türk olamazsın kafatası ölçün tutmuyo ya da  "yemeğin salçalısı, karının kalçalısı" Türk ata sözüne atıfta bulunup,  g.tün küçük sen Türk değilsin, diyen sizler  mı? 

Neferteti mazlum halkını selamlar:)

24 Ocak 2013 Perşembe

kANLı BaRIş :(((


 Sol duyumun dediğidir.

 Ölen öldü kalan sağlar bizimdir felsefesini kendisine karga edinen bi güruh, ağzında barış türküleriyle salına salına dolanmakta. Doğal seleksiyonu  Darwin amcamdan seneler evvel keşfeden halk şairi Dadaloğlu da,  dönüp de bakmadan ölülerimize öylece çekip gitmeyi bizlere salık verir.

    Aslında bu mantıklı davranış biçimi, bizi değer yargılarımızı yeniden sorgulamaya yönlendirir.

      Katilleri affetmeli miyiz?

  TÖRErizm başka bi boyutuyla, Güldünyayı sokak ortasında deşen kürdi ağa bi kaç kişiyi daha öldürdükten sonra elinde kuran mübarek  bi cuma günü, kanlısıyla televizyonlarda  barışmaya karar verir. Artık öldürecek kimse kalmadığı için barışkan olan kürdi ağa, ölenlere allahtan rahmet diler.
   
Peki bu bi barış süreci mi yoksa bi tehdit, şantaja boyun eğme mi? Katilleri serbest bırakın biz de  oğullarınızı öldürmeyelim.Ölenleri geri getiremeyiz ama yeni ölüleri engelleyebiliriz. hımm..mantıklı.

Şehitlikte zaman aşımı diye bi yazıcık yazmıştım bi demler bloğuma,  şehit filan değil onlar kardeş katili diyecekler demiştim:) işte vakit; o vakittir.

   Herkese ve her şeye rağmen, bu yanar döner davranış biçimleri bize barışı getirecek mi? Gerçekten Türkiyedeki  türk-kürt çatışmasının nedeni kürtlerin, kürtçe konuşamamaları mı?Cıkss...bence  kesinlikle değil. Zaten PKK sosyalist bi örgütken, komünizmin çökmesiyle hemencecik yeni milliyetçilik akımlarından  nasibini alıp kürt milliyetçisi kesilmiştir.

   Bi çay saatinde ortadoğunun haritasını çizen Çorçil ölmüş artık torunları bu haritanın ihtiyacı karşılamadığına karar vermiştir. ilk fırsatta haritadan silinen ırak bu tasarruftan, nasibini almıştır. Ardından sıra suriyededir ve ardından Türkiye. Bu üç ülkenin ortak paydası nüfusları içerisinde azımsanmayacak oranda kürt nüfusu barındırmalarıdır. Aslında bu çok da problem değildir. Özgürlükler adı altında kürt-türk ayrımı işe yaramazsa, belki de savaş için sünni şafi, ya da sünni şii ayrımını  vurgulanarak insancıklara dinlerini özgürce yaşayamadıkları düşüncesi empoze edilebilir.hımm...mantıklı:)

Bir ıraklının tv de söylediği şu cümleler daha dün gibi aklımda. Allah Amerikadan razı olsun diyordu minnettar gözlerle,  biz daha önce, kim kürt, kim arap, kim şafi kim sünni bilmezdik.sayelerinde öğrendik:)özgürleştik:))

Ama efendim mevzu o deil bakın mevzu ne:)
     Bu ülkede  bi zamanlar ayyuka çıkan, solcu-sağcı ayrımı artık kabuk değiştirmiş kürt-türk çatışmasına dönüşmüştür. Dikkat etiniz mi? Çatışmak için hep bi kılıf var:)))sahne aynı roller başkaaaaaaaaaaa, demiştim yıllar önce şarkımdaaaaaaaa zamanla değişti şarkılardaaaaaaa, sahne aynı roller başkasında ne hoş söler zerrin ablam:))valla:)

Velhasıl, kürtlere özerlik verilmesi, ya da Apoşun imralı sarayında rahat etmesi bize barışı getirmeyecek. Barış konusunda kendisine, 11 otonom bölgeye ayrılıp barış rüzgarları estiren ispanyayı örnek alan nur yüzlüm:) canım yaa...onlar troyanın surları arasında:)güvende:) Bizse açıktayız.Aç ve açıkta.

 Özerk Türkiye kürtleri önce ırak kürtleriyle birleşme sevdasıyla yanıp tutuşacak sonra suriye kürtleri sonra büyük kürdistan hayalleri derkennn....

Yanılmak istiyorum yeminle:) yine de diyorum ki;

 En kötü barış savaştan iyidir.m-s-2013-nefer - neforizmalar-tabletlere yazılsın!!!



12 Ocak 2013 Cumartesi

bÜYü eNerjiden, BiO eNerjiye:)


SAç Teli   bÜyÜsü:)

      Ben kuşlardan da küçükken en büyük keyfim saçlarımı incecik örmekti. Kırka tamamlamak da çok mühimdi:) 40 örgülü Fadik olma gibi bi çaba içerisindeydim:)Kırk örgülü Fadik kimdi,  belki bi film kahramanıydı belki bi masal hala bilmiyorum valla:)
  Ama efendim mevzu o deil, bakın mevzu ne:)
  Saçlarımı her taradığımda bi çile yolunmuş saç tarakta kalırdı.Bu yolunmuş  saçları direkt ormana  fırlatırdım. Bence  iyi  bişey yapıyordum. Çünkü ne zaman bi kuş yuvası bulsam, yuvaların bi kısmında saç telleri bulurdum:)Kuşlar saçlarımızı bulup yuva yapımında kullanıyordu:))) saçlarımız kuşların işine yarıyordu :)ha ha...çok hoş.)

 Ama bu büyük ağacın en nefret ettiği şeydi. Ona göre bu davranış biçimi çok tehlikeliydi, çünkü saçlar çok mühimdi;  koca ninesinden ona kalan en büyük öğüt, saçların asla dışarı atılmaması sobada yakılmasıydı.Çünkü sizin saç telinizi eline geçiren kötü bi müslüm,  saç telinizi kullanarak, size en korkunç büyüleri yapabilirdi.O yüzden saçlar asla ormana atılmaz sobada yakılırdı.

   Seneler sonra,  rahip Mendel sayesinde genetik merakım depreşince, bakın neler öğrendim:)))Gerçeği annemden şimdi öğrendim repliği yapacam valla:))ha ha...çok hoş.)


          Genetik özelliklerimiz hücrelerimizdeki çekirdeğin içinde bulunan kromozomlarda taşınır. Kromozomlar DNA ve özel proteinlerin birleşmesiyle oluşur.DNA, hücrenin yönetici molekülüdür ve beslenme, solunum, üreme gibi canlılık faaliyetlerini yönetir. DNA'nın yapısında kalıtsal özelliklerimize etki eden yapılar bulunur. Bu yapılar genlerdir. Kalıtsal bilgiler genler tarafından taşınır.Sadece bir damla kanidrar,TÜKÜRÜKmenstruasyon kanı, süt, bir adet kıl veya SAÇ TELİ  kişinin genetik kimliğini belirlemek için yeterlidir.

 Sol duyum sol omzuma çıkıp şöle bağırdı!!!! Bu bi tesadüf olamaz!!

    Biliyorlardı!!!
 Yazılı tarihten bile daha önce olabilir:))ne kadar önce bilemiyorum,  belki Nuh tufanından bile daha önce, genetik şifremizin saç telinde gizli olduğunu keşfeden birileri olmuş:) belki o devrin büyücüleri aslında bu günün bio cularıyla aynı saftaydılar. Büyü dinlerce yasaklanmış tıpkı şimdi insan kopyalanmasının yasaklanması gibi:))

     Biliyorlardı!! 
Tanrının lanetine uğrayan hangi medeniyetti bilmiyorum ama genetik şifre ve telepati yoluyla insan hareketlerine yön verilebileceğini de keşfetmişlerdi:) Aslında büyü bi tür bio enerji:)) bence öle valla:) ha ha...çok hoş.) Tükürük falını da unutmadım tabi:)) Artık başka bahara:)


5 Ocak 2013 Cumartesi

SosYAL DEVlet Çökerken:((

Sol duyumun dediğidir.

   Hantal ve işe yaramaz DEVletin,  DEVliğinden kurtulmaya karar verildiğinde, tebasına artık özgür oldukları düşüncesi salık verildi. Devlet artık onları koruyup kollamayacaktı. Eşit olmayanları, eşit kılmaya çalışmayacaktı. Bırakınız yapsınlar, felsefesini kendisine karga edinip, yapanları bırakmış, geçenlere de el sallıyordu artık.

 Ama efendim mevzu o deil, bakın mevzu ne?
 Sosyal devlet nasıl ölür? Böle işte, yavaş, yavaş...
Efendime sölim, efendime söylerken, siz de dinleyin:))

   Şirket nedir?Kısaca tanımlarsak,  iki veya daha fazla kişinin sermayelerini ve emeklerini bir amaca ulaşmak için bir araya getirmelerine şirket denir.
     Yani bir şirket kurmak için en az 2 kişiye ihtiyaç vardır.Bu yasa kısa bir süre önce değiştirildi.Şirket kavramı yeniden tanımlandı ve de en az 2 kişi şartı kaldırıldı.Artık 1 kişi tek başına bir şirketi kurabilecek:))

    İyi de cancağazım bunun neresi yanlış diyeceksiniz:)))
Şöle kİ;
     Sermayenin tabana yayılmasını amaçlayan sosyal devlet, özellikle paranın tek kişinin elinde toplanmasını engellemek için 2 kişi şartı koymuştur.Bu kanunu cebren getiren sosyal devletin sayesinde, bir çok kişi eşlerini şirket ortağı göstermek zorunda kalmışlardır. Şirket ortağı olan ev hanımları, otomatik olarak sigortalı sayıldıkları için bir çok kadın bu sayede emeklilik hakkını kazanmıştır.Zorba sosyal  devlet, yine zorbalığını yapmış ve tebasını eşit kılmaya çalışmıştır.

Ama artık sosyal devlet çökmüştür.  DEVlet, dev değildir.Artık zorba da değildir.

Hepiniz özgürsünüz:))