Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

11 Aralık 2013 Çarşamba

DoĞRUnun OrduLARI

Sol duyumun dediğidir
      Doğru nedir dedi felsefeci? Doğru, iki nokta arasındaki uzaklıktır dedi matematikçi; ve felsefeciyle Matematikçi gittikçe uzaklaşır. Uzaklaşmasalar iki ayrı nokta olmaz.İki ayrı nokta olmayınca onları birleştiren bi doğru olmaz:) Ve sonuç: felsefecilerle Matematikçilerin uzaklaşması doğrudur:)) Düz mantık! ha ha...çok hoş.)
   Ama efendim mevzu o deil; bakın mevzu ne:) Ben kuşlardan da küçükken, bayrağa koştuğum o küçük zamanlarda, en değerli hazinem kitaplarımdı.En sevdiğim;  bi nevi kutsal kitap gibi bişey; Alicanın kara kuzusu:) Hele Ayşegül!!! Ayşegül tatilde:))O şirin bikinisiyle deniz kenarında kumdan kale yapıyor! Bazen bi çiftlikte koyunlarla, kuzularla oynuyor! Keşke Ayşegül olsam diyorum:)) içimden çok içimden...Öğrenme hızım ve heyecanımdan dolayı böyle güzel hediyeler alıyordum işte:))ha ha...çok hoş.)
 Siyah kumaştan çantamın içinde saklıyorum onları, bazen yağmur yağınca, önlüğümün altına sokuyorum ıslanmasınlar diye.Öpüp anlıma koyuyorum bazen de.
           Çok sessizim.Soru sorulmadıkça konuşmuyorum. Tanrının ve kulların bütün söylediklerini yapıyorum velhasıl. Hiç kavgaya bulaşmıyorum, zaten çok cılızım, dayak yiyeceğim kesin.
    Çok az yiyorum bide. Açlıktan ölecek bu, Feride teyze diye, yakınıyor her gördüğüne büyük ağaç.
Semiz, güçlü orman çocuklarından değilim. Bi keresinde teneffüs de, ekmeğimi yerken, obur şirin onu elimden aniden alıp ağzına attı!! o kadar hızlı bi şekilde yuttu ki; hala,  boğulmadan, onu nasıl yuttuğuna hayret ederim. Ama benim için bu bi sorun değildi. Çünkü ben bi toplayıcıydım. Ormandaki ağaçlara tırmanır ne var ne yok yerdim:))
  Ama o lanetli günde başka bişey oldu. Hırsız Musa, ekmeğimi çalmadı. Ne çaldığını tahmin edemezsiniz! Kitaplarımı!! Hem de Ayşegülü!!  Okuyamıyordu bile, angut hırsız! Kitaplarımı çalmış arkadaşlarına gösteriyordu. Peşinden koştum ama kaçtı. Ayakları o kadar kocaman ki. Asla ağlamazdım, ama o gün ağladım. Hıçkıra hıçkıra ağladım.Neden ağlıyorsun dedi aniden bi ses? -Abi şirin diye bağırdım. Seni allah gönderdi kesin!!Hırsız Musa kitaplarımı çaldı. İşte orada.
  Abi şirin onu yakalayıp ağzını burnunu kırdı. Kitaplarımı da geri aldı. Ne kadar sevindiğimi anlatamam. Hala o günkü kadar beni mutlu eden bişey olmadı.valla:)
Ama artık önlemimi almıştım. He zaman abi şirin yanımda değildi.Çantama sivrilenmiş taşlar doldurdum.Artık silahlıydım.
    Demem o ki sana; ikame edilebilir bi şeyi kaybettiğinizde ya da çaldırdığınızda misal ekmek gibi farklı çözüm yolları bulabilirsiniz. İyilik timsali olduğunuz halde doğrularınızı çaldıklarında ne yapacaksınız misal kitaplarınızı ? Onları koruyacak ordularınız olmalı. Doğrunun orduları. Yoksa yanlışın orduları onları miker. Net:))cık...cık...hiç hoş deil.)

Hamiş: Bunları ben yazmadım; tanrı yazdı.Anlatıyorum sadece.

Hiç yorum yok: