Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

15 Kasım 2013 Cuma

SOSyal DevLET ÇÖkerKEN! FORMa VE EşitLİK

Solduyumun dediğidir

   Ben kuşlardan da küçükken, şekerli ekmeğimi kemirip, sümüğümü emerken, bayrağa koşacağım, siyah önlük-beyaz yaka takacağım o muhteşem günü sabırla, itikatla beklerdim.
    Ormanda, pamuk prensesin etrafında yedi tane küçük cüce:))) Siyah önlük giyinmiş, mavi şirinler:))
Neden siyah! Neden bu kara, ruhumuzu boğan yaralayan bi renk, çocukların üzerinde diye çemkirmeye başladıklarında artık büyümüştüm. Siyahtı çünkü, kir göstermiyordu. Haftada bir banyo yapan bizim için mükemmel bir renkti. Valla ha ha...çok hoş.)
  Artık önlükler mavi olacak dediklerindeyse gülümsedim:))İşte dedim, şirin rengi.))Önemli olan ne renk olduğu değil, şirinlerin eşit hissetmeleridir. Mavi, siyah, kırmızı...ha ha...çok hoş.)
    Zaman aktı, zaman geçti zaman şimdi içinde...
 Özgürleşin zılgıtı altında, kuralsızlığı, özgürlük diye belleyen, bir guruh, artık şirinlerin forma giymemesine karar verdi. Elbette bu kararın altında yatan gizli gerçek, müslümün, küçük kızlarını okula gönderirken, günahkar kıllarını örtemebilme gerekçesiydi. Eğer forma kalkar serbest kıyafet kanunlaşırsa artık, müslüm küçük kızların saçlarını örtüp, herhangi bi er kişinin onlardan tahrik olup, günaha girmesini engelleyecekti. Bu karara sonuna kadar destek veren, özgürlükçü abilerin, ablaların ki; hayırlı solcu diyorum onlara;  gerekçesi başkaydı. Bi sohbet esnasında, lise yıllarında acımasızca, forma giymeye zorladıklarından yakınan er kişi, artık kendi oğlunun polo gömleği ve dockers kazağıyla okula rahat bi şekilde gidebilmesini, özgürlük penceresinden bakıp alkışlıyordu.Kıyafetin bilimle, bilgiyle ne alakası var diyordu. Oysaki, öğrenme tamamen psikolojik bir olaydı ve o bunu farkında bile değildi.Ama konuşuyordu, her şeyi bilir gibi konuşuyordu.
  Aynı zaman hattındaydık er kişiyle neredeyse. Ama nasıl oluyor da tamamen zıt düşüncelere sahip oluyorduk?  Önlüğümü seviyordum ben. Aynı önlüğü 3 yıl giydiğim için rengi siyahtan azcık laciverde dönse de. Açık siyahtı sonuçta:)Ve yavaş yavaş anlıyordum, farkındalığın nedenini. Biz eşit değildik.Hiç bir zamanda  eşit olmadık. O kastın tepesindeydi, bense dibinde. Ama okul, bizi eşit olduğumuza inandırmıştı sadece:))Bu inanç beni büyüttü. Güçlendirdi.
      Biz çıkmıştık, ama şirinler ormandaydı hala. Ve herkes susmuş bu özgürleşme adı altında pompalanan, eşitsizlik gerçeğini küçücük beyinlere bir virüs gibi sokuyordu.
   Biri buna dur demeli. Kim dur diyecekti peki? Kim bu yanlış diyecekti ? Doktor Ahmet'in oğlu mu? Avukat Pelinin kızı mı? Ben tabi ki; ben bir tanem. Hurdacının kızı.Ve benim gibi yüzlercesi.
 
 Neferteti mazlum halkını selamlar

Hiç yorum yok: