Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

24 Ocak 2013 Perşembe

kANLı BaRIş :(((


 Sol duyumun dediğidir.

 Ölen öldü kalan sağlar bizimdir felsefesini kendisine karga edinen bi güruh, ağzında barış türküleriyle salına salına dolanmakta. Doğal seleksiyonu  Darwin amcamdan seneler evvel keşfeden halk şairi Dadaloğlu da,  dönüp de bakmadan ölülerimize öylece çekip gitmeyi bizlere salık verir.

    Aslında bu mantıklı davranış biçimi, bizi değer yargılarımızı yeniden sorgulamaya yönlendirir.

      Katilleri affetmeli miyiz?

  TÖRErizm başka bi boyutuyla, Güldünyayı sokak ortasında deşen kürdi ağa bi kaç kişiyi daha öldürdükten sonra elinde kuran mübarek  bi cuma günü, kanlısıyla televizyonlarda  barışmaya karar verir. Artık öldürecek kimse kalmadığı için barışkan olan kürdi ağa, ölenlere allahtan rahmet diler.
   
Peki bu bi barış süreci mi yoksa bi tehdit, şantaja boyun eğme mi? Katilleri serbest bırakın biz de  oğullarınızı öldürmeyelim.Ölenleri geri getiremeyiz ama yeni ölüleri engelleyebiliriz. hımm..mantıklı.

Şehitlikte zaman aşımı diye bi yazıcık yazmıştım bi demler bloğuma,  şehit filan değil onlar kardeş katili diyecekler demiştim:) işte vakit; o vakittir.

   Herkese ve her şeye rağmen, bu yanar döner davranış biçimleri bize barışı getirecek mi? Gerçekten Türkiyedeki  türk-kürt çatışmasının nedeni kürtlerin, kürtçe konuşamamaları mı?Cıkss...bence  kesinlikle değil. Zaten PKK sosyalist bi örgütken, komünizmin çökmesiyle hemencecik yeni milliyetçilik akımlarından  nasibini alıp kürt milliyetçisi kesilmiştir.

   Bi çay saatinde ortadoğunun haritasını çizen Çorçil ölmüş artık torunları bu haritanın ihtiyacı karşılamadığına karar vermiştir. ilk fırsatta haritadan silinen ırak bu tasarruftan, nasibini almıştır. Ardından sıra suriyededir ve ardından Türkiye. Bu üç ülkenin ortak paydası nüfusları içerisinde azımsanmayacak oranda kürt nüfusu barındırmalarıdır. Aslında bu çok da problem değildir. Özgürlükler adı altında kürt-türk ayrımı işe yaramazsa, belki de savaş için sünni şafi, ya da sünni şii ayrımını  vurgulanarak insancıklara dinlerini özgürce yaşayamadıkları düşüncesi empoze edilebilir.hımm...mantıklı:)

Bir ıraklının tv de söylediği şu cümleler daha dün gibi aklımda. Allah Amerikadan razı olsun diyordu minnettar gözlerle,  biz daha önce, kim kürt, kim arap, kim şafi kim sünni bilmezdik.sayelerinde öğrendik:)özgürleştik:))

Ama efendim mevzu o deil bakın mevzu ne:)
     Bu ülkede  bi zamanlar ayyuka çıkan, solcu-sağcı ayrımı artık kabuk değiştirmiş kürt-türk çatışmasına dönüşmüştür. Dikkat etiniz mi? Çatışmak için hep bi kılıf var:)))sahne aynı roller başkaaaaaaaaaaa, demiştim yıllar önce şarkımdaaaaaaaa zamanla değişti şarkılardaaaaaaa, sahne aynı roller başkasında ne hoş söler zerrin ablam:))valla:)

Velhasıl, kürtlere özerlik verilmesi, ya da Apoşun imralı sarayında rahat etmesi bize barışı getirmeyecek. Barış konusunda kendisine, 11 otonom bölgeye ayrılıp barış rüzgarları estiren ispanyayı örnek alan nur yüzlüm:) canım yaa...onlar troyanın surları arasında:)güvende:) Bizse açıktayız.Aç ve açıkta.

 Özerk Türkiye kürtleri önce ırak kürtleriyle birleşme sevdasıyla yanıp tutuşacak sonra suriye kürtleri sonra büyük kürdistan hayalleri derkennn....

Yanılmak istiyorum yeminle:) yine de diyorum ki;

 En kötü barış savaştan iyidir.m-s-2013-nefer - neforizmalar-tabletlere yazılsın!!!



Hiç yorum yok: