Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

29 Haziran 2012 Cuma

Hİç bi parfüm tezek kokusunu bastırmıyor:)

    Ben kuşlardan da küçükken, ormanda pamuk prensesin en tuhaf cücelerinden biriydim. Sürekli bi sessizlik ve  yememe hali, pamuk prensesi endişeye gark ediyordu enderde olsa.
    Köpekler, kediler, inekler ve çocuklarla ilgilenmek zorundaydı.Bazen sarıkızla benden daha çok ilgilendiği de olurdu tabi.)
    Sarıkız çok değerliydi. etinin, sütünün ve b.kunun faydaları saymakla bitmezdi.) Misal, tezek, toprak için en mükemmel besindi. Birinin dışkısı diğerinin yemeğiydi. İşte doğa böle tuhaf bi besin zinciriyle zincirlenmişti.
Ölüler toprağa, toprak suya, su toprağa dönüşecek.:))
    İşin berbat yanıysa, tezeklerin tarlalara taşınması işlemiydi ki, bu gerçekten zahmetli bi işti. Taze tezek sırtından sızar ve koku saçlarına vücuduna siner;  belli bi süre sonra kokuya alışır ve sarıkız gibi kokarsın:)
     Okullu olduğum o yıl,  kar çok yağmıştı. Pamuk prenses, bizden daha hallice akrabadan oğullarının  eski montlarını almıştı.Eski olmaları sorun deildi, asıl sorun birinin arkasında koca bi tezek lekesi olmasıydı. Süslü şirin, ağlayıp, onu asla giymem! diye bağırdı.Bu durum da ağlamayıp montu giyen ben oldum.Bu beni rahatsız etmiyordu açıkçası.Süslünün niye bu kadar tepki gösterdiğini de anlamış değildim:) Ta ki; okul yolunda bi arkadaş şirin beni durdurup, "biliyor musun montunun arkasında koca bi leke var diyene kadar. Ona sakin bi şekilde onun bi leke olmadığını söyledim.Neden puantiyeli bi montum olduğunu düşünmüyordu üstelik sıcak tutuyordu ve yumuşacıktı. Kimse senin gibi düşünmüyor ne tuhaf, dedi sol duyum çıktı geldi:)
    Ve seneler sonra  parfümün Fransız hatunların pis kokularını bastırmak için icat edildiğini öğrenince hah! dedim. onlarda tezek mi taşımışlardı acaba:) Ya da tezek kokusunu bastıran bi parfüm bulabilir miyim? Parisin parfüm dükkanlarında gezerken tüm çiçek kokularını denedim.cıkkss...
   Eyfelden 36-42kuzey paralelleri 26-45 doğu meridyenleri arasına baktığımda, serseri bi alize kokuyu burnuma getirdi yine.Tezek kokusu memleket kokusuyla birleşti.Saçlarıma bulaştı .Koku peşimi bırakmıyor.Kahirede kefrene inerken, kopenhang da burgu kuleye çıkarken hep peşimde... Hala kokuyorum... Kokuyu alıyor musunuz?cık...cık...hiç hoş deil.
Hamiş: Bunları ben yazmadım, tanrı yazdı.Anlatıyorum sadece.

6 yorum:

Servis dedi ki...

Değerli admin,bloğunuzu ve paylaşımlarınızı beğenerek takip ediyoruz.Nescafe kahve makinesi firması olarak başarılarınızın devamını dileriz.

webrella dedi ki...

nefer hanım filmden hiç bahsetmemişsin?? yoksa izlemedin mi hala?

neferteti dedi ki...

film ? koku diye bi kitap karıştırmışlığım var ama film hım...cıkss...izlemedim valla:)

webrella dedi ki...

yazının başına koyduğun şu görsel o filmden alınma.. spoiler vermeyeyim şimdi ama mutlaka izle çok hoş :))

fer nia dedi ki...

ne güzel yazmışsın yine:)

neferteti dedi ki...

tşk. beyaz şirin:)