Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

3 Nisan 2012 Salı

DERsİmİZ kURaN:)mUHAMmed'in sözleri...

Sol duyumun dediğidir.

Ben kuşlardan da küçükken, mübarek bi ramazan arifesinde, Hürrriyet gazetesinin kuponlarını biriktirip kuran mealini alan büyük ağaç,  yeşil kapaklı meali eve getirdi .Öpüp başıma  koydum. Çember sakal, o Kuran değildir diyordu. İslam düşmanlarının bize kurduğu tuzaklardan biri! Yahudiler yazmıştı onu.Okumak caiz değildi.
Tıpkı Unesko'nun ormana dağıttığı mamaların, suyla karıştırıp kısık ateşte pişiriniz talimatlarını takmayıp avuçlayıp yediğimiz gibi,  söyleyenlere de kulak asmayıp kitapları da okuduk .Çünkü açtık. Her şeye aç.beynimiz aç, karnımız aç.
      Kuran asla başka bi dile çevrilemez diyordu çember sakal, postuna iyice yerleşerek.Arap hurafelerini din diye yutturan, küçük kızları becerip cennete gideceklerini inandıranlar, her daim her yerdeydiler.Ama bi adam bu kısır döngüyü kırmıştı.Tıpkı incilini başka bi dile çevrilemez klişesini yıkan,  martin Luther gibi M.Kemal de kuranı zorla Türkçeye çevirmiş ve ancak seneler sonra, kuranın meali  ormana ulaşmıştı.Türkler,  islamın protestanlarıdır bi nevi.:)valla:)ha ha çok hoş .Bu konuda da bi şeyler yazacam bi dem ama,  şimdi mevzu o deil:)Bakın mevzu ne:)

       Doğumumun üstünden 13 bahar geçmişti. Arapça kuran öğrenirken, türkçe açıklaması benim için bulunmaz bi nimetti.

Allahın sözleri...
Abdestsiz elime almıyordum. Hatta aldığım abdestten emin olamayıp bi kaç kez tekrarladığım da oluyordu.
Cennetin anahtarı...Dünyanın gözü...yaşamın anlamı...bunca anlamsızlığı anlamlı kılacak tanrı sözleri.
Öyle mukaddes yani:)
Şimdi elimdeydi işte.
oku! diyordu, o seni bi kan pıhtısından yarattı!
emir telakki ettim,  okudum.

Ve Nisa süresi?
Keşke okumaz olaydım.
Onlardan ikişer üçer alınız:))
Muhamemedin allahı neler söylüyor böyle?
Ve şeytan geldi kulağıma fısıldadı, "rabbin adil değil mi?"dedi.
bi visu fisudur nnassss, la kovdum onu,
dedim kİ;
"karanlığın şerrinden allaha sığnırım"

Ve günlerden bi gün, onca karanlık geceden onca ızdıraplı sabahlardan sonra, Muhammed yanlış anlamış olmalı dedim.Bunlar tanrı sözü olduğunu inanırsam , tanrının varlığından şüpheye düşecektim.
Sol duyum sol omzuma oturdu, ilk defa o zaman konuştu, "kitapları tanrılar yazmıyor Fatma" dedi.


Acı bilgi,  beni zehirledi .Uzun bi zaman kustum. Sonra,  bi süre sustum.

Kim yazmıştı peki?

Gerçek olan neydi? Bizden ve herkesten saklanan gerçek, kuranı Muhammedin yazmadığıydı. Yazamazdı, çünkü okuma yazması bilmiyordu. 99 hafızın, Muhammedin sözlerini ezberlediği rivayet ediliyordu.
Muhammed öldüğündeyse sistemi neredeyse çöküyordu. Ardında bir kitap bırakmamıştı. Bir kitap bırakmadığı gibi, sözlerinin kitaplaştırılmasını da vasiyet etmemişti.Oysa veda hutbesinde müslümanlarla vedalaşmıştı.Ortada bir kaos vardı. Tanrı sözlerinin ,kendilerinde olduğunu iddia edenler başkaldırıyor,  elinde bulunan kutsal sözlerle otoritelerini güçlendirmeye çalışıyorlardı.
 Nitekim durumun vahametini fark eden Ömer oldu. Bu duruma bir çözüm bulmaya karar verdi.Ebu bekir'e kuran sayfalarını bulup, bir kitap yapmaları gerektiğini söyledi. Ebu Bekir- Peygamberin bile yapmadığı bir işi ben nasıl yaparım dedi? Ve sonuç. Muhammedin ölümünden yaklaşık iki yıl sonra, kuran kitaplaştırıldı.
  İncili tekleştiren iznik konsili gibi bi konsilin toplandığı açıktır. Kuranı ezberleyen, 99 hafızın 70 i Yemane savaşında telef olunca, kemik parçaları ve deri üzerine yazıldığı iddia edilen tanrı sözleri oradan buradan toplandı. Bunları Muhammed'den duyduğunu iddia eden 2 kişinin şahitliğiyle yazıldı. Şahitlerin erkek olduklarını belirtmekte fayda var kanımca:) Çünkü iki kadının şahitliği 1 erkeğin şahitliğine eş değer olur ancak:))aha çok hoş.)

  Ve son noktayı H.z  Osman koydu. Hz.Osman, Ebu Bekirin toparladığı, kurana alternatif,  kuranların ortalıkta dolaştığını fark edip, farklı musafların ve kuran parçalarının yakılmasını emretti.(Beyhekî, es-Sunen, Kitabu's-Salât, 2/42)

Kuranın farklı  versiyonlarını yok edip, onu tek bi bi kitap haline getirdi ve "merkezi otoriteyi" güçlendirdi.

H.z osman  "kılıcını havaya kaldırarrak şöyle haykırıyordu müslümanlara "güçççççç ben de artıkkk!!!!! ha ha çok hoş.)

   Ama güç onda kalmadı elbet:))Ebu Bekir hariç tüm Halifelerin öldürüldüğünü söylememe gerek yok sanırım.Öldürülmek hafif bir kelime olur bu durum karışısında hımm birbirlerini vahşice boğazladılar:)demek daha doğru olur:) Muhammedin tüm sülalesini kılıçtan geçirdiler.Torunu Hüseyi'ni Kerbelada yakaladılar, öldürmekle kalmadılar, kafasını bedeninden, ayırıp bir mızrağa takıp, şehir meydanında dolandırdılar. 6 aylık bebeğini, anasının kucağında okladılar.

        Sonuç Ebubekir tarafından toplanan ve Osman tarafından eksikleri tamamlanıp tekleştirilen ve çoğaltılan bu kitap m-s 2012 de ormanda yaşayan küçük bi kızın yaşam eğrisi tepetaklat etti.

Ve şimdi nice küçük kızların yaşam eğrisini tepetaklak etmeye hazırlanıyor.
Umalım ki;  onu okuyup gülümseyecek olanlar, ağlayacak olanlardan daha fazla olsun.

Neferteti mazlum halkını selamlar.


Hiç yorum yok: