Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

19 Mart 2012 Pazartesi

AmiStad...KöLe GeMisinden, gÖçmen gemisine...

Sol duyumun dediğidir:)

Amistad 97 yapımı bi Amerikan  filmidir. İzlemeyenler oturup ağlasın valla.)cıkk...daha mantıklı bişey yapıp bulup izlesin:)ha ha...çok hoş.)
Neyse efendicim, izlemeyenler için kısa bi özet geçeyim. Yıl m-s 1838 .Afrika ormanlarından ağlarla yakalanıp kaçırılan,  kölelerle dolu,  bi ispanyol gemisi açık denizde.Gemide isyan çıkar ve gelişen olaylar neticesinde, kölelerin  bi kısmı denize atılır.Kalan kısmı  isyandan yargılanır. Kölelerin tek isteği ise, anavatanları olan Afrikaya dönmektir.

Kaysın zaman m-s 2012 de dursun.

Köle ticareti yıllar önce yasaklanmıştır. Köle ticaretiyle iyice zenginleşen  beyaz adam, bu aşağılık davranış biçimi lanetlenmiştir, üstüne üstlük:)

 Ama gelin görün kİ,cebren ve hile ile topraklarından koparılıp, kaçırılan kölelerin torunları, hayatları pahasına dedelerinin zorla bindirildiği gemilere, binmek için canlarını tehlikeye atmakta.

 Bu ne yaman çelişki anne!!!!
Ne bileyin ben yavrum:)cık...cık...hiç hoş deil.)

Ama efendim mevzu o deil. Bakın mevzu ne:)Zamanın sarmalında, tıpkı bi halüsinasyon gibi belleğe gelip giden görüntüler, Afrikanın yeşil ormanlarının bi çöle dönüştüğünü ve artık afrikalı insanların köle olmak için gemilere doluştuğunu Amerikaya ya da Avrupaya ulaşabilme amacıyla çağdaş Amistadlara tıkılarak, yüzyıllar önce atalarının yolculuğunu yeniden yapmaya başladıkları  aha, bu gözcüklerim görüyor. Siz de görüyor musunuz?

    Velhasıl hiç bi şey değişmedi.) Yıl ms- 2012 köle gemileri, ad değiştirip, "göçmen gemileri "adını aldılar.Aynı vahşet, aynı gemi depolarında hayvan gibi saklanan insancıklar.
Ama bu sefer, bacaklarından zincirlerle bağlı değiller.  Muhteşem bi sistemle, "gönüllü kölelik" yapmaya razılar.
   Peki ne oldu da insancıklar bu duruma geldi. Onları hayatları pahasına bu ölüm yolculuğuna çıkaran neydi?
   Yıllar önce zincirlerle yakalanıp, sürüklenerek götürülen bu insanlar, kendi ayaklarıyla, köleliğe mi gidiyordu, özgürlüğe mi?

  İşte bence tüm bu soruların cevabı, "Stalinin tavuğunda"


Böyle buyurmuş Stalin:))



- Çabuk bana bir tavuk getirin... demiş.

Aceleyle bir tavuk kapıp getirmişler adamları... Stalin, kafaları iyice 

dumanlanmış adamlarının gözleri önünde  canlı canlı tüylerini 

yolmuş tavuğun.
Bütün tüyleri yolunup cascavlak kalan tavuğu odanın ortasına salıvermiş sonra. 


- Şimdi izleyin bakalım nereye gidecek bu şaşkın tavuk... 

Zavallı tavuk bu azaptan kaçıp kurtulayım diye aralık kapıdan dışarı canını 

atayım diyor, soğuktan tir tir titriyor.

Duvar diplerine koşuyor 


 tüysüz kanatları yara bere içinde kalıyor...Şömineye yaklaşıyor 

tüysüz derisi kavruluyor... 

Çaresiz, tüylerini yolan Stalin'in bacakları arasına saklanıp, sığınıyor...O 

zaman Stalin, cebinden bir avuç yem çıkarıp tane tane 

atar yolunmuş tavuğa...Yemlenen tavuk, Stalin nereye yönelse peşinden 

koşuverir.. 

Bence burada bize apaçık bi mesaj var:)

Neferteti mazlum halkını selamlar...




Hiç yorum yok: