Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

12 Ocak 2012 Perşembe

toLEdo ve mARdin:) medeniyetler sevişmesi:)



Sol duyumun dediğidir.

 Tarık bin ziyad nam-ı diğer cebeli tarık, 7000 kişilik ordusunun donanmasını, ateşe verdiğinde, alev alev yanan gemilerin ardından, onlara şöyle haykırıyordu! "Arkanızda düşman gibi deniz, önünüzde deniz gibi düşman. Nereye kaçacaksınız? Savaşın ve yaşamı seçin!
Her şeyi geride bırakıp, iber yarımadasının egzotik topraklarında ölüm ya da yaşam arasında bi seçim yapmaya onları zorlamıştı. Aslında gemileri yaktığında kendi seçimine binlercesini ortak etti.Ve bu seçimiyle binlercesinin kaderini yeniden hesaplattı.

Çan sesleri, ezan seslerine, karışınca, musanın oğulları muhammedin kızlarıyla, isanın kızları musanın oğullarıyla  bu sesler eşliğinde seviştiler:)Medeniyetler sevişmesi:) ha ha...çok hoş.)

ve yüzyıllar sonra bi kadının dudaklarında, ne gemilerrrrrrrrrrrrr yaktımm ne gemilerr yaktımmmm, o kadar yandı ki, canım sonunda karşıdan  baktımmmmmmm....türküsünün sözleriyle yeniden canlandılar.


 Kaydı zaman m.s. 1393 yılında durdu.
 Büyük Asya'nın, minik kızı, küçük asyanın göğüslerinde,  Mardin,  büyük bi acıyla kıvranıyordu.

Ama nafile:)

 Timurlenk Mardinin kapılarını zorladığında, şehir tüm varlığıyla karşı koyar. Bu karşı tavır cihan şahı olmaya talip, timurlengi daha da kızdırır. İki yıl sonra, 1395 de, Timur güçlü ordusuyla Mardin'i tarumar eder.

Ve bi kez daha sadece bi adam, binlerce insanın kaderini yeniden yazdırır:)

Süryaniler, hristiyanlar, müslümanlar....

Mardin'in dar sokaklarında dolaşırken, bi an Toledo da mı yoksa Mardin de mi olduğunuza şaşırırsınız. Aynı dar sokaklar, aynı sevişmiş medeniyetler, aynı sarı taş duvarlar ve aynı mutsuz harabe son!

Tepeye doğru tırmandığınızda, Mor Gabriel kilisesi zamana karşı direnişin ve yok olmayışın simgesi olarak karşılar sizi.
Kilisenin salonunda oturup, yakışıklı süryani papazın Lozan anlaşması bizim sonumuzdu, acıklı cümlesini dinleyip, gülümseyen sol duyum, sol omzuma oturdu  ve dedi ki; "senin sonun benim başlangıcım oldu mirim.Lozan anlaşması olmasaydı bi ülkem olmayacaktı.En iyi ihtimal, bi müminin yatak odasıyla mutfağı arasında özgürce dolaşan bi mümine olacaktım. O adamlar bana özgürlüğümü verdi;  beni insanlaştırdı.Seni değil, kendimi seçtiğim için, acımasız mıyım?Bu durumdan utanmalı mıyım?cıkk...hiç sanmıyorum:)ha ha...çok hoş.)

Hiç yorum yok: