Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

23 Ocak 2012 Pazartesi

Bacak bayramı sona erdi!!!

Sol duyumun dediğidir:)

Ben kuşlardan da küçükken 19 mayıs kutlamalarına kızlarının katılmaması için elinden geleni yapan müslümün başarılı olma ihtimali çok azdı. Aslında müslümana bırakılsa kızlarını okula dahi göndermiyecekti ama zorba devlet silah zoruyla kızları evlerden toplar okullara tıkıştırırdı. Devletin bu zorbalığı sonucunda kızlar en azından ilkokulu bitiriyordu.

Yıllar sonra bi darbeyle, zorunlu eğitim 8 yıla çıkardığında bi müslüm şöle askere küfrediyordu.Bu dinsiz imansızlar yüzünden kızlarımız evde kalcak:)

Devlet zorbaydı ve demokrat değildi. Demokrat olsa halkının fikrini sorar bu fikirler doğrultusunda kanunlarını çıkarırdı.Nihayet ümmed bu günleri de gördü:)
 19 mayıs denilince müslümanın aklına kızların bacaklarından başka bi şey gelmiyordu. Çünkü o bi kıza bakınca ne yazık ki; sadece bacak görüyodu. Bu bi düşünce biçimidir elbette. Kadını, üreme aracı olarak gören Muhammedizmin dalgaları...

Fakat okullu kızlar bununla da kalmayıp önlüklerini bikat kısaltıyor ve kısa eteklerle okula gidiyorlardı.Öğretmenler zaten bu durumdan rahatsız değildi.Ama ümmet rahatsızdı. Peki ne yapmalıydılar.Elbette mantıklı olanı.Akşam okul çıkışında kısa etekli kızların bacaklarına sopayla vurup kaçan bi sürü erkek çocuk bu işle görevlendirilmişti.Hım...mantıklı:)
Benimse, önlüğümün eteklerini kısaltmak gibi bi derdim olmadı hiç:) niye olmadı, bilmiyom valla:)ee.. o zaman ni ye koptu kıyamet:))
Efendime söylim, efendime söylerken siz de dinleyin. Yılın başında bi çift ayakkabı ve önlük alınırdı her yedi cüceden birine. Ayakkabılar 1 yıllık ama önlükler 3 yıllıktı:))

Birinci sınıfta ayaklarımın ucunda etekleri olan önlüğüm ikinci sınıfta diz kapaklarımın üzerine çıktı. Hımm..diye düşündü anabelli. Bacaklarım uzadıkça, önlüğüm kısalıyor! ters orantı!ha ha...çok hoş.)

Ve akşamlardan bi akşam, üç kız arkadaş okuldan eve dönerken,  çırpı bacaklarıma karanlıkta bi sopayla vurup kaçtı bi oğlan. Acıdı. Kalabalıktılar. Kızlar sürü halinde kaçışıyorduk.
Hep kaçıyorduk. karanlıktı onları göremiyorduk.Kaçmak mantıklı geliyordu. Neden bunu yapıyorlardı anlamış da değildim açıkçası.
Ama o akşam. Hiç bi şey tahmin edildiği gibi olmadı. Öfke gelip oturdu yüreğime. güçlendim. Kaçmadım. kitaplarımı yere attım geri döndüm. geri döndük. yakasından tuttum,sendeledi. Aliye de onu itti.düştü. benden daha güçlüydü ama geri döneceğimi düşünmedi.şaşkındı ve yerdeydi. Yeni ayakkabılarımla tekmeliyordum onu, bacak arasına,  kafasına gözüne. o kadar hızlı vuruyordum ki toparlanamıyor. tüm arkadaşları bırakıp kaçtı.yerde tostoparlak oldu. karanlıktı onu görmüyordum;  O da beni .Sol duyum sol omzuma oturup, hımm..dedi; işte karanlığın güzellileri :)

insanlar toplandılarrr. ha ha...sıska kıza bakın oğlanı dövdü dediler.alkışladılar.Bizi alkışlıyorlar dedi Aliye gülümseyerek.Bizi değil salak dedim kazananı alkışlıyorlar.Kaçalım.Son bi tekme daha indirip bacak arasına karanlık da kaybolduk:)

 Ertesi gün 1 yıllık yaşam ömrü olan ayakkabımın, attığım tekmelere dayanmadığını görüp kahroluşumu anımsarım hep.Uhu alıp ayakkabımı yapıştırdım:) Pragmatizm:)

Bi iskandinav atasöz der kİ; karanlığın güçleri herşeyi yenecektir ama siz tanrılar tarafında olun, savaşarak kaybedin! ya da böle bi şey:)

Hamiş:: Bunları ben yazmadım. Tanrı yazdı. Anlatıyorum sadece...

Hiç yorum yok: