Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

24 Ağustos 2011 Çarşamba

gökyüzülü ahmet:)

Geçenlerde gecenin bi vakti. kapı çalındı. Açtım. Baktım ki; Ahmet gelmiş, "gökyüzülü ahmet". Çocukluğumdan beri görmemişim... yıllar sonra gecenin bi vakti...sen çıkgel...büyümüş, değişmiş tabi:) koca bi adam olmuş.tanımadım önce.
-kimsiniz dedim?
- ben ahmet dedi,
tanımadın mı?
"gökyüzülü ahmet"

Hani kuşlardan da küçükken, ormanda en uzun ağacın kollarına kaçmıştın bi gece...yıldızlı bi gecede gökyüzüne bakıyordun. görmüyordun bide beni.
sen bana bakıyordun, ben sana :)kaydım azcık eksenimdem. bi gözkırptım sana. aha!!!! diye bağırdın geceye ...yıldız kaydı!!!sonra tanıştık, parmağını uzatıp, dokundun bana:)

Adın ne dedin, Ahmet dedim:) kaydırak oynuyordum gökyüzünde. kayan yıldızlar, yıldız çocuklarıdır, gökyüzünün. oynayalım mı dedin, ağacının kollarından uzandın bana.

İşte o an! bildim diye bağırdım!! "gökyüzülü Ahmet" en sevdiğim yoldaşım,arkadaşım, sırdaşım benim.Kapıdan geldin yaa şimdi, şaşırdım!!hep pencereden gelirdin, oysa:)


Gözlerim doldu birden. Sesim titredi. Ahmet dedim, öldün sandım. yıllarca ne bi ses ne bi seda...öldürdüler seni sandım.şimdi bu gece...biliyormusun gökyüzü görünmüyor evimden. herkeste bi deniz görme sevdası. gökyüzünü görmeden yaşıyorum  yıllarca. o yüzden  kırıldın gittin sandım.
Gel otur ahmet.ne çok özlemişim seni:))

Söylesem inanmazlar şimdi. Ahmet geldi desem . bi gece ansızın...varlığına deliller aramaya koyulurlar. inanmazlar bana. İnanmayanları sevmiyorum Ahmet. Rabba da inanmaz onlar. Deliller isterler sürekli. Ahmetin boyu kaç, gözleri ne renk diyecekler misal.

Yokluğunu ispatlayın o zaman dediydim de şaşırıp baktıydılar bana. Ahmedin yokluğuna deliller göster, bana o dem beyaz yakalı adam:) madem Ahmet yok, madem rab yok, diyorsun.
Zavallı  şöringerin kedisi bunun için öldü bilir misin?sırf bunlara Ahmedin varlığıyla yokluğunun eşit olasılık da olduğunu ispat etmek için, öldü zavallı kedicik!
Kedi öldü, şöringer öldü.Vardan yok oldular, yoktan var oldukları gibi...
Hala daha  deliller arıyor, zavallılar. Oysa hiç delil bırakmadan gitti Ahmet.

Kimse görsün istemem seni zaten, gökyüzülü Ahmet . Bir tek bileyim bi tek ben seveyim seni!!!

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Manda ve Himayeciler...

Solduyumun dediğidir.

Zamanın denizine oltamı atıyorum!

Yıl 13 kasım 1918...

İstanbul işgal altında...

Halk fakru zaruret çinde harap ve bitap düşmüş. "Stalinin tavuğuna" dönmüş,  kurtuluşu tüylerini yolan, itilaf devletlerinin, bacakları arasında aramakta.Çünkü sığınacak başka bi yer bırakılmamış zavallı tavuk, bacak arasını en güvenli bölge olarak algılamakta.

Demokrasiden nasibini alan osmanlı, mozaik pastaya dönmüş, parmak atan atana...
Çeşitlilik bize barışı getirecek diyen zatlar, himaye konusunda hemfikir. Tartıştıkları tek konu, kimin bacakları arasına sığınmak sorunu.

Ayrıştırıcı, ingilizin, gazıyla celallenen kürtler, "kürt teali cemiyetini" kurmuş, acep bu hengamede bize de bi parça düşerminin hesabını yapmakta:)
Satranç tahtasının her daim piyonu, tüm taşları devirseler de, ben de vezir olsamın, haylini kurmakta:)

Damat Ferit ve tayfası, "ingiliz muhipler derneğinin" bacakları arasını güvenli bölge ilan etmiş,
 İngiliz muhipler derneği faaliyetlerine, istanbulun fakir semtlerindeki türk ailelere et yardımı yaparak işe koyulmuş. Mantıklı...çünkü elit kesim her zamanki; gibi mikinin derdine düşmüş kıza ,oğula avrupada güvenli bir yer aramakta. Bu günün "hayırlı solcu" grubunu temsil ediyorlar. Şüphe yok, tarih tekerrür etse, aynı davranış biçimini sergileyecekler.
Kim mücadele edecek peki?
Mücadeleyi elbette kalanlar vercek.
Bi avuç insan atlarını Anadoluya sürdüğünde, ahval ve şeriat böyleydi işte.

Fakir ailelere kömür yardımıyla, direnci kıran, vatan sevgisi ve bayrak kutsallarını yok eden düşünce biçimini, elbette, hayatında bi kez olsun bile satranç oynamamış,  okeye dönmüş nur yüzlü vekil düşünmemiştir.
Şimdinin damat feritleri, manda ve himayecileri, kürt tealicileri, kazanıyor gibi duruyor.

Bu strateji kaybetti.yine kaybedecek.ama haklarını yememek lazım, yeni şablonlar geliştirmişler:)hımm...çok hoş.)

Tekerrür etme tarih!

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Kezban Parisde değil, OSLO da:)

İsveç, Norveç, Danimarka, Türkiye'nin başkenti Ankaraaaaaaaa, Ankara meslek lisesiiiii, kudurmuş taleebesi ...maniciğini terennüm ederken, aniden turuncu atlasımı kapar, çayırların üzerine uzanırdım. Hımm...küçük parmağımı atlasın sayfalarında gezerdirir, buldum diye bağıırdım her seferinde. Norveçin başkenti OSLO:)ha ha...ne komik bi ad böyle...şey gibi....şey..os..ru gibi:))iğkk...hiç hoş deil.)

Kapa gözlerini şimdi, diye bağırırdı solduyum! Gözlerimi kapatıp, parmağımı, aslan başlı, iskandinavyanın üzerinde gezdirirdim şölebir. Sonra bi noktaya yapışırdı parmağımmm...gözlerimi açınca orada olacağımmmmmmm derdim....bi göz kırpmalık zaman kafi..geçti zaman ve açtımmm gözlerimi işte..Oslo sokaklarındayım:))  koşuyorummmm...hertaraf deniz...ha ha...çok hoş.)

Norveçliler, İsveçlilerden daha karmaşık:)Karmaşık derken saf ırk bozulmuş diyorum azcık. Tektük de olsa, sokaklar da şişman kısa boylu, insancıklar var:) Onları görünce sevgiyle bakıyorum:)Bizden lan bunlar, bakışı atıyorum.valla:)

Oslo sahillerinde bekliyorummmmm, her zaman yolunu gözlüyorumm, seni sendennn güzelimmm istiyorummmm, beni şad et şadiyeeeeeeeeee başın içinnnn...türküsü dudaklarımda, tırıs tırıs gezmenin acısı ayaklarımda, otele dönmek için bi taksi bulduk sonunda:) kafiye yaptım valla:)
 taksiler sarı deil sölim buralarda:) AB girmeyiz taksilerimizi de sarı yapmayız zılgıtnı çekmişler kanımca, ya da girersek de kurallarımızı biz belirleriz demişler ki; o daha iyi:)valla:) Neyse efendicim,  mevzu odeil, bakın mevzu ne:)
Taksiye kaç kuruş cıkk...yuro cıkk...kron vereceğiz diye arkadaş şirinle cebellleşirken, taksici camdan kafasını uzatıp, "türk müsünüz kısslar" demesin mi? Abi yaa...seni allah mı gönderdi dedi solduyum çıktı geldi:)
ha ha...çok hoş..:)
Karagözlü kara kaşlı taksicimizle başladık hasbihale:) Karagöz diyecem ona:) çok sevimli valla:)) Karagöz, İranlı. Büyük  bi ihtimal irandan kaçıp, Osloda soluğu almış. İrandan kaçışından sonra, Türkiye de 6 ay filan kalmış.) azboz Türkçesi ona 6 aylık Türkiye macerasından kalmış.) bizim ingilizceden daha iyi yine de valla:)
Yıllar sonra bi tanıdık görmüş gibi bakıyor bize. İrandan bahsederken biraz korku ve özlem var gözlerinde. Gardaşlarımı da aldım irandan diyor. kimsem kalmadı orada. dönmem asla demeye getiriyor. Sol duyum çıkıp sol omzuma bi türkü terennüm ediyor. ha..sss çekilmişimmm yarim diyorr, kendi özyurdumdaaaaaaaaaaannnn çekerrrrrrrr giderimmmmm.
Asıl soruya geliyor mevzu birden:)
Müslüman mısınız diyor.
Sağ duyum fırlıyor hemen, yes  I am muslum:)
Allam yaa... ne ka zormuş müslüman değilim demek:)ha ha...çok hoş.)
Hadi lannn, bakışı atıyor bize, ne biçim müslümansınız demeye getiriyor:)
sana ne lan, bakışıyla karşılaşıyor:)
I am not muslum...
Ben artık, müslüman değilim diyor.
Geldiğimde müslümandım ama şimdi değilim. büyük bir yükten kurtulmuş gibi söylüyor. evliyim ve çocuklarım var diyor, mutlu gözlerle:)))

Muhammedin sana çok gördüğü mutluluğu bulmak için dünyanınnnnnnn tepesine çıktın yaa, Karagözzzzzzz diyor solduyum, sol omzuma oturup,   helal sana!!! sana bütün mutluluklar helal!!!