Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

27 Haziran 2011 Pazartesi

aŞkın mateMatiği:)

sıfır(0)-sekiz(8)-sonsuz:)= BEN

Sıfırı sevmişimdir hep. Mucidi Harezmidir. Büker 8 yaparsın. İnce belli sekizdir , O:)) Yatırırsın sonsuz olur:) bölersin iki tane 3 olur:) dişidir, çoğalır:) hımm..hayata anlam katar. Her koşulda yaşar.Doğal seleksiyondan kalanlardandır bide.Kimse bilmez ben bilirim. Zayıf ama güçlüdür. çok hoştur yani. belki de en sevdiğim. hiç kimse sıfırı benim gibi sevemez benim gibi sevmeyince de, benim gibi anlatamaz:))

Sıfır benim yalın halim) Sen, benim için sıfırsın derler ya bazen, bi hoş olurum :)ne hoş bi tanımlama.
Oysa, herkes beni 8 sanır.İnce belli bi sekiz::)  Süslenip, püslenince miss gibi sekiz kokarım. Dışarı çıkmaya hazır. Sekiz benim yaşam halim:)
Ne zaman uykuya dalsam, sekiz yatar, sonsuz olur. Rüyalarda uçucu bi maddeye döner.Hep yukarıda...insancıklar aşağıda...beni görmüyorlar...uçucu ve görünmez oluyorum. Bazen açım değişiyor.Sadece ellerini görüyorum herkesin. tanıdık tanımadık, gelip oturuyorlar. anlatıp duruyorlar. ölümlerr...kazalar...aşklar...köpekler...bi hengame bi kaostur gidiyor. Sonsuzum ben, huzursuzum.
Niye anlatıyorlar bana, bilmiyorum. umrumda değil aslında, Ayşenin kocasını vurmuşlar.bana ne... Görüyorum ama paramparça olmuş.ağlıyor. Benim için etkisiz elamandır Ayşe , kocası da. (1)Bir gibi. Yaklaşmayın bana, sıfırım ben, yutan elemanım!  diyorum ama kimse aldırmıyor. Öyle işte, rüyamın orta yerinde...ağlıyor. anlatıyor. ben dinliyorum. izliyorum sabaha kadar. Velhasıl, geceleri sonsuzum...huzursuzum...

Allahtan uyanınca tekrar sıfır oluyorum. Uçucu değilim bide. yine yuvarlaklaştım. yüzümde gergin bi korku. olsun ama kısa  süreliğine. giyinip süsülenince, yine sekiz oluyorum.ince belli bi sekiz. gülümsüyor bana:)) hımm...çok hoş... diyorum.beğeniyorum onu:) herkes sekizi sever. ben de severim.sekiz benim yaşam halim:)bi görseniz siz de seversiniz. valla:) ha ha...çok hoş.)

26 Haziran 2011 Pazar

Efendiler!!!

Efendiler! Bir sürüden bir ulus yaratmanın ne demek olduğunu anlamanız için öncelikle, sırça köşkünüzden çıkıp, şöyle bi halkın arasında salınmanız lazımdır. Ağzınızda puronuz , arap dünyasının peşmurde haline bakıp,   onlara akıl satarken,  neden onlar aşağıda, ben neden yukarıdayım, sorusunu kendinize sormaz,  bundan bi ders çıkarmaz  msınız? Bu gün Davosta oturup vanmunıt diyebilme şerefine nasıl nail olduğunuzu hiç düşünmez misniz? Bu ulus devletin ortadoğunun, yarı-barışlı tek ülkesi olduğunu görmez misniz? Çok insan öldü derken? Şimdi ağzınızdan düşürmediğiniz özgürlük dalgasının doğumunda, Fransız ihtilalinde de binlerce insan öldü. Keşke monarşi devam etseydi de, insancıklar boşu boşuna ölmeslerdi mi dersiniz?

Efendiler!!!Kürtleri, ingiliz hakimiyetine bırakmamakla, yanlış yaptığımızı söylersiniz? ?Doğru davranış biçimini zamanın şartlarını göze alarak, bi deyiverseniz de, biz de hatamızı görsek.

Efendiler!!!Ne yapsaydın peki?ekmeğimiz yoktu::) pasta mı yeseydik:::)
.

Neferteti mazlum halkını selamlar:)

24 Haziran 2011 Cuma

Hükümetleşen, devlet:)

 Sol duyumun dediğidir:)
ANAYASAL MONARŞİ:)
Bu yazıcığın, doğumunda emeği geçen zat-aliye şükranlarımı sunarak başlayayım cümleme.
Devletin kanalında, TRT de program yapan ve utanmadan hükümete çemkiren Nuray ablamın, salla başı al maaşı atasözüne uymayıp, edepsiz bi curetle hükümeti eleştirmesine celallenen bir FF halkının, "bre, hatun maaşını devletten alıp nasıl olur da, hükümete çemkirisin" nidası üzerine yazılmıştır. Biline:)

Elbette bu FF kişisi,  devleti, hükümetle karıştırmıştır, bi çoğunun yaptığı gibi. Ama efendim, Devlet=hükümet değildir. Devlet TBMM temsil eder. Hükümetse, devleti yönetme sorumluluğu üstlenmiş olan kurumdur.
Efendicim bu duruma daha da celallenen FF kişisi, hükümet devletin memuru değildir.Hükümetler devletten büyük olmalıdır der:) Olur mu o dem, paşam:) Dev-leşen hükümeti, monarşinin koltuğundan hangi güç kaldırabilir o dem:) Monarşi derken, bahsettiğimiz anayasal monarşidir elbette. Bizdeki fark, Seçilmiş padişah, esas belirleyicidir. O, ol der herşey olur. Beğenmediği yasayı kaldırır.Çoğunluğun dediği olur.He valla öyle de:)) Kurtuluş savaşından sonra, halkın oyuna başvurulsaydı, halifemizü isterük diye elinde satır sokağa fırlayan müslüman kazanırdı valla:))
Neyse efendim mevuz o deil, bakın mevzu ne:)
 Anayasal monarşiye geçişin, kuvvetler birliğini sağlamakla olacağını elbette fark etmiştir devletlum. Kendini süreki eleştiren, cık..bu olmamış  git düzelt öyle gel diyen,  yargıyı,  yasamaya bağlayarak, ilk büyük adımı atmıştır. Artık, devletin kurumlarını eşe dosta peşkeş çeken, hükümet hırsızlarını adil bi şekilde, yargılayacak,  devletin hakimleri yoktur. Çünkü artık, devlete deil, hükümete hizmet etmek zorundadır.Yoksa bi sabah uyandığında kendilerini Hakkaride bulabilirler. ha ha...çok hoş.)
Hemencecik dünyada başka örneği var mı? diye örnek arayan  zavallı. Hayır yoktur:)Türkiye, kendine has bir anayasal monarşi yaratmıştır:))
Sonuc olarak, Nuray Mertin programı TRT den kaldırılmıştır.Artık, hükümetleşen devlet, devlet memurlarıyla değil, hükümet memurlarıyla çalışacaktır.Günde beş vakit! Padişahım çok yaşa!!!Padişahım çok yaşa!! diyip, aldıkları parayı hak edecekleridir:)))
Bu zavallı sürü için ne merhamet ne hukuk sade sert bakışlı bir göz! sade ağır yumruk!!! ne hoş sölemiş, Yurdakul abim, seneler evvel:))valla:)

Neferteti mazlum halkını selamlar!

20 Haziran 2011 Pazartesi

Antonio Gaudi, Pierre Culliford ve şirinler üzerine hasbihal:)

                                                                                                    

İstanbula gidiyorum diyip, ispanyaya kaçtığım o güzide senede, Barselonanın  tozlu yollarına adımımı atar atmaz, h.z Gaudiye,  ispanyonların, mimar Sinanına şöle bi selam çaktım:) katalanya is not ispanya! slogancığını sokak duvarlarında görünce:)) aha! aynı bizim kürtler dedi, sol duyum çıktı geldi:) g.t aynı baş aynı, ispanyon değiliz diye bağırıyolar bide :) bi aynaya bakın yahu hayrına:) ha ha ...çok hoş.)

Ama efendim mevzu o deil, bakın mevzu ne.

Bu Antonio Gudi hazretleri ispanyanın ünlü mimarlarından biridir bildiğiniz üzere. şehrin her köşesine bizim mimar sinan gibi mührünü basmış vesselam:)
Bu mimarcığın dehasını farkeden şehrin zenginleri günlerden bir gün, buncağazımı çağırıp, hımmm... biz elit kesimi şu avamın fukaralığından, şu barselonanın çamurlu yollarından,  kurtar.şöle zengin zengin takılacağımız bi muhit yap derler:) para tabi gani:)

Bu isteği emir telakki eden Gaudi amcamız, ormanın içinde şehrin hengamesinden uzak evler inşa eder:) Elbette bu durumda kendini de unutmaz.
Park Guell de ormanın içinde salınırken bu evcikleri görüp allam yaaa...şirinlerin evleri bunlar dedim:)) valla:)
İşte o dem, 1958 de şirinleri çizen Belçikalı Pierre Culliford'ında benim gibi düşünmüş olacağı olasılığını hesap ettim:) Ormanda yaşayana küçük, şirin ve mutlu şeyler:) ha ha ...çok hoş.)
Elbette şirinlerin sosyalizmin kızıl bayrağını taşıdıklarını bilirim. Birbiriyle yardımlaşan, küçük komünlerin oluşturduğu mutlu insanlar. Ve korkunç gargamelin bi papaz olması da tesadüf değildir.
Cık..olmaz öyle şey, Gaudi amcam koyu bi katolikti diyebilirsiniz.  Ve sağrada familyaya bakıp, ünlü mimarın tanrı korkusunu da görebilirsiniz elbette ve park Guellde  bi kilise inşa ettiği de doğrudur. Ama yine de Pierre amcam, onun ormanını çalıp mavi şirinleri yaratmış kanımca:) valla:)
Bu arada yüzüklerin efendisindeki Hobitlerin yaşam alanları da, şirinlerin evlerini anımsattı sölim:)

Düşüncemden şekil yaptım! bu bi parabol!!! cık...bu bi mantar! ya da bi şirin evi:)

Yeterince uslu bir çocuk olursanız, belki bir gün ormanda şirineyle  karşılaşabilirsiniz!!!!!ha ha ...çok hoş.)

18 Haziran 2011 Cumartesi

islamda kadınlar ve köpekler:)

                                                                     
Tapınak fahişeliğinden,islamın cariyeliğine, islamda kadınlar ve köpekler,  adlı pembe yazıcığımın devamını neşretmiş bulunuyorum. (bu cümlecikle yazar kişisi, pembe dizilere atıfta bulunur.  amaç, okuyucu  yazıcığı okuyunca, yanacıkları pembe dizi izlemiş gibi pembe pembe olsun:)ha ha...çok hoş.)

Ama efendim mevzu o deil, bakın mevzu ne:)

islamda kadınlar ve köpekler ne alaka demeyin kuzucuklarım :) şimdi alakaya turşu suyu sıkacam birazdan:) bakınız niye?
  
Resûlullah Efendimiz, (Eğer bana, birinin diğerine secde etmesi emir olunsaydı, kadınların kocalarına secde etmelerini emrederdim. Çünkü kocanın, hanımı üzerindeki hakkı çok büyüktür) buyurdu. O halde, kadın kocasının emrine ve sözlerine itaat etmeli, Hakkın rızasına bu yolla kavuşmalıdır.

Buncağazımı okuyup ah!!! işte sevgili efendimiz hatunlara ne ka değer veriyomuş:)) kocalarının önünde secde etmelerini yasaklamış sonucunu çıkaranlara sarışın sarışın gülümsüyorum:) çünkü net bişekilde kocasını memnun etmeyen hatunun cennet yüzü göremeyeceği ifade edilmiştir:) ha ha ..artık memnun etmek derken ne kasdediliyo sorucuğunun cevabını varın siz bulun:) misal,  kocasının istemesine rağmen saksafon çekmeyen hatun cennet yüzü göremeyecek midir?:)) iğkk..hiç hoş deil.)

Kadının kocası ile bir saat (bir müddet) oturması, Kâ'be'yi tavaf etmesinden daha iyidir, der beriki.)


oturması derken::))) ha ha...kucağına oturması mahiyeti taşıyo kanımca:) hımm...hacı oluyon yani:))
 
FAHRUDDİN ER-RÂZİ TEFSİRİ

BAKARA SURESİ
AYETLER: 229-254
Rahman ve Rahim Allah´ın Adı ile
1) Erkek şunlarda kadından daha üstündür.

a) Akıl,

b) Diyet,

c) Miras,

d) Devlet başkanlığı, hakimlik ve sahiciliğe uygun olması,

e) Hanımının üzerine evlenebilmesi ve ona karşı bir şahsiyet sahibi olma­sı.. Kadının kocasına karşı aynı şekilde olması mümkün değildir.

Kıyamet günü allahu teala, diliyle kocasına eziyet eden kadının dilini, 70 arşın uzun yapıp boynuna dolar:)kocasına kötü gözle bakan kadını da, başı kesik ve bedeni parçalanmış hale çevirir. (Şir'a)

ve buna benzer yüzlercesiiiii.....
E y mümine! şüphesiz burada sana, apaçık bir mesaj var!

ve gelelim ortak paydaya:)


Ben kuşlardan da küçükken, ormana ne zaman ezan sesi yayılsa, zındık köpeğim ulumaya başlardı:) Günah büyük günah! Ezanla,  uluyan köpekleri vuruyordu birer birer müslüman.  Zındık köpekler ezanı taklit ediyor sanırlardı.
Günlerden bi gün, ezan okurken köpek,  hacımolla çıka geldi. Bu köpek uluyor mu ezanla dedi. cıkk...ulumuyor dedi anabelli büyük  ceylan gözlerini açıp, zikrediyor. O mübarek Ashab-ı Kehf in köpeğini bilir misniz? Cennete girecek o,  mübarek köpek Kıtmir de, ne zaman ezanı duysa böle zikredermiş!valla:)
Rahman ve rahim olanının adına, and olsun ki;  ulumuyor! zikrediyor!!! Onu vurmak günah! büyük gühan!ben vebalinden söyleyip kurtulayım. tikk..takk..yazı-tura:))ha ha ..tura..işte atatürk! kurtuldun!!!!


senigidi aptal köpek!!!  ne kadar daha koruyabilirim seni. neden anlamak istemiyorsun!

kadınların ve köpeklerin ezan okuması yasaktır!!!!

kadınların ve köpeklerin ezan okuması yasaktır!!!!


hadi söyle, yaradan rabbinin adıyla söyle!

kadınların ve köpeklerin ezan okuması yasaktır!!!!

Anlamıyorsun!
dinlemiyorsun!

Bi gün seni vuracaklar ve ben, ağlamayacağım!


Neferteti mazlum halkını selamlar.

17 Haziran 2011 Cuma

La jakontla hasbihal:)

Allahın düşünden düşen,                              
ey Muhammedin kızı!
ölü gülüşümde ne arıyorsun?
aah!!! Lisa!
çok uzak yoldan geldim.
galaksiler geçtim!
Sakladığın bi sır var.Bilirim.
Sakladığım bi sır var.Bilirsin.
Yaklaş hadi, kulağına söyleyeceğim:)
A mon Dieu!
Bu ne menem perspektif!
yaklaştıkça küçülüyorsun lisa!
            m-s-2011-louve-paris

1 Haziran 2011 Çarşamba

Tapınak fahişeliğinden islamın cariyeliğine, islamda kadınlar ve köpekler:)

Sol duyumun dediğidir:)

Markizde oturmuş sessiz seyre dalmış zamanı gözlerinde tozlarlaaaa........der gibi kahverengi tonlarda...ne hoş söyler sezen ablam:)
Türküyü duyan zaman, kıvrıla kıvrıla aktı, zaman geçti, zaman aktı, zaman zaman içinde, M.Ö 2000 de durdu.
Mezopomyanın kanla kutsallaşan verimli topraklarında sümerler hüküm sürüyordu. Krallar, rahipler, rahibeler askerler....ve din herzamaki gibi en iyi tutkaldı. toplumsal düzenin ve hiyerarşinin aksamadan işlemesini, sağlıyor, hiyerarşide kimin nerede hangi basamakta duracağını belirliyordu.
Peki zamanın sarmalında dönüp duran kadın bu hiyerarşinin hangi basamağında, sümerlerin tahtının neresinde duruyordu. Nasıl bir rol oynuyordu? Sahnede miydi? Yoksa sahne arkasında mı?
Kadın nası bi düşünce biçimiyle kutsallaştırılmış ya da köleleştirilmişti?
Buracıkta küçük bi es verip, Muazez İlmiye Çığın, "bereket kültü ve mabet fahişeliği" kitabını öneririm.
Sümerlerde mabet fahişelerinin türbanlı olduğunu, türbanın kökeninin taaa..o döneme dayandığını, ifade ettiğinde yargılandı ve hapisten son anda kurtuldu. Şimdi Sibel üresin müminesinin, türbanına bakıp, mabet fahişeliğinin nasıl kutsal bi sürece dönüştürüldüğünü daha iyi kavrayabilirsiniz:)

Her şey düşüncede başlar. Hayat tanrının düşüdür:))valla:) ha ha ...çok hoş.)
Ama efendim mevzu o deil, bakın mevzu ne:)
 İştarın fahişeleri, türbanlıydı. doğru. Ama fahişelik kavramıyla rahibelik kavramı yer değiştirmişti. Er kişiye hizmet eden onu cinsel yönden doyuma ulaştırmayı başaran  rahibe+fahişeye  sonsuz cennet vadediliyordu:) Sonuç olarak er kişiyi cinsel yönden tatmin etmek kadını kutsalaştırıyordu.Onlar için tapınaklar bizim düşünce biçimimizle, genelevler inşa edilmişti:)Sümerin öğretisi buydu:))
Bakınız bu öğretinin islama yansımaları nasıl olmuştur.  İyi bir müminenin erini her şekilde memnun etmesi hatta ayaklarını yıkadığı suyu bile içmesinin mümineye, cennetin kapılarının açacağı muştulanır:)

Kocası kendisinden memnun olduğu halde ölen kadın cennete girecektir” (Tirmizi, 1081: ibni Mace, 1844)


Karısını memnun eden bi kocaya niye cennet muştulanmamış pekİ? Bi tanrıca olayım, kutsal kitabında bu ayete yer verecem valla:)  ha ha ...çok hoş.)
Sadaka verin ey kadınlar. Çünkü cehennem halkının çoğu siz olacaksınız” orda bulunan bir kadın: ‘Niçin ya Rasulullah?’ diye sordu. Oda: “Çünkü siz, çok şikâyet eder ve kocanızın nimetini inkâr edersiniz.” (Müslim)

Demem o ki sana; Sibel Üresin hatunu doğruyu söylüyor. İslam kadına, m.ö ikibinlerde kutsal sayılan fahişeliği,  yeniden görev belliyor.İslamda kadının hareket alanını müslümün organının hareket alanına bağlıyor.
Kadını çalışma hayatından, uzaklaştırıyor. Kemale ermiş Mustafanın, cebren, mutfakla yatak odasından çıkardığı kadını eski mabedine, yatak odasına gönderiyor:)
 Bize göre fahişeleştirmek, onlara göreyse rahibeleştirmek istiyor:)
Bunu yaparken de öncelikle, rahibe fahişelerin türbanından yararlanıyor.
Önce türban, sonraki aşama 4 eş ve sonraa...ve daha sonraa....
Bide bakmışsınız etrafınıza, dünün fahişeleri, namus timsali  rahibeler olmuş:))size ders veriyor:) ha ha ..çok hoş

ZAMAN SEN NE HOŞ SEREMONİSİN,  RAHİBELERİ FAHİŞE, FAHİŞELERİ RAHİBE YAPTIN.
Neferteti mazlum halkını selamlar!
hımm...kadınlar ve köpeklerin ortak paydasını da haftayaa yazacamm...haftaya buluşalım haftayaaaaaaaaa...ha ha ...çok hoş.)