Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

7 Kasım 2011 Pazartesi

sarıKIZLA otluyorduk:)

KURBAN

Ben kuşlardan da küçükken,  "sevdiğiniz işi yapın safsatasını" bi kenara atıp, bana en hızlı şekilde para kazandıracak işi, seveceğime and içtiğim o güzide senede, arkeolog olmaktan vazgeçtim.
Vazgeçmekle olmadı tabi:) hiç bi zaman kavuşamayacağım eski bi sevgili gibi, her fırsat bulduğumda onu arıyorum.
Bakın geçenlerde,  ne buldum:)
Ölüleri konuşturan mezar kazıcıları, m.ö 600 dolaylarında, güney amerikada, insan kurban törenlerinin yapıldığı bi sunak, bulmuşlar.
Tanrılara sunulan kurbanların mitolojide güzel kızlar olduğundan bahsedilir. Ta ki, oğlunu kurban etmeye kalkan ibrahime kadar. 
Hımm...Bence tam olarak şöyle olmuştur. Kızlarını kurban ederken, sorun yaşamayan insancık, oğlu mevzubahis olunca, pragmatist düşünüp, hayvan kurban ederek bu anlamsız geleneğe son vermiştir.Nokta!ha ha...çok hoş:)

Peki bu davranış biçimi günümüzde hangi şekli almıştır?

Kaydı zaman.
 M.S  1986 da durdu.

Sarı kızla, otluyorduk. O kocaman uzun diliyle tüm yoncalarımı haşırttt diye midesine indirmesin diye kafasına bi şaplak indirdim. Yoncaları çok sever. sorun şu kİ ben de çok severim. Bilenler bilirler. Yoncasının ekşimsi bi tadı vardır.  kuzukulaçıkları da favorimdir, otlar arasında. Ama yoncanın yeri bambaşka:))
Bide dört yapraklı yoncayı arıyorum tabi:) çizgi filmdeki, çizgi gözlü kız gibi:)) dört yaprak lı yoncayı bulanın tüm dilekleri kabul olacak. yoncayı bulmadan dileklerimi sıralamışım;  bulamamamın tek nedeninin bu aptal sarıkızın onu yemiş olma ihtimali olduğunu düşünüyorum, valla:)
Bu düşüncelere gark olmuşken,
Sarkız diye bağırdı sisin içinden biri. Kafamı kaldırıp baktım.Kafasını kaldırıp baktı.En sinir olduğum durum buydu işte!!! ikimize de sarıkız diyorlardı. allam yaaa...beni çağırıyorla bi kereeee, diye bağıdım. seni değil. aptal şey!!!hımmm...dedi.

 Sarızkızımmmmmm diye seslendi büyük ağaç bi ağız daha. Koşup başını koltuğunun altına soktu. Dilsiz hayvan olması tüm öncelikleri kapmasına neden oluyordu valla:) uzun süre , konuşmadım ama bi işe yaramadı.dilsiz hayvan sevgisini kazanamıyordum bi türlü.hımm...Sorun dilsiz oluşu değildi bence:)
 ve o bayram...
sarıkız diye bağırdı sesin içinden biri. kafamı kaldrıp baktım.kafasını kaldırıp baktı.Bu sefer seni çağırıyorlar dedim. hımmm....dedi.

Bayramınız mübarek olsun, dedi kadın, elindeki et dolu tepsiyi uzatıp. Bayram günü yesin çoluk çocuk dedi annem, çok iyi bi hayvan bakmışsınız. helali hoş olsun.

Büyükağaç, tepsideki ciğere baktı. gözleri camlaştı. onu yiyemem dedi. Atamam da.

Kavurup çoçuklara dağıttı.
kustum.

5 yorum:

HYPATİA dedi ki...

Neferteti orjinal güzel bir yazı olmuş..."oğlu mevzubahis olunca, pragmatist düşünüp, hayvan kurban ederek bu anlamsız geleneğe son vermiştir" düşüncene de kesinlikle katılıyorum..eskilerin deyimi ile zehir gibi bir beyin var sende :D

neferteti dedi ki...

tşk.ederim hypatia:))ne hoş adın var:)

HYPATİA dedi ki...

Teşekkür ederim...ismim iskenderiyeli hypatia dan geliyor belki biliyorsundur...döneminin bağnazlarına karşı savaşmış bir düşünür :)

neferteti dedi ki...

biliyorum:) hoşluğu oradan zaten:)umarım sonun onun ki gibi olmaz:)

neferteti dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.