Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

1 Haziran 2011 Çarşamba

Tapınak fahişeliğinden islamın cariyeliğine, islamda kadınlar ve köpekler:)

Sol duyumun dediğidir:)

Markizde oturmuş sessiz seyre dalmış zamanı gözlerinde tozlarlaaaa........der gibi kahverengi tonlarda...ne hoş söyler sezen ablam:)
Türküyü duyan zaman, kıvrıla kıvrıla aktı, zaman geçti, zaman aktı, zaman zaman içinde, M.Ö 2000 de durdu.
Mezopomyanın kanla kutsallaşan verimli topraklarında sümerler hüküm sürüyordu. Krallar, rahipler, rahibeler askerler....ve din herzamaki gibi en iyi tutkaldı. toplumsal düzenin ve hiyerarşinin aksamadan işlemesini, sağlıyor, hiyerarşide kimin nerede hangi basamakta duracağını belirliyordu.
Peki zamanın sarmalında dönüp duran kadın bu hiyerarşinin hangi basamağında, sümerlerin tahtının neresinde duruyordu. Nasıl bir rol oynuyordu? Sahnede miydi? Yoksa sahne arkasında mı?
Kadın nası bi düşünce biçimiyle kutsallaştırılmış ya da köleleştirilmişti?
Buracıkta küçük bi es verip, Muazez İlmiye Çığın, "bereket kültü ve mabet fahişeliği" kitabını öneririm.
Sümerlerde mabet fahişelerinin türbanlı olduğunu, türbanın kökeninin taaa..o döneme dayandığını, ifade ettiğinde yargılandı ve hapisten son anda kurtuldu. Şimdi Sibel üresin müminesinin, türbanına bakıp, mabet fahişeliğinin nasıl kutsal bi sürece dönüştürüldüğünü daha iyi kavrayabilirsiniz:)

Her şey düşüncede başlar. Hayat tanrının düşüdür:))valla:) ha ha ...çok hoş.)
Ama efendim mevzu o deil, bakın mevzu ne:)
 İştarın fahişeleri, türbanlıydı. doğru. Ama fahişelik kavramıyla rahibelik kavramı yer değiştirmişti. Er kişiye hizmet eden onu cinsel yönden doyuma ulaştırmayı başaran  rahibe+fahişeye  sonsuz cennet vadediliyordu:) Sonuç olarak er kişiyi cinsel yönden tatmin etmek kadını kutsalaştırıyordu.Onlar için tapınaklar bizim düşünce biçimimizle, genelevler inşa edilmişti:)Sümerin öğretisi buydu:))
Bakınız bu öğretinin islama yansımaları nasıl olmuştur.  İyi bir müminenin erini her şekilde memnun etmesi hatta ayaklarını yıkadığı suyu bile içmesinin mümineye, cennetin kapılarının açacağı muştulanır:)

Kocası kendisinden memnun olduğu halde ölen kadın cennete girecektir” (Tirmizi, 1081: ibni Mace, 1844)


Karısını memnun eden bi kocaya niye cennet muştulanmamış pekİ? Bi tanrıca olayım, kutsal kitabında bu ayete yer verecem valla:)  ha ha ...çok hoş.)
Sadaka verin ey kadınlar. Çünkü cehennem halkının çoğu siz olacaksınız” orda bulunan bir kadın: ‘Niçin ya Rasulullah?’ diye sordu. Oda: “Çünkü siz, çok şikâyet eder ve kocanızın nimetini inkâr edersiniz.” (Müslim)

Demem o ki sana; Sibel Üresin hatunu doğruyu söylüyor. İslam kadına, m.ö ikibinlerde kutsal sayılan fahişeliği,  yeniden görev belliyor.İslamda kadının hareket alanını müslümün organının hareket alanına bağlıyor.
Kadını çalışma hayatından, uzaklaştırıyor. Kemale ermiş Mustafanın, cebren, mutfakla yatak odasından çıkardığı kadını eski mabedine, yatak odasına gönderiyor:)
 Bize göre fahişeleştirmek, onlara göreyse rahibeleştirmek istiyor:)
Bunu yaparken de öncelikle, rahibe fahişelerin türbanından yararlanıyor.
Önce türban, sonraki aşama 4 eş ve sonraa...ve daha sonraa....
Bide bakmışsınız etrafınıza, dünün fahişeleri, namus timsali  rahibeler olmuş:))size ders veriyor:) ha ha ..çok hoş

ZAMAN SEN NE HOŞ SEREMONİSİN,  RAHİBELERİ FAHİŞE, FAHİŞELERİ RAHİBE YAPTIN.
Neferteti mazlum halkını selamlar!
hımm...kadınlar ve köpeklerin ortak paydasını da haftayaa yazacamm...haftaya buluşalım haftayaaaaaaaaa...ha ha ...çok hoş.)







Hiç yorum yok: