Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

29 Ekim 2010 Cuma

cumhuriyet, çok yaşa!!! CUMHURİYET, ÇOK YAŞA!


Markiz'de oturmuş sakin

Seyrediyor zamanı gözlerinde tozlarla

istanbulll hatırasııııııııı....

Bir yerinde Altın yaldızlı tarih ve yazı.

16 MART 1920!!!!
istanbul işgal altında! esir şehrin insanları.Esaret, bazıları için, dayanılmaz bi ağırlık! bazıları için dayanılır bi hafiflik. Ağırlığı hissedenler, anadoluya kaçıyor.Geri dönmek için gidiyorlar.
Paristen, ülkesi için geri dönen türk'e şöyle diyor sevgili zevcesi:-bu günün hayırlı solcuları diye varsay:)
-neden ingilizlerden nefret ediyorsun?ingilizler bize ne yaptı ki? kızımız ayşe için pariste bi okul bile ayarladılar.kızımızı hiç sevmiyor musun ?ayşe yi? onun istikbalini hiç düşünmüyor musun?
Anadoluya gideceksin!o işe yaramaz! ilkel insanlar için değer mi?

Demem o ki sana; benim için döndüler!Ben Fatma. BEN BÜYÜDÜM!onlara saygı duyuyorum ve unutmuyorum!!!!unutmayacağım.Kime saygı duymalıyım peki? onlardan üçer, dörder alınız diyerek beni mallaştıran, muhammede mi ?
unutmamalıııııı....hatırlamalı....sevgiyle anmalııııı...anılarla gönülleri hoş tutmalı:)ne hoş türküdür:)

26 Ekim 2010 Salı

seçilmiş aydın işbaşı yaptı) misal, HADİ LAN! HADİ:))


Solduyumun dediğidir:)

Üç kağıtçının, pezevenginnn...mehiyetin medeniyetinn...adı anılmayacakk bilmemm neee...bi dalgayımmm halk denizindeeee....köpürdümm!!!bi demler böle türküler çığırıyordu, aydın kişisi, halka rağmen, halkcıydı. Bu mazlum halk ağzına s.ççsa bile, bi otele hepsini tıkıp, ateşe verse bile, onlara gerçeğii, sadecee gerçeği söylemekten vazgeçmiyordu.Sabah akşam dükkanın önünde göbeğini kaşıyıp, gelişemiyeceği, sürekli günah işleyip, mekkede bi tur atarak temizlenemiyeceğini, önemli olan günah işleyip afdilemek deil, günah işlemeden kalabilmek ve çalışmaak çok çalışmak gerktiğini, bıkmadan usanmadan anlatıyordu.

Ve bunu yıllardır yapıyordu:)
niye onlar yukardaa??
ben niye çukurdayım?
niye gülsün cihan bana?
ben yalnız ağlayayım!
yükselmek asumanaaa
ve gülmek!
ne tatlı şey:))
Promete de böle diyordu, fikretin oğlu tevfik, senelerce evvel. ama seçilmiş aydın, onu şöle yorumluyordu:)
dinsiz, imansız aydın, yunan tanrılarına tapıyo:))ha ha ...çok hoş:)

Zaman, aktı zaman geçti. zaman zaman içinde.Nihayet, ülkeme de demokrasi geldi. Söz çoğunluğundu artık ve halk aydınlarını seçti! Seçilmiş aydın, zafer nidaları atarak ya allah bismillah allahu ekber, elinde, kitabı mukaddesle çıktı geldi::) ulema o!!! uluyan bi ulemanmızda var artık:) tam demokrasi!

Ama efendim mevzu o deil, bakın mevzu ne? Bu HADİciği okuyunca! solduyum çıktı geldi, bi türkücük terennüm etti:)kapan kaptı köşeleriiiii, bize kaldı delikanlı ucuz şarap şişeleri hey hey de ....heyy...hey...işte dedi, seçilmiş aydın prototipi:)
Ha ha...köşe takımıyla, köşe yazarının farkı diye bi yazı yazacam bi dem:)ama hangi dem?
Efendime sölim, efendime söylerken bu Hadicik neler yumurtlamış, siz de dinleyin:) HSYK adalet dağıtan bi kurum deil de bi ağalık sistemi olduğundan dem vuruyo, HADİcim::) şimdi ağa değişti diyo, tel bıyık adalet bakanı yeni ağa))önerdiği liste eksiksiz geçmiş:))hakimlerimizi de seçtik sonucta :):)sevindirik olmuş:))onun kapısında yalanacakmış:))hah!!! aferim seçilmiş aydın!alkış:)ha ha ...çok hoş.)

Halka rağmen, halkın haklarını koruyan, misal madende kalan müslüm cesetlerini çıkarın, bırakın müminenin kıllı bölgeleriyle uğraşmayı, bidon kafalar diye bağıran, her fırsatta halkı eleştiren, zındık aydın, prototipinden ülkem kurtuldu, diyo! bu günleri de gördük! şükür ya rabbi!

Demem o ki sana; okyanusun suları çekildi::)
güneştennn ışık yontarlardıııı, sert adamlarıdı. gittiler akşam olmadannn ortalık karardı:)
bu bi med-cezir))diye umuyom:)
fırtınammmmmmmmmmmmmm...felaketimm...hasretimm...yetmiyorrr...sevişmelerr yetmiyorr:)şiddetinn ne hoşş...ne güzel şevkatinnn... hımm...ne hoş söler leventcim:)
neferteti mazlum halkını selamlar!

23 Ekim 2010 Cumartesi

kocalara tutunmak::)))

Acı çekmekkkk özgürlükseeee, özgürdük ikimizdeeeeeeeee, sen yuvasız çalıkuşu ben kafeste kanaryaa....hımm...ne hoş sölerdi vicdansız.
yazdığınnnnnnnnn son mektuppppp....şu an elimdeeeeeeeeeee.okuyup ağlıyorummmmm.her kelimedeeeeeeee.meğerse yalanmış, aşkın sevgindeeeeeeeeeee.mutlu ol diyorsunnnnnn.sensiz olur mu?
allam yaa...bu türkülerle büyüdük, serpildik hey!! yarrrr:)ha ha...çok hoş:)
ama efendim, mevzu o deil, bakın mevzu ne?efendime sölim, efendime söylerken, siz de dinleyin.

Biz acılara tutunmak felsefesiyle büyüyüp, böğrümüzü karartırken, hatun kişi daha mantıklı bi yol bulup, kocalara tutunmayı keşfetti.Amerikanın keşfi gibi düşün:)
Kocalara tutunan hatun kişiyi çalışma esnasında hemen farkedersiniz, onlar ki; genellikle kendilerine cennet muştulanmış olan kutsal anaların büyük bi bölümünü oluşturur.Kutsal ana, analık vazifesini her fırsatta bahane edip, işten kaytarmayı becerir.Bu konuda bi sorun yaşadığı an, devreye hayatının her deminde tutunacağı kocası girer ve hopp..oldu da bitti, maşallah.bi bakmışsınız iş sizin üzerinize kalmış:)

Onlar Kocalara tutunmanın derin hazzını yaşarken size de acılara tutunmak kalır:)
ağlaaaaaaaaaaa....ağlaaa..halineen..ağlaa kör talihine türkünüsü fonda müzik yapacam.ha ha ...çok hoş:)
cık...umay hatununun türküsüde hoş olur valla....dar sokaaakkkkk vurgunlarıııııııııı....kaldırınn düşenleri....ağırrr...ağırrrrrrrrrr...DÜŞMEDİM DAHA!

18 Ekim 2010 Pazartesi

insan, bulmuş uzaylı !!!!!!!


SOL DUYUMUN DEDİĞİDİR:)
Anabelli ormanda yaşayan yedi cücelerden biriydi ve masal dinlemyi severdi. Günlerden bi gün hımm...misal geçen pazar:) memleketinin tozlu yollarından, neonlu AVM lerine geçişin zevkü sefasını sürerken, bi sinemacık yaptı.Robert de nironun, şantaj diye bi filmciğine gitti.iğ--renççti:))ah!! aşkım robert!! böle senaryoları kabul etmek yakışıyo mu senin gibi delükanlı aktöre:) cıkk...cıkk... hiç hoş deil.)

Velhasıl. Filmin yarısında çıktım.hımm..hala daha fimlerden yarıda çıkanların bilet parasının yarısını geri almaları konusunda ısrarcıyım!!
ama nafile! kimsenin beni şeyine taktığı yok:) biliyorum ama, kutuplarda balinacıklar ölmüş gibi üzülüyom!valla:)

Ama efendiciğim, mevzu o deil. bakın mevzu ne? Gelecek programın fragmanlarını izledim hiç olmazsa, diyorum hemen bi polyanna olup:) ha ha ..her zamanki gibi filmin adı deilde, aklımda kalan hoş repliği oldu:)
şöyle diyordu, CNN haber spikeri: ünlü fizikçi havkıns, uzaya gönderdiği mesajlara nihayet cevap geldiğini ve uzaylıların yakında dünyayı keşfedeceğini söylüyor!! Bu uzaylılar için amerikanın keşfi gibi büyük bi olay olacak! ama endişe verici olan husus şu kİ; Amerikanın keşfi, amerikan yerlileri için, hiç iç açıcı sonuclar doğurmadı:) ha ha...çok hoş:)
Bakın efendicim, bu replik bellekte nasıl bi şer düşüncelerin vuku bulmasına hasıl oldu:)
Her uzay filminde, insancıklar buldukları uzaylıları incelemeye alır. başını, k.çını orasını burasını didikler, metabolizmasını çözmeye çalışır.
hımm..bu bağlamda, acaba insan bulan uzaylı, ya da dünyaya ayak basan uzaylı, bizi nasıl keşfetmeye çalışır??? alllam yaa..erkekleri tavlama sanatı diye bi kitap ararken bu garip sorucuklar aklıma nerden geldi bilmiyorum! ama çok heycanlı! valla!! düşünün ki, uzaylı, gemilerine bi er kişi ve de bi fil :) niye fil diye sorduğunu tahayyül ediyorum?? hımm..çok büyük bi yaratık olduğundan tercih edeceklerini düşünüyorum:) ışınladı..hımm..ve incelemeye aldı:) Bu süreçte onlarında isvçreli bilim admlarına sahip oldukları varsayımını taşıyorum! hımm...uzaylıların isviçreli bilim adamları, öncelikle filli masaya yatırıyorlar! yanına da er kişiyi! bulguları kıyaslayacaklar sonucta:)

İlk göze çarpan benzerlik, er kişinin bacakları arasında yer alan, küçük hortumla, filin yelpaze kulakları arasında yer alan hortumun benzerliği!!! önemli olan boyutu deil işlevi sloganını yazan reklamcıyı kutluyorum!!!!ha ha ..hemencecik belleğe geldi.söylemeden geçemedi anabelli:)

neyse efendicim, şimdi uzaylıların isviçreli bilim adamları, filin hortumunun beslenmesine yardımcı olduğu bilgisine ulaşırlarsa!!!!ha ha ...vay! er kişinin haline!! er kişi şeyinden besleme çalışacaklar kanımca!!

Bu şer düşüncelerin bellekte hasıl olamsının nedeni, ben kuşlardan daküçükken hipnoz şeklinde tv yapışıp, izlediğim uzay yolu filmciğidir:)

biliyorum!!!!! MUHTEŞEM UZAY YOLUNDA, YAKIŞIKLI KAPTAN KÖRKE DEİLDE, UZUN KULAKLI SPAĞA AŞIK OLAN TEK KIZ BENİM:)) bi de ben halaaaaaaaaaa deliyimm hala sevdalıııııı :) ne hoş türküdür:)

15 Ekim 2010 Cuma

akılsız vekillere, akıllı saksı:)


Sol duyumun dediğidir:)

Efendime sölim, efendime sölerken siz de dinleyiN. Yağmur yağıyorr şakırr...şakırr ya rabbi şükür şükür türküsü dudaklarımda, moda dergilerini karıştırıp, 2010-2011 sonbahar kış kreasyonuna şöle bi göz atıp üzerimdeki ölü toprağından sıyrılayım derken:), aha..bi haberciğe takıldı ceylan gözcüklerim.ha ha...çok hoş.)

inovasyon sürecini tam onikiden vuran ülkem, değişimi, yeter!!! söz milletin !!! slogancığıyla millete vermiş, biline. daha önce, milletin değil miydi sorucuğu bellekte hasıl oldu? ya da millette değilse kimdeydi? ama efendim mevzu o deil, bakın mevzu ne?
Şimdi bu değişim sürecine, ön ayak olacak mekan, elbette, milletin meclisidir, felsefesinden yola çıkarak, meclisi yeşertmeye karar veren zihniyet, öncelikle işe saksılardan başlamıştır.
Hemen sorunu tespit etmiş, meclisin yeşermemesinin nedeninin, eski model, teknolojiden uzak, akılsız saksılardan kaynaklandığını ortaya çıkarmıştır.

Sorunun tespit etmekle kalmamış,tabiri caizse saksıyı çalıştırıp çözüm önerileri üretmiştir. derhal bu teknoloji özürlü, yozlaşmış, eski, akılsız saksıları değiştirip, yerine toprağın ne kadar suya ihtiyaç olduğunu ölçen ve nabza göre şerbet veren saksılar ithal etmiştir:) İşte icraat budur! saksı dediğin akıllı olur!!!!ha ha...çok hoş.
ama efendim mevzu o deil, bakın mevzu ne? Eğer birazcık, insan elleriniz toprağa değimişse, bilirsiniz ki; kuru olan toprağa bi çukur açıp, içerisine, altı delikli, bi damacana yerleştiriseniz, toprak suya ihtiyacı olduğu zaman, damacanadan suyu emer:) misal saksının altına bi miktar su bıraktığınızda da, çiçek suya ihtiyacı oduğunda o suyu emer:)ha ha ..demem o ki sana; akıllı olan saksı, deil:) topraktır:)))

Koyun Verdi Kuzu Verdi Sut Verdi
Yemek Verdi Ekmek Verdi Et Verdi
Kazma İle Dövmeyince Kıt Verdi
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
allam yaa..ne hoş sölerr..şatıroğluuu:))) ha ha...çok hoş.)

Şimdi bu anektondan bize düşen hisse bu akıllı saksıları, ithal eden firamanın kime ait olduğu sorucuğuna cevap aramaktır:))biri çıkıp yerli üretim desiN:)yerli malııı türkün malııı, herkes onu kullanmalıı!!!! slogan atasım geldi:))ha ha ...çok hoş.)

10 Ekim 2010 Pazar

kulak zarı ve kızlık zarı üzerine hasbihal:)


sol duyumun dediğidir:)

anabelli, ormanda yaşayan yedi cücelerden biriydi ve masal dinlemeyi severdi.Ormana sis inince, yedi cüceler pamuk prensesin etrafında toplaşır, şah ismail, kanlı pilavı nasıl yedi:) hikayecikleri dinlerdi. Masallar odayı ısıtır, soğuğu emerdi.
Yine de soğuk, sıcak masalların arasından gizlice fırlar, anabellinin küçük kulacıklarına üflerdi..üfffffffff.....vınnnnnnnnn.....rüzgar kulak boşluğundan beyninin içine işler, .sonra biraz kann, sızardı , çok azcıkk...biraz yün alır, ısıtır kulağı sarardı pamuk prenses.
 velhasıl, kulak zarının delinmesinin ilerde yaşanabilecek duyma eksikliğine yol açacağı olayına, kimsenin aldırdığı yoktu:)

ve yıllar sonra kbb doktoruna gittiğimde, kulağın üç zarının olduğunu ve bu zarların kendilerini yenilediğini sadece bi tane zarda azcık hasar kaldığını söylediğinde:) ha ha ...tanrının varlığına bi kez daha inandım:)
VE DEDİM Ki, TANRININ KORUDUĞUNA KULLAR NE YAPABİLİR Kİ???nefer-neforizmalr:)
ama efendicim mevzu o deil:) bakın mevzu ne?
Bu zar meselesinin kulakta olanının yırtılmasına kimse takmıyordu da, bacak arasındaki yırtılmışsa! vayy...o müminenin haline:) cıkk...cıkk..hiç hoş deil:)

Bu müminelerden biri vardı ormanda.zar delinmişti! delükanlıyı onunla evlenmesi için zorladılar:) delükanlı onunla evlenmektense, ormanı terk etti:)sazan Emine!hımm...keşke onun zarıda kendini yenileseydi, kulak zarı gibi:)

Sazan Eminenin, hakkında ölüm fermanı çıkmadı ama cıkk... onu ormandan gönderdiler. bi daha hiç kimse adını anmadı. sanki yokmuş gibi. uçtu gitti.yeni bi sabaha uyandı orman...hiç kimse onu doğurmamış gibiydi.hikayesi sessizce yayılıyordu, küçük şirineler büyük ceylan gözlerini açıp dinliyordu.toprağın, dağları yediği uçsuz bucaksız bi cehenneme göndermişler onu.şittttttt!!! uslu durun...er kişiden uzak durun! ha ha ...allam yaa...çok basit:)

Demem o ki sana; hımm...mühim olan zar değil mirim, zarın olduğu yer kanımca:)zarlara eşitlik!!!kulak zarı delinen kızlara da alaka istiyoz:))))ha ha...çok hoş.)

8 Ekim 2010 Cuma

rüyalarda buluşuruz!! RÜYALARLA İLGİLİ TEORİMİ AÇIKLIYORUM!!


yıllar var ki biz seninle bakışarak konuşuruzzzzzzzzzz... sevdalanmış kalbimizle rüyalarda buluşuruzzzzzzzzzz bu şarkıyla kavuşuruzzzz...allam ya ne hoş sölerdi zekimüren ablam:)
ben kuşlardan da küçükken zekiablamın tuhaf tavuşkuşuna benzeyen hallerini çok komik bulurr; şarkı söylerkenn rrrrrrrrrleri bastırmasına da bi anlam veremezdim:)
ama o tarifi, mümkün olmayan ılık sesi damarlarımıza akınca, susar sakinleşir... o tavuş kuşunun bi bülbül olduğuna kanaat getirirdik:)

orman bazen sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, onun billur sesiyle aydınlanırdı.....
Ama efendim mevzu o deil:) Bakın mevzu ne?
anabellinin de bu rüyalarda buluşmakla ilgili sıkıntısı vardı:)
Çünkü rüyalar, gece boyu devam edip, uykusunun içine s..çınca, sabah davul gibi zonklayan bi kafayla ve hiç uyumamış torba gözlerle uyanıyordu:)
Reelde kendine kilometrelerce uzaktaki insancıklar, sevdicikleri, cık...bazen hiç umrunda bile olmayan ormandaki herhangi şirinden biri, uykusunun en afilli yerine gelip oturuyordu:)
Artık rüyalarını sınıflandımaya başlamıştı. hımm... misal bazen semboller taşıyan rüyalar görüyordu.misal bi aslan şirinin birini parçalarken gördüyse:) vay! o şirinin haline...cıkk...cıkk..hiç hoş deil.)

ikinci grup rüyaları ise, sembol filan yoktu. misal yıllar önce üniversitedeki arkadaşı gecenin bi vakti, rüyasının içine oturup , hayatındaki tüm olumsuzlukları ona anlatıyordu.kız kardeşinin boşandığından eşinin işi nedeniyel uzak bi şehre gideceğinden bahsediyordu. bi defa da mutlu bişey anlatsalar..dişimi kıracamm..hep dramm...gam..tasa..keder vs.cık..cıkk..hiç hoş deil.)

Haliyle, ertesi günü, arkadaşı aramak farz oluyordu tabi:) sen şeyh olmuşsun kızım diyordu, arkadaşı, anabelliye. kızkardeşim boşandı. nerden biliyon:) sana sormalı diyorum:) akşam, sabaha kadar anlatıp, uykumun içine ettin:)
ha ha ..kızım bi de benden şeyh olmaz...şeyhiye olur diyorum valla:)

şimdi gelelim asıl mevzuya!!!! RÜYALARLA İLGİLİ TEORİMİ AÇIKLIYORUM!!efendime söyliyeyim, efendime söylerken siz de dinleyin:)Bu tuhaf durumun bi açıklaması olmalı.
olmalııı! yaşamın bi anlamı olmalı!
senden başka! benden başka!
sana görünmeli! bende olmalı:)
ne hoş türküdür:) haliyle, rüyalarla ilgili biraz araştırmacık yaptım.bilinç altı olayı hikaye, kanımca:)yanlış yoldalar:)

Şöyle ki; efendicim, kanımca her insancığın tıpkı parmak izi gibi hımm...ayrı frekanslarda yaydığı bi dalga boyu var.misal ISBN numarası olarak da adlandırabiliriz:)
tanıdığımız, sevdiğimiz ya da sevmediğimiz çünkü bunun ayrımı bi türlü yapamıyom, insancıkların tıpkı telefon numaraları gibi bu ISBN numaralrı beynimize kaydediliyo:) bu kayıt işlemini, otomatik olarak yapıyo beyin:) yani o zatı muhteremi bi kere dahi olsa görmemiz kafi! ama genellikle, en yakın ve sevdiğimiz kişilerin frekansları bize ulaşıyor:)
Peki neden bu frekanslar ayıkken değilde , uyurken ulaşıyor. hımm..şöyle ki, beyin uyurken, kalkanlarını indiriyor.ve en ufak frekansları bile algılıyabiliyor.misal arkadaşım bana hayatında olan bitenleri anlatırken, bunu elektro manyetik dalgaları kullanarak yapıyor.bu dalgalar tıpkı cep telefonu dalgaları gibi, hımm..uzayda bi uydu olduğunu düşünüyom:))uzaya gidip tekrar dünyaya, beynimizde kayıtlı ISBN numarasına ulaşıyor:)bu dalga boyları tıpkı mors alfabesi gibi, uzun dalga ya da kısa dalga, ya da bi uzun bi kısa dalga şeklinde bi alfabeye dönüşüyor:) hımm...bknz.mors alfabesi:)alfabeye dönüşen olayı, beyin görüntüye dönüştürüyor:)hımm..oldu da bitti maşallah:)
hımm...bu teoride büyük gedikler olduğunu farkındayım:))) bence kabul edin yoksa bi şeyhiye olduğu sonucuna vardıracam sizi:) kısa ve acısız olcak:)) ha ha ...çok hoş.)

5 Ekim 2010 Salı

islamda toplu seks:)



Hedonist, dünyaya geliş amacının, zevkü sefa olduğunu düşünen ademoğullarına verilen addır.Bu düşüncenin fikir babası, tabiri caizse, düşünce s..çan eski yunan filozlarında Aristippos dir. Aristippos, dünyadaki varlığımızı üç temel öğe ile açıklar. yemek-içmek-seks yapmak:)Bugünkü, Savaşma seviş felsefesinin aortu da diyebiliriz:)
ve bu aortun yüksek basınçla kan pompaladığı, hedonizmin, çağımızdaki en bilinen temsilcisi, ünlü erkek dergisi Playboy `un kurucusu 81 yaşındaki Hugh Hefner dir.
Seks partilerinin, seks kralicelerinin ölümsüz kralı:)

peki efediciğim, bu hedonizmin islamla ne alakası var:)))şöle ki; efendime söyliyeyim, efendime söylerken sizde dinleyin:)

oku dedi!!!
okudum oni uçtiiii, demiş temel...yukarda ne ettiyse...gitti dereye düştü:)ha ha ...çok hoş.)

ama efendim mevzu o deil, bakın mevzu ne:)

sevgili efendimiz buyuruyor kİ;

Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan İKİŞER, ÜÇER, DÖRDER olmak üzere nikahlayın. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (CARİYELER) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.
NİSA SÜRESİ-
hımm...bu durumda, müminenin, hareket alanını müslümin organının hareketiyle sınırlayan zihniyet, müslüme hedonizmin sıcak sularında yüzme yetkisi vermiş sonucuna varıyom:)ha ha...çok hoş.)

oku dedi, ormanda büyük ağaç..oku! yaradan rabbim adıyla oku!
oku benim küçük şirinim...oku aydınlanalım! Rab bize ne diyor! muhammed ne istiyor?

büyük ceylan gözlerimi açıp okudum! anlamadım! döndüm durdum!bi daha okudum..
bi daha..bi daha...cıkk..cıkk..dedim.huysuz bi at gibi, başımı iki yana salladım. muhammed yanlış mı anladı? yoksa 99 imam yanlış mı ezberledi?
kitabı mukaddesin bi virgülü dahi kat'a değişemez dedi. demeseydi keşke!bir virgülünün bile değişmesine izin verilmeyen kitap neler söylüyor böyle:)

solduyum çıkıp geldi, sol omzuma oturdu dedi ki, anabelli, rabbin adil değil mi ?

rahman ve rahim olan allahın adıyla okudum!...euzübillahimineşşeytaniracim...
ve dedim kİ;
rab diyorki, ey adem oğlu, dünyada kendinize, size helal olan kadınlardan bir tane seçiniz.Eğer aranızda huzursuzluk çıkarsa, ayrılınız.başka bir tane alınız-nisasüresi-120ayet:)
yanlışı düzeltmeyen bizden değildir:)m-s-2010-nefer-neforizmalar:)ha ha...çok hoş.)