Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Anabelli tatilde:))


Senelerce senelerce evveldi; bir deniz ülkesinde yaşayan bir kız vardı, bileceksiniz adı, Anabelli:)
Anabelli ne zaman, Ayşegül oldu:) derin mevzular bunlar ama bi dem ayşegül oluverdi işte:)

Altında bi tarih, Ayşegülden önce...

Ayşegül tatilde kitapçıkları vardı o demler. ne hoş kızdı o Ayşegül. At kuyruğu yapardı saçlarını, minicik bikinisi...Böle kötü şeyler aşılıyodu bu cumhuriyet kitapları kızlara. Ayıp diyordu büyük ağaç ormanda , töbe töbe...Başında erkek olmadan öyle kız başına nereye? ? ? :)

Dağları deldim tek başımaaaaaaaa, fonda özlem tekin hatunu...
çölleri aştım bir tek ben...
erleri yendim kız başımaaaaaaaaa...sende yıkılmammmm...

Bide yıkılmadımmmm...
ayaktayımm...dertlerimle başbaşayım...
kötülere zalimlere...yenilmedim ayaktayım...
die çığırırdı, o bet sesiyle kafası hafif sola eğik, yüzünde mazlum halk ifadesi, güllerin en kırmızısı, Mahsun Kırmızıgül :))

Müziğin geniş yelpazesini sallayarak serinliyordu bi yaz günü anabelli. Hey gidi...Bi zamanlar TRT 2 de Sezen Cumhur Önal diye bi zat-ı muhterem vardı. Şimdi derdi size, çikolata renkli bi sanatcıdan bi parça dinletecem...Parçalarını hiç dinlemedi ama onu hep sevdi anabelli...

Efedime söliyeyim, mevzu o değil. Bakın mevzu ne. Uzanmışım kumsalaaaaa, güneş damlar içimeeeeeee... die bi türkü tutturmuşken yandaki şezlongtaki hatuna ilişti gözü. Çekirdek aile silüeti. Bir eliyle çocuğunun ağzına bişiler, tıkıştırırken, bir gözüylede yanında güneşlenen kocacığını göz hapsinde tutmakla meşgul yuvayı kuran dişi kuş:)
Haliyle beni görünce tehlike çanları çalmaya başladı , küçük kafacığında. O ara hatunun bu paramparça halini görüp, sol duyum çıktı geldi, cık...cıkk..dedi yanlış alarm :)) o tehlikeli değil. Onur, haysiyet, namus vs. gibi donelerle ormanda, yüklenmiş bellek. Bu değerler dolar- avro paritesinde sürekli değer kaybetsede onun için bi anlam ifade etmez, onun nezdinde, soyut kavramlar ateş pahası :)) hala daha takas-trampa misal o kadar yontmataş devri :))

Değer yargılarım, parçalanmış bi kristalin cam kırıkları gibi, kalbime, beynime, göğsüme, batmakta. Elim yüzüm kan içinde....
Boynumda kitabı mukaddesten tanrı sözleri, dünyanın kıyısına oturmuş, ay-yıldız bikinimle denize bakıyorum hoş, çok hoş...

11 Temmuz 2010 Pazar

Yaşasın demokrasi! Aydınlarımızı seçiyoruz! Seçilmiş aydın kimdir?


Sol duyumun dediğidir:)

yaşasın demokrasi! aydınlarımızı seçiyoruz!

Vardarrrr ovasııııı...vardarr ovasıııı..kazanamadımmm...ekmek parasıı..cıkk..aydın havası olsun azcık dedim, olmadı.neyse efendicim mevzu o deil, bakın mevzu ne.

Efendime sölim, efendime söylerken siz de dinleyin. Arabistanlı lorınsın, entelektueli, Recaizada Mahmut Ekremin entellektüeli, cemil mericin arifi ve cumhuriyetçilerin aydın kişisi kimdir ?
Haticeye deil, neticeye bakın efendiler:) ha ha ..hatice da güzel farkındayım ama:)

Türk aydını yıllarca bar köşelerinde oturmuş, ayran içmemiş bunun sonucunda halktan ayrı mı düşmüştür.
Halkçı olmak, halkın yediğini yemek, giydiğini giymek, içtiğini içmek ama düşündüğünü düşünmemek ya da sorgulayarak düşünmektir der nefer.

Seçilmiş aydınsa bunun tam zıttıdır. Halkın yediğini yemez, giydiğini giymez,-giydiğini giyiyor gibi görünür, misal paristen aldığı eşarpla, hatunun kıllı bölgelerini kapatır- ama halk, her ne derse sorgulamadan, doğru der, çünkü çoğunluğun sesidir o. halkın temsilcileridir bi nevi. Demokrasi, çoğunluğun hayvan olduğu yerde orman kanunlarının hüküm sürmesi demektir der, nefer.

Yakup kadiri ‘yaban’ adlı eserinde bu durumcuğu sorgular. Der ki; ey aydın kişisi, anadoluya ne verdin de şimdi almaya geldin? Hımm…bu sorucuğun basıncı altında ateşlenerek, yola çıkan cumhuriyetçiler anadolunun tozlu yollarına vurur kendinii…şu sılanınnn taşlııı tozlu yollarııııı..ağrıdan sızıdannn tutumaz elleri…
Candan açtık cehle karşı bir savaş,
Ey bu yolda ant içen genç arkadaş!!
Türküsü dudaklarında, kelle koltukta,
aydın yalnız! Tek başına! Aydın azınlık! Halktan kopuk!
Aydın, halka rağmen aydın, halka rağmen halkcı!

Zaman aktı, zaman geçti, zaman zaman içinde…..
Ve günlerden bi gün, seçilmiş aydın çıktı geldi.

Aydın, artık halka rağmen halkcı değil, halkla birlikte halkcı olacaktı. Artık aydın kişisi, dinsiz imansız değil, halk gibi dindar olacaktı. Yedi yıldızlı kapris otelde haşema giydirip hatununa, en Müslüman o olacaktı. halk gibi ümreye gidip ihram giyecekti, kabe manzaralı otellerde kalıp ne ka müslüm olduğunu halka ispat edecekti.

Artık bu halk, dinsiz imansız, halka karşı, sürekli halkı eleştiren, aydın siluetinden bıkmıştı. O kadar ki sabah akşam dükkanının önünde oturup rahat rahat göbeğini kaşımasına bile karışıyodu bu zındık. Neyse ki; seçilmiş aydın, ona göbeğini kaşımanın bi zararı olmadığını, hatta göbeğin sağlığı için bi tehlike arz etmediğini, atın ölümü arpadan olsun felsefesiyle rabbim takdir eder ve ölürse, bi mübarek cuma akşamı onu gömeceğini endişe etmemesi gerektiğini telkin ediyordu. Velhasıl, halk istediği yerde göbeğini kaşıyabilir, osurabilir, ara sıra içindekilerle birlikte bi otel yakabilirdi. Bu duruma gelmesinin nedeni onu azdıran dinsiz imansız halktan uzak ve her seferinde halkı eleştiren aydın siluetidir.



Neyse ki; o karanlık günler geride kalmıştı. Şimdi halk, aydınına vanminut diyordu! artık demokrasi gelmişti bu ülkeye. Çözülüyorduk, ama seçilmiş aydın, bu çözülmeye, açılım diyordu.
aydınlar, yazarlar, siyasetciler, türklere dönüp:Ulus devletin modası geçti! bırakın ulusal değerlerinizi, ulusal kültürünüzü ulusal sınırlarınız derken, aynı anda, kürt, çerkez, laz kökenli yurttaşlarımıza dönüp, kendi devletinizi ne pahasın aolursa olsun kurun! kendi dilinizi, kendi kültürünüzü koruyun diye bağırıyor:))) Neveser-cengiz özakıncı

Kürtçe şarkılar memleketin bağrında şappilenirken, erovizyona İngilizce parçayla katılmak salık veriliyordu. Şüphesiz burada bize apaçık bi mesaj var!

Artık bu ülke seçilmiş aydınlara emanet. bu günlerde gördük, şükür ya rabbi:)

4 Temmuz 2010 Pazar

Sam amca ortadoğuyu cetvelleyecek mi?


Sol duyumun dediğidir:)

Bir ilkbahar sabahııııııı….güneşle uyandınnn mı hiçç…çılgın gibi koşarakkkkkk…kırlara uzandınnn mı hiçççç….allam yaa..bi zamanlar, radyolarda tv de türk sanat müziği dinlerdik, şimdilerde tamlamada türk sözcüğü geçiyo diye tedavülden mi kaldırıldı acep:) ha ha ...çok hoş.)

Efendime sölim, efendime söylerken sizde dinleyin.Bi ilk bahar sabahı, İngiltere devletlüsü Churchill şöyle der:) Üff...çok sıkıcı bi günn…bi devlet kurmak istiyorum.
ÜRDÜN fikri kafamda ilk kez, ilkbaharda bi öğleden sonra saat dört buçuk sularında oluştu:)

Gerçek şu ki; 1921 yılı mart ayında, sadece üç gün içerisinde, sömürgeler bakanı Winston Churchill…--- bi sanalizasyon mausu Winston sigarası hakkında şöyle yazmış-- öğrenci sigarası, genelde "abi bir soft winston" olarak bilinir ucuz ve güzeldir lakin çok kokar:)) winston aynı zamanda bizi zehirlemeye devam ediyo:)

Ama efendicim bizim bahsettiğimiz siğara olanı deil:)
Abi adamlar ciğerimizi yediler ne yapsak boş! cümlesi de cukk..oturdu yani:) ha ha ...çok hoş:))

Neyse efendicim. Mevzu o deil bakın mevzu ne?
Hımm…nerde kalmıştık. Sömürgeler bakanı orjinalini çok zor yazılıyo valla…hımm...çörçıl diyecem.bu da iy:)efendicim bu zatı muhterem ve kırk danışmanı, kırk haramiler diye yorumlayacam, velhasıl buncağazımlar, yeni bir Ortadoğu haritası icat ettiler.Ve süprizzz!!! İki ülke yarattılar. Onlara isim verdiler ve hükümdarlarını belirlediler. isim babası oldular yanİ. Ve sınırlarını parmaklarıyla kumun üzerine çizdiler. IRAK ve Filistinden koparılan diğer ülkeyeyse ÜRDÜN dediler.

Çörçıl boşta gezen, prens Faysala ırakın krallık tacını taktı. Kardeşi prens Abdullah ise Ürdün kralı oldu. Bu arada Fransa da boş durmayıp Lübnanı icad etti.
He valla:) AYNALAR ‘ı okuyorum.evettt!!! bildin onu!!! çok hoş kitap…bi de türkü çığırıyomm aynalarrrrrrrrrr..aynalar... söyletmennn beniii….ağlatmannn beniiii…aynalarrr aynalarrrrrrrrrrrrr.

Efendicim demem o ki; sana tarihler m-s-1991 gösterdiğinde kominizim ruhuna el Fatihayı sevinçle okuyan müslüm Dharma'nın dengesinin bozulduğunu sam amcanın ona karşı koyacak bi güç kalmadığını fark ettiğinde ilk önce onu becereceğini düşündü mü acaba. cıkk..sanmam.ve hopp..bi sabah..sam amca ortadoğuda. ırakta…güney komşumuz. Amerikaya gitmeye gerek yok o artık yanı başımızda:) Demokrasi havarisi o. İsanın havarilerinin en afillisi:) ha ha…çok hoş.)

Ürdün fikri, çörçılın kafasında bi ilk bahar ikindisi canlanmış bildim de, kürdistan fikri sam amcanın kafasında ne zaman oluştu bilmiyom ama orta doğuyu cetvelleyecekler ahval onu gösteriyo.Sol duyum çıktı geldi sol omzuma oturdu, kel garibe, kör garibe, gelen giden kor garibe diye bi özdeyiş terennüm etti:)

Garibimmmmm, namıma kerem diyorlarrrr
Aslımı el almış, harem diyorlar.
Hastayım derdime verem diyorlar.
Maraşlı şeyh oğlu satılmışım ben!
Ne hoş söler Faruk Nafız han duvarları şiirinde. işte öle bişey….