Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

30 Haziran 2010 Çarşamba

Namusu, bacak arasında sanan doğu yakası ile özgürlüğü bacak arasında sanan batı yakasının hikayesi:)


Sol duyumun dediğidir:)

Aradımmmm…yıllarcaa...seni her yerde…bir türlü karşıma…çıkmadın…namuss…sonunda bi yerde rastladım sana…utançtan yüzüme…bakmadınn..namus!! hadi yandan...hadi hadi, yandannn:) allam yaa..ne hoş söler sezen ablam:)

Aradığı namusun, kızların bacakları arasında saklandığını düşünen doğu yakasındaki müslim, mümine ye hayatı pahasına onu korumasını salık verir. Mümine hayatının bi safhasında bacak arasını koruyamazsa ya da kasten korumazsa ki, bu durum daha fenadır. O dem töreye başvurulur ki, kızın bacak arasından sızan kanı, ancak şah damarından akıtılacak, kan temizler.
M.Ö 1760 tarihinde, kitabı mukaddesin özünü teşkil eden hammurabi kanunları, dişe diş, göze göz, kan akan der.!
Kana kannn…kana kann…intikammm!!! intikam!! Ben kuşlardan da küçükken maçlarda böle sloganlar vardı:) ha ha ...çok hoş.)

Ama efendim mevzu o deil, bakın mevzu ne:)

Altında bi tarih, m.s-2010 -Doğu yakasında değişen bi şey yok! Medine adındaki genç kız, müslim’in ona verdiği o mübarek MEDİNE adını kirletmiş, aileye insan içine çıkacak yüz bırakmamıştır. Töremizzzzzzzz bu muydu… yazımız bu muydu…ne olur susmaa..küçüğüm:))ne hoşş söler çelikçim.

Töremiz buydu. Aile meclisi toplantı, monarşi filan değil yani, bildiğin demokrasi, çoğunluğun dediği oldu. Medine oy çokluğuyla diri diri gömülmeye karar verildi. Ve bi sabah sesiz sedasız gömüldü. Bi günn aktı…bi günn..daha…dedi olsun bi günn daha… nihayet vicdanı olan bi zındık, imana geldi .
Ama çokkk geççç…..
Otopsi yapıldı. ciğerlerinde toprak bulundu Medine’nin. toprak solumuş bi müddet...

Biri, mağrip biri maşruk’ta onun…birisi de oturmuş tepesinde kabeninn…
Ne hoş söler Süleyman çelebim mevlidin de.


Gel gelelim batı yakasının hikayesine. Pelin ablam bale pabuçları boynunda, okulda defterime, sırama, ağaçlaraaaa, yazarımmm adını… hey…özgürlük türküsünü her fırsatta çığırmakta.. Bi etki- tepki olayıdır anlayacağın.
Medine’nin bacak ararsına tanınmayan özgürlüğü kendi hesabına yaşar ki; gelene gidene allah ne verdiyse:) Bu bir özgürleşme biçimi değildir cancağazım.özgürlüğü bacak arasına koyarsan, namusu bacak arasına koyanlardan olursun:)  Doğru her zaman yanlışın tersi değildir:)net

24 Haziran 2010 Perşembe

LAİK MÜSLÜMAN, ARAP MÜSLÜMANA KARŞI:)



Sol duyumun dediğidir:)

Anabelli ormanda yaşayan yedi cücelerden biriydi ve masal dinlemeyi severdi. Günlerden bir gün, şirinlerden biri sevinçle ormana bi aydın kişinin geleceğini muştuladı. Gidip görelim dedi. Adı: Engin Noyan:) kapıları,  köprüleri dünyayı görmüş gözleri varmış bu zatın. Dünyayı gören gözler, beynin yolunu açar. Dünyayı gören bi gözün, kim bilir beyin gözü ne ka büyüktür dedi anabelli sevinçle. tiz gidelim yamacına.

Yalnız bu zat-ı muhterem cemiyetten, cemaate yatay geçiş yapan bi zattı. Yıllarca zevkü sefa içinde zındık bi şekilde yaşayıp sonunda hak yolu bulmuştu. Ne mutlu! Misal Necip Fazıl:)

İnsan bu su misali kıvrımmm kıvrım akaryaaaaaa
Bi yanda kan benimmm
Diğer yandaaa sakaryaaa

Hımm…çok hoş.)

Bide güzel kadın bacakları diye bi şiiri var dır kİ; oda hoştur:) hak yolu bulmadan terennüm etmiştir biline.

Boynuma doladığın güzel putu görseler
İnsanlar öğrenirdi neye tapacağını
Kör olsa da açılır gözüm ona sürseler
İsanın eli diye, bi kadın bacağını
Hımmmm…bu da hoş:)
Ama nur yüzlü müslüm, Necip hocamın bu şiirini okumaz, hatta hatırlatıp, okuyanları da, hocama hakaret etmiş sayar:)
ha ha...şairi değil, şiiri sev müslüman:) da güzel:)

Neyse efendicim mevzu o deil. Bakın mevzu ne:)

Ve muhterem kişi bi sabah gelir. Kalabalık onu ayakta alkışlar. İşte bi sabah uyandığımdaaaaaaaaa, elleri, bağlanmış buldum yurdumuuuu…her yeri işgal altında…. Ne hoş türküdür:)
Salonun çoğu şulebaş ve çember sakallılardan oluşur, daha yumuşak tel bıyıklarda vardır içlerinde. Anabelli, bi münafık gibi saklanır aralarına. Bi Mesih edasıyla salona girer. Alkış kıyamet. Genç bi kız, heyecanla elinde kitabı ona doğru yürür.elini uzatır. Ama uzanan el boşta kalır. Cıkk..cıkk..hiç hoş deil:) Çünkü muhterem zat tam bi müslüman olmuştur artık. Büyük bi ihtimalle, genç kızın elini tutmasının ereksiyona sebep olacağını ve bunun sonucunda abdestinin bozulacağını hesap etmiştir ki, iyi bi Müslüman bu olasılıkları hesaplar.

Anabelli kıza baktı. Tuhaf hüzün, yüzüne yansıdı. Aynaaaa!!! ayna!!! Söyle bana!! bu ormanda en Müslüman kim? dedi, sarışın sarışın gülümsedi:) sol duyum çıkıt geldi, sol omzuma oturdu bu adam aydın falan değil dedi:
o zaman kafasına dank etti.ormandaki büyük ağaç bile bundan daha aydındı.

Müslüman ona uzanan elleri geri çevirmez, derdi:) önce sen, bunu öğren çember sakal dedi, sol duyum gülümsedi .Demem o ki sana , arap töresini din diye bize yutturanlaraa... yazıklarr....olsunn..yazıkklarr olsunn..kaderinnnnn böylesineeee yazıklarrrrrrrrr olsunnn...ne hoş söler orhan babam:) adı Hıdır, arap müslümanı budur:) ha ha…çok hoş.)

22 Haziran 2010 Salı

Onursuz Onur ve Sam amcanın şişman kedisi:)


Solduyumun dediğidir.

Gelll…sokağıma gell…penceremiii açç..yatağımaa gelll… hadi hazırımmm yeter kii onursuz olmasın aşk.. Allam ya ne hoş söyler Levent’im Yüksel’im. Aşk bile onurunu kaybedince değersizleşir. İnsan kişisi, bu değerin kaybolacağı endişesine kapılır kapılmaz, çoluğuna çocuğuna ad olarak koyuverir. Ama adına Onur deyince bu durum,ne yazık ki; Onuru, onurlu yapmıyor.
Bu devirde onur, haysiyet gibi kavramlar dolar yuro paritesi karşısında sürekli değer kaybeder. O kadar ki, belli bir süre sonra piyasadan silinecek endişesi hakimdir.

Onur, nasıl onursuz oldu? Bu süreç yavaş yavaş mı, yoksa aniden mi gerçekleşti.
Büyük bi ihtimal bi evin bi oğlu olan Onur, el bebek gül bebek büyür. Paşa babası onu kolejlerde okutur. Adına Onur koyar ki, paşa baba böyle şeylere değer veren bi zatı muhteremdir. Vatana millete hayrı dokunsun. Gelin görün ki, Onur, sam amcanın kucağına oturduğundan beri işler değişir.Artık o bi ülkenin vatandaşı değildir. Bi şirketin elemanıdır . Peter Drucer amcamın, bahsettiği şirket vatansdaşlığı kavramı Onura cuk…oturmuştur. Onurun artık, şirketi için yapmayacağı hiçbir şey yoktur. O şirket andını içmiştir ve şirketin bayrağını, ülkesi neresi olursa olsun oraya dikecektir.

Artık Onur, bi evrensel insan modelidir. Evrensel insan: yeme, içme seks içgüdüleri karşılandığı sürece bu içgüdülerini en iyi şekilde karşılayacak şirkete hizmet edecektir. Ve gelin görün ki, bu şirketlerin çoğu, sam amcanın şirketidir.Ve sam amca, dünyanın her bölgesine onuruz Yumokolar, onursuz Mayalar, onursuz Muhammedler göndermiştir.Hal hal değil, hal bildiğin gibi değil demiş, zamanın birinde bi feylezof:)

Ama efendicim, mevzu o deil. Bakın mevzu ne? Sam amcanın şişman kedisi büyük karyolasında elinde uzaktan kumandasıyla dünyayı kontrol eder. Lazanya yer. Bi düğmeye dokunmasıyla, dünyanın bi ucunda binlerce insancık telef olur. Varvara Aleksiyevna, Dosteyevskinin tozlu sayfalarından çıkar gelir. Yapacağı hiçbir şey yoktur, efendisine itaat etmekten başka.Bi düğmeye dokunmasıyla, dünyanın bi başka köşesinde insancıklar birbirini boğazlar.Bu zavallı kedicik ,sabahtan akşama kadar o büyük yatakta yatmak zorundadır. Ve düğmelere basmaktan parmakları helak olur. Bu azap verici hayat bakın ona neye mal olur. Şişmanlar:) Peki bu kedi niye şişman?

ABD'de devlet kurumlarının topladığı son veriler, Amerikalıların dörtte birinden fazlasının şu anda aşırı kilolu (obez) olduklarını ortaya koydu.ABD Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezi'nin (CDC) verilerine göre obez olan ABD'li yetişkinlerin oranı, 2005 ile 2007 yılları arasında yüzde 24'ten yüzde 25,6'ya yükseldi.Alabama, Mississippi ve Tennessee'de, tıbbi olarak obez kabul edilenlerin oranının yüzde 30'a ulaştığı belirtiliyor.Amerika'da yapılan bir araştırma, ülkedeki şişmanlık oranının artmaya devam ettiğini ortaya çıkardı. "Trust for America's Health" adlı organizasyon tarafından yapılan araştırmaya göre, 2006 içinde ülke çapında şişmanlık oranı azalan tek bir eyalet bile yok:)

Hım…bu kedi sürekli şişmanlarken, dünyanın düğer ucunda açlıktan ölen kedicikler var. Bu durumun birbiriyle bağlantısı var mı? Yoksa bu bi tesadüf mİ? Dünyanın diğer ucunda açlıktan ölen ya da birbirini tırmalayarak ölen kediciklerin böyle anormal davranışlar sergilemesinin nedeni, şişman kedinin tüm yiyecekleri midesine indirmek istemesiyle alakalı olabilir mi?
Dünya onu seviyor. Dünya ona gülüyor. Biz ona gülüyoruz.Komik mi?Tembel, şişman, sevimli Amerikan kedisi . Bi de bizim van kedisine bak.Daha güzel ilginç ve sevimli olmasına rağmen, soyları tükeniyor. Eğer açlıktan ölmez yaşamayı başarırsa bile, onursuz Onur onu yiyecek. Şişman kedinin bi düğmeye basmasına bakar.

Velinin oğlu Orhan çıktı geldi dedi ki;

Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;
Senin yiyeceğin, kalaylı kapta;.
Benimki aslan ağzında;.
Sen aşk rüyaları görürsün,
ben kemik…
ha ha…çok hoş:)

Ben söymedim ki, bunlarıııı kedi söylediii....ne hoş söyler candanım:)

17 Haziran 2010 Perşembe

islamiyetle birlikte türk kadınının attan inip yatağa girişi :))


sol duyumun dediğidir :)

Araplara uyum süreci!!
(tarih tekerrürden ibarettir :)))

Efendime sölim efendime söylerken sizde dinleyin. Bozkırdan dörtnala batıya giden atlılar, bi dem sonra ne ka, barbar olduklarını anladılar. Atlarını dörtnala, batıya sürmelerinin nedeni, açlık belası değildi elbet, sırf barbarlık olsun diye, çalmak, çırpmak, kelle uçurmak türküsünü söylerken kafiye yapmaktı amaç.

Her işteeee bi hayırrrrrr…bu işte her şeyyyy senn:) ne hoş söler Yalın’cım.
Hayırlı bi iş için geldiler yani. Bakınız nasıl bi hayırlı işe vesile oldular.

Tam da talas savaşı sırasında medeni ümmedi muhammedle tanıştılar. Şimdinin avrupalıları sayacan, o zamanın araplarını. Elde tespih, suratta kıllar bırakacan. misal sünnet.
Barbarların hatunları at üstünde, sağlarında sollarında. Hatunların daha ne şeytan olduklarından haberleri yok. Cahil barbarlar sevgili anamız, Havva’nın Ademe ettiklerini bile bilmezler. Neden sebep? Mürekkep yalamışlıkları yok da ondan. Bi kitabı mukaddesi okusalar, iki aydınlansalar. Öğrenseler bu hatun kişilerin ne şeytan olduğunu.Şeytanların şerrinden rabbime sığınırm:)
Allahu ekber dedi oldu da bitti maşallah :) Araplara uyum süreci vatana millet hayırlı olsun:) Arap yasalarının hepsine uyacağız. Yaşasın şeriat!
Zaman geçti, zaman aktı, zaman zaman içindee ve günlerden bi gün.
Altında bi tarih 1959:)
Hepimiz müslümanız, misal hepimiz Avrupalıyız. Yaşasın inovasyon!

12 Haziran 2010 Cumartesi

ormanda koşmak:)


Sol duyumun dediğidir:)
Anabelli ormanda yaşayan, yedi cücelerden biriydi ve masal dinlemeyi severdi.Günlerden bi gün, uzun bi ağacın kollarında sallanırken, ormanın derininde dalgalanan bayrağı gördü. Onu görüyorum diye bağırdı! Görüyorsam çok uzakta değildir demek ki!
Pamuk prenses diye bağırdı heyecanla.Bayrağı gördüm.Ona, yürümek istiyorum.Diğer şirinler gibi.Bana izin ver! Cık..dedi pamuk prenses, kafasını iki yana sallayıp. Doğumunun üstünden daha altı bahar geçti.Bayrağa yürümek için çok küçüksün.Üstelik kutsal ineğin sütünden içmiyorsun.Etinden yemiyorsun. Yaban çalıları gibi incecik kolların bi ceylanın bacakları gibi incecik bacakların var.Orman karanlık ve puslu.Kar yağacak.Sis inecek.Nasıl yürüyeceksin?Soğuk seni ısıracak.Dayanamazsın.Küçüksünnnn. daha çok küçüküsün.

Hayır!!yürüyebilirim, diye bağırdı anabelli büyük ceylan gözlerini açıp, karıncalar!!!!Onlar da küçük ve bacakları benimkilerden ince.Ama yürüyorlar.Onları izledim.Ormanı bi baştan bi başa geçtiler!İzin ver pamuk prenses! İzin ver.Bayrağa yürümeme izin ver.Ve bir de tıslayan dilin var diye devam etti, pamuk prenses.Susmayı bilmiyorsun.Konuşman gereken yerde, susarsan, ölürsün.Susman gerken yerde, konuşursan ölürsün.Ne kadar daha baltamla koruyabilirim seni.

Büyük ceylan gözleri dağ göleri gibi doldu, camlaştı.Pamuk prenses, küçük şirinine baktı.Gülümsedi.Ve o asi başını, bi baltanın gazabından korusun rabbim dedi.
Hadi git.Bayrağı indirmeden ulaş oraya. Bilge şirinin peşinden ayrılma sakın.Ve sessiz ol! unutma!Bi ceylan kadar sessiz.

And olsun ki, pamuk prenses, kutsal ineğin sütünden içeceğim, etinden yiyeceğim, tanrının ve kulların tüm söylediklerini yapacağım.Ve bi ceylan kadar sessiz olacağım:)
Oh tanrım Poee, şükürler olsun!nihayet koşuyorummm:)benimle koşş hadi barış! benim le koş!
Rüzgarlı bi bayırda bi köpekle koşmamışsan, yaşadım deme dost:)m-s-2010-nefer

9 Haziran 2010 Çarşamba

Ekmeğini paylaşan adam


Anabelli, ormanda yaşayan yedi cücelerden biriydi ve masal dinlemeyi severdi.Günlerden bir gün, çember sakal ormana geldi. Büyük ağaç, buyur etti.Oturdu soframıza.Ye, iç, anlat dedi.Bi adam varmış dedi, buralarda.Allahı bilmez, tanımaz.Komünist derler adına.Dikkat edin oturmasın sofranıza.Betibereketi kaçar ekmeğin, melekler terk eder sizi!

Büyük ağaç, yosunlu yüzünü okşadı, tanır biliriz dedi.Ekmeğini paylaşır herkesle.Dersin ki; allahı bilmez.O allahı bilmez ama bre cahil, bilmezmisin ki, allah onu bilir. Allah her şeyi bilen ve görendir.Onu da görür. onu da bilir. Ekmeğini paylaşan adam, iyi adamdır.

3 Haziran 2010 Perşembe

Yurtta sulhu sağlamadan cihanda sulhu, sağlamaya kalkışan müslüm.


Sol duyumun dediğidir.

Kemale ermiş Mustafa senelerce evvel 'yurtta sulh cihanda sulh' sözünü terennüm ederken barışın, ilk önce kendi yurduna getirmesini salık verir.Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmıştır artık. Savaş, bi ekskalibur darbesiyle öldürülmüştür. Ve demokles kılıçını sadece, barışı korumak için sallamalıdır artık.

Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik. Bi de baktık ki, pireler berber, develer tellal olmuş. Kemale ermiş Mustafa'ya, 'beton kemal' diyen zihniyet, elinde yeşil bayraklarıyla kaptan köşkünde.sam amcanın ışıgıyla nur yüzleri daha bi aydınlanmış.

Olsun.Hadi bakalım. Gemi senin...deniz eri al demiriiiii...viraa...vira..hey..dolaşalım limanları sıra sıraa..hey:)

Kemale ermiş Mustafanın sağlam gemisine güvenen bizim, gülüşümüz yüzümüzde dondu kaldı.

Ben dünyalı değilimmm
uranüsten geldimm
tanrıların ararbalarıylaaa
barışı getirdim sizeeeeeeee...
ne hoş sölemiş şairr..

cıkk...ve Barışı vurdular bi sabah. Ona, Barış dedi, anası.Bitsin artık diye bu savaş.Ama bi işe yaramadı. Adını bi üst geçide verdiler. Şehit BARIŞ JAN.KOM.ÜSTGEÇİDİ...Üst geçitler çoğalıyor.Her yüz metrede bir şehit bilmem kim üst geçidinin altından geçiyorum. Biraz daha gaza basıyom..cıkk...Mustafa kemalin kağnısı gibi mübarek..anca bu kadar diyorr...hınnnn..hınnn...sesi çıkarıyo.anama küfreder gibi...
Ve bi sabah...Müslüm ellerinde yeşil bayraklarıyla filistinde!
Nereye gidiyorsunn müslüm!!!!! diye bağırıyorummm.Yurda barışşş gelmedi daha!!!!!!!!

Neferteti mazlum halkını selamlar. cıkk..cıkk..hiç hoş deil:(