Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

27 Mayıs 2010 Perşembe

Anabelli Konyada:)



Hani de benimm elli gram pastırmammm, pastırmammm, Konyalıdan başkasına bastırmammmm...oyy..oyyyy...konyalım yürrü...yürrü...yavrumm yürrü...fistanını sürü..şimdi de geçti burdan Konyalının biriiiii...türkücüğü dudaklarında tırıss tırıss gezdi Konyayı anabelli. Gez Konyayı, gör dünyayı yaptı azcık:)

Efendime sölim, efendime söylerken siz de dinleyin.O kuşlarda da küçükken kafasına terliği yemeden, 'yap ta bak!!! şeklindeki tehdit cümleciğinden, bi dem önce, görürsün hanyayı konyayı deyimindeki, Konyayı görmeyi hak şimdi nasip etti. Artık hanya yı kim bilir ne zaman görcek:)elbetttttt nasippp kısmetmişşş bu işlerrrr...elbetttt...ne hoş söler rafetim, romanım:)

Neyse efendim, mevzu o deil, bakın mezu ne.
Ne olursan ol yine gel! feryadını duyup mevlananın, bi münafığa dergahında yer var mıdır diye şöle bi bakmaya gitti. Bide ne görsün ceylan gözleri:)
Dünyaya, bak bizim mevlanamız nasıl dönüyor fır fır diye hava atan müslüm, dergahın kapısından içeri girmek için izdiham yaratmasın mı?
Efendicim bunun çözümü basittir. Girişler, on kişilik ya da yirmi kişilik gruplar şeklinde sağlanırsa, bu kaos ortadan kalkar.cıkk...olmaz.illa palaspandaras dalacaklar içeri.
Neyse efendicim, işime yaramayan müze kartım, en nihayetinde işime yaradı ve kendiciğimi dergaha attım. Bi de ne göreyim:)
Memleketimin bağrından kopup gelen, derdine derman arayan, kızına koca arayan,
müminle, mümine kıla tüye yüz sürmekte. oh ne ala:)

O ara Mevlananın naaşının yanı başından Kerra hatun kalktı, doğruldu, oturdu sofrasına. Baktı, gülümsedi bana:) Ah! Kerra dedim. Sen misin, ben?

Sordum sarı çiçeğe, sen aşkı bilir misin
çiçek dedi kerra hatun, sen aşık değil misin:)

Anlat dedim, uzun yoldan geldim.
Anlat dedi, uzun yoldan geldin.

Sever mişsin , El-Cebiri aşık mısın ona.
dinle dedim, bi sözüm var sana.

Sen benim pi sayımsın
üç virgül ondört
hep küsürlü
hep kusurlu:)

Aşk, bi çemberdir dedim, leyla yarıçapı.
Ne kadar büyürse aşk, leyla da büyür, ne kadar küçülürse,o da küçülür.
mecnun ölürse, leylayı öldürür. Leylayı öldürürse kendi de ölür. bitmez gitmez.
Döner durur pervane olur.döner durur ben olur.döner durur, sen olur.

Kerra hatun, sen, ben misin?
Şems'i kaybetmişsin, şuracıkta.Zamanın tozuna karışmış yüzü. Sorarsın..cıkk..bilmem ki... bana da gelmedi.ben de görmedim. hala kayıp.hala aşık...
ben bulayım istiyorum.
Şems benim olsun.
aşkın, pi sayısı
sonsuza uzansın.
hımm...hoşş...çok hoş.)


19 Mayıs 2010 Çarşamba

Sana özgürlüğünü veren adama küfrediyorlar. Susacak mısın Fatma ?


Solduyumun dediğidir.

Sana özgülüğünü veren adama küfrediyorlar sen susuyorsun Fatma.Unuttun mu çember sakal, seni mutfakla yatak odası arasına tıkdığında, bi adam çıktı geldi, Türk kadını dedi, onurlu ol! Darvini haklı çıkarma. Büyük ceylan gözlerini açıpta, benim o dedin Fatma.şimdi susyorsun.Ne kadar sürecek bu sukunet. Ne kadar daha...

Pelin ablam bale papuçları boyununda soluğu Londrada aldığında, büyük memelerini açıp, vatan için soyunduğunda, sen ne yapacaksın Fatma? Bi peygamber tokadıyla uslandığında, geri mi döneceksin, mutfakla yatak odası arasına?

Çember sakal her yerde. Tv de angutmenin karşısında.reytingler tavanda...herkes ona gülüyor. Çember sakal ve zevcesi medineyi diri diri gömdü.komik mi?
Gülümseyin mazlum halkım, çember sakala gülümseyin!cıkk...cık...hiç hoş deil.

Ona, özgürlüğünü veren adamı Neferteti selamlar.
AÇTIĞIN YOLDA, KURDUĞUN ÜLKÜYE, GÖSTERDİĞİN AMACA, HİÇ DURMADAN YÜRÜYENLER VAR DAHA!

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Kezban Pariste değil, Barselonada:)


Sol duyumun dediğidir:)

Bin cefalar etsen almam üstüme…gayet şirin geldi hallerin dostum…dostum...sensiz dünya malı neyleyim dostumm…dostumm dostum…türkücüğü dudaklarında, topuklu ayakkabıları ve sırt çantasıyla o bi idol. Görseniz hemen tanırsınız, türkü çığırıyor katalonya plazada:)

Denizi görmek için,
Ormandaki en uzun ağacın tepesine tırmanan benim! dedi sol duyum çıktı geldi.
Cıkk…ormandaki en uzun ağacın bile, denizi görmesini sağlayamayacağını anladığında 6 yaşındaydı. Hımm..dedi, sarışın başını kaşıdı.Başka bi yolu olmalı! Ormanın derininde dalgalanan bayrağa gördü.gülümsedi.
Olmalıııı!! Yaşamın bi anlamı olmalı, senden başka, benden başka, sana görünmeli bende olmalı…ne hoş türküdür.

Ama efendiciğim mevzu o deil bakın mevzu ne.
Barselona deyince…cıkk…alam yaa…yok efendicim futbol takımı demiyecem elbette, dememe fırsat kalmadan, bizi hemen stada götürdüler. İnsancıklar foto çekildi Barselona stadının önünde.ha ha ...yuh yani…arenaya gitmeyi tercih ederim. Bu arada geçen yıllarda matadoru boynuzlayan boğa olayında, boğanın tarafındaydım…boğa taraftarıyım ben:)

Cümleciğimi tamamlayayım. Barselona deyince, Cıkk…Barselona futbol takımı deil, Sagrada familla kilisesi gelir akıllara. bilenler bilirler. Antonio Gaudi’nin dev eseri. Emeğin ve inancın bileşkesi.
Efediciğim bu adamcağaz bi demirci çırağı. Sonra mimarlık okumuş. Sadece okumakla kalmamış, yaşamış mimarlığı. Sagrada familya da inancın doruğuna ulaşmış, esere bakınca Gaudinin tanrı korkusunu görebilirisiniz. Şüphesiz burada bize apaçık bi mesaj var. Eserin dış cephesindeki ürkütücü görüntü de, tanrının gazabının bi tecellisi kanımca:)
1882 yılında yapımına başlanmış bu kiliseciğin, hala daha yapım aşamasında. Sevdim bu İspanyolları, başladıkları işi bitirmiyorlar…ha ha ..aynı biz:)
Gaudi 16 yılını gece gündüz çalışarak bu esere vermiş. Sonunda bi sabah Sagrada Familyanın önünden geçen bi tramvayın altında kalmış, işçi tulumlarıyla. İşçisin sen işçi kal…haydi al takımları türküsü dudağımda…ah, ne gam! Tanrıdan korkarak ölmek…biraz sevseydi keşke…birazcık sevgi bulaştırsaydı, hayata, eserine:)

Efenciğim, bu gaudi insanı sadece Sagrada familayayı inşa etmekle kalmamış, Barselona’nın her köşeciğine bi eser bırakmış.misal mimar Sinan..öle yani.
Bahsetmeden geçemeyeceğim bi diğer eseri de Guell parkı…allam yaa çok hoş…zamanın zenginlerine hitap eden bi kurtarılmış bölge. Küçük şirin evleri…Şirinlerin Belçikalı yaratıcısı, gaudiden kopye çekmiş söyleyeyim.valla. üstelik bu park bi ormanda:) ha ha ..çok hoş.)
Bi de Salvador dali var..ama artık o da haftaya…haftayaaa buluşalım haftayaaa….ne hoş türküdür:)

5 Mayıs 2010 Çarşamba

TROYA Bİ MASALDI:)


Solduyumun dediğidir:)
Gülme komşuna....:)))
Komşu, komşuuu…
Huuuuu…huuu….
Oğlun geldi mi??
Geldi .
Ne getirdi inci boncuk…
Kime, kime??
Sana bana ...
daha kime?
Kara kediye…
Ha ha …ne hoş tekerlemeydi. Ben kuşlardan da küçükken ormanda çemkirir dururduk
Ama efendicim mevzu o değil. Bakın mevzu ne.
Efendime sölim, efendime söylerken siz de dinleyin.
Efendicim bu yunan komşusu, milli düşmanımız, kapağı troyanın surlarının içine atınca, kenidini daha bi güvende hisseder. Artık sırtım yere gelmez. Gelirse de bu yola baş koyan ağabeylerim, ablalarım var. Benim başımla birlikte onların ki de gider, düşünceciğiyle koy verdi bütçeyi gitti. Bütçenin açığı büyüdü. Açılll susammm açıl. Bi de baktı ki ali babanın hazinesi tam takır

Eeeee… olur böyle şeyler…ülkeciğim de az mı vurgun yedi zamanında… hop ..bi devalüasyon…işte bi sabah daha fakir uyandın. Oldu da bitti. maşallah. altında bir tarih.5 nisan 1994:) ah tansum çillerim…özlüyom kızz beyaz döpiyesli siluetini.halkıma çaktırmadan, batan geminin malları bunlar misali, elinde ne varsa beleş satıp, ihracatı artırdı az buçuk, kan kaybını durdurdu en azından.
eee şimdi…komşu ortak para birimine geçince, devalüasyonda yapamayacağına göre.
:) ha ha ...kendini kilitlemiş gibi oldu azcık:) ortak para birimi bi hüsran mı yoksam:)
döndü merkere doğru açtııı, iki eliniii, yalvardı sarkoziyeeee, duyun diye beni. cıkkkk...adaları satın borçunuzu ödeyin diye çemkirdi merker:)
çıkarız ortak para biriminden görürsün gününü zılgıtını yedi:) el mahkum parayı vercek, vercek vermesine de, geri alabilecek mi?ha ha ..sırada polanya mı desem:) portekiz mi desem:) ispanya mı desem... baass bass paraları leylayaa....domino taşları gibi, devrilin bakim. Bu artçı şoklar bizi de sarsar. cıkk…cııkk..hiç hoş değil:)

Oh oldu size demeye getiriyom. Demek bizi almazsınız aranıza…o ka şebeklik yapmamıza rağmen...ulan utanın azcık…ha ha 1959 başvurduk size. bu arada bilemeyenler için hamiş, AB 1957 roma anlaşmasıyla kuruldu. O demler adı bile başka(AET) Avrupa ekonomik topluluğu.
Zaman aktı zaman geçti zaman zaman içinde….
S.S.C.B dağıldı. Köprünün altından ne sular aktı. ta gerilerden başka kağnılar gelip geçti … Yeni yetme Letonya bile içerde… biz hala kapıda.
AETnin E si gitti daha da yakınlaştılar, AB oldu, birlikte kol kola poz vermeler…herkeslere serbest dolaşım...omuzlarını sıvazlama, durumları. Aha…menncıstır anlaşması . tek para tek yürek…tek ülke…nispet mi yapıyonuz bize

Demem o ki; biz giremeden, dağılırsa AB ha ha …çok üzülecem. valla...

Troya bi masaldı olcak sanki:)ha ha ..çok hoş.)


.

3 Mayıs 2010 Pazartesi

mübarek vav


Her kader,
mübarek bir vavla başlar.
Vavın kuyruğu gibi uzadıkca,
büzülür hayat.
Ta ki,
kuyruğu başına değinceye kadar.
m.s 2010-nefer