Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

31 Mart 2010 Çarşamba

sarışın quasimodo :)


sol duyumun dediğidir!

Anabelli ormanda yaşayan yedi cücelerden biriydi ve masal dinlemeyi severdi. Günlerden bi gün çember sakaldan tel bıyığa yatay geçiş yapan mürit, anabellinin masasının üzerindeki Atatürk fotosunu görünce dedi ki; tapıyor musun ona?!!!!


O ara solduyum notre de paris'teki kırbaçlanan Quasimodo oldu da sarışın başını kaldırıp bağırdı. Su verdi banaaaa!!! Suuuuu !!!! Yoksa bu allahın s..ktir ettiği ormanda, yaşam alanı, mutfakla yatak odası arasına sıkışmış bi cariye gibi, denizi görmeden ölecektim!


UNUTMAMALI!!!! HATIRLAMALI!! SEVGİYLE ANMALI!!!

hımm...çok hoş)

24 Mart 2010 Çarşamba

Bihter Behlülden hamile!!! Lorenz eğrisi kimden hamile?:)


Sol duyumun dediğidir:)
Anabelli ormanda yaşayan yedi cücelerden biriydi ve masal dinlemeyi severdi, bi de türkü söylemeyi. En ateşli tartışmaların arasında hiç alakasız bi türkü gelir otururdu dudağına…her melodi türkü tadında…bazen Kahtalı abimin kaytan bıyıklarından, bazen Selda ablamın, sıvasın yollarından, olmadı karaca oğlandan, olmadı Musa amcamdan…ohoo…gezmeee ceylannnn bu dağlarda, seni avlarlarrrrrrrrrrrr, anadan babadan yardannn ayrı koyarlarrrrrrrrr… solduyum çıkar sol omzuma oturur da, amannnn avcııııı, vurmaaaa beniii der, ben bu dağınnnnn aybalammmm maralıyaaammm, ben bu dağın ay balammm maralıyammm:)

Ama efendim mevzu o deil. Bakın mevzu ne. Sol duyum biçare duyum, ormanın derininde altın günlerine katılır her dem. Bi tür sosyalleşme çabası. Bennnnn bu dünyaayyyyyaa sevmeyee geldimmmm,eşi dostu görmeye geldimmmm. allam yaa..ne hoş söler candanım…işte o hesap. eşi dostu görme muhabbeti. Pasta börek, koca moca, buncağızım da yok ama olursa elde tutma taktikleri, yoksa, bulma taktikleri. Bi işe yaradıklarını görmedim ama neyse…

En vazgeçilmez konulardan biri aşk-meşk vs.:) kız dedi biri muhabbetin en tatlı yerinde, pastasını ağzında yuvarlayıp, geçen akşam, senin gömleğinden Bihter de gördüm. Bu zındık durdu bi an. zihnini yokladı.işyerine yeni biri geldi de ben mi kaçırdım diye şöle bi belleğe reset attı..cıkk..bihter? ha ha …dedi hatuncuk, yuvarladığı pastayı yutup, kız aşk-ı memnudaki Bihter. Akşam tv izlerken arayacaktım son anda vazgeçtim..uyuyodur o şimdi dedim. Niye koca bulmadığın belli. ha ha ...gömlek o kadar hoştu ki, nereden aldın diye devam etti. Sol duyum gülümseyip pazardan dedi:) ha ha.. .çok hoş:) çakma kız benimki.
Sonra birden hatunun kimden hamile olabileceği ihtimalleri hesaplandı. Allahtan olasılıklar iki taneydi. Onda bundaaa şundadır, onda değil bundadır…yapıldı..
Sol duyum çıkıp sol omzuma oturup sarışın sarışın gülümsedi. Bihter’i bilmem ama lorenz eğrisinin kimden hamile olduğunu bilmek asıl mevzu dedi.
Şimdi zamanın birinde lorenz diye bi gavur, bi ülke gelirinin, o ülkeciğin nüfusu arasında nasıl bölüşüldüğünü gösteren bi eğricik yapmış. Aslında bu bi eğri deil doğru, ama benim ülkem gibi, kimin elinin kimin cebinde olduğu bilinmeyen ülkelerde, bu doğrucuk eğriliyo, doğrusunu allah bilir elbette ama, biri onu çaktırmadan beceriyo ki; karnı sürekli şiş. bu durumda asıl soru bihterin kimden hamile olduğu değil, lorenz eğrisin kimden hamile olduğu dedi, sol duyum çıktı geldi.

Peki bu doğrucuk nasıl eğrilir? Bu namus ehli lorenzin karnı nasıl şişirilir? Efendicim bi ülkedeki toplam gelirin büyük bi kısmını mutlu azınlık denen nüfusun az bi kısmı mideye indirirse, buna karşılık nüfusun büyük bi bölümü toplam gelirden zırnık şeklinde faydalanırsa, bu durumda lorenz bu mutlu azınlık tarafından becerilmiş olur ki, efendicim bu p.çin babası benden duymuş olmayın, bu azınlıktır.

Efendicim lorenz eğrisin bu şekilde ahlaksızca becerilmesi, toplumda aşırı derecede gelir farklılıkları neden olur. Anlayacağınız ahlaksızlık diz boyu. Zengin daha zengin, fakir daha fakir olur. Galbraith’in deyimiyle bu durum, kinizmi doğurur. KİNİZM toplumu infiale sürükler ki; asıl tehlike budur. Ve günlerden bi gün, bi bakmışsın kerbela, bi de baktın madımak.
Elbette Bihter’in kimden hamile olduğu kadar helecan yaratmadı farkındayım, ama nasip gelecek bölümlere inşallah:)

21 Mart 2010 Pazar

LOST'UN ARABI:)

sol duyumun dediğidir :)
Anabelli son zamanlarda çok sıkıntılı. Ne yapsam ne yapsam bi hamak alıp sallansam, kurtulur muyum bunalımdan hamakta sallansam türkücüğünü, çığırıp durmakta. Bu demlerin birinde, bi dizicik buldu kendine LOST. Bide ormanda geçiyo hikaye…orman kanunları hüküm sürmekte…çok hoş…hey gidi…eskiden köle isavrolar vardı. Sosyal içerikli mesajcıklar verirdi. cık…şimdilerde...pembe seviyo.

Efendime sölim, efendime söylerken sizde dinleyin. Bu lost dizisindeki mükemmel adam ve kadıncıklar hakkında daha önce kelam etmişti anabelli. Hatunların hepsi birer fitnisss Figen, er kişiler apollo. Araya bi şişko koymuşlar numunelik:)Son demlerde gelişmekte olan ülkemin, gelişmekte olan insancıkları, sabah akşam sağlıklı yaşam diye tutturdu. Fil gibi yiyip, hopluyo zıplıyo…kilo verecek güya… boşuna hoplayıp zıplayacağınıza, iki kazma vurun toprağa...bi fidan dikin misal, boşa gitmesin kaloricikler, yapışmasın oranıza buranıza. israftan sakınınız demiş en sevgili...cıkk..enerji israfı diz boyu:)
Ama efendim mevzu o deil. Bakın mevzu ne. Anabelli bu losttaki arapa hayran. O bi saddam karşıtı. iy biri yani. Saddama karşı savaşmış. Bu Sam amcayı seviyo anabelli. Sabah akşam ırakta ümmedi muhammedi becerirken amerikan askerleri, losttaki arap tiplemesiyle arapların, gönülerini almakta :)Sam amacının ırakı işgalinin
bi faydaası oldu ümmedi muhammede kanımca. Haklarını yememek lazım.
Önceleri sade karılar becerilirmiş diye, cinsel organları ellerinde, öteye beriye sallaya sallaya dolaşan müslüm, meğer erkekler de becerilirmiş, cümleciğini literatürüne not düştü. Artık bi amerikan askeri görünce, karılarının k..çç önce kendi, k..çç saklamakta. İğ…..hiç hoş deil:)

17 Mart 2010 Çarşamba

Evrensel insan modeli

evrensel insan modeli: yeme, içme, seks içgüleri karşılandığı sürece, savaşma seviş persfektifinden dünyaya bi bizon gibi bakan, bazen savaşın, sevişebileceğin insanı, seçme hürriyetini kazanmak için yapıldığını unutan, saldım çayıra allah kayıra felsefesini kendisine karga edinmiş, adem prototipi:)

Anabelli ormanda yaşayan yedi cücelerden biriydi ve masal dinlemeyi severdi. eski çağların birinde kendisini savaşın ortasında bulan, onurlu prenses gibi, kılıç sallıyordu her dem,eli yüzü kan içinde. günlerden bi gün...yeter! dediler anabellii...sen kazandın! hadi seç. öldürdüklerine baktı anabelli...cıkk...dedi, tüm sevdiklerimi öldürdüm. galiba seçmeyeceğim.kılıcını bırakıp gitti.

13 Mart 2010 Cumartesi

Nihayet mozaik pasta olduk:) afiyet olsun:)

SOLDUYUMUN DEDİĞİDİR :))
Sol duyum zavallı duyum, biçare duyum. Sol elim zavallı elim, bi çare elim ne hoş sölemiş orhanın oğlu veli zamanın birinde. Sol elinde asa taşıyan zındık firavundan beri, önce musa sonra mustafa...lanetlenmiştir sol el. Kitabı solundan verilenler, vay onların haline! (ayet, 25)
Ama efendim mevzu o deil. Bakın mevzu ne. Ben sağ duyu olarak ne yapsam faydasız bu münafığa . Son demlerde de, ülkemin başarılı insancıklarını kara kalemiyle karalar durur da, ben sağ duyu olarak, onun yaptıcıklarını burada bir bir anlatır, cehennemin kızgın alevlerinden kurtulacağım günü düşlerim.Efendim dünyanın en saygın dergilerinden biri, dünyayı geliş amacı karı becermek olmayan bi müslimi, F tipi şeyimin şeyhini, dünyanın yüz enteli arasına koymadı mı. Ermenileri kıtır kıtır kesen, bu faşist türkler hakkında konuşmacık yapıp ödül kapan orhan efendi, dünyanın en saygın ödülünü alırken, niye gururlanmaz da, bilmem neresinden uydurduğu lafçıklarla, bu kalemleri karalar. Dünyanın en saygın dergileri, kurumları son zamancıklarda, (sam amcam koca g..tüyle ırağa yerleştikten sonra:)-ülkemin mazlum halkına daha bi ilgi göstermeye başlamış, düşenin elinden kimse tutmaz teorisini çürütmüştür. Daha geçenlerde dünyanın en saygın kadın dergisi mari kiler :) pkk kampındaki faşist kürt yıldırgaçları fotoğraflayıp, amazonların ataları, efendim ne İskitleri, o öncelerdendi, şimdilerde, faşist kürt karılarıdır diye ilan etmişte bu zındık sol duyum, bu bilgiye şeyiyle gülmüştür.

Dünya basınının ülkeme olan bu ilgisini neresinden uydurduysa, kötüye yormuştur . Dünya basınının bu hayırlı alakasını, hayra yoran nur yüzlü, son zamanlarda, bi kürt olur, bi alevi olur, ama etnik kimlik önemli, bi gürcü olur(devletlumun ırkıdır, Osmanlı olacak hesapta, g..t kadar toprak kaldı avucunda neresiyle Osmanlı olacaksa) misal, bejan katır gibi şahsiyetleri, hemen ödülcüklere boğar. Akabinde, etnik kimliğinden, yaralanarak, hemen bi dini bütün gazetede (misal saman)köşecik kapar bu hatun kişi. Ara sıra, fetvacıklar verir. Misal Leyla kana, başörtüsünü yere atsın, kavga bitsin. Töreymiş hesapta :) Soyunsa dünya barışı :)

11 Mart 2010 Perşembe

anabelli ormanda:)


anabelli ne zaman saçlarına fön çektirse, yağmur yağardı, mübarek memleketinde .Hikmetinden sual olmayanın verdiği nimetlerden biriydi yağmur. Yine de hikmetinden sual ediyordu elbet . Saçı uzun,aklı kısaydı onun. Bundan sebep uzun saçları fön isterdi her dem . Böyle demlerde yağmur yağıyorrrrrr şakır şakır, ya rabbi şükür şükür türküsü dilinde, şükür şükür çekerdi, şemsiyesini evde unutmadığı için.
Çünkü genelde unuturdu, hayat için gerekli olan her şeyi, ama hitit kraliçelerine tavanna dendiğini bi mıh gibi tutardı aklında. Bu bilgi önemliydi onun için, özellikle yemek pişirirken çok işine yarıyordu :))


O kuşlardan da küçükken, hayatının dönüm noktalarından birinde, ben arkeolog olacam diye tutturmuştu da...he yavrum demişti..yaşlı ağaç...ne iş eder..o kolog..kazı yapar deyivermişti heyecanla anabelli...cık...demişti yaşlı ağaç...ölüleri rahar bırak..töbe töbe..günah yazık :)) ama kazdığım yerleri ekebileceği fikri aklına yatmıştı vesselam :)))

8 Mart 2010 Pazartesi

Devril cümle!

Devril, cümlem!
yaradan, rabbinin adıyla
devril!
Devril ki;
kanasın şiir,
paramparça olsun tümcem,
kaybolsun, feleğini şaşırsın, gizlensin öznem
m.s 2010-nefer:)

7 Mart 2010 Pazar

Ahlak üzerine Neforizmalar:)

Ahlak, insanın tanrıya hayvan olmadığını ispat etme çabasıdır.
M.S 2010-NEFER

Tanrı insanı cennetten kovduğundan beri, insan, allahımmmmm…neydi…günahımmm..günahımmmm neydi alalhımmm…ben nerdeeeeeeeeee yanlış yaptımmm türkücüğündeki ,sorucuğa cevap arar.
Cennet anektodundan bize düşen hisseyse, Hava’nın Adem’den daha ahlaksız olduğudur ki; bu ahlaksızlık onların cennet bahçesinden ihracına neden olur.


Bu durmda, tanrının mükemmel oyununda başrol kapan insan, israif game over diyene kadar, acaba hayvan olmadığını ispat edebilecek mi?
Ama efendim mevzu o değil. bakın mevzu ne.
Tanrı Darwin, geyiklerin tanrısı o, bilenler bilirler. Bi adaya çok geyik, az yiyecek bıraktığında, geyiklerin bi kısmının seleksiyon olduğunu görür. Tıpkı Dadaloğlu’nun dediği gibidir ahval, ölen ölmüştür kalan sağlar, adada zevkü sefa içinde geyik geyik yaşar.

Fakat tanrının dünyaya bıraktığı insan mahlukatı, bi süre sonra, değişik davranış biçimleri sergilemeye başlar. Misal. Az yiyecek, çok geyik olmasına rağmen, bi kısım mahlukat, yiyeceklerin hepsini tüketmeyip, bi kısmını daha zayıf olana verir! Yoksa bunlar geyik değil midir?? Daha az yemek ve daha fazla emek…zayıfların ölmesine izin vermez.

Tanrı kocaman şaşkın gözleriyle yarattığına bakar. Ve der ki; -sen yaratılanların en şereflisisin-(kuran)
Ve onu diğer yarattıklarından ayrı koyar. ona bi ad verir insan !
İnsannnn olll evlattt insan ol… evlattttt…ne hoş söler müslüm babam:)
Velhasıl, İnsanlaşma süreci başlar.
İnsan olmanın temelinde , ahlakı felsefe yatar.
İnsan ahlakı kurallarını yavaş yavaş yazar, bu tanrıya bi serzeniştir.


Bizi hayvan olarak yaratmış olabilirsin, ama and olsun ki; bizler onlardan değiliz!
M.S 2010-nefer


İnsan denen mahlukat kendine bu şerefli adı aldıktan sonra, kendi kitabını yazmaya başalar. Madde1-
-Paylaş ey insan. sende fazla olandan, az olana ver. Zayıfı koru, ölmesine müsaade etme. yaşam insana sunulmuş bi armağandır!
-öldürme! Kabil ilk ve son katil olsun.
-başkasın ait olanı alma!
-eşini seç…sadakat en belirgin insanlaşma özelliğidir.
-seni doğuran ve büyütene saygı duy, tanrıdan sonra onu sev.

m.s 2010-nefer

Tarih denen sultan, tozlu gözlerini yavaş yavaş aralarken, kral hamburabi asasını üç defa yere vurur. tabletlere yazılsın!!!!ben tanrını gölgesi…hımm…bi dem sonra, asasını, firavuna, ondan da musaya kaptırır. Musa hamburabinin asasını almakla kalmaz, yasalarının bi kısmını tanrı sözü beller.
Ardından on emir gelir.
On emiri bilmeyen yoktur herhalde. Bütün dinlerin iskeletini oluşturur.

Ahlak felsefesinin gelişimi incelendiğinde neyin “iyi” ya da “doğru” ve neyin “kötü” ya da “yanlış” olduğunun zaman ve mekan itibariyle sürekli olarak değişime uğradığı görülür.
Misal eski lahitte Sümer-babil geleneklerinin bi kısmı yasaklanır. Peki bu geleneklerin ne olduğunu nerden bilebiliriz. M.İlmiye çığı selamlarım:)


"İsrail kadınları arasında kutsal fahişe kadın olmayacak;
İsrail erkekleri arasında kutsal fahişe erkek olmayacak."

"İl n'y aura pas de courtisane sacrée parmi les filles d'Israël; il n'y aura pas de prostitué sacré parmi les fils d'Israël."
(Eski Ahit.Yasalar. 21/22)
Ha ha…fahişelik bi zamanlar kutsalmış.
zaman sen ne hoş seramonisin, fahişeleri rahibe, rahibeleri fahişe yaptın:)
m.s-2010 nefer


Dinler devreye girip, tanrı elçileri dünyaya el atınca, aslında dinin temelini oluşturan ahlak, dinin bi alt kümesi olur.
Din özelleştirildi diyebiliriz de:) artık toplum yaşayışını kolaylaştırı kuralları uygulamak, ki ahlaki değerler bunu vurgular, yerini bireyin, tanrıyla temasına bıraktı. ibadet insanın tanrıya direkt temasını sağlayan unsur sayıldı.


Bu arada, pedofiliyi büyük günahlar, katagorisine yerleştiren papayı neferteti selamlar.

Zaman aktıııı, zaman geçtiiii, zaman zaman içindeeeeeeee……
Bu güne gelip durdu. anabelli sohbetcik esnasında hedonizmi savunan ki; ‘hedonizm antik yunan felsefecilerinin, mutluluk veren her şey doğrudur savından yola çıkar’ bi mahlukata, sarışın sarışın gülümser. çünkü anabelli laik ahlakcıdır. Laik ahlakcılar, ahlakın mantık yoluyla bulunabileceğini ve tanrının insana bu sistemi oluşturacak gücü verdiğine inanır.ha ha ..en azından ben böyle olduğun inanıyorum. Tabletlere yazılsın!


“ İnsanlıktan hayvanlığa- hayvanlıktan insanlığa -çan eğrisi ve evrensel insan modelinde’ tanımladığım ‘evrensel insan’ bi hedonistir. Ona haz veren onu rahatlatan her şeyi doğru sayar. Bu gün insanlığın sürüklendiği yanlış yolda budur. Toplu seks partilerinin, bi ayin gibi gösterildiği videolar, elleri bağlanmış çırılçıplak vaziyette hizmet eden kızlar, ve onları oldukları yerde beceren adam ve kadınlar, insanın, insanlıktan- hayvanlığa doğru hızla düşüşünün bi kanıtıdır. Bu gayri ahlakidir. İnsan bazen aşağıların daha aşağısı olur der ki kuran, tarif edilen bu iğrenç yaşanmışlıktır kanımca.
Sohbet afili bi şekilde devam eder.Madem insan kendini rahatlatan her şeyi yapar.hımm..der anabelli sarışın başını kaşıyıp, neden o zaman sokak ortasında sıkıştığımızda, bi tuvalet bulma ihtiyacı hissederiz. Oracığa yapsak ya…ama bu halk sağlığını tehdit eder der diğeri. o zaman şöyle yapsak. tıpkı köpeklerimizin yaptığı gibi sokağa yapıp rahatlasak, sonra bi poşet alıp pisliğimizi çöpe atsak. Nasıl ? Ha ha cıkk...bu cümlecik hedonizmin sonudur kanımca…beklide değil??
Şimdilik bu kadar…
Ahlak üzerine neforizmalar yazı dizimiz, devam edecek, beni izleyin anacım:)




1 Mart 2010 Pazartesi

Pasta değil, ekmek yiyin. Tek taş alın, üreyin:)

Sol duyumun dediğidir:)))


Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler demiş, Fransa’nın förs leydisi de devrin birinde, ama efendim, bu lakırdıcığı etmesinde, bi alay bi küçümseme yokmuş. Efendime sölim, zavallı hatun hiç saray dışına çıkmadığı için ekmekle pastanın farkını kavrayamıyormuş. Bu anlam karmaşası kellesinin kopmasına neden olmuş. Olsun. Dünya onun, sayesinde ihtilal, özgürlük, eşitlik kavramlarıyla tanıştı. Her işte bi hayırr....bu işte her şey sennnnnnnnnnn.... ne hoş söler Yalın’ım:)


Efendime sölim, şimdi bu pasta muhabbeti nerden geldi, belleğe. Efendime söylerken sizde dinleyin..Bu devletlum, devletin ana amaçlarını şaşırmış,memleketin dahilinde iktidara sahip olunca, gaflet, dalalet, hatta bu gidişle hıyanet içine düşebilir.

Devletin gelirlerini oluşturan en büyük kalemlerden biri, vergi gelirleridir. Efendicim bundan dolayı, vergi oranları üzerinde aşağı yukarı oynanarak, lüks tüketim malları maksimum vergilendirilir, zorunlu ihtiyaçlarda, minimum vergilendirilir ki; millet fakrü zaruret içinde , harap ve bitap düşmesin.

Bakın bu devletlümun çıkardığı kanuna, pırlantanın kdv oranını %18den %0 düşürmüş.
eeee benim gibi tek taşımı kendim aldım, tek başıma kendim taktımmmmmm, girmesinler havaya diye türkü çığıranlar için hoş bi durum da, gelin görün ki; bu zındık sol duyum çemkiriri durur sol omzumun üstünde…


Bakın işin aslı neymiş. Meğer devletlumun velihatı, prensi, hani genç yaşta gemicik satın alıp okyanusa açılan, kaptan kusto, şimdi de bi pırlanta şirketinin ortacığı olmuş, diyolar.
Efendim, bi bakmış ki, Türkiye’de ki pırlanta fiyatları çok yüksek, eeeee, bu durum, haliyle evlilik oranını, bu da domino taşları gibi nüfus artış hızını düşürmesin mi? Hımm..derhal bi çare bulalım. Bi oyunbazlık bi kurnazlık sırf bu mazlum halkın iyiliği için, o güzel dolma parmaklar tek taşsız kalmasın diye, halkın huzur ve refahı için de diyebiliriz, pırlantadaki KDV oranını %0’a indirmiştir. Ekmekteki KDV oranı bu %1 dir, pastadaki %8 dir.
Bu arada, her dediğini emir telakki ettiğimiz europa da bakınız pırlantadaki vergi oranlarının durumu ne.
İsveç’te (% 25), Almanya’da (%19), Fransa’da (% 19.6), İtalya (% 20)hımm…çok hoş:)

Mazlum halkım, burada şüphesiz ki; size apaçık bi mesaj vardır.

Pasta değil, ekmek yiyin. Tek taş alın, üreyinnn:))

Neferteti mazlum halkını selamlar:)