Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

26 Şubat 2010 Cuma

Sanat Dünyasının Ergenekonu:))

sol duyumun dediğidir:))

Bu devirde kimse sultan değil, bezirgan değil, boşuna güvenme hiç kendine, kimse şah değil padişah değil..ne hoş söyler sibelcan hatunu yuvarlak kalçalarını kıvıra kıvıra…
Bu ülkede hukuk, Sibel Can’ın kalçaları gibi yuvarlak ve kıvrak oldu son demler . Hak mevla onu çoluğuna çocuğuna bağışladı..

Zamanın birinde, kaçamak aşk yaşadığı sevgilisi, hoş fotolarını oraya buraya satacağı tehdidini savurunca, ne yapacağını şaşıran fok balığı, derhal soluğu bi mafyada almıştı..
seni mermi manyağı yaparım sözcüğü kalmıştı o demlerden kulaklarımızda .Öyle hömkürüyordu, yumuşak mafya...
Ama gelin görün ki Sibel Can hatunu, bu olaydan kazasız belasız yırtmıştır. Çete oluşturmaktan ya da adam öldürmeye ya da tehdit etmeye teşebbüsten hapis yatmamıştır. Sol duyum geldi,sol omzuma oturdu, tatlı tatlı kaşındı, dedi ki, bunun Sibel Can hatununun försleydiye gidip ağlamasının etkisi var mıdır..:)vardır,elbet. Ardından, sahnelere kendini atmış, derhal kafaya da bi türban takmıştır.Ben sizdenim, mesajcıkları.
Efendime sölim, efendime söylerken sizde dinleyin..Belli bi dem sonra bi mankencik, misal Tuğba Özay, ben Atatürkçüyüm, bu zihniyete karşıyım diye bi cümlecik kurmuş, hemen akabinde, adam öldürmeye azmettirmekten içeri alınmış.Bu durum mankenciğin bana, tubiş derler asarım keserim, filan gibi bi telefon konuşmasına olay bağlanmış ve hatuncuk..hapis..:))bak sen, elbette bu durumda olay yargıya intikal etmiş, lafçıkları. Kalçaları da sibel can hatununu gibi yuvalak değil..ama bacakları uzundu vesselam, yazık ettiler:)

Efendime sölim mevzu o değil. Bakın mevzu ne. son demlerde, ara sıra şarkılarının bir ikisini mırıldandığım, deniz seki tombul kuşu, bir müddet önce ben Atatürkçüyüm diye bi kanalcıkta bi cümleği ağzından kaçırmış, tesadüfe bakın ki; bi müddet sonra hapiste. Neden sebep!! uyuşturucu satmaktan:)) sol duyum çıktı geldi bu hatunu orospuluktan içeri alsaydınız. eyvallah:))ama uyuşturucu satmaktan hapis yatıyorsa ben bu ülkenin hukukuna hukuk demem, guguk derimm..Her er kişinin bildiği gibi sanat dünyasında uyuşturucuyu tatmayan kimsecikler yok gibi..Son demlerde Türkan Saylanın ölümü üzerine cesur bi yürek daha misal Tarkan çıkıp ben Atatürkçüyüm demiş..sol duyum çıktı geldi dedi ki..tarkanı yakın da vergi kaçırmaktan hapiste görürseniz şaşırmayın..bunlar elbette ergenekonun sanat camiasındaki ayaklarıdır. böle ayakları bir bir kırmak lazım.. Pişman mıyız asla….güzelleştik yasla...ne hoş söler sezenim.
Altında bi tarih:)

08 Temmuz 2009 Çarşamba, 10:54:34

Ha ha …ben bi biliciyim..hımm..kendimi böle nitelendirmek istiyomm..cıkk..bu çok banal oldu..daha Avrupayi bi şey..hah…buldum..füturistt. Bu arada tarkana vergi borcu çıkaramadılar herhal ha ha ..olay yine uyuşturucuya kaldı zahir:) Bu da yazımın, standart sapması olsun..
Bide seki tombul kuşuna bu olay bi ders olmuş, artık atatürkçü deil, türbeci olarak doğru yolu bulmuştur:)ha ha ..çok hoş:)

19 Şubat 2010 Cuma

Türkiye'deki sivil toplum örgütleri:) Tarikatlar

İndilerrrrrrrrrr göktennn meleklerrrr saf-üüüü safffffff, kıble gibi kıldılar evimmmm tavafff…dediler oğlun gibi bi oğulll …yardılanın cihana gemiş değiill… senin oğlun gibi bi kadri cemiill…bi anaya verilmiş oğul değil…
Süleyman çelebinin mevlüdünü ne zaman okusam bi hoş olurum…arap töresinden uzak, bizden bi şey.

Türkiye şeyhler ve müritler memleketi olamaz; diyordu kemale ermiş Mustafa. Bi isteğin varsa yaradandan, araya adam koyma, şeyhinden değil, tanrıdan iste, demeye getiriyordu. Hıristiyanlıktaki ruhban sınıfının, müslümdeki karşılığı molların sömürüsünü engellemekti amaç.

Yıllar asırlar gibi geçtiiiiiii. En büyük ızdırabım seni sevmekti belki…ne hoş türküdür..
Komünizm kızıl bayrağını açtığında, bayrağın kızılından etkilenen halkım, azcık o yana kaymaya başladı. Sam amca ve kızıl sakal kılıçları çekmişken hem de.
İşte o dem gelişmekte olan ülkem için tehlike çanları çalmaya başladı. İki ateş arasında kalmasın sakın:)cıkk...sam amca koca göbeğiyle ağır bastı. Komünizmden kaç dedi. emir telakki ettik.
Peki bu mazlum halkı komünizmden uzaklaştırmanın yolu nereden geçerdi. Hımm…bu süreçte sam amcayla el ele tutuşan ordu+siyaset en makul yolu buldu. Komünizm dinsizlik demekti. Oysaki biz %99 müslümdik: bu söylemlerin kökeni kanımca taaaaaa o demlere dayanır. Ve sonuç, derin bi darbeyle yaralandı ülkem… kurşuunn yedinnnn sol yanından yaralandın mıııı, yaralandınnnmııı? allam yaa ne hoş türküdür:)

İlk önce halkı dindarlaştırma gerekliydi. İlk adımda Türkiye de ruhban okullarının olmadığı fark edildi. Hemen imam hatip okullarıyla bu açık giderildi.
imam polislere, imam savcılara, imam hakimlere, imam öğretmenlere ihtiyacı vardı bu ülkenin.
Muallimler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır, dedi sol duyum çıktı geldi.
Sam amca yüzde yüz dini eğitime destek verdi. Çünkü Türkiye’yi komünizmin kıskacından kurtaracak en kısa ve etkili yoldu.

Bu süreçte Erzurum’un küçük kasabasında sıradan bi müftü olan F tipi yapılanmanın mimarı zat-ı muhtereme komünizmle mücade adı altında dernek kurdurularak ilk adım atıldı. Ve diğer tarikatlar da yavaş yavaş el altından desteklendi. Desteklenmese bile faaliyetlerine göz yumuldu.
Ama efendim mevzu o değil bakın mevzu ne? Keser döner sap döner gün gelir devran döner der ormanda büyük ağaç.

Ve bi gün düşman ölür:) Komünizmin en güçlü kalesi SSCB çöker. Artık bi tarihtir kızıl bayrak…bi tüy kalemle yazılmış…markizdeee oturmuşşş sessizzz seyre dalmış zamann gözlerinde tozlarlaa. ..allam yaaa ne hoş söyler sezenim:) altında bi tarih 1991. Komünizmin ruhuna el-fatiha:)
ee öldü ohh..ne güzell..biz de bunu istiyorduk dimi ya:)

Ama efendim mevzu o değil. Bakın mevzu ne?

Kral öldü, yaşasın yeni kral slogancığı ağzında, artık komünizm tehlikesi kalmadığına göre sam amcanın şeyini toplayıp gitme vakti geldiğine karar veren apolet yanlış bi hamleyle birden kendisini bu üçlü grubun dışında buldu.
Sam amcanın bu diyarı terk etmeye niyeti yoktu hatta uzun süre yerleşmeye niyeti vardı. Iraktaki plan tıkır tıkır işliyordu. Hımm…kararını vermişti. Kuyruk darbeleriyle buna karşı gelen her beşeri parçalayacaktı.
Artık düşmanlar yer değişiyordu. Sam amca Ortadoğu da at koşturmasını engelleyecek tek ordu olan türk ordusunu hedef belirlemiş ve dahası hedefe kilitlenmişti.
Peki bunu nasıl yapacaktı? hımm..çok basit..yıllarca desteklediği dini daha da destekleyerek.
Ormanda fısıltılar yayılıyordu. Kurban derilerinizi thk bağışlamayın. Kurbanınız kabul olmaz. Bu paralarla rakı içip karı oynatıyorlar:) hımm..ne yapalım..kuran kurslarına verinn.hem cennette bi paye kapmış olursunuz:) mantıklı:)

Orduyu halka din düşmanı olarak göstermek. Kısa ve acısız. Sam amca ortadoğuyu işgal planında ordudan+Ecevit hükümetinden ret cevabı alınca kararını verdi. Kısa sürede hükümeti çark ettirdi. Ecevit neredeyse ölüyordu. Bi süre sonra öldü.
Sam amca irtibatı artık orduyla değil. F tipi yapılanmanın şeyhiyle sağlıyordu. Bi seçim, tam destek mürit sınıf başkanı. Ama hala bi sorun vardı. Ordu yapılan anketlerde Türk ulusunun güvendiği 1 numaralı kurumdu. hımmm….. ne yapmali ne etmeli bir sihirbazlik bir şeytanlik oooo ali desideroo allam yaa ...ne hoş sölerdi mfö:)

Evet bildimmm onuuu dedi anabelli, türban türbannn…
Müslüm yatak odasına tıktığı cariyeye şöyle bi baktı…Hımm…dedi hatun çıkk dışarı..sal kendini şöle sokağa..türbann diye bi bağır, bakimm…tarikatlar iş başında:)

Buarada bazı angutlar irandan dolayı sam amcanın şeriatı desteklemeyeceğini düşünebilir..cıkk..gelll gell sarışınım geelll gel çokkk karışığımmm geelllll….ne hoş söler sezenim. onun şeriatla bi derdi yok.onun çıkarlarına hizmet ettiği sürece en güzel düzen şeriat…misal: Suudi arabistan:)

Elbette güzide ordumuz uyandı. Uyannnnnnnnnn, sevgilimm uyannnn, uyannnnn, yarınaaa innnann…. Uyanınca bide ne görsün! Bütün tersanelerine girilmiş. Bütün kaleleri fethedilmiş. Bi demler darbe yaparken şimdilerde, darbe yer duruma gelmesin mi? Velhasıl sağlı sollu yiyor yumrukları:)

Bu arada sam amcanın diğer piyonu faşo Kürtler kaptan köşküne varmış vezir olmakta.
Sam amcamın nur yüzlüleri sağ elinden, faşo kürtler sol elinden tutmakta. O Bİ VOLTRAN:)karşı koyana aşk olsun.

Yeterli mi? Cıkk..sam amca 12 eylül darbesiyle omuz omuza verip komünizmi alt ettiği türk ordusunun, bu darbe esnasındaki işlediği cürümleri, yavaş yavaş piyasaya sürmesin mi? Bu arada parmağını sallayıp du sana daha neler yapacağım dediğini tahayyül edin:)
Bakın bi zamanlar bu kutsal ordunuz size neler yaptı. Aha belgeler..mürit savcının elinde…doğdu mu Ergenekon? korkun yine yapabilir. benden söylemesi:) ha ha. ..çok hoş:) ona güvenmeyin mesajı alt metin..arada bi kamuoyu araştırması. Tür halkı en çok hangi kuruma güveniyo.
Haber uçttuuuu devlete de beş kaldım hapisteeeeeee, beş yıl değil onbeş yıl olsaaaaaaaaa, ben vazgeçmem bu iştennnn...allam ya ne hoş türküdür:)

Üff…neyse…sıkıldımm…şimdilik bu ka…Türkiye’deki sivil toplum örgütleri, yazı dizimiz devam edecek…beni izleyin anacım...silikon dudaklarımla öpüyom sizi:))

17 Şubat 2010 Çarşamba

Burası neresi? ECE TEMELKURAN

Solduğumun dediğidir..!!

Burası neresi?

Bütün kapıların kapalı olduğu bu yer, neresi?
Neresi insanların Tanrı’ya yakardığı bu şehir?
Allahu ekber seslerinin yükseldiği bu yer, neresi?
Her gece bekliyorum.
Sesler yükselecek mi daha da, bağıranlar çoğalacak mı?
Titriyorum duydukça seslerini.
Merak ediyorum:Tanrı titriyor mu?
Burası neresi?Masum insanların kapana kısıldığı bu yer, neresi?
Kimsenin yardıma gelmediği...
Seslerimizi dünyaya sessizliğimizle duyurduğumuz
Bu yer, neresi?
Genç insan kanının aktığı ve insanların gidip namaz kıldığı..
.O kanın içinde namaz kıldığı insanların,Bu yer, neresi?
İsyancılara ‘serseri’ denen bu yer...
İster misiniz söyleyeyim?
Burası, İran.
Senin ve benim memleketim.
Burası İran!”
Ece Temelkuran, bu şiiri, okuyan İranlı kadına ithafen, ne duygulu cümlecikler kurar. İrandan gelen bu sesi duyar da, burnunun dibindekini görmez. Ya da görürde susar. Çarşafa, burkaya, ılımanlaşan islamın ılımanlaştırdığı örtü türbana, özgürlük der. Özgürlük nedir? Hiç kafasını sarmadılar ki bi çaputla. Kulaklarını sardıklarında, duymadığında… sağır eden örtüyü özgürlük diye kadınlara empoze eden zihniyetin zehrini, almamış damarları. Sekiz yaşında küçük bi kızı bile cinsel bi obje olarak gören, saçının telinden ereksiyon olan bu pedofili müslümü görür de susar.
Saçlarımızı örtmeyeceğiz diye bağıramayan, meydanlara çıkamayan sessiz dudakların sesi olmaz. Neden peki??? Çünkü sam amcamın düşmanı belli .iran!! Demoklesin kılıcını istediği yere sokan sam amca, Suudi Arabistan’a niye demokrasi getirmez peki.


Zam bak…zum bak...dön aranı iy bak…ben kuşlardan da küçükken böyle bi oyun oynardık ormanda. Döner arkamıza ara da bir bakardık. Dön arkana iy bak Ece hanım. Her gün namus adı altında kurşunlanan bu kadınlar senin. canlı canlı toprağa gömülen, ciğerlerine toprak dolarak ölen bu kadınlar senin. Onları toprağa veren çember sakal ve zevcesi işbaşında.

Kemale ermiş Mustafa’nın hayallerinden yarattığı Türk kadını, bi cariye olmak üzere...
Sol duyum koştu geldi, eski siyah önlüğünü giydi de bi şiircik ternnüm etti. Orada bi köy var uzakta. o köy bizim köyümüzdür.gitmesek de kalmasak ta o köy bizim köyümüzdür.

bu köyde son model jiplere binen türbanlı hatuncuklar yok .Bu köyde kafasını örtmeyen kadına, mor bi göz var. Bi peygamber tokadıyla yola getirilen küçük kızlar var. Gözlerinde her an elmayı ısırmanın korkusu, omuzlarında ağır vebal. Burası neresi????bütün kapıların kapalı olduğu bu yer neresi????Akdeniz’e bi kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bu cennet, bu cehennem neresi?.!!!.Ülken, Ece hanım!!. burnunun dibi..!!! zam bak...zum bak... dön arkanı iy bak!

16 Şubat 2010 Salı

H.Z PASTÖR:)

Solduyumun dediğidir:)

Neferteti, çağın peygamberlerini selamlar.

Anabelli o deniz ülkesinin, dalgaları arasında dalga dalga, dalgalanırken, ilkokul kitabının küflü sayfaları arasından bi adam çıktı karşısına. Kitabın sayfasından bi adımcıkla geldi oturdu sofrasına. Sakalları olan bu adam, bi de gözlük takmıştı gözüne, belli ki, Anabelli gibi soluk görüyordu her şeyi. Ona böyle bi dünya bahşetmişti, hikmetinden sual olmayan. Bu sakallı gözlükleri olan adam bi mikroskoba bakıyordu. O yüzden yüzünü tam göremedi bi türlü anabelli. Oysa gözlerinden tanırdı beşeri. Beşer şaşardı ama o hiç şaşmazdı. Çünkü gözler, ne kadar yaşlansa da surat, hiç değişmeden öylece kalırdı. Bu adam, mikroskopla, bi yağmur damlasına bakıyordu ve orada yaşayan canlıları görmüştü. Buldum diye bağırıyordu! Düşündü anabelli.Saçı uzun aklı kısaydı onun ama ara sıra düşünürdüJ Bu adam tanrı dedi. Sarışın başını kaşıdı. Tanrı da bize böyle bakar gökyüzünden. kavanozun içine kapatıp, saatlerce izlediği, sinekleri düşündü.

Ve ona tanrının 99 adından en sevdiğini verdi RAHMAN dedi. Rahman çevreleyen, saran, kuşatan, oydu artık. Adının önüne de bi h.z ekledi. H.Z.rahman pastör oldu. Rahman ve rahim olan hz. Pastor kuduz aşısını bulmuştu ki; ormanda, kuduz bi köpeğin, ısırdığı çocuğu o kurtarmıştı..Hayat veriyordu aynı zamanda. Pastörize sütteki pastör de odur, bilenler bilirler.

Ve bi gün kara tahtanı başında, kafirler cehenneme diye bağırınca tel bıyıklı hoca.

Şimdi, pastör cehenneme haa…? dedi solduyum çıktı geldi. Senin ümmetin becerirken üç karıyı birden çalıştı pastör. Şimdi pastor cehenneme haa?Senin tanrın var yaa, senin tanrın, adil değil diye bağırdı Fatma!

15 Şubat 2010 Pazartesi

NEFORİZMALAR:)

SOLDUYUMUN DEDİĞİDİR:)

AHLAK, İNSANIN TANRIYA HAYVAN OLMADIĞINI İSPAT ETME ÇABASIDIR
M.S 2010-NEFER


YOKLUĞU İSPATLANAMAYAN, HER ŞEY VARDIR
M.S 2009 –NEFER


EŞEK GİBİ ÇALIŞ, LEYDİ GİBİ YE.
M.S 2010-NEFER



ZEKA, EN KARMAŞIK OLANI EN BASİT BİÇİMDE KULLANABİLME –YETENEĞİDİR.
M.S 2009-NEFER

KALEM KILIÇTAN KESKİN DEĞİLMİŞ, GÖRDÜ KAVRADI. KESKİN Bİ KILIÇ KARŞISINDA KALEM, SUSAR, TIRSARDI. KALEMLİKTEN ÇIKARDI. SUSTU. ANLADI. M.S-2010 –NEFER



İYİLİK YAPMAK, RİSK ALMAYA DEĞER.
M.S 2010-NEFER



SANA ÖZGÜRLÜĞÜNÜ VEREN ADAMA BİRAZ SAYGILI OL CARİYE
M.S 2010-NEFER



TANRININ YARATTIKLARINI GÖRMEDEN ÖLMEK, EN BÜYÜK KORKUM

M.S. 2010 NEFER:)



GERÇEKTE SANALIM, SANALDA GERÇEK
M.S 2010 NEFER:))




ONURLU OL MÜMİNE! DARWİNİ HAKLI ÇIKARMA
M.S 2008-NEFER

14 Şubat 2010 Pazar

Kezban Pariste değil, Madrid'de:)

Sol duyumun dediğidir:)
Uzun uzun yolları aştım geldimmmmmmm... Yüzümü karartım şaştım geldimmmmm… Seni bi kez göreyim diyeeeee. Seni öpüp seveyim diyeeeeeee… türkücüğü dudaklarında tırıs tırıs gezdi Madrid’i ananbelli. Elinde haritacık. allam yaa…adamlar çizmişler kardeş, bize okumak düşer. Sokak ve cadde adları binaların görünen yüzlerinde. Her şey, hayatı kolaylaştırıcı bi biçimde tasarlanmış. Yaşanası bi şehir. İlk defa denizi olmayan bi şehri, sevdi anabelli. Hımm...dedi solduyum çıktı geldi, ortamları insanlar güzelleştirir. Gerçi, Madrid ahalisinin turisti taktığı yoktu. Bizim gibi, yabancı lan… yardım edelim mantığı yok. Hepsi birer evrensel insan modeli. Para peşin kırmız meşin olayı:) Olsun yine de hoştu.

Elbet bu ka yol kat edince Prado müzesini, Sofia Reina ‘yı görmeden dönmeyeceksin. Picasso’ya şöyle güzelinden bi selam.

Picasso’nun ilk defa adını, ben kuşlardan da küçükken, hımm..hangi kitaptı adını anımsamıyorum, bi kitabın sarı sayfalarında gördüm. Neydi ilgimi çeken peki? Hemencecik söyleyivereyim. Ağlayan kadın tablosu. Kübizm akımının en çarpıcı örneği kanımca. Tabloya uzun uzun baktım şöyle bi. Kadının ağzı burnu yer değişmiş. Ağzını burnunu dağıtmış picasso amcam, öle yani. Hımm…demiştim sarışın başımı kaşıyıp…burada ressam, kadınlar ağlayınca, ağzınız burnunuz birbirine geçiyo…iğğğğğ…öyle çirkin oluyorsunuz demeye getiriyor.tühh..senin suratına demiştim, ormandaki büyük ağaç gibi.


Bu ‘tü’ bi kınama, bi beğenmeme anlamı taşıyan tü’ydü. Eğer ki; tü-tü-tü…diye ardı ardına söylenirse, bu sefer bu tükürük pek değerli bi anlam ihtiva ederdi. Bense bu Picasso amcaya sadece tüüüü, senin suratına dedim ki; utanmıyor musun, bu kadıncağızı ağlatıp, sonra da resmetmeye anlamı çıkarın.:)

Şimdi bu kocaman müze de, Picasso’nun ‘Ağlayan Kadın’ tablosunun önünde olduğuma inanmak gerçekten komikti .Ağlayan kadına bakıp, gülümsedim. Rastgele atılmış fırça darbelerini görünce, sol duyum koştu geldi…ha ha ..dedi kopya kız bu:)

Görevli hatuna kopaya mı diye sorunca. Hatun, bi İspanyol’un heycanlı, hımm…bi an ormanda büyük ağaçla konuşuyormuş gibi hissetim. Hiddetli bi şekilde el ve kollarını kullanarak, hayır dedi. Bu orijinal. Kopyası olsa, kopyadır diye, yazmak zorundalar. Yine de louve müzesindeki monolizanın bile kopyasının sergilendiği dedikoduları ortalılarda öle sere serpe dolaşırken bu açıklama, şüphemin oranında bi azalmaya neden oldu ama, onun yok olmasını sağlamadı.

Efendime söyleyeyim efendime söylerken sizde dinleyin. Gelelim,
Guernica'ya. Guernica: Reina Sofía sergilenen picasso’nun koca bi tablosu. İspanyollar, ana okulundan başlayıp, tüm çocuklarını, bu tablonun önünde oturtup, onlara tabloyu anlatıyor. Savaşın, yıkımın, acının, ölümün, pis kokusunun her yere yayıldığı bi tablo. Kübizm akımının doruklarında.
Misal bizim Akif’in oğlu Mehmet’in mısralara döktüğü, “Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak. Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak” şiirinin resmi kanımca:)


İspanya iç savaşı sırasında, nazi alman uçaklarının, ispanyanın bu küçük kasabası, guernicayı bombalaması, Picasso’nun bu eserinin ortaya çıkmasına neden olmuş. Bunu siz mi yaptınız diye soran alman generale, picasso cık..demiş, bunu siz yaptınız:)
Oldum olası, bi savaşın ortasında, insanlar ölürken, öylece onlara bakıp resmeden bi adama saygı duymam.o bi dahi olabilir. Ama asla onurlu bi adam olamaz.
Bide kadınları çok çirkin çiziyo:) iğğ..hiç hoş deil:) O zamandan beri gıcığım bu zata.

11 Şubat 2010 Perşembe

İyilik yapmak, risk almaya değer mi?

Sol duyumun dediğidir:)

Bu gün anabelli dışarı çıktı. Orda burda fink atmaya. Hava güzel, her şey güzel, ben güzelim türkücüğü dilinde. Bi kaç arkadaşıyla buluştu. Hasbihal etti. Bi kafenin kenarında. Tam o dem, bi kadın, cık…kadın değil, taş çatlasa onaltı onyedi yaşlarında, zar delinince kadın oluyon ya memlekette, ondan kelli kadın dedi anabelli, kucağında bi bebek, yardım edin dedi. Masadaki tüm arkadaşlar bu konuda hemfikirdik. En çok da ben . Bi anlık zevk için çocuk doğurup sokağa atan ya da onu kullanıp para kazanmaya çalışan bu aşağılık yaratıklara değil para vermek, yüzüne tükürmeli, gibi lafçıklar ettim. Hatta garsonu çağırıp böyle şeylere niye izin veriyorsunuz diye de fırçalayacaktım, son anda vazgeçtim. Fikirlerimde kararlıydım yani…

Şimdi evdeyim. Sol duyum çıktı geldi. Sol omzuma oturdu. Ya doğru söylüyorsa dedi, ya gerçekten açsa ve siz ona yardım etmemişseniz.
Bide seçilmişim diye hava atmalar. Vay senin..bippp...neyse..o ara ilk defa sağduyum konuştu. Ettiği duacıklara ara verip, bi özlü söz söyledi. İyilik yapmak risk almaya değer, dedi. ilk defa iki duyum aynı fikirde :)))))))
Velhasıl…tanrım poe böyle bi olayla tekrar karşılaştırırsa beni, yardım edeceğim. Risk alacam..cık..cık..bu enayilik olabilir büyük bi olasılıkla. Küçük bi olasılıkla iyilik statüsü kazanır. Olsun. O milyonda bir olasılığı değerlendireceğim. Ya tutarsa demiş hoca, o hesap:)

Belki bu sol duyum çemkirip durmaz sabah akşam kulağımın dibinde :)))

8 Şubat 2010 Pazartesi

AŞKIN HALLERİ:)

AŞKIN ''E'' HALİ
Ben, en çok aşkın, e halini severim.
Saldırgan, kırılgan ve futursuz.
Acıtan, dağıtan ve kusursuz.
M.S 2010 nefer:)

Kezban pariste değil, Kahirede:)

Sol duyumun dediğidir:)

Ya habibimmmmm, aşkımız ne karadırrrr.. averahummm....avarehum…..nınınıııınn....averahum..nınınınnııııınn….die türkücüğü dudaklarında, bedeninden koparılan kafasını görmek için Nefertiti’nin, --o benim idolüm, bilenler biliriler--. Yemen ellerinde Veysel Karani misali, tırıs tırıs gezdi Kahire’yi anabelli. Elhamdülillah müslümanım kelimeciğini her an zikretmeye meyilli ağzı, tevekküle hazır. Kitabı mukaddeste lanetlenen firavunun mezarını görmeye gitti. Soranlara firavunun yüzüne tükürmeye gittim diyo. Her ihtimale karşı yedi kez tavaf etti piramitleri.cık... burnum uzayacak, denedi ama başaramadı. Çoh büyük yapmış firavun hazretleri mezarını. Mezar deyince, sol duyum çıktı geldi, Abdülhak Hamit’in makberrrrrrrrrr şiirinden bi bukle terennüm etti.
Eyvah! Ne yer ne yar kaldı. Gönlüm dolu ahu-zar kaldı. Şimdi buradaydı. Gitti elden, gitti ebede, gelip, ezelden. Her yerrrrrrrr karanlıkkkk….allam ya ne hoş çığırırdı Hamiyet Yüceses hatunu:)


Ama mevzu o değil. Bakın mevzu ne? Efendime söyleyeyim, efendime söylerken sizde dinleyin. Bizim Mısır, onların Mısr, dediği bu ülkeciği görmeden ülkemdeki mazlum halk kendine müslüman demesin. Çünkü, efendicim haklarını vermek lazım. En müslüman onlar. Mübarek Hüsnünün demir yumruğuyla, getirdiği medeni kanunların hepsi havada:)

Ümmedi Muhammed’ in bu soylu ırkı, şeriatın buyurduğu gibi yaşamakta. Yani Türkiye’deki gibi çakma müslüm değiller. Hatunların hepsi birer nijya. Tek tük saçı başı açık zındıklarda var tabi. Allahtan hak yolda olanlar çoğunlukta. Yüzleri peçeli. Göz zinasından kaçının sünnetine atıfta bulunmakta. Bu kara nijyalar bir er kişinin peşinde üç tane olmak üzere ilerlemekte, her birinin kolunda iki-üç velet. Tabi bu manzaraya bizler çok uzak değiliz. Benim ülkemde de böle kurtarılmış bölgeler var çok şükür:) El halil meydanında van minüt deyip bi dakikada elime hint kınasıyla, dövme çizen hatun da bi nijyaydı. O ka yetenekliydi ki; avrupada doğsa Dali'nin dişisi olurdu kesin:)
Bu arap ellerini tırıs tırıs gezerken, burnunuzu mümkünse tıkayın. Velakin Fransızlardan önce Arapların parfümü keşfetmemeleri şaşılacak bi vukuat doğrusu.iiiğ....yani o ka pisler. Muhammed’in ümmedine niye abdesti farz kıldığını, bu pisliği görünce kavrarsın. Camiler bile pis. Diğer yerleri, varın siz tahayyül edin.Temizlik imandandır sözünden yola çıkarsan ki; çıkmayın derim, bu şahane ırkın hepsini imansız ilan etmek zorunda kalırsın. O dem hazreti hamzanın kılıçı olur da bi müslüm, kıldan ince boynunu bi vuruşta koparır. ah!!! kafam diye o imansız firavun hatun gibi böğürürsün sonra:)


Bizim ülkemizdeki şule başların nerden feyz aldıklarını, mısırdaki Avrupa görmüş Müslüman hatunları görünce anladım. Efendim bu hatunların da bizdekiler gibi, en önemli uzvu saçlarıdır.O nedenle sanıyorum, kafayı birkaç kez sarıyorlar.Her an bi saç telinin türbandan sıçrayıp yılan olma ihtimali var .Siz öyle farz edin. Kafayı sıkınca, alt taraftan streç kotlar patlıyor. Kafadan sıkınca g..tt çıkıyo .Ama şimdi haklarını yememek lazım. Paris Hilton aniden türbanlansa, bi moda akımı olur. Gerçek:)Bi bakmışın feşın tv de podyumda salınıyolar:) ha ha ...çok hoş:)

O ara ilkokul kitaplarındaki bi cümlecik geldi belleğe. Şöyle diyorduk, hep birlikte ormanda. Atatürk bizi karanlıktan kurtardı. Bu cümleciği kavramak için önce bi şeriatın karattığı ülkeleri görsün, evvela hatun kişiler. Bu arada Mısır şeriatla yönetilmiyo güya ama halk daha fazla şeriat isterük diye kazan kaldıracak kanımca:)
Cebren ve hile ile, ülkeyi modernleştirmeye, hayvanlıktan insanlığa geçirmeye çalışan mübarek adam Hüsnü’yü kutlamak gerek. Ama başaramayacak En iyi ihtimal, çok çalışması gerekkkkkk çokkkkkkkkJ
HAMİŞ:)
Neferteti’nin büstü de kahire müzesinde değilmiş. Berlin müzesinde. Hırsız Cermenler çalmış. sorsan hediye edildi derler kesin. Velhasıl hala daha kafasız bi şekilde dolaşıyom ortalıkta. Ruhum bendime dar olayı:)ha ha ..çok hoş:)