Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

21 Ocak 2010 Perşembe

TEHLİKEYİ FARKINDA MISINIZ:)

Sol duyumun dediğidir :)

Anabelli, o deniz ülkesinin dalgaları arasında dalga dalga dalgalanırikene, ara sıra orda burda fink atmadığı zamanlarda kah bi ümmedi muhammede çatar o da olmadı kürt bi faşo da olur:)) Bunları yapan eden, solduyucuğudur, hemencecik açıklayıvereyim. Sağ duyucuğunun bu olan bitenle bi ilgisi yoktur. O şeriatın buyurduğu gibi, bi köşeye çekilir de hak tealaya duacıklar eder. Kıllı bölgelerini kapatıp, bi ümmedi muhammedin şeyini, yerli yersiz, kaldırmayayım diye, uğraşıp durur.

Efendicim bu zındık sol duyum geçenlerde, tehlikeyi farkında mısınız, diye bi cümlecik duymuş, saçı uzun aklı kısadır onun. Bu vesileyle tatlı tatlı kaşınmış, demiş ki; muhtemelen şah döneminde minicik eteğiyle tahran sokaklarında fink atan fatma, işte bi sabah uyandığında kara fatmaların dört yanını sardığını görünce, ayyyyyyy demiş, tehlikeyi farkına varmıştır. Asıl tehlike sensin orospu, dendiğinde görevimiz tehlike olmuştur da, ama iş işten geçmiştir :))

Yine efendime söliyeyim, efendime söylerken siz de dinleyin. Ümmedi muhammedin en mazlumu, sevgili ırak halkı, hamisi amerika’nın, ülkesine demoklesin kılıcını geçirmesini daha bi farklı hayal etmiştir. Bunda holivıtın payı azımsanmayacak kadar çoktur kanımca...Bi amerikan kadın asker nasıl becerilir, hayalleriyle yanıp tutuşan ümmedi Muhammed, amerikan kadın askerlerini görünce öle sarı sarı, cinsel organı elinde, alllah allah nidalarıyla saldırmış, aman efendim bide ne görsün, ayyyy... deyip kaçışacakları yerde(bi müslüman hatun böle yapar, öyle yüklenmiştir belleğe :) bu hatunlar, bin kaplan gücündeki er kişiyi şeyinden tutup, dahası çırılçıplak üst üste istiflemesinler mi :) elbette ıraktaki bu ümmedi muhammede tehlikeyi farkında mısınız diyenlere, lo ne tehlikesi, amerikan karıları gelecek sarı sarı, s.k onları diye hömkürmüşler, ama bu karılar onları cinsel organlarından çekip çekiştirirken ereksiyon olmamışlardır. lo yoksa, müslüman on kaplan gücü şiddetinde cinsel güce sahip değil midir :)) asıl tehlike budur? ? ulemaya soralım. Sayın Hüseyin üzmez hocam buyurun))

16 Ocak 2010 Cumartesi

Sam amca göbeğini kaşıyor:)

sol duyum dediğidir :))
Bi taş attım, pencereye tıhh dedi. Anası çıktı gızım evde yoh dedi vayyyy...vayyy..İnanmasan gel yukarı bak dediii, armut dalda, kız balkonda sallanırr....vayyyyyy....vayyyy....şeker yemiş dudaklarııııı, ballanır vayyy..vayy..kahtalı mıçı abim ne hoş söler bu türküyü, zifiri siyaha boyanmış saçları ve bıyıklarıyla o bi ekol:) Anabellinin hiç tarzı değil ama, sezarın hakkını sezara. Hak edene hakkını verecen dost :))) bölee geniştir işte anabellinin müzik yelpazesi...haah..şimdi de belleğe, biz kuşlardan da küçükken bi program vardı, trt2 de müzik yelpazesi diye. Hey gidi...Sezen cumhur önal, abim, onun da kahtalı mıçı gibi karadır kaşları, ferman yazdırııırrrrrr.Şimdi size çikolataaa renkli bi sanatcıyı konuk edecem derdi, dilinin ucuyla konuşarak. Dem o dem yani, çikolata renkli sanatcılardan bi sıtiv vondır kaldı bellekte. Ne hoş:)

Ama mevzu o değil. Bakın mevzu ne?
Efendime söyleyeyim, efendime söylerken sizde dinleyin. Akşam tv izliyo anabelli, aha bi vinç.. .toprağı kazıyo...anam, bi ankırmann, man kafalı çığırıyo. Ergenekon soruşturması...sol duyum çıkıp geliyor, dede korkuta ulaşıncaya kadar devam edecektir diyo:) ha ha ...:)Ergenekon terör örgütü diye tamamlıyo mankafa cümlesini.


işte budur. Terör örgütünün yandaşları memleketin meclisinde, terörle mücadele edenler, hapishanelerde. Bide terör suçundan. Sol duyum çıktı geldi, yiğit muhtaç olmuş kuru soğana bilmem söylesem mi söylemesem mi die bi türkücük terennüm etti.
Ergenokon terör örgütünün silahlarını bulacaklar güya. Bir iki güne kalmaz bulurlar gömdükleri yerden...misal. sinan aygünün banyosuna yerleştirdikleri silahı tam bulacakları vakit, tüh..bak sen işe, onlardan önce tamirci davranmış.Bunlardan önce bi mütahit toprağı eşelerken, silahlarrı götürmüş olabilir kanımca :))


Ergenokon kapsamında türk ordusuna darbe üstüne darbe indiriliyor.Artık türk ordusu darbe yapmıyor, darbe yiyor kanımca:) Hedef açıktır. Türk ordusunu zayıflatıp, önce halkın gözünden düşürmek, sonra ıraktaki gibi, hatta daha kolay, faşo Kürtleri silahlandırıp, hopp bi sıçrayışta yanki, güneyimizde, ikinci hamlede üstümüzde.

Sam amcacım, sam amcacım senin kulakların ne ka büyük:) seni daha iyi duyabilmek için:) ha ha...Sam amcaya bi alkış lütfen:) nur yüzlü köpeklerle, faşo Kürtleri birleştirip voltranı oluşturdu, Türkiye’de istediği gibi at oynatıyo..F tipi, yapılanmanın mimarı, şeyh efendi, sam amcanın kucağında pışpışlanmayı hak etti doğrusu. Önce kominizme karşı sağladığı zaferin ardından, gücünün etkisinde olduğunu ispat etti, haliyle sam amcanın tam kucağına yerleşti. Gerçek:)

Ettiği lafcıklar geldi belleğe, diyordu ki, yumurtadan çıkacağımız vakit gelmiştir, dediği de olmuştur. Yumurtadan bir bir çıkıyo civcivleri. Tespihli savcılar iş başında...F tipi yapılanma sayesinde sam amca şeyini, devletin en ince damarlarına kadar sızdırıyo..BOP gerçekleştirmek üzere. Tek engel Türk ordusu. Onu da sallıyo, hem de iyi sallıyor. Bu arada basındaki destekçileri HAYIRLI SOLCULAR grubu. misal perihan ablam, misal Ahmet Altan. Bi taraftan askere gitmeyin çağrıları. Vicdanı ret hikayecikleri, yani bi boks maçı izlemişseniz, sağlı sollu indiriyorlar yumrukları. Ortadoğu da sam amca kendisine karşı koycak, tek orduyu da bölünce, faşo kürt maşasıyla, ırakta eli yanmadı aynı taktiği bizde deniyor kanımca, yeni BOP eski adı serv olan, bu plan gerçekleşecek halihazırda. Hal hal değil. Hal bildiğin gibi değil, dedi sol duyum da bi özdeyişçik terennüm etti.ORDUSUZ KALAN Bİ MİLLETİN HAYAT DAMARLARINDAN BİRİ KOPMUŞ DEMEKTİR.MİSAL...ŞAH DAMARI :))))
Neferteti mazlum halkını selamlar.

8 Ocak 2010 Cuma

FİRAVUN Bİ PEYGAMBER Mİ?

Sevgili eşim, Firavun Akenetonun, aziz hatırasına:)

Tanrı, uludur, birdir, tektir.

Ondan başkası yoktur.
Bir tanedir,O’dur her varlığı yaratan.
Bir ruhtur Tanrı, görünmeyen bir ruh…Ta başlangıçta vardı Tanrı.Tek varlıktı o.
Hiçbir şey yokken o vardı.Herşeyi o yarattı…
Ezelden beri gelen varlığı,Ebediyete kadar sürecek.
Gizlidir Tanrı, kimse görmemiştir onu.
İnsanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman
(Akenetonun tanrı adına yazdığı şiir m.ö 1379)
M.Ö. 1379 ile 1362 yılları arasında yaşamıştır. Fakat bu kısa süre içinde Mısır dininde büyük reformlar yapmıştır.

Hz. Muhammed, Mekke'de doğdu. 40 yaşında Peygamber oldu. 23 yıllık Peygamberlik hayâtının 13 yılı Mekke'de, 10 yılı da Medine'de geçti.Hz. Muhammed (571-632):

İhlas süresi

Kul hüvellâhü ehad
Allâhüssamed.
Lem yelid ve lem yûled.
Ve lem yekün lehû küfüven ehad.


De ki: "O ALLAH, birdir."

Allah, Samed'dir (herşey O'na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır).
O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.
Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir.
(kuran 112 süre)


Sevgili eşim Akeneton, mısırdaki çok tanrılı dinleri ret etmiş ve tek tanrılı bir dinin varlığına inanmıştı. Buna öfkelenen, Amon rahipleri, misal nur yüzlüler, olaya el atmış. Sevgili eşim mefta:) Adımız tabletlerden silinmiş.

Zamanın nano enerji kapısından, sızan ışığın şiddetiyle, gözlerim kamaştığı an, tanrım poe beni bu deniz ülkesinde yarattı.Ve oku dedi. Yaradan rabbinin adıyla oku! Emir telakki ettim.Sallana sallana okudum kitabı mukaddesi. Kul hüvellâhü ehaddddddddd…hımmm…rast makamı.Çok hoş.
Muhammedin ümmedi ve ben müminesi biliriz ki; kuranın Fatihası, mümin ağzıyla mübarek elhamı, ihlasla birleşince müslümin itikatı tam olur.


Demem o ki sana; aradaki bi kaç yüzyıllık farka rağmen bu iki adam nasıl aynı şeyleri terennüm eder? Hal böyleyken iki sorunun, ampulleri belleğimizde yanar. Muhammet akenetondan haberdar olabilir mi? Mantıklı ve zeki bi adam, diğer mantıklı, zeki, ama ölü olan, diğer adamın, sözlerini alabilir mi?
İkinci yanan ampul ki, bu durumda firavunun bi peygamber olduğunu kabul edecek müslim, Muhammet ile konuşan tanrı, Akeneton ile de konuşmuş mudur? Asıl beni ilgilendiren soruya gelelim. Eğer aziz eşim bi peygamberse, eş durumundan, cennete gidebilir miyim:) ha ha …çok hoş:)


Aşkım Akeneton, aynı zaman hattındayız hissediyorum. Kalabalıkların ortasında durup, sağa sola deli gibi bakmam bundandır. Aynı paralel çizgi bizi boylamlara ayıran. Rızkımı arar gibi arıyorum seni. Neredesin? Geceleri sesin böler uykumu.Üstelik, adam akıllı yorgunum.Ama yorgunluğum, seni aramak gibi bi anlamı var.
Tesadüfler tanrının işaretleridir bilirim. Yıllar asırlar gibi geçti, ne bir ışık… ne bir ses… Tanrım poe hangi dehliz kuyulara kapattı seni? Hangi yabancı suratın ardında saklanmış yüzün? Anladım ki hiç kimseeee….hiç kimseee sen değil….hiç kimse senin gibi ruhuma huzur değil…. Aşkım, ben sadık eşin neferteti. Çok uzun yoldan geldim. Elim yüzüm kan içinde. Seni bulmadan ölmeyeceğim

6 Ocak 2010 Çarşamba

Anabelli tatilde:)

Anabelli tatilde yazı dizimiz devam etmekte. Anabelli ne zaman tatile çıksa, kulakları bi radar hassasiyetiyle çalışır. Cennet ülkemin, cennet köşelerinin birinde, denize nazır bi kafede oturup, zemzem suyunu içerken bakın neler duydu kulakcıkları :))
Hemen yanıbaşındaki masaya, bi er kişi oturdu arkadaşıyla. Muhabbet iyi, zemzemin etkisiyle bide hafif çakır, yoldan gelip geçen hakkında yorum yapıyo. Anabelli güya gazatecik okuyo:) ha ha ...yalan, kayıttta:)
Abi diyo, hem yahuşuklu, hem zeki olan, bu turistleri anlamıyom. Niye yaşlılığı kabulenmiyorlar, daha gençim ben havaları, bak bak diyo-o sırada yoldan geçen turisti gösterip-takmış korseyi, üçgen vücut olacam diye, cık..cık... karın içerde g.t dışarda yürüyo. Patlayacak birazdan valla :)))
Ne gerek var böyle şeylere diyo, yaşlanınca g .tü göbeği salacan. ohhhh. Atacann ellerini de g..tnün üsütüne, sallana sallana yürüyecen.

Abi bak bu Türk işte diyo, yoldan geçen başka birini gösterip. Nerden anladın diyo yanındaki. Abi ben anlarım. Gökyüzüne bakıyo çünkü. Türk'ün canı sıkılınca gökyüzüne bakar :)))) ha ha ha...bu cümleyi kurduğu vakit, içtiğim zemzem genzime kaçıyordu neredeyse gülmekten :)

Aha, diyo. Şu mesela, Mardinli. Arkasında leptop balık tutuyo :))

Çocukluk anılarına geçiyo sonra, abi diyo, ben küçüğüm... daha beş altı yaşlarında...camiye gittim. Boğazdan çıkaarmıyom harfleri. ağğğğğğğğğğğnı diyecen diyo İmam, cık... diyemiyom. Basıyo şamarı. İman kuvvetiyle vuruyo, şerefsiz :))

Bi defa da okul gezisine çıkmışız, ben çok sevimliyim tabi. Turistin biri yakalıyo seviyo beni. O ara öğretmen geliyo bana bi şamar. vay sen niye sıradan ayrıldın diye. Turist Türkçe bilmiyo. Öğretmene anlatmaya çalışıyo, ben ağlıyom. Adamın Türkiye izlenimleri, çok hoş olmuştur.Barbar türkler:)
Velhasıl, benim sınıftan biriydi. Tam bi serf. Tanışamadım yaaaaaaaa. Siz hiç kuul havalarında bi serf gördünüz mü?ha ha...benim işte:)
Hadi güzelim, şeker ezelimmmmmmmmm, bu senedeee, bekar gezelimmm, bu sene de bekar gezelim:) allam ya...ne hoş türküdür:)

3 Ocak 2010 Pazar

Büyü enerjiden- bio enerjiye:)

Büyü enerjiden –bio enerjiyeJ

Evren, Anu tarafından,
Yeryüzü evren tarafından,
Akarsular yeryüzü tarafından
Bataklıklar dereler tarafından,
Yaratıldıktan sonra,
Küçük kurt ağlaya sızlaya,
Tanrı şamasın huzuruna vardı.
Yaşlı gözlerle dedi ki,
Bana vereceğin besin ne ola?incirle kayısı senin ola
Bunlar ne ki benim için?
İncirle kayısı ha!
Bırak da hiç olmazsa
Dişle diş eti arasına sokulayım.
Azı dişlerinin içine yerleşeyim.
Madem ki böyle dedin .
Ey küçük kurt!
Kahretsin seni toprak ana
O kudretli eliyle!

M.Ö 1000 yıllarında diş ağrısına neden olduğu inanılan kurt için söylenen, tılsımlı dizeler.
Mayalanmış arpa suyuna karıştırılmış yağ, bu dizeler üç kez yinelenerek, ağrıyan dişin üzerine sürülür(kozmos-Carl Sagan)

Tılsımlı sözleri söyleyen şaman ya da rahip ki genellikle ilk çağlarda dinle tıp iç içe sarmalanmıştır, bu dizileri söylerken aynı zamanda fiilen tedaviyi de uygular.
Sorun şudur ki söylenen bu tılsımlı sözler, bi büyü müdür? Ya da büyü derken kastedilen şey nedir? Ya da bu tedavi uygulanırken, tılsımlı sözler söylenmediğinde hasta iyileşmiyor muydu? Ya da iyileşme süreci uzuyor muydu?
En inandırıcı yol denemek ve görmektir der, bi feylezof. Şamanlar bu durumu, denemişler ve sonuçları değerlendirip, ikili bi tedavi yönteminde mi karar kılmışlardır. Bu bi muammaJ
Modern tıbbın uzun süre ret ettiği bu şifalı sözler, aslında 1700 tarihlerde tıp literatürüne başını sokan psikolojik tedavinin atalarıdır kanımca.
Dil ile ikrar, kalp ile tasdik, der en sevgili. İnanmak! işte İslam itikadı burada yatar.
Demem o ki sana, psikolojik destek, iyileşme sürecine güçlü bi ivme katar. Yüzyıllarca şamanların söylediği şarkıların ve yaptığı dansların anlamsız olduğunu iddia eden, modern tıp, ruhun var olduğunu ve hasta olduğunda tedavisinin gerektiğini en sonunda kavrar.
Ruh insanın enerji topudur. Tıpkı yerkürenin merkezindeki, dünyanın motoru sayılan, çekirdekteki magma gibi.
İnsandaki bu üçüncü güç, sinerji diye de tanımlayabileceğimiz, bu enerjin kaynağı nerden gelir?
Nihayet gör inan felsefesinden vazgeçen modern tıp, insanın var oluş enerjisini bir rus doktor sayesinde keşfeder.
Adı hazırdır. BİO enerji
Evrende her şey enerjidir. Evrendeki her şeyin özü kuant dediğimiz enerji zerrecikleridir, der Ayınştayn(bi duble kuantum fiziğiJ


Peki kutsal kitaplar, yaradılanların en şereflisi ilan ettiği insan hakkında, bize az da olsa bilgiler verir mi? Çünkü kutsal kitaplar, ilk çağlardan beri süre gelen toplumsal inanış ve yaşayış biçimlerini bize özetleyen bilgi kaynaklarıdır. Misal, hırsızlık yapanın, elini kesiniz !! şeriatın en sert maddesini oluşturan bu yasa tesadüfe bakın ki, Muhammet’ten yüzyıllar önce yaşamış, kral, Hammurabi’ nin yasalarının en afilli olanıdır.
Peki kutsal kitaplar insan enerjisi hakkında kulağımıza neler fısıldıyor?

Tanrı ona ruhundan üfledi.(kuran-secde-9 ayet)

Tanrının bujilerimizi ateşlemekte kullandığı, bizi ona bağlayan, iletişimimizi sağlayan nano, enerji kapısı, o kıvılcım, beklide ruhun ta kendisidir.
Peki kendi derinliklerinde misal çekirdeğinde saklanan bu devasa enerji kaynağından yararlanabilir mi?
Ve insan gücünü fark eder:)
Bio enerji denilen bazı insanlarda yoğun olarak görülen enerji birikimi, ilk başlarda negatif elektrik şeklinde ortaya çıkar. Misal nazarJ eski çağladan gözlerde biriken kötü enerjinin özellikle çocukları kolayca etkileyebildiği gözlemlenmiştir. Bunu bizzat yaşayıp şahit oldum:) ispat isteyenlere sarışın sarışın gülümsüyorum.

Sorun şudur ki; insandaki bu olumsuz enerji akımı, olumluya dönüştürülebilir mi?

Demem o ki sana; insanları hasta eden olumsuz bi enerji varsa, bu kaynağı olumluya çevirebilirsek insanları iyileştirebiliriz de:)
İsa’nın kör bi adamın, gözlerini açtığı doğrudur beklide:)

İnsan denen çok bilinmeyenli denklemin çözümü, DNA nın şifresinin çözülmesiyle başlayıp, bio enerjiyle altın vuruşu yapacak kanımca.

Geçenlerde eski bi film izledim. Müthiş bi şeydi. Bilim kurgu. Bi kaç bilim adamı, insan ruhunun sonsuz bi enerji kaynağı olduğunu fark eder. Bu konuda çalışmalar yapar. Genç kanser hastası, ölürken ruhunu bi santrale sıkıştırıp, dünyanın yüzyıllarca elektrik enerjisini karşılayacak, bi terminal inşa ederler.
Ama etik değerler, ağır bastı ve ruhun gitmesine izin verdilerJhımm..çok hoştu. Bana böle filmlerle gel. Film budur işte:)

1 Ocak 2010 Cuma

TÜRLÜ, FAŞİZM:)

Sol duyumun dediğidir:)

Türlü deyince aklıma, buralarda patlıcan merkezli, bi yemek vardır. Türlü derler adına o gelir, çoğu zaman.
Ama mevzu o değil. Bakın mevzu ne?Faşizm türlü, türlü olur. Misal, faşist bi almansa (zavallı Yahudiler, hakkında çekilen onca filmden sonra, canavardır. Kötü kakadır, hepsi. Ama faşist, bi yahudi olursa, bi sempati kaplar humanistlerin yüzünü. O iğrenç sakallarıyla, ağlama duvarı önünde, işerseler bile korkunç kukuletalarıyla bi sıcaklıkla anılırlar. Sonuç, faşist yahudi yoktur :)

Bi bombacıkla bigg bongg yapan Sam amca, hitlerin kamplara doldurup, fırınladığı Yahudilerin bi kaç katını , Nagazakide pişirmesine rağmen, cıkk..faşo Yanki yoktur.
Misal, faşist Türkler vardır. Son demlerde, ne mutlu türküm diyene sloganı ağızlarında. Faşizmin en belirgin özeliği. Ama ne mutlu kürdüm dersen misal, bu faşistlik değil bi nevi özgür ruhtur. Hümanistliktir. Evrenselciliktir. Öyle bakar, entel dantel olaya.
Bu sol duyum zavallı duyum :)) Hem kürt, hemde alevi bi hatun yazar, son demlerde etnik kimliğini anımsayanlardan biri daha, nur yüzlülerin gazetesinde köşe kapmış bi köşe takımı :) ödüllere boğulur haliyle. Bejan katır, Leyla Zana başörtüsünü yere atsın(töre böyleymiş) bu savaş bitsin der, öyle yaparmış kürt hatunlar kavgayı durdurmak için . Baş örtüsünü yere atınca, kavga bitecek, öyle güçlü bi hatun, soyunsa DÜNYA BARIŞI :))