Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

3 Aralık 2010 Cuma

kapitalizmin sermaye, komünizmin fahişe, islamın cariye yaptığı kadın!


kadın ve sistemler:)
sol duyumun dediğidir:)

Tanrıça atena, muhteşem efesi, barbar akınlarından koruyamadığı o lanetli günde, gücünü ZeusA kaptırdı.Tanrıça atenadan sonra, hiç bir kadın Zeusun, apollonun ya da diğer tanrıların gücüne ortak olamadı.Bu bi miladdı. Bundan sonra,ortak oldukları tek şey, tanrıların yatağıydı ki; afrodit, tanrıcalık sıfatını adaleti ve gücüyle değil güzelliğiyle hak ediyordu.
Afroditle birlikte kadın, sadece güzel olduğu sürece tanrıca kalabildi.

ve tanrıçalar sonsuza dek olimpostan kovuldu.karşı koyan Hera yeraltına gönderildi ve ebediyen lanetlendi.tüm kötülüklerin anası ilan edildi.
O gün bu gün, kadın erkegin hegemonyasında, güçlü kaslarının altında, bazen zevkle bazen öfkeyle inlemekte.

Zaman aktıı...zaman geçti...zaman zama içindeeeeee...
1776 yılında durdu!
Adam smith, bizim adem babamız sayalım, kapitalizm tohumlarını dünyanın böğrüne fırlattığında, halk bereketli bi hasılat elde edeceğini umuyordu.Çünkü adem baba, milletlerin nasıl zengin olacağının şifresini çözmüştü!
ve şimdi, hayrına dünyanın kulağına fısıldıyordu.
Kapitalist sistem;
bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler diyordu ve bu felsefe kadına, bırakınız s.kksinlr felsefesine dönüşerek yansıyordu.Piyasa, dengeye zayıfın üzerine basarak geliyordu ki; çoğu toplumda bu zayıf kesimi, kadınlar oluşturuyordu.
Piyasanın, dalgalanıpta durulduğu doğruydu, ama dalganlanma sürecinde boğulanlara kimsenin aldırdığı yoktu!
Özgürlük ayyuka çıkmıştı.dört yanımız özgürlüktü. misal dev dalgalarla boğuşurken, herkes istediği tanrıya yakarıp, yardım isteyebilirdi.
Artık insanlar insanlardan deil, tanrılardan yardım istemeliydi!


Kapitalizmin ezdiği kadın, cılız kollarıyla, tıpkı havva anamızın ormanda avlanamadığı gibi, sanayi devrimiyle birlikte, devinmedi ve sermaye kapsamına girdi.
Afrodit, güzelliğinin bedelini ödeyene tanrıçalığın tüm zevklerini sunmaya başladığından beri, artık çalışmanın kutsallığına da inanmaktan vazgeçmişti.

Fabrikada tütün saran, sararkende hayal kuran, fabrika kızı, artık kendine daha kolay bi iş kolu seçmişti.
ha...ha...çok hoşş)

Kapitalizmin bu vahşetini korkulu gözlerle izleyen insancıklar, başlarını göge çevirip,uzun süre mesihi beklediler.
ve bi gün mesih elinde kitabıyla çıktı geldi:)DAS KAPİTAL!
Tanrı size yardım edemez diyordu! çüNkü yok!!!insanlardan yardım isteyin!
Artık lasser-faire lasse-passe dönemi sona ermişti.
Karl marks, ağzından köpükler saçarak bu sistemin sona ereceğini muştuluyordu.
Kadın sosyalist sistemde insanlaşabilecek miydi? Kadın, artık insan olma mücadelesini kazancak mıydı?
bi ümit? belki?
Zaman geçti, zaman aktı, zaman zaman içinde...
altında bi tarih 1917!!!!

bi adam apoletlerini şakırdatarak mesih marksın rüyasını gerçekleştiriyordu.
ama büyük bi standart sapmayla.ingilterde değil, rusyada:)

Ben kuşlardan da küçükken TRT 2 de olimpiyatları izlerken, muhteşem rus hatunların, buzda bi kuğu, gibi süzülüşlerine hayrandım.
Güçlü, güzel, onurlu katerine vit, idolümdü.katerina vit doğu almandı ama tüm komünistler bizim için rustu:)))ha ha...çok hoş:))
1991 yılında SSCB dağıldığında, komünizmin kadını bi fahişe yaptığını büyük ceylan gözlerimi pörtleterek gördüm.
Sadece ben değil, bütün dünya gördü.
inandım bi şey daha yok oldu!
İnandığı hiç bi şey kalmayan insanlar kİ; onlardan kılmasın beni tanrı poe dedi, sol duyum çıktı geldi.)

telli li...telli...şu telli turnammmm...sanma ki yaralı ...uçmaz bi daha...kanadı takıldı göçmen buluta...
anlatır eski beni, şimdiki bana...
hep çıkıyom, patika yollaraaaaaaaaaa!!!!dağlara....kırlaraa... ne hoş türküdür:)
islamın cariyeliğide haftayaaa....buluşalım haftayaaa...ha ha...çok hoş.)

Hiç yorum yok: