Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

8 Ekim 2010 Cuma

rüyalarda buluşuruz!! RÜYALARLA İLGİLİ TEORİMİ AÇIKLIYORUM!!


yıllar var ki biz seninle bakışarak konuşuruzzzzzzzzzz... sevdalanmış kalbimizle rüyalarda buluşuruzzzzzzzzzz bu şarkıyla kavuşuruzzzz...allam ya ne hoş sölerdi zekimüren ablam:)
ben kuşlardan da küçükken zekiablamın tuhaf tavuşkuşuna benzeyen hallerini çok komik bulurr; şarkı söylerkenn rrrrrrrrrleri bastırmasına da bi anlam veremezdim:)
ama o tarifi, mümkün olmayan ılık sesi damarlarımıza akınca, susar sakinleşir... o tavuş kuşunun bi bülbül olduğuna kanaat getirirdik:)

orman bazen sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, onun billur sesiyle aydınlanırdı.....
Ama efendim mevzu o deil:) Bakın mevzu ne?
anabellinin de bu rüyalarda buluşmakla ilgili sıkıntısı vardı:)
Çünkü rüyalar, gece boyu devam edip, uykusunun içine s..çınca, sabah davul gibi zonklayan bi kafayla ve hiç uyumamış torba gözlerle uyanıyordu:)
Reelde kendine kilometrelerce uzaktaki insancıklar, sevdicikleri, cık...bazen hiç umrunda bile olmayan ormandaki herhangi şirinden biri, uykusunun en afilli yerine gelip oturuyordu:)
Artık rüyalarını sınıflandımaya başlamıştı. hımm... misal bazen semboller taşıyan rüyalar görüyordu.misal bi aslan şirinin birini parçalarken gördüyse:) vay! o şirinin haline...cıkk...cıkk..hiç hoş deil.)

ikinci grup rüyaları ise, sembol filan yoktu. misal yıllar önce üniversitedeki arkadaşı gecenin bi vakti, rüyasının içine oturup , hayatındaki tüm olumsuzlukları ona anlatıyordu.kız kardeşinin boşandığından eşinin işi nedeniyel uzak bi şehre gideceğinden bahsediyordu. bi defa da mutlu bişey anlatsalar..dişimi kıracamm..hep dramm...gam..tasa..keder vs.cık..cıkk..hiç hoş deil.)

Haliyle, ertesi günü, arkadaşı aramak farz oluyordu tabi:) sen şeyh olmuşsun kızım diyordu, arkadaşı, anabelliye. kızkardeşim boşandı. nerden biliyon:) sana sormalı diyorum:) akşam, sabaha kadar anlatıp, uykumun içine ettin:)
ha ha ..kızım bi de benden şeyh olmaz...şeyhiye olur diyorum valla:)

şimdi gelelim asıl mevzuya!!!! RÜYALARLA İLGİLİ TEORİMİ AÇIKLIYORUM!!efendime söyliyeyim, efendime söylerken siz de dinleyin:)Bu tuhaf durumun bi açıklaması olmalı.
olmalııı! yaşamın bi anlamı olmalı!
senden başka! benden başka!
sana görünmeli! bende olmalı:)
ne hoş türküdür:) haliyle, rüyalarla ilgili biraz araştırmacık yaptım.bilinç altı olayı hikaye, kanımca:)yanlış yoldalar:)

Şöyle ki; efendicim, kanımca her insancığın tıpkı parmak izi gibi hımm...ayrı frekanslarda yaydığı bi dalga boyu var.misal ISBN numarası olarak da adlandırabiliriz:)
tanıdığımız, sevdiğimiz ya da sevmediğimiz çünkü bunun ayrımı bi türlü yapamıyom, insancıkların tıpkı telefon numaraları gibi bu ISBN numaralrı beynimize kaydediliyo:) bu kayıt işlemini, otomatik olarak yapıyo beyin:) yani o zatı muhteremi bi kere dahi olsa görmemiz kafi! ama genellikle, en yakın ve sevdiğimiz kişilerin frekansları bize ulaşıyor:)
Peki neden bu frekanslar ayıkken değilde , uyurken ulaşıyor. hımm..şöyle ki, beyin uyurken, kalkanlarını indiriyor.ve en ufak frekansları bile algılıyabiliyor.misal arkadaşım bana hayatında olan bitenleri anlatırken, bunu elektro manyetik dalgaları kullanarak yapıyor.bu dalgalar tıpkı cep telefonu dalgaları gibi, hımm..uzayda bi uydu olduğunu düşünüyom:))uzaya gidip tekrar dünyaya, beynimizde kayıtlı ISBN numarasına ulaşıyor:)bu dalga boyları tıpkı mors alfabesi gibi, uzun dalga ya da kısa dalga, ya da bi uzun bi kısa dalga şeklinde bi alfabeye dönüşüyor:) hımm...bknz.mors alfabesi:)alfabeye dönüşen olayı, beyin görüntüye dönüştürüyor:)hımm..oldu da bitti maşallah:)
hımm...bu teoride büyük gedikler olduğunu farkındayım:))) bence kabul edin yoksa bi şeyhiye olduğu sonucuna vardıracam sizi:) kısa ve acısız olcak:)) ha ha ...çok hoş.)

Hiç yorum yok: