Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

11 Temmuz 2010 Pazar

Yaşasın demokrasi! Aydınlarımızı seçiyoruz! Seçilmiş aydın kimdir?


Sol duyumun dediğidir:)

yaşasın demokrasi! aydınlarımızı seçiyoruz!

Vardarrrr ovasııııı...vardarr ovasıııı..kazanamadımmm...ekmek parasıı..cıkk..aydın havası olsun azcık dedim, olmadı.neyse efendicim mevzu o deil, bakın mevzu ne.

Efendime sölim, efendime söylerken siz de dinleyin. Arabistanlı lorınsın, entelektueli, Recaizada Mahmut Ekremin entellektüeli, cemil mericin arifi ve cumhuriyetçilerin aydın kişisi kimdir ?
Haticeye deil, neticeye bakın efendiler:) ha ha ..hatice da güzel farkındayım ama:)

Türk aydını yıllarca bar köşelerinde oturmuş, ayran içmemiş bunun sonucunda halktan ayrı mı düşmüştür.
Halkçı olmak, halkın yediğini yemek, giydiğini giymek, içtiğini içmek ama düşündüğünü düşünmemek ya da sorgulayarak düşünmektir der nefer.

Seçilmiş aydınsa bunun tam zıttıdır. Halkın yediğini yemez, giydiğini giymez,-giydiğini giyiyor gibi görünür, misal paristen aldığı eşarpla, hatunun kıllı bölgelerini kapatır- ama halk, her ne derse sorgulamadan, doğru der, çünkü çoğunluğun sesidir o. halkın temsilcileridir bi nevi. Demokrasi, çoğunluğun hayvan olduğu yerde orman kanunlarının hüküm sürmesi demektir der, nefer.

Yakup kadiri ‘yaban’ adlı eserinde bu durumcuğu sorgular. Der ki; ey aydın kişisi, anadoluya ne verdin de şimdi almaya geldin? Hımm…bu sorucuğun basıncı altında ateşlenerek, yola çıkan cumhuriyetçiler anadolunun tozlu yollarına vurur kendinii…şu sılanınnn taşlııı tozlu yollarııııı..ağrıdan sızıdannn tutumaz elleri…
Candan açtık cehle karşı bir savaş,
Ey bu yolda ant içen genç arkadaş!!
Türküsü dudaklarında, kelle koltukta,
aydın yalnız! Tek başına! Aydın azınlık! Halktan kopuk!
Aydın, halka rağmen aydın, halka rağmen halkcı!

Zaman aktı, zaman geçti, zaman zaman içinde…..
Ve günlerden bi gün, seçilmiş aydın çıktı geldi.

Aydın, artık halka rağmen halkcı değil, halkla birlikte halkcı olacaktı. Artık aydın kişisi, dinsiz imansız değil, halk gibi dindar olacaktı. Yedi yıldızlı kapris otelde haşema giydirip hatununa, en Müslüman o olacaktı. halk gibi ümreye gidip ihram giyecekti, kabe manzaralı otellerde kalıp ne ka müslüm olduğunu halka ispat edecekti.

Artık bu halk, dinsiz imansız, halka karşı, sürekli halkı eleştiren, aydın siluetinden bıkmıştı. O kadar ki sabah akşam dükkanının önünde oturup rahat rahat göbeğini kaşımasına bile karışıyodu bu zındık. Neyse ki; seçilmiş aydın, ona göbeğini kaşımanın bi zararı olmadığını, hatta göbeğin sağlığı için bi tehlike arz etmediğini, atın ölümü arpadan olsun felsefesiyle rabbim takdir eder ve ölürse, bi mübarek cuma akşamı onu gömeceğini endişe etmemesi gerektiğini telkin ediyordu. Velhasıl, halk istediği yerde göbeğini kaşıyabilir, osurabilir, ara sıra içindekilerle birlikte bi otel yakabilirdi. Bu duruma gelmesinin nedeni onu azdıran dinsiz imansız halktan uzak ve her seferinde halkı eleştiren aydın siluetidir.



Neyse ki; o karanlık günler geride kalmıştı. Şimdi halk, aydınına vanminut diyordu! artık demokrasi gelmişti bu ülkeye. Çözülüyorduk, ama seçilmiş aydın, bu çözülmeye, açılım diyordu.
aydınlar, yazarlar, siyasetciler, türklere dönüp:Ulus devletin modası geçti! bırakın ulusal değerlerinizi, ulusal kültürünüzü ulusal sınırlarınız derken, aynı anda, kürt, çerkez, laz kökenli yurttaşlarımıza dönüp, kendi devletinizi ne pahasın aolursa olsun kurun! kendi dilinizi, kendi kültürünüzü koruyun diye bağırıyor:))) Neveser-cengiz özakıncı

Kürtçe şarkılar memleketin bağrında şappilenirken, erovizyona İngilizce parçayla katılmak salık veriliyordu. Şüphesiz burada bize apaçık bi mesaj var!

Artık bu ülke seçilmiş aydınlara emanet. bu günlerde gördük, şükür ya rabbi:)

1 yorum:

fer nia dedi ki...

seçilmiş aydın ha:)) iyiydi.