Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

1 Nisan 2010 Perşembe

çember sakal sizi yakalamadan:)


Anabelli ormanda yaşayan yedi cücelerden biriydi ve masal dinlemeyi severdi.

o kuşlardan da küçükken, pamuk prenses elleri şerha şerha bağrı hun, elinde kılıçı onurlu bi prenses gibi kötülere karşı savaşıyordu. bi gün, anabelliyi omuzlarına çıkardı.uzakta dalgalanan bayrağı gösterdi. oraya gitmelisin ananbelli dedi.oraya gitmelisin!!!! çıkış orası..beni anlıyor musun? ama çok uzak dedi anabelli, büyük ceylan gözlerini açıp, orman karanlık ve pusluu..

Kaçın, benim küçük mavi şirinlerimm, diyordu. Koşunnnn bayrağa doğru koşunn...arkanıza bakmadan, yorulmadan, ağlamadan, bayrağa doğru koşunn, çember sakal sizi yakalamadan. Koşun benim küçük mavi şirinlerim, BAYRAĞA doğru koşun!

Dalgalandığın yerde ne korku ne keder, gölgen de bize de, bize de yer ver!


Koşun benim mavi şirinlerimm...bayrağa doğru koşun.arkanıza bakmadan, çember sakal siz yakalamadan, koşun benim küçük mavi şirinlerimm, bayrağa doğru koşun, vazgeçmeden, korkmadan, yorulmadan...

kendimi yaktımmm...sen yanmaaa gittt...kaç kurtul ateşimdenn..alnıma yazılanlarr silinmezzzzzz diye bağırdı pamuk prenses yedi cücelerine, kurtulun kaderimdennn....kadife sesi ormanda dolandı, bi ağaca çarptı, durdu. hımm...çok hoş.)

Hiç yorum yok: