Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

16 Şubat 2010 Salı

H.Z PASTÖR:)

Solduyumun dediğidir:)

Neferteti, çağın peygamberlerini selamlar.

Anabelli o deniz ülkesinin, dalgaları arasında dalga dalga, dalgalanırken, ilkokul kitabının küflü sayfaları arasından bi adam çıktı karşısına. Kitabın sayfasından bi adımcıkla geldi oturdu sofrasına. Sakalları olan bu adam, bi de gözlük takmıştı gözüne, belli ki, Anabelli gibi soluk görüyordu her şeyi. Ona böyle bi dünya bahşetmişti, hikmetinden sual olmayan. Bu sakallı gözlükleri olan adam bi mikroskoba bakıyordu. O yüzden yüzünü tam göremedi bi türlü anabelli. Oysa gözlerinden tanırdı beşeri. Beşer şaşardı ama o hiç şaşmazdı. Çünkü gözler, ne kadar yaşlansa da surat, hiç değişmeden öylece kalırdı. Bu adam, mikroskopla, bi yağmur damlasına bakıyordu ve orada yaşayan canlıları görmüştü. Buldum diye bağırıyordu! Düşündü anabelli.Saçı uzun aklı kısaydı onun ama ara sıra düşünürdüJ Bu adam tanrı dedi. Sarışın başını kaşıdı. Tanrı da bize böyle bakar gökyüzünden. kavanozun içine kapatıp, saatlerce izlediği, sinekleri düşündü.

Ve ona tanrının 99 adından en sevdiğini verdi RAHMAN dedi. Rahman çevreleyen, saran, kuşatan, oydu artık. Adının önüne de bi h.z ekledi. H.Z.rahman pastör oldu. Rahman ve rahim olan hz. Pastor kuduz aşısını bulmuştu ki; ormanda, kuduz bi köpeğin, ısırdığı çocuğu o kurtarmıştı..Hayat veriyordu aynı zamanda. Pastörize sütteki pastör de odur, bilenler bilirler.

Ve bi gün kara tahtanı başında, kafirler cehenneme diye bağırınca tel bıyıklı hoca.

Şimdi, pastör cehenneme haa…? dedi solduyum çıktı geldi. Senin ümmetin becerirken üç karıyı birden çalıştı pastör. Şimdi pastor cehenneme haa?Senin tanrın var yaa, senin tanrın, adil değil diye bağırdı Fatma!

2 yorum:

TACLAMACAN dedi ki...

Pastör örneklemesi gerçekten güzeldi Nefer.

Libyada Ömer Muhtar vardır ve İtalyanların baskısı ve Ömer Muhtarın son sahnesinde İdam olayı. Tabi film tam manasıyla bir trajedi. Gerçekten. Çünkü hafızamdan öyle sanıyorum ki aklımı kaybedesiye kadar çıkmayacaktır. çıkmamasının sebebi Ömer Muhtar öğretmendir ve halk önünde idam edilirken 'Gözlüğü' avuçlarının arasından süzülür yerlere. O yuvarlak çerçeveli gözlüğü .(( tabi burası da trajedi. Ancak değinmek istediğim şuydu aslında; Gözlük yıllarca onun Kitap okumasına yardımcı oldu.Keza elektriğin ve onunla birlikte tetiklenen Teknolojilerin islama faydasını bilmemek resmen ve akl'en 'kafirliktir'.. yazına tüm sayıların başlangıcı olan 1'i veriyorum. ve seni Bir'le uğurluyorum.

neferteti dedi ki...

içim ürperiyorr, yüreğim yanıyorrr.olmasaydı sonumuz böyle:(