Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

17 Şubat 2010 Çarşamba

Burası neresi? ECE TEMELKURAN

Solduğumun dediğidir..!!

Burası neresi?

Bütün kapıların kapalı olduğu bu yer, neresi?
Neresi insanların Tanrı’ya yakardığı bu şehir?
Allahu ekber seslerinin yükseldiği bu yer, neresi?
Her gece bekliyorum.
Sesler yükselecek mi daha da, bağıranlar çoğalacak mı?
Titriyorum duydukça seslerini.
Merak ediyorum:Tanrı titriyor mu?
Burası neresi?Masum insanların kapana kısıldığı bu yer, neresi?
Kimsenin yardıma gelmediği...
Seslerimizi dünyaya sessizliğimizle duyurduğumuz
Bu yer, neresi?
Genç insan kanının aktığı ve insanların gidip namaz kıldığı..
.O kanın içinde namaz kıldığı insanların,Bu yer, neresi?
İsyancılara ‘serseri’ denen bu yer...
İster misiniz söyleyeyim?
Burası, İran.
Senin ve benim memleketim.
Burası İran!”
Ece Temelkuran, bu şiiri, okuyan İranlı kadına ithafen, ne duygulu cümlecikler kurar. İrandan gelen bu sesi duyar da, burnunun dibindekini görmez. Ya da görürde susar. Çarşafa, burkaya, ılımanlaşan islamın ılımanlaştırdığı örtü türbana, özgürlük der. Özgürlük nedir? Hiç kafasını sarmadılar ki bi çaputla. Kulaklarını sardıklarında, duymadığında… sağır eden örtüyü özgürlük diye kadınlara empoze eden zihniyetin zehrini, almamış damarları. Sekiz yaşında küçük bi kızı bile cinsel bi obje olarak gören, saçının telinden ereksiyon olan bu pedofili müslümü görür de susar.
Saçlarımızı örtmeyeceğiz diye bağıramayan, meydanlara çıkamayan sessiz dudakların sesi olmaz. Neden peki??? Çünkü sam amcamın düşmanı belli .iran!! Demoklesin kılıcını istediği yere sokan sam amca, Suudi Arabistan’a niye demokrasi getirmez peki.


Zam bak…zum bak...dön aranı iy bak…ben kuşlardan da küçükken böyle bi oyun oynardık ormanda. Döner arkamıza ara da bir bakardık. Dön arkana iy bak Ece hanım. Her gün namus adı altında kurşunlanan bu kadınlar senin. canlı canlı toprağa gömülen, ciğerlerine toprak dolarak ölen bu kadınlar senin. Onları toprağa veren çember sakal ve zevcesi işbaşında.

Kemale ermiş Mustafa’nın hayallerinden yarattığı Türk kadını, bi cariye olmak üzere...
Sol duyum koştu geldi, eski siyah önlüğünü giydi de bi şiircik ternnüm etti. Orada bi köy var uzakta. o köy bizim köyümüzdür.gitmesek de kalmasak ta o köy bizim köyümüzdür.

bu köyde son model jiplere binen türbanlı hatuncuklar yok .Bu köyde kafasını örtmeyen kadına, mor bi göz var. Bi peygamber tokadıyla yola getirilen küçük kızlar var. Gözlerinde her an elmayı ısırmanın korkusu, omuzlarında ağır vebal. Burası neresi????bütün kapıların kapalı olduğu bu yer neresi????Akdeniz’e bi kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bu cennet, bu cehennem neresi?.!!!.Ülken, Ece hanım!!. burnunun dibi..!!! zam bak...zum bak... dön arkanı iy bak!

2 yorum:

şimdilik bu olsun dedi ki...

Harika bir yazı. Hem içerik, hem anlatım olarak çok başarılı.
Ustamsın.

neferteti dedi ki...

tşk şirin:)