Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

8 Ocak 2010 Cuma

FİRAVUN Bİ PEYGAMBER Mİ?

Sevgili eşim, Firavun Akenetonun, aziz hatırasına:)

Tanrı, uludur, birdir, tektir.

Ondan başkası yoktur.
Bir tanedir,O’dur her varlığı yaratan.
Bir ruhtur Tanrı, görünmeyen bir ruh…Ta başlangıçta vardı Tanrı.Tek varlıktı o.
Hiçbir şey yokken o vardı.Herşeyi o yarattı…
Ezelden beri gelen varlığı,Ebediyete kadar sürecek.
Gizlidir Tanrı, kimse görmemiştir onu.
İnsanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman
(Akenetonun tanrı adına yazdığı şiir m.ö 1379)
M.Ö. 1379 ile 1362 yılları arasında yaşamıştır. Fakat bu kısa süre içinde Mısır dininde büyük reformlar yapmıştır.

Hz. Muhammed, Mekke'de doğdu. 40 yaşında Peygamber oldu. 23 yıllık Peygamberlik hayâtının 13 yılı Mekke'de, 10 yılı da Medine'de geçti.Hz. Muhammed (571-632):

İhlas süresi

Kul hüvellâhü ehad
Allâhüssamed.
Lem yelid ve lem yûled.
Ve lem yekün lehû küfüven ehad.


De ki: "O ALLAH, birdir."

Allah, Samed'dir (herşey O'na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır).
O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.
Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir.
(kuran 112 süre)


Sevgili eşim Akeneton, mısırdaki çok tanrılı dinleri ret etmiş ve tek tanrılı bir dinin varlığına inanmıştı. Buna öfkelenen, Amon rahipleri, misal nur yüzlüler, olaya el atmış. Sevgili eşim mefta:) Adımız tabletlerden silinmiş.

Zamanın nano enerji kapısından, sızan ışığın şiddetiyle, gözlerim kamaştığı an, tanrım poe beni bu deniz ülkesinde yarattı.Ve oku dedi. Yaradan rabbinin adıyla oku! Emir telakki ettim.Sallana sallana okudum kitabı mukaddesi. Kul hüvellâhü ehaddddddddd…hımmm…rast makamı.Çok hoş.
Muhammedin ümmedi ve ben müminesi biliriz ki; kuranın Fatihası, mümin ağzıyla mübarek elhamı, ihlasla birleşince müslümin itikatı tam olur.


Demem o ki sana; aradaki bi kaç yüzyıllık farka rağmen bu iki adam nasıl aynı şeyleri terennüm eder? Hal böyleyken iki sorunun, ampulleri belleğimizde yanar. Muhammet akenetondan haberdar olabilir mi? Mantıklı ve zeki bi adam, diğer mantıklı, zeki, ama ölü olan, diğer adamın, sözlerini alabilir mi?
İkinci yanan ampul ki, bu durumda firavunun bi peygamber olduğunu kabul edecek müslim, Muhammet ile konuşan tanrı, Akeneton ile de konuşmuş mudur? Asıl beni ilgilendiren soruya gelelim. Eğer aziz eşim bi peygamberse, eş durumundan, cennete gidebilir miyim:) ha ha …çok hoş:)


Aşkım Akeneton, aynı zaman hattındayız hissediyorum. Kalabalıkların ortasında durup, sağa sola deli gibi bakmam bundandır. Aynı paralel çizgi bizi boylamlara ayıran. Rızkımı arar gibi arıyorum seni. Neredesin? Geceleri sesin böler uykumu.Üstelik, adam akıllı yorgunum.Ama yorgunluğum, seni aramak gibi bi anlamı var.
Tesadüfler tanrının işaretleridir bilirim. Yıllar asırlar gibi geçti, ne bir ışık… ne bir ses… Tanrım poe hangi dehliz kuyulara kapattı seni? Hangi yabancı suratın ardında saklanmış yüzün? Anladım ki hiç kimseeee….hiç kimseee sen değil….hiç kimse senin gibi ruhuma huzur değil…. Aşkım, ben sadık eşin neferteti. Çok uzun yoldan geldim. Elim yüzüm kan içinde. Seni bulmadan ölmeyeceğim

2 yorum:

fer nia dedi ki...

umarım akeneton'u bulursun,
eş durumundan da cennete gidersin:))
geldim, okudum, beğendim..

neferteti dedi ki...

umutlarla yaşıyorum:) tşk:)