Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

31 Ekim 2009 Cumartesi

MÜNAFIK:)

Bir münafık gibi, saklanır aralarına, ki münafıklar, cehennemin en harlı yeri onlarındır. Ümmedi muhammedin, en ateşlilerinden biri, kıldan ince boynunu, bir kılıçla koparacağı vakit, güzel ceylan gözlerini truvalı helen gibi, gözyaşlarıyla doldururda, kitabı mukaddesten en bilindik sürelerden birini terennüm eder. O vakit, yanlışlıkla bi mümineyi öldürmek, bize, cennette kaç huriye patlar diye düşünürde h.z Hamzanın silüeti kılıcını kınına koyar.
Münafık susar.
Söz gümüşse, sükut altındır derdi ormanda büyük ağaç. Sükut, ağır bi külçe altın gibi asılır, boynuna. Sükut ağır vebal...

27 Ekim 2009 Salı

DADALOĞLU VE DOĞAL SELEKSİYON:)

Sol duyumun dediğidir :)

Sol duyumun böyle birbirinden alakasız şeycikler nereden aklına gelir bilinmez. Geçenlerde bi kaslı er kişiyle hasbihal esnasında, er kişi kasıla kasıla, ‘’ölen ölür kalan sağlar bizimdir demiş’’ dedi Aristo da , Anabelli ona şeyiyle güldü ve şu mısracıkları terennüm etti...

Kalktı göç eyledi Avşar elleri,
ağır ağır giden elleri bizimdir.
Padişah emretmiş vermiş fermanı.
Ferman padişahın dağlar bizimdir.
Ölen ölür kalan sağlar bizimdir, dedi.

ve kendini beğenmişlik çizgisi yüzüne bi örümcek ağı gibi yayıldı:) Er kişinin 1.90 lık boyuda aniden 1.50oldu :))) ha ha :)oh olsun ona. Ben yakışıklıyım, bonus olarak zekiyim diye kasılıp durmasaydı :))
Efendime söyleyeyim efendime söylerken sizde dinleyin. Ananbelli pamuk prensesin yedi cücelerinden biriydi ve bilindiği üzere ormanda yaşarlardı. Bi gün kara kaplı bi kitapta bir şeycik okudu. Adaya geyikler bırakılmış deney için tanrı Darwin :)) O geyiklerin tanrısı :)))) Az yiyecek ve çok geyik..hımmm….Geyik yapıyorlarmış adada. Geyik geyik yaşarken. Biri öbürüne bi boynuz atmış, lan çek ağzını benim yemimden demiş. Misal Habille Kabil gibi :)))

Velhasıl, geyiklerin bi kısmı ölmüş. Birini eşek tepmiş, biri kızamıktan gitmiş. Böyle anlatıyordu, seneler önce bi reklam filminde çocuklarını kaybeden kadın rolündeki, zeki-metin çifti.:)-aşının gerekliliğini anlatmak için bi tanıtım filmiydi- :)) hey gidi...buda o hesap efendim...adada sadece yiyeceklerin yeteceği kadar geyik kalmış. Seleksiyon olmuş bunlar maho ağa :))
Mevzu o değil.Bakın mevzu ne. Bu pamuk prensesin esasında benden duymuş olmayın ama on cücesi varmış kimi Dadaloğlunun dediği gibi cenk meydanında ölmüş, kimi geyikler hesabı doğal seleksiyona uğramış.İşin içinde doğa varsa, iyidirrrrrr :))) yaşasın doğa!!! Yaşasın organik yaşam :) :))) velhasıl, bu cüceler yedi tane kalmış :) işin aslı astarı bu :))) duyan duymayana haber versinnn!

23 Ekim 2009 Cuma

VURULDUK EY HALKIM!! UNUTTUN BİZİ:(((

Söylüyordu türkücü türküsünü, havuzlu villasında..
Zap suyunda ufak ufak mezarrrlarrrr, diyordu içli sesiyle,
Ufak ufak, zap suyunda yüzerlerr...
Çocuklar ölüyor dedi anabelli,
bölüşelim ekmeğimizi.
Bölerdi ekmeğini, yediye ve dahi onyediye, öyle yürekli yani:)

Bi tespih koptu sanki,
tane tane savrulduk,
Köy köy, bucak bucak, memleket memleket..
Yani afyon, adilcevaz, akçadağ, turgutlu...
Birkaç litre kan, bir hayli kemik, epeyce korku...

Gittiler parka ve yürek paramparça...
Kalem kılıçtan keskin değilmiş,
gördü kavradı.
Keskin bi kılıç karşısında kalem, kalemlikten çıkardı, susar tırsardı:)
sustu, anladı:)

Ekmek değilmiş derdi, bölüşmek hiç değilmiş ekmeği,
hepsini istiyordu nankör, öyle acımasız...
söylüyordu türkücü türküsünü , havuzlu villasında,
ölüyordu anabelli bi köy okulunda...
Sardılar onu bayrağa...
Bayrak neydi???????????
Sıcak bi çorbaydı bayrak!!!
soğuktu şimdi.
cehenneme gidecekti bide..
öyle allahsız!!!
Atila ilhan koştu geldi dedi ki;
ne solculuğumuz solculuk, ne sağcılığımız,
kimse bizi sevmedi.
ağır kan kaybıyız:)
ve
kalemim düştü kara.
vurulduk ey haklım!!!
unuttun bizi:(((

18 Ekim 2009 Pazar

Hacı yağı çekmek.:)) Ertuğrul hoca efendi:)

sol duyumun dediğidir:)

Yemen ellerinde veysel karani ilahisini gözleri kapalı huşu içinde terennüm ettiğim vakitlerin birinde bu zındık sol duyum çıkar gelir bi şeytan misali, kulacığıma fitne lafcıklar fısıldardı.

Neyseki bi minel cenneti ven nas çekerdimde bu şeytan kısmı mübarek sözleri duyarda kaçacak delik arardı. Hak bi gün bana o mübarek türbenin etrafında dönmeyi nasip eder inşallah..fakat mübareğin şartlarında beşinci sırada bu hac vazifesi olur ki, önce zengin olup bul karoyu al parayı durumunu gerçekleştirmek caizdir. Olsun bu münafık tırıs tırıs gezer orda burda inşallah günlerden bi gün orada da şöle bi dönecek rumi misali:)

Ama efendim mevzu o de ğil.Bakın mevzu ne. Efendime sölim efendime söylerken sizde dinleyin. Devletin paracıklarıyla mübarek toprakları ziyaret edip, cennette yer kapma mevzusu bizim tombilik özala kadar dayanır. Bu zatı muhterem papatyasının elinden tuttuğu gibi:))) ---papatya ekran koruyuculu deniz anasının---:)) mübarek topraklarda soluğu almaz mı:)):) bizim ümmedi muhammed de ihram içindeki devletlülerini gözleri yaşlarla izler:)) gazetelerde boy boy fotocuklar...) bi seçim sonra onlara oy olarak, dönecek mübarek laflar. Bir iki iyi adam ey mazlum halk miletin vergisiyle hac mı olur desede, bu gazeteci tayfasının:)MİSAL BEKİR COŞKUN:) dinsiz imansız belleyen mazlumlar, devletlülerini alkışlar. Dahası bu davranış biçimi en erken seçimde sandıçıkları oy olarak doldurur.
Efendime sölim, bu olaycık zincirleme bi reaksiyon yaratmış, ER-y-erebakan ve tayfası hatun -karı -kız-torun -torba yine vaktin birinde mübarek toprakları ziyaret edip, kralın sarayında cennetten en mübarek yeri kapmak için bi iki U dönüşü yapmıştır:)
Diyeceksin ki bunun nesi ilginç, adamcağazlar onca servetin içinde anca başbakan olunca kendilerini zengin hissediyolar misal bi gemicik alıyo oğluna bi şirketcik açıyo torununa bunlar olağan şeyler artık:))
Ama son demlerde bu zındık basının yola geldiğini gören, mazlum halkım ee hakkın yolu birdir diyerek sayın ertuğrul özkök hocanın ihramlar içindeki halini görünce..hah! dedi sonunda doğru yolu buldular.bBide gazetesinin sayfacığında çarşaf çarşaf mübarek yazılar. Eline gelen listeyi bismillah çekip Bekir coşkunu gazeteden kovan şimdi sıra özdilde :) cennetin en hurili yerinde bir parsel arsayı hak etti malüm:) devletlümün gözüne girebildi mi bilinmez. Şimdi kocatepede bi bayram namazında saf tutmaya bakar:) tüm vergi borçları yenilir yutulur. en az ertugrul hocanın giydiği ihram kadar beyaz bi sayfa açılır:)


O ara solduyum çıktı geldi, Alev Alatlı hatununun bi deyişini terennüm etti. Bu ülke tarih karşısında hiç bir dem AK lanamayacak olan bu parti sayesinde CAMİLERİ DOLDURAN GERCEK MÜMİNLERİNİ KAYBETTİ:)dedi ve bir türkücük terennüm etti. Sordum sarı çiceğe sen yunus bilir misin? Çiçek dedi derviş baba, sen yunus değil misin:)
Neferteti mazlum halkını selamlar:)

17 Ekim 2009 Cumartesi

Anabelli tatilde:)) Senelerce senelerce evveldi; bir deniz ülkesinde yaşayan bir kız vardı, bileceksiniz ismi Anabelli:)

Ayşegül tatilde kitapçıkları vardı bi dem, ne hoş kızdı o Ayşegül. At kuyruğu yapardı saçlarını, minicik bikinisi...Böle kötü şeyler aşılıyodu bu cumhuriyet kitapları kızlara. Ayıp diyordu büyük ağaç ormanda , töbe töbe...Başında erkek olmadan öyle kız başına nereye? ? ? :)
Dağları deldim tek başımaaaaaaaa, fonda özlem tekin hatunu...
çölleri aştım bir tek ben...
erleri yendim kız başımaaaaaaaaa...sende yıkılmammmm...

Bide yıkılmadımmmm...
ayaktayımm...dertlerimle başbaşayım...
kötülere zalimlere...yenilmedim ayaktayım...
die çığırırdı, o bet sesiyle kafası hafif sola eğik, yüzünde mazlum halk ifadesi, güllerin en kırmızısı, Mahsun Kırmızıgül :))

Müziğin geniş yelpazesini sallayarak serinliyordu bi yaz günü anabelli. Hey gidi...Bi zamanlar TRT 2 de Sezen Cumhur Önal diye bi zat-ı muhterem vardı. Şimdi derdi size, çikolata renkli bi sanatcıdan bi parça dinletecem...Parçalarını hiç dinlemedi ama onu hep sevdi anabelli...

Efedime söliyeyim, mevzu o değil. Bakın mevzu ne. Uzanmışım kumsalaaaaa, güneş damlar içimeeeeeee... die bi türkü tutturmuşken yandaki şezlongtaki hatuna ilişti gözü. Çekirdek aile silüeti. Bir eliyle çocuğunun ağzına bişiler, tıkıştırırken, bir gözüylede yanında güneşlenen kocacığını göz hapsinde tutmakla meşgul yuvayı kuran dişi kuş:)
Haliyle beni görünce tehlike çanları çalmaya başladı , küçük kafacığında. O ara hatunun bu paramparça halini görüp, sol duyum çıktı geldi, cık...cıkk..dedi yanlış alarm :)) o tehlikeli değil. Onur, haysiyet, namus vs. gibi donelerle ormanda, yüklenmiş bellek. Bu değerler dolar- avro paritesinde sürekli değer kaybetsede onun için bi anlam ifade etmez, onun nezdinde, soyut kavramlar ateş pahası :)) hala daha takas-trampa misal o kadar yontmataş devri :))

Değer yargılarım, parçalanmış bi kristalin cam kırıkları gibi, kalbime, beynime, orama burama batmakta. Elim yüzüm kan içinde....
Boynumda kitabı mukaddesten tanrı sözleri, dünyanın kıyısına oturmuş, ay-yıldız bikinimle denize bakıyorum hoş, çok hoş...

15 Ekim 2009 Perşembe

Ormandan Kaçan Ağaç:)

Bir gün, geldim kapına,
köklerim ellerimde,
saçlarım salkım saçak.
Şaşırdın,
Şaşırdım.
Sığamadım odana.
Yalnızlık uzadı aramızda,
uzayıp bir patika yol oldu,
duvardaki tabloda.
Beni sana getiren,
seni benden götüren.
Sen uzak, orman uzak,
köklerim ellerimde,
saçlarım salkım saçak.
Bir ağaç ne yapar tek başına,
bir kaldırım kenarında?
Neferteti

14 Ekim 2009 Çarşamba

Türk kadınının attan inip, yatağa girişi:)

Sol duyumun dediğidir :)

Araplara uyum süreci(tarih tekerrürden ibarettir :)))

Efendime söyleyeyim, efendime söylerken sizde dinleyin.
Bozkırdan dörtnala batıya giden atlılar, bi süre sonra barbar olduklarını anladılar. Tamda Talas savaşı sırasında medeni ümmedi muhammetle tanıştılar. Şimdinin Avrupalıları sayacaksın, o zamanın Araplarını. Elde tespih. Suratta kıllar bırakacaksın. Misal sünnet. Barbarların hatunları at üstünde, sağlarında sollarında. Cahil barbarlar şeytanın işbirlikçisi, Havva’nın Adem’e ettiklerini bile bilmezler. Mürekkep yalamışlıkları yok ondan. Bi kitabı mukaddesi okusalar da, iki aydınlansalar. Öğrenseler bu hatun kişinin ne şeytan olduğunu.
Allahu ekber dedi, oldu da bitti maşallah :) hepimiz müslümanız. Misal hepimiz Avrupalıyız. Araplara uyum yasalarının hepsine uyacağız. Önce şu, at üstündeki hatunları indirin. Öyle der kara kaplı kitap.

Börtenin yargılanışı -sahne1-

Atından ineceksin Börte. Bundan böle öle iki bacağını ayırıp, ata binmek yok.! Sen müslümansın. Bi müslüman hatun, böle şeyler yapıp er kişiyi tahrik etmez. Müslümler kolay tahrik olur ona göre davranacaksın. Al şu kara örtüyü giy. Gözlerinde görünmesin. Göz zinasından kaçının. Bu mübarek din, hatunu böle korur işte. Misal.: sen herkesi görecen bu çaputun altından ama kimse seni göremeyecek...ne hoş dimi :)

Börte dile geldi konuştu dedi ki ;

Unuttun mu sıçan oğlan, güçlü kasları varken kılıcını yere atıp kaçtı da, ben Börte bebeleri alıp dağlara çıkmadım mı? Üç gün üç gece nöbet tuttum. Sıska bileklerimle yayımı gerdim. Ava çıktım. Et pişirdim. Onlara süt verdim. Şimdi hepsi boğa gibi oldular da atımımı isterler?
Dedem korkut bana bi ad verdi. Börte dedi. Adımı verdi bana bide at verdi.

Bu sakallı yabancı adam kadınlardan ne ister?
Onları çala çaputa sarar.
Oku dedi!
Ben okuma bilmem!
oku dedi!
Ben okuma bilmem!
Havva kimdir tanımam etmem!
Ama adil olmak nedir, bilirim!
Bu Müslimlerin tanrısı adil değil, bağıra bağıra söylerim! ! !

Bu başıma koyduğunuz şeyde ne? Adına taç dersiniz. Oturduğum yerden kalmayayım diye. Saray dediğiniz, dört duvar, beni kimseler görmesin diye!

Atımı aldınız, adımı da alın..! ! !

O gün bu gün kadının adı yok..

13 Ekim 2009 Salı

Everest'e tırmanan adamla sabahtan akşama kadar dükkanının önünde oturup, sinek kovalayan adamın farkı:)

Evereste tırmanan adamla, sabahtan akşama kadar dükkanının önünde oturup, sinek kovalayan adamın farkı :))
Anabelli o deniz ülkesinin dalgaları arasında dalga dalga, dalgalanır iken, düşündü. Ara sıra düşünürdü. Düşünüyorum o halde varım diye özlü bi söz söylemişti zamanın birinde, Dekart diye bi türkücü :)) Böle zamanların birinde işte kıt aklı çalıştı. Saçı uzun aklı kısaydı onun:)

Mutluluğun sırrını kaf dağının ardında, aramaya kalkan adamla, mutluluğu dükkanının önünde bekleyen adamın farkını:)))) haliyle zeka farkını düşündü. Düşündü düşünden ayrı kaldı....Ne hoş türküdür:)
olay şöyle idi, kanımca dedi anabelli. Dükkanın önünde sabahtan akşama kadar oturup sinek kovalayan adamın, bi aptal olduğunu düşünür, sırtında 30kiloluk sırt çantasıyla bi dağa tırmanmaya çalışan adam. Onun için çünkü hareket bereketti. Haliyle bereketli olmaya çalışırdı aklınca. Kaf dağının ardındadır, aradığı. Acep bu kaf dağı, kafkasların kafı mıdır? Aklınca, diyorum, çünkü dükkanının önünde oturup, sinek kovalayan adamda, diğerinin bi aptal olduğunu düşünür, onca yükle bi dağa niye çıkmaya çalışır ki bi adam. Olsa olsa bu bi salağın işi :))
Bi grup dağcı arkadaşa köylüler şaşkınlıkla bakıp, öğrenci misiniz delimisiniz demişlerdi:)ha ha .:))Aynı mantık:)
Aslında her şey çok basittir. Nazımın dediği gibi. Basit yaşayacaksın. Basit... Tek dereden su getirmen yetecek bi istemiyorum diyebilmeye. Yani o kadar basitti. Beklemek mi? Gitmek miydi asıl sorun. Aradığın seni eninde sonunda bulur muydu, yoksa senin onu araman durumu kolaylaştırırmıydı. Sen onu aramaya gitmişken kaf dağına, o senin dükkanın önüne gelir miydi, bi sinek olarak :)))

11 Ekim 2009 Pazar

Leydi Godiva ve kürt açılımı:))

Sol duyumun dediğidir:)))

Aman avcı vurma beni, ben bu dağın ay balam maralıyım:)) die çığıran maralın sesini Ezop duymuşta, biçare maralın hislerine, böle bi türküyle tercüman olmuş zamanın birinde. Zalim avcı bu türküyü duymuş mudur, duyup da maralı vurmuş mudur?
Memleketimde dağlara has türküler çoktur, dağları da türkü yakılacak kadar hoştur.
Acı Yüreğimden beynime sızdığı vakitlerde, dağlar çıkasım gelir. Öle efil efil…bakarsın bi vahiy iner peygamber olurum belli mi olur:) ama efendim mevzu o deil. Bakın mevzu ne?


Efendime söyleyim, efendime söylerken sizde dinleyin. Son demlerde karı kız kısmının orasını burası misal kafasını bile kapatan, İranlı çarşaflı bi hatuna, yüzlerimizdeki değil gözlerimizdeki peçeyi kaldırın diye, afilli laflar söyleten, gönül gözünün, seni beceren adamı görmeyeceğini unutturan, bu zehirlenmiş zihniyet, son zamanlarda bi açılımdır, tutturmuş. Ama sorun şudur ki; açılım derken ne kastedilmektedir? Bu bi muamma.? Madem açılacağız, neremizi açacağımızı bilmek bizim en doğal hakkımız değil midir?Sonuçta bu g…tt bizim g..ttdür. Yatmasak ta kalkmasak ta:)) Misal açılım derken kastedilen Apoşu DTP nin başına getirmek midir? Yoksa imralideki zevkü sefasını arttırmak mıdır. Misal ona en tazesinden bi Ukraynalı karı gönderirsek zavallı dağdaki eniklere in emri verir mi.? Yoksa gerçekten barışı isteyen insanlar var mı bu faşistler arasında? Apoşun şeyini, kaldıran hükümete, sert ültimatomlar gelmekte imrali den. Bu neyin göstergesi peki? Bu süreci sessizce takip edebileceği yerde, ortamı geren ifadelerde neyin nesi? Bu iti Saddam a benzetmişimdir her dem, onun gibi halkın kanıyla beslenen bi Drakula. Drakula kandan vazgeçer mi? cık..sanmam.


Velhasıl, leydi Godiva çırılçıplak silueti ve güzel memişleriyle kardeşlik adına, atının üzerinde salınmakta. Kürt faşistler açılan memişleri görünce pencerelerini kapatacağına( kitaplarda olur böle salak şeyler) ulan bu karının her şeyi açıkta ne güzel s..kk die naralar atmakta. Sonu barış gelini gibi olacak sanırsam :)) Barışı sağlamak için memişleri açmak, bi homosapien topluluğa kardeşliği ve eşitliği değil; sadece seksi çağrıştırır güzelim:)
Neferteti mazlum halkını selamlar.

Fallara inanalım!! İnanmayanları uyaralım:)

İşimiz gücümüz fallar, burçlar:) Fallara inanan cahil kızlar:)
Efendime sölim, efendime sölerken siz de dinleyin. Bi falcının sizin geleceğinizi
tahmin etme olasılığı hep vardır ki, bu olasılık falcının doğruları söyleyebilme
sonucuna sizi ulaştırır. Peki, bi kahve fincanının içinde hatun kişi sizin
geleceğinizi nasıl görebilir.Şöyleki; işimiz gücümüz fallar...burçlar..fallara
inanan cahil kızlar..ne hoş türküydü. Bi zamanlar grup vitamin vardı.

Efendim, ama mevzu o deil. Bakın mevzu ne. Bekar bi hatunun evlenme olasılığı
her zaman vardır, ve bu olasılık büyük bi orandadır. Falcı bu olasılığı hesap edip
sizin fincanın içinde, bi gelinlik görebilir, ve üç vakte kadar der:))) Bu ne demek
efendim. Olayın gerçekleşme olasılığını üç vakte yaymıştır :))) misal, 3 gün mü
desem, 3 ay mı desem, 3 yıl mı desem gibi, ki bu olayın gerçekleşme yüzdesini
arttırır. Aynı mantıkla, genç ve güzel bi hatunun cezvesinde genelikle uzun boylu
yakışılı, kilolu bi hatunun cezvesinde kısa boylu, göbekli beyler
çıkar.hımmm..Buda bi olasılık hesabıdır ki; istatistikler, uzun boylu hatunların,
uzun boylu erkeklerle evlenme oranının daha yüksek olduğunu söyler:))Kısaca, bi
kahve fincanı, maharetli bi falcının elinde, biraz matematik ve biraz kişilik
analiziyle, geleceğinize dönüşür :)))
sol duyum çıktı geldi dedi ki: hayat bi olasılık hesabıdır :)))
Falların daima gerçekleşme olasılığı vardırrrrrrrr...
Fallara inanalım...inanmayanları uyaralım :)))

8 Ekim 2009 Perşembe

Kadınlarda savaşı kaybetti:(

CAN DÜNDARIN KÜRT KADINI AÇILIMI:)
Sol duyumun dediğidir:)

Efendim, bilenler bilirler anabelli, ormanda yaşayan yedi cücelerde biriydi ve masal dinlemeyi severdi. Modern masallar dünyasının Lafontenleri bellediği bi iki yazarcık vardı. Bunlardan biriydi CANcağızım.
Efendicim geçenlerde KÜRT kadını adlı yazıcığına bi göz attım.
Bi taşşşş, attım, pencereye, ‘tık’ dedi
anası çıktı, gızım evde yok dedi, vayyyyyy…vayyyyy…
ne hoş söler Kahtalı Mıçı abim.
neyse efendim mevzu o deil…
bakın mevzu ne:))
Bu CANcağızımın analizi sentezi bi başka.
Bakın efendicim, son demlerde, hatun kişinin da bi özgürleştiğini nasılda analiz etmiş:)
efendim der ki; Türkiye de son demlerler iki akım kadını da bi özgürleştirmiştir.
1-İslami hareket
2-Kürt hareketi
Hoşş…çok hoş:)
Efendicim, CANcağızım, islami hareketin kadınları da bi özgürleştirdiği kanısına nerden vardın bilemiyorum. Bu kanıya varmanda Suudi modeli jipli şulebaş hatunların, etkisi vardır die tahayyül ediyorum ki; bu hatunlar toplumun, %1 bile değildir. Misal biz ormanda yaşayanlar büyük ceylan gözlerimizi açıp, sizin bu analizlerinizi hayretle izliyoruz.

Efendicim islami hareketin kadınları evlerden çıkardığı doğrudur. Kadının yaşam alanını, mutfakla yatak odası arasında belirlenen bu zihniyet, kadına, evden dışarı çıkma hakkını bi şulebaş olması şartıyla vermiştir. Bunun nedeni mazlum halkımın kadınlara verdiği değerin artışı değildir. Türkiye Cumhuriyetini şehyler ve müritler ülkesi yapmaya her mübarek Cuma toplanıp and içen müritler ordusu, karşılarında cumhuriyet kadınlarını görünce, hımm…dedi. Akıllarına mutfakla yatak odası arasına sıkıştırdıkları hatunlar geldi. Kramer-Kramere karşı bi zamanlar böle bi film vardı:) işte o hesap…

Evden dışarı adımını atabileceğini söyleyen kocanın her dediğini emir telakki eden mümine, bi şulebaş olmayı seve seve kabul etmiş ve bu sağır eden örtünün en ateşli savunucusu olmuştur. Çünkü, bi şulebaş olması şartıyla sokağa çıkabilir, bi şulebaş olması şartıyla araba kullanmasına izin verilir. Bu sağır eden örtüyü bi özgürlük bayrağı gibi sallamaları bundandır. Çünkü bu zihniyetin zehri çoktan girmiştir damarlara. Çok azımız kurtulabildik. Çok az. Bu cariye yetiştiren cennetlik zihniyetin müritlerinin, elindedir müminenin ipleri. Hangi ipi çekerse o elini kaldırır mümine.
Bu ne kadar devam edecektir, peki? Cumhuriyet kadınlarını silene kadar. Bu işlem bitince mümine ait olduğu yere mutfakla yatak odası arasına geri gönderilecektir.
Peki kadınların, Kürt hareketindeki rolleri farklı mıdır? cıkk…sanmam
Kadınlarrrr....
Kadınlarrr, dağlara doğru..
sıla gurbet ,
çalı çırpı,
dağlara doğru...
geçer ,
gider, göçer gider ay çiçeklerii.
ne hoş söylerdi vicdansız:)
Kürt hareketine gelince…
Havuzlu villarında türkü çığırıp kadınları dağlara gönderen ve bunun parasıyla zevkü sefa süren er kişiler karşısında, dağlarda k..ç başına düşen s.kk sayısındaki dengesizliği gidermeye çalışan bi avuç kadın görüyorum.

Eylemlerde gaz bombalarının önüne atılan --ki kürt kadınının da evden dışarı çıkmasına bi eylemin ön sırasında yer alması şartıyla izin verilir:) yüzlerine puşi sarıp kadınların etekleri altına saklanan er kişiler görüyorum:)

CANcağazım, kadınların ön plana çıktığı savın doğru aslında. Ama mayınlı alanları temizlemek için gönderilen bi koyun sürüsünden farkları yok:))

Bu karanlık kuytu ormanın bi köşesinden böle görünüyo ahval
ikimizden biri at gözlüğü takıyo sanıyorum…
lütfen ben olayımm…lütfenn…
ama eğer o gözlüğü sen takıyorsan
vay bu memleketin haline:)neferteti mazlum halkını selamlar

7 Ekim 2009 Çarşamba

Arman hatunu Ayşe'nin yazı diziciği:)

sol duyumun dediğidir:))

Anabelli ormanda yaşayan yedi cücelerden biriydi ve fıkra dinlemeyi severdi. Günlerden bir gün, adı temel olan zat, arkadaşı ile hasbihalde. Yıllar asırlar gibi gelmiş geçmiş, ikisinin kızcağızları da büyümüş serpilmiş. Arkadaşı, Temel'e senin bi kızın vardı ne yapıyor, bi baltaya sap olabildi mi demiş. Yıllarca o ka kitap okudu demiş Temel , şimdi, allahın s..kk ettiği bi dağda, okuma yazma öğretiyo sebi sübyana üç kuruşa:))))bi b..k olamadı vesselam )
ee senin kız ne yapıyo demiş temel arkadaşına. Ohoooo..demiş arkadaşı. benim kız Amerikalara gitti, üniversite okudu. Bi patronu var. Bir dediğini iki etmiyo. Her iş seyahatine, onu da yanında götürüyo:)) Temel gülmüş demiş ki; bizim kızı kimsenin götürdüğü yok ama senin kızı''Patronun götürdüğü kesin:):)

Bu arman hatuncuğu gibi dolar avro paritesine göre soyunup, giyinenler güya mahalle bakısını ölçecekmiş:))) Misakı milli sınırlarını avronun üzerindeki gibi algılayan Türkiye’nin yarısını yok sayan bu hatuncuk, sosyal gözlemini yaparken kendisine kütle olarak İstanbul’ u seçmiş:)) misal mini eteğiyle fatihte dolaşmış:)))) Sen mahalle baskını gözlemleyeceksen misal, o kısacık eteğinle Erzurum sokaklarında bi fink at, misal Vana bi git, misal Trabzon’da dolaş, misal Bitlis’e git. O dem k…çç başına düşen s...kk sayısında ki artışı görünce(((bu kişi başına düşen milli gelir gibi toplumun refah seviyesinin göstergesidir:)))) baskının şiddetini , tecavüze uğruyorsan hiç olmazsa zevk al kısmını yaşar, hemen ertesinde İstanbul ’a döner bi yazı diziciği yazar biraz daha avro kaparsın:))
Ama mevzu o deil bakın mevzu ne. Efendime sölim, efendime söylerken sizde dinleyin vaşıktın post gazeteciğinde bi ecnebi hatun, Türkiye’yi şöle betimler. On yıl öncesine göre Türkiye’deki kadınları örtülü buldum. Pakistandaki islamcılar şiddet yanlısı oldukarını ve baskıcı bi sistem istediklerini açıkca sölüyorlar. Ama Türkiyedekiler çok kurnaz. Sesizce ve sistemli bir şekilde ilerliyorlar..Hukuk sistemin değiştirmek için öncelikle yürütmeyi sonra yargıyı ele geçirmeye çalışıyorlar. Bu ecnebi hatununun yazdıklarını okuyunca sol duyum çıktı geldi bizim Armanda soyunup giyiniyo bu ülke için dedi de andımızı terennüm etti. Açtığın yolda, gösterdiğin amaca, HİÇ DURMADAN YÜRÜYENLER VAR DAHA!
Neferteti mazlum halkını selamlar:))

5 Ekim 2009 Pazartesi

SURETİ VAR:)) AŞK YOK:)) çok hoş bi film:)

SURETLERRR…bilim kurgu film severler ekran başına:)))))

O bi alinnn taşcıyann…

Aynı nakaratttttttttt
Hep aynı aynııııııııııııı
Yarısı bayatttttttttt
Hep aynı aynııııııııı
Yarısı hayatttttttttt
Aynı nakarattttttttttt
Anlat anlattttttttttt
.....gürültü var ses yokk..
SURETİ var AŞK yokkk:)
ne hoş söler nazan hatunu:)
Profilimdeki, meraklarınız kutucuğuna yazdığım üzere, insanların çift yaratıldığı savı, dolaşır durur ormanda bi dönence misali. Ben kuşlardan da küçükken, bi ağacın kollarında rüzgarla dans ettiğim vakitlerin birinde ---saklambaç, ebe v.s gibi oyunları oynamayıp nie bi ağacın kollarında sallandığımı normal bi çocuk olma özelliğimle bağdaştırmanızı umuyorum:)) bi suretimin yeni adıyla kopyamın bi Doli misali, nerede, hangi hayatta , hangi ormanda gizlendiğini merak eder dururdum:)

Bi avuç karıncayı yüzebiliyorlar mı die bi leğen suya, attıktan sonra, cıkk..yüzemiyorlarmış..kanısına varıp :)))onlara düzenlediğim cenaze töreninde,----(( mezarlarına biraz şeker gömmüştüm:)itiraf.com:))))-----, uzun bi karınca kortejini oluşturma nedenimi de bu bitmez tükenmez garip merakıma bağlıyorum...o salak mankafa, karınca mezarımı tekmelemeseydi, herkesi, karıncalarla konuştuğuma inandıracaktım nerdeyse::)
Ormanda meraklı olmak, cüzamlı olmak gibi bi şeydi.…bide kız kısmı meraklı olunca..eyvah! yandı gülüm keten helva:)
Neyse efendicim , ama mevzu o deil. Bakın mevzu ne:)

Bu filmciğin adını duyar duymaz..hah..işte dedim..dünyanın bi ucunda benim gibi düşünen biri:) Başrolde brus wills aktörü…en saf haliyle…öle gözler çökmüş…gıdısı çıkmış..o kadar gerçek yani:)

Şöyle bi özet geçeyim. Harika bi yazılım proğramı hazırlıyo Bil Geyt gibi bi dahi. Amaç sakat insanların, doğal hayatlarını devam ettirebilmesi. Ama işin seyri değişiyo. Her insan kendine bi suret seçebiliyo..Bi bilisayar, yardımıyla, bu sureti yönetebiliyor.. Misal sizin emirlerinize itaat eden bi androit:)) velhasıl siz evinizden, hiç dışarı çıkmadan, suretiniz sizin yerinize, tüm işlerinizi yapıyo…Siz onu bi bilgisayar koltuğundan, idare edebiliyorsunuz.

Bi süre sonra sokaklar, genç ve güzel , yakşılı ve kaslı, suretlerle doluyo..tabi şişko ve çirkin suret yok. Herkes hayalindeki kişiyi suret olarak seçebiliyo. Hayal gücünü seviyorum. Hayal et ve yaşa:))hoş…çok hoş:))

En çok beğendiğim sahne…suretlerin bağlantıları kesilince, sokaklar bi balon gibi sönen insan müsveddeleriyle doluyor. Ve gerçek insanlar, sistemin çökmesiyle birlikte sokaklara çıkıyo...şişman, çirkin, morarmış gözleriyle, sabahlıkları ve pofuduk terlikleriyle, güneşe bile bakamayan …velhasıl…ana fikir çok hoştu…bırakın şişman yada zayıf olsun insanlar..kısacık hayatı dolu dolu yaşayın…risk alın…ÇÜNKÜ HAYAT RİSK ALMAKTIR

Pi sayım:)

Sen, benim pi sayımsın,
üç virgül ondört.
Hep küsürlü,
hep kusurlu...
Neferteti

4 Ekim 2009 Pazar

Çıbıldak venüs:)

Antalyadaki çıbıldak VENÜS heykeli yakıldı :)

Efendicim bu güzide ülkemin her köşesi ayrı bi güzel, tırıss tırıss, gez gez bitmez. Ama bi şehri var ki, kutsal topraklar gibi öle ara sıra gidip tavaf edecen, misal günahlarından arınacan öle ferahlıyo insan :) elbet her kutsal paraya baktığı gibi, bul karoyu al parayı olayı :) bu para denen menem şeyin kazanılması zaman alıyo, ama harcanması..cıkk..onbeş günde finiş:)

Efendicim ama mevzu o deil. Bakın mevzu ne.Türkiyenin en büyük film festivali, ülkeciğimin en modern şehri olarak görülen Antalya'da yapılır. Bide bi heykelcik konulur parka VENÜS . Ama efendim gelin görün ki bu heykelin memişleri dışarda:))
Venüs deyince aklıma hep venüs wilyıms geliyo cık..hiç sevmedim onu kortlarda .O gitsin Anna kornikova gelsin:))
Ama efendim mevzu o deil.
Geçen dönem sırf bu heykel yüzünden abdesti kaçan mazlumlar dini bütün parti olan AK partiyi seçmişler, seçilen belediye başkanı ilk iş olarak bu memişleri görülen o..r pp heykeli kaldırmış bu vesileyle bi çok müslümün hayır duasını almıştır. Aman efendim gelin görün ki, bi sonraki seçimde bu zındıklar başkanlığı kapmasın mı :) ertesi gün çıbıldak venüs, memişleri açıkta, ulu orta parkta :))
Her sabah abdestini alıp, işe giderken bu çıbıldak venüsün tahrikleriyle abdesti kaçan mübarek parti yandaşları((bu durumda eve dönüp tekrar gusul alacak mazlumun halini bi düşünün :) el-insaf :)))) en doğru kararı verip gizlice bu heykeli ateşe vermişlerdir :)))
Yapılan kriminal incelemeler sonucunda, yakılmadan önce, venüs heykeline tecavüz edilip edilmediği araştırılmaktadır :)

ikoncan mı olsam müritcan mı:))

Gençliğin 100 puanlık uzmanlık sorusu:)

-- İkoncan mı olsam ????müritcan mı:))

Gençliğin gideceği yol haritasını, türküleriyle belirleyen, evlenip de uçacak, evden mi kaçacak Zeynep, die terennüm eden, bi zamanlar şişko bi ozan vardı:) Genç zeyneb’in karşısına sadece iki şık konuluyordu neredeeee öle bizim zamanımızdaki en az 4 kavşaklı yollar…cık..şimdilerde doğru cevap hemencecik bulunsun die şıklar, seçilecek yollar ikiye indirildi.
Şöle ki, düşündü , tatlı tatlı kaşındı genç:)) İkoncan mı olsam dedi, mürit can mı:))) elbette bu işlemler öle tak die olmadı ..yavaş yavaş Hasan şaş, olayı:)) öncelikle öğretmenlere el atıldı çünkü bir ulusu kurtaracak yalnız ve yalnız muallimlerdir dedi, kemale ermiş Mustafa. Sözü, bi mıh gibi kaldı bellekte hım..die düşündü mürit…gerçek:) o dem terside geçerlidir .Bi ulusu helak edecek yalnız ve yalnız öğretmenlerdir savının doğrulunu test etti, onayladı.

Artık okullarımız eğitim- öğretim yuvası değildir, hemen belirtelim..Sadece öğretim yapılmakta. Misal 2008-2009 eğitim öğretim yılı değil, sadece öğretim yılı denilmekte:) Bir kaç yıl önce zatı şahane böle salık vermiş:)) Eğitimsiz, öğretim yapan okular da öğrencilerin ikon can olma sevdası ayyuka çıkmakta .Elbette ikoncanlar ve müritcanlar arasında, Akdeniz’in sularının okyanusun sularına karışmaması gibi kesin bir çizgi var . Sadece bi çizgi deil bu. Çizginin bide rengi var:)) Kan kırmızı!
Sevgilimi koluma takarım ….
bebekte üç beş tur atarım,
olmadı sinema yaparım,
diyen kesimin, sadece öğretimle yoğrulan evlatlarının büyük bi kısmı ikon can olma merakında:)) son zamanlarda sosyeteye dadanan Adnan hocanın müritlerini saymazsak tabi:)) diğer fukara kesimin şıkkı belirlidir zati. Ormandan çıkmak için ona uzanan el, bi müridin elidir. Denize düşen her şeyi tutar misali, şeyini bile uzatsa mecbur tutacan:) müritcanlar da böle yetişir. Müritcan ve ikoncanlar görünürde birbirine saygılıdır. Ama Galbrayt’ın dediği gibi toplumlardaki aşırı gelir farlılıkları kinizmi doğurur:))
Sonra, günlerden bi gün, bi kıvılcım kerbela, bi kıvılcım MADIMAK:))
Neferteti mazlum halkını selamlar!.

3 Ekim 2009 Cumartesi

Mübarek vav:)

Her kader,
mübarek bir vavla başlar.
Vavın kuyruğu gibi,
uzadıkça, büzülür hayat.
ta ki kuyruğu başına
değinceye kadar:)
neferteti

Erkekler ne ister:))) kadınlar ne anlar:)))

O bi alin taşcıyannnn:)))

Tırıs tırıs gezerken memleketimin tozlu yollarında, kadınlarımız dedi, Nazımın oğlu Hikmet çıktı geldi.
Kadınlarımız !!!.
Anamız, avratımız yarimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen.
Soframız da yeri öküzümüzden sonra gelen kadınlarımız!!
ne ister??
allam ya:)) Efendime sölim, efendime söylerken sizde dinleyin..Anlayacağınız bu pazarda bi sinema yaptı anabelli. Kadınlar ne ister, erkekler ne anlar rumuzlu bi filmciğe gitti:))

Ecnebi filmi .Anlayış farklı, kültür farklı, fark burada, die işaret parmağıyla beyinciğini gösterdi sol duyum çıktı geldi:))
Yinede evrimini tamamlamaya çalışan bi homosapiyen olarak film beni gülümsetti.
Filmin ilk başlangış sahnesi: Efendim, minicik bi kız, çocuk parkında oynuyo. Derken aynı yaşlarda bi erkek çocuk geliyor yanına .Kumdan kalesini yıkıyor. Sen bi b..k gibi kokuyorsun deyip, kızın saçını çekiyo. Zavallı minik kız, koşarak annesinin yanına gidiyor. Ağlayarak olanları anlatıyo.
Annesinin yorumuyla yıllarca kandırıldık..Bu evrensel bi düşünce biçimi kesin:))
Ağlama diyor, kızına. O, senden çok hoşlandı. Sana aşık bile olabilir .O yüzden gelip saçını çekiyo..aslında dikkatini çekmeye çalışıyo:)))
ha ha ha ..ben kuşlardan da küçükken ...yedi sekiz yaş civarı..küfretti die salak bi oğlanı tokatlamıştım. Oda keseri alıp kafama vurdu.Hala daha izi durur..Bu durumda bana kesin aşıktı..Çünkü biraz daha hızlı vursa, öldürdüm!!!..çünkü seviyorummm ülenn, die bi Türk filmi sahnesi olacaktı:))
Neyse efendim mevzu o deil. Bakın mevzu ne. Bu konuda erkeklerin ne düşündüğü sahnesi giriyo hemen.cık..cık..diyo er kişi, ondan hiç hoşlanmadım..Artık daha nasıl anlatabilirim:))

Ama filmin sonu yine bi muammayla bitiyo. Acaba er kişi, sevdiğinin saçını çeker mi?..
Bu bi ilgimi yoksa, bi nefret belirtisi mi..Sol duyum çıktı geldi. Bi türkücük terennüm etti..Dedi ki: bize yalannnnn, sölediler, bize yalan söledilerr, kaderde den bahsetmedilerrrrrrrrrrrrr

2 Ekim 2009 Cuma

Hülyayla Gülbenin kürt açılımı:))

Susturamazsınnn...benii...kandıramzsınn beniii....ne hoş söler gülben hatunu.. son demlerde açılımı destekleyen cümlecikleriyle, kocacığının ailesine yaranmaya çalışıyo herhal:) hım..galiba evliliği son demlerini yaşıyo..cıkk..bu şekilde kurtaramazsın gülbenim :)
Açılım derken neyi kastettiğini bile bilmeyen, dansözden dönme şarkıcı daha porno kasetleri nette dolaşırken kendine en namuslusundan bi koca bulup, devletlümün öngörülerine uyarak 3 doğurdu :)) aferim :)
şimdilerde, türkiyenin en mazbut anası olup, kasasını doldurmaya çalışıyo :) hoş..elbette çok hoş :)
Peki bu açılım laflarını duyan, rakip parti misal avşar kızı boş durur mu :)) , ne hikmetse aniden, türklerin avşar boyundan geldik, demeçlerini unutup, efendicim, gülbende ne bilir..asıl kürt benim açıklamalarıyla, etnik kökenini anımsamasın mı :)
bi baktın avşar kızı koca...g..tüyle...-son demlerde ne bulduysa yedi herhal :)) tv de baş köşede..tüm kanallarda aynı anda fotojenik görüntücükler. :)))
gülbenin yediği en büyük goldür bu velhasıl :)
Etnik kökenini anımsayıp, nasılda prim yapmaya çalışıyo..elbette hakkıdır..
bu etnik kökeni vurgulayıp, bi film festivali olur, ödül kapmaya çalışan yönetmenler mi ararsın, misal kürt kızı, vurgusu yapılarak, ödülllere boğulan şaircikler mi ararsın, yazarcıklar mı ararsın..zati eğer kürt olup, ödül kapamamışsa savunması hazırdır..etnik ayrımcılık yapılıyo :)) hoş..çok hoş :)
batan geminin malları bunlarr...
Efendicim mevzu o deil..bakın mevzu ne..Artık ne mutlu türküm ifadesini bi faşizanlık belirtisi olarak sayan bu cennetlik zihniyet ve faşist kürtler, cumhuriyetin yılmaz bekçilerini, efendicim kardeşiz ama kardeşliğini bil, kardeş olman, kafamıza s..ççmanızı, gerektirmez diyen vatan evlatlarını, gerek ergenekoncu v.s die susturan, bi gece vakti evlerini basıp apar topar götüren, neyle suçlandığını bilmeden hücrelere tıkan, bu zihniyet başarılı da olmuştur elbet..
Ama siz ne kadarını, ne kadar süre, susturacaksız daha..Bursa stadyumun da bağıran binlerce genci susturun bakalım..onların düşüncelerini yazan, anlatan insanları susturduğunuz gibi....
emin olun..stadlarda bağırmaya ve suçsuz kürtleri itham etmeye, devam edeceklerdir. Çünkü DTPnin siyasal kürtçülük yapıp, tüm kürtlerin velihatıymış gibi davranmasına izin veririseniz bundan, suçsuz kürt vatandaşlarımız zarar görecektir..
Bu gün stadyumda, yarın, okulda ve yarın sokaktaa....
gericiliğe ve bölücülüğe karşı! ! !
Ne mutlu türküm diyene..
neferteti mazlum halkını selamlar.. :)