Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

22 Eylül 2009 Salı

Erkekler üzerine hasbihal:)

erkekler üzerine hasbihal :)
Bütün kızlar toplandık..toplandıkk..sorduk niye yıprandıkk..yıprandıkk...biz onlardan hoşlandıkk..hoşlandıkk..şimdi nie zorlandıkk..zor-lan-dık, zorrrr-lan-dıkkk :))
Tatilimizin en neşeli gününde tekne turundaki animatör zat- muhterem, bizim kız grubuna ithafen bu parçayı çaldırınca.. :)) hep bir ağızdan bağıra çağıra söledik. Nil hatununun duymayacağını umarak :)) hepimiz bi güzel , bi güzell.! ! yani o ka :)) Üç öğünün biri salata. Kızlardan biri, geçenlerde bi hatun köşe yazarının bu konudaki bi yazıcığını okumuş, anlattı. Şaşkoloz bi şekilde güldük :))
Efendim mevzu şu: Bu yazar hatuncuk, kız arkadşlarıyla lüks bi restoranda bekar bekar otururken içeriye, yanında yakışıklı kocalarıyla şişko hatunlar girer, yanlarında, çocuklarıyla. Karşılarında oturur, koca bi pizayı mideyi indirir şişko hatun :)) Bizim kızlar olaya bozulur.Yuh der içlerinden biri ! Kızım salata yiyip sabah akşam plates yapan biziz, üstelik o şişkolardan katkat güzeliz. İnanamıyorum yaaaaaaaaaa....nasıl yakışıklı kocaları kapmışlar :)))) Bu restoranda yediklerine göre yakışıklı zengin kocaları kapmışlar die tamamladı diğeri :))) yuhh! ! !
Biz nerdeeee yanlış yaptıkkkk....die malüm türkünün nakaratını terennüm ederken, neyseki bir diğeri olayı analiz etti :)) Bu man kafalı erkekler güzel hatun sevmiyor aslında. Çocukluktan gelen bi alışkanlık bu, yemeklerini yapan, elbiselerini yıkayan, her zil çaldığında koşan hatun modeli belleğe kazınmış :)) artık bellek altın oranı şeyine takmış varsa yoksa, yemekkk, yemekk diyo :)) seks isteyincede kendine ucuzundan bi metres ayarlıyo..oh..olduda bitti maşallah..
cık.....cıkk....artık yenilmiş ordular kadar eziktik..çekip gittik :)) parka ve yürek paramparça :)) hoş yaa..çok hoş :)

Var mısın, yok musun? Aç mısın, tok musun:)

VAR MISIN YOK MUSUN:):)) Aç mısın? -Tok musun?:)

Akşam dudağının kenarındaki kendini beğenmişlik çizgisinin daha bi derinleşerek yaşlılık çizgisine doğru yavaş yavaş kaydığını gören anabelli, hayatı koşar adım, yani anlayacağınız tırıss tırıs tamamlamaya karar verdi.İlk iş olarak piyasayı takip için, bi tv keyfi yapayım dedi. Aha bi yarışmacık! ..allam ya.:))o kuşlardan da küçükken bi yarışmacık vardı.trt 1 de, ben bilirim adcığıyla yayınlanan, sorulan, tüm sorulara cevap versen bile ancak bi araba paracığı kazanıyordun.yuh.!!.şimdi öle miJ) misal..miletin cebince para yok diyen zihniyet utansınn. Milletin cepleri parayı taşıyamıyo da, yükleniyo mazlum halkım kredi kartlarına.
Bu yarışmacıkta varım diyosun.işte o ka.:) Hangi dağın hangi tepesinde, hangi bitkinin yeşerdiği soran o trt1 in gıcık spikeri yok artık ortalıklarda. Artık, Acun gibi yahuşuklu..er kişiler meydanda. O bi pehlivan misal:)
Ama efendim mevzu o deil..bakın mevzu ne??Kamyon çeker on yirmi ton, gönlüm ister paris hilton diyen mazlum halkımın feryatlarını duyan yahuşuklu acun, taaaaa europadan paris hiltonu, “kız gel bakim buraya.” deyip, kulağından çekip getirmesin mi:)) yıllardır, yemeğin salçalısı karının kalçalısı felsefesiyle yoğrulan yahuşuklu türk erkeği, bu sıska karıda ne bulur bilmem dedi, sol duyum çıktı geldi:)
efendime sölim. Efendime söylerken sizde dinleyin..Bu hatuncuk, sarışın sarışın gülümseyip, mazlum halkımın kutusunu açtı. Bide konuşmacık yaptı.İstanbul çok güsel, şiş kebap, çok güzel, yine gelecem ben.die.:).mazlum halkım alkış kıyamet. Bi ümmedi muhammedin erkekliğini övmedi.Misal türk erkekleri çohh, yahuşlu filan, menajeri bu cümle için çok euro istemiş, ondan son anda söylemekten vazgeçmiş..:))Demem o ki; mazlum halkım, devletlümün dediği gibi, millette para var. Kutucuğunu paris hiltona açtıran, millette para var. Efendicim. JEy devletlüm. Türkiye de para var ora kesin:)) demem o ki sana; para üç beş kişinin cebinde gani:::)))biraz ekonomi bilgin varsa, bizim piramidin alt tarafı çookkk geniş, orta kısmı yok.hah..sen para var derken tepedeki üç beş kişiyi kastediyorsan, haklısın..senin gibilerde..misal son demlerde hısım akraba ayağına dalgalana albayraklarda para var:))
sol duyum çıktı geldi dedi ki:)))mazlum halkım!!!
Karar ver .Aç mısın tok musun.?Var mısın yok musun??Yoksa kutuna g..re..cekler...:))

21 Eylül 2009 Pazartesi

TEHLİKELİ YAYINCILIK:)

Gel kardeşim elini ver banaaa...ye, iç, eğlen, gül oyna..kavgayı bırak her dembu şarkımı söyleee...dünyayaa, geldik bir kereeee......hey gidi bi zamanlar böle şarkılar vardı. böyle, şarkılarla eğlenen mutlu insanlar vardı..hoşş..çok hoş :))
Ama efendim mevzu o deil. Bakın mevzu ne? Efendime sölim efendime söylerken sizde dinleyin. Bu zındık basının hacca gidip doğru yolu bulanlarından birinin, gazeteciğindeki bi köşe yazarı hatunun yazıcığına takıldı gözcüklerim :)) Efendim hatun Türkiye'nin nesli tükenen bi kaç iyi adamlarından biri olan UĞUR DÜNDAR'a ithafen bi yazıcık yazmış.
Bu hatun kısmı savaşma seviş perspektifinden dünyaya baktığı için, silahlı askerleri tüh.. kaka die nitelendirir genellikle:) Bu dişi zat-ı muhterem, o silahlı askerlerin olmadığı sürecte şeyinin başına düşecek s..k sayısındaki artışı muhtemelen göz ardı eder :) misal..ıraktaki hatunlar :)
Efendicim, bu hatuncuğun köşe yazısının başlığı ' tehlikeli yayıncılıktır.' Peki bu tehlikeli yayıncılığı kimler yapmaktadır? Misal Uğur Dündar.Nasıl peki?? Şöyle ki; faşist kürt ellerinde monofol kokteyli oraya buraya saldırmıştır. Arabaları, dükkanları yağmalamıştır. Uğur dündar bunu flaş haber die sunmuştur.. misal DEP li zat-ı muhterem, bizim önümüzde üç engel vardır..başbuğ-baykal- bahçeli açıklamaları yapmış, daha da palazlanıp TSK silah bırak çağrısını gerçekleştirmiştir. Uğur dündar daha da ileri gidip bu haberide toplumu infiale sürükleyecek şekilde flaş haber olarak sunmuştur.. Bu tehkeli yayıncılıkmış aa dostlar :)

Türkiye’nin gerçekleri söyleyen bir iki gaztecisinden biri olan, Uğur Dündara aba altından sopa gösterme muhabbeti..bu elbette A planıdır..baktı devam ediyor ikinci plana geçilir ergenekoncu die içeri alınır:)
Peki tehlikeli olmayan yayıncılık nasıl yapılır? Misal kürt faşist dükkanları arabaları yağmalayıp yaktığında bunu üçüncü, hatta dördüncü haber olarak verilir. Kürt faşist mümkünse karanlıktan yararlanıp, gazi mahallesini arka sokaklarında kaybolur.
Artık Türkiye daha bi özgürleşmiştir..Artık ne mutlu kürdüm deme devri gelmiştir..Misal bi hatun şair ya da yazarcık bi ödül kapınca, ' kürt kızı' vurgusu yapılarak kürt kimliği öne çıkarılır.Ama bi kürt 40 kişiyi çoluk çocuk demeden kurşuna dizerse..cık..burada etnik kimliği vurgulamak tehlikeli yayıncılıktır.
Keza bi kürt bacak arası muhabbetiyle kendi kız kardeşinin peşine düşer onu bi cani gibi sokak ortasında kurşunlar yada bıçaklarsa yine burada da kürt kimliği vurgulamak tehlikeli yayıncılıktır. :)))
sol duyum çıktı geldi dedi ki; bu bir holıvıt senaryosudur velhasıl :))) hımm....demek etnik kimlik önemli amma velakin, kürt kimliği sadece pozitif olaylarda vurgulanmalı, olumsuz örnekler ekarte edilmelidir.. :)) bu senariste bi alkış lütfennn:))
neferteti mazlum halkını selamlar :)

Hoşap kalesinden Türk bayrağını çalan çocuk:)

Hoşap kalesinden Türk bayrağını çalan çocuk:)

Ağrı dağından uçtummm, çayır çimene düştüm, ne talihsiz başım varrr, vefasız yare düştüm türküsü ağzımda, ağrı dağın eteğindeeee, uçan bi güvercin olmuşluğum vardır)
Bide van gölünde bi kaç kulaç atınca..Hoşapa yol alacan..yüce yüce dağları aştım geldim..yüzümü karartım şaştım geldimm..seni bi kez göreyim die, seni öpüp seveyim die..ne hoş söler göksel hatunu..efendim ama mevzu o deil. bakın mevzu ne.
Hoşap kalesine şöle bi aşağıdan bakınca, zamanda yolculuk edersin, misal burak güçlü kanatlarıyla seni alırda miraça erersin yani o kadar:)
Görseniz hemen tanırsınız topuklu ayakkabıları ve sırt çantasıyla o bi ekol:) Hoşap kalesinin eteklerinde ikramda kusur etmeyen ama bi keleşle gözünü kırpmadan 40 kişiyi telef eden, iyi insan kavramının bir türlü manasını bulmadığı dürtüleriyle hareket eden bi topluluk var:)).
İngilizce bi şeyler söledi bi çocuk. gülümsedim. gülümsemedi..burayı sana tanıtayım abla dedi. Başladı anlatmaya. Kaleden aşağıya kaydım. Türk bayrağının dalgalandığı tek bir bina gördüm.Okul!! Tüm zulme, kalleşliğe, ölüme ve her şeye rağmen..buradayız ulan burada diyordu...keleşe karşı kalemle savaşanları anımsayıp ağladı.
Nereye baktığımı gördü çocuk..ve anlatmaya başladı..abla dedi..oraya bizi almazlar..oraya sadece korucuların çocuklarını alırlar...Devlet okulu diyordu. Devlet derken öfke kusuyordu gözleri.Babası anasını, devlet yüzünden günde iki posta dövüyordu..Çünkü devlet ona iş vermiyordu..Bu devlet töreye de karşı geliyordu..öle menem bi şeydi.. S..kk karışıyordu adamın:)) sadece bi karı alabilirsin diyordu..oysa mübarek dinimizde ve töremizde, dörde kadar yolu vardı.
Devlet her kötülüğün anasıydı..Anasının bu kadar çocuk doğurmasının da suçu devletindi.Devlet onları yok etmeye çalışıyordu..Kapılarına ebeler gönderip, üremelerini engelliyordu..Devlet onların düşmanıydı..Bedava dağıttıkları mamaları çocuklara vermiyorlardı..Çünkü devlet gizli gizli erkeklerini kısırlaştırıp, soylarını kurutacaktı. Elbet düşman onların çoğalmasını istemiyordu..o yüzden anası kapıya gelen ebenin yüzüne kapıyı çarpıyordu..Devlet kızları okula alıyordu. Zorla !!! göndermezsen dipçikle topluyordu ..zorbaydı aynı zamanda.
Evlerinde su yoktu..Sabahtan akşama kadar kahvede, okeye dönen babasının bunda bi kabahati yoktu..Çünkü devlet evlerine su getirmiyordu..Kardeşleri dağa çıkmışlardı..haklılardı..Bu devlet bi sabah yok olsa..her şey ne güzel olacak.:))
Elbette bunları söylemedi yüzü yanmış oğlan .Ama hepsini biliyordu, anAbelli. Gözlerini okuyordu . Bu bir tür sihirdi, onun gibilerin gözlerini okurdu..Yatılı okullara girmek için yönetmeliklere göre, evden belli bir mesafe uzaklık aranıyor şartını bile sölemedi çünkü o inanıyordu..inandırmışlardı onu. onlar çoktu..her an çoğalıyolar dı. Biz azdık ve gitgide azalıyorduk.Ağaç yaş iken eğilirdi ama o, bu yaşta, yaş değildi öfkeyle kartlaşmıştı...Onu eğmek için kırmak gerekiyordu..Ona bi kalem verdi anabelli..o kalemle gözünü çıkaracağı ihtimalini göz ardı ederek. Belki küçük bi ihtimal aşk şiirleri yazardı.. cık..sanmam dedi:))bu küçük ihtimali düşünüp gülümsedi..

evrensel insan modeli:)

Hayvanlıktan insanlığa, insanlıktan hayvanlığa, çan eğrisi ve evrensel insan modeli:)-2-

Efendime sölim, efendime söylerken sizde dinleyin. İnsan denen mahlukatı, hayvandan ayıran nedir? Bu Darvin’in iddia ettiği gibi bi süreç midir? Misal zaman geçtikte insan, hayvansal özelliklerini kaybeder mi?
Ya da çan eğrisi gibi önce hızlı bir insanlaşma sürecini max. noktasında tamamlayıp, o noktadan sonra, bir noktadan ibaret insanlığını bırakıp, hızlı bi düşüşle geldiği yere yani hayvanlığa döner mi? Tersine evrim teorisi:)) Bu teori kime ait?? hım..elbette bana. Neden sebep?
Son demlerde peydahlanan evrensel insan modeli beni bu düşüncelere gark etti:)) Evrensel insan kimdir?? hım..kısaca şöyle tanımlayabiliriz : Birincil ihtiyaçlarının her şeyden üstün tutan , misal: yeme, içme, barınma, seks içgüdüleri karşılandığı sürece, eşeği saldım çayıra, otlayıp karnın doyura misali, toplumun ona vermiş olduğu tüm değer yargılarını reddeden, (onur-haysiyet-namus, millet, vatan gibi) savaşma seviş perspektifinden hayata bi bizon gibi bakan, savaşın, bazen sevişeceğin kişiyi seçme hürriyetini kazanmak için yapıldığını kavrayamayan bir homosapiyen:)) Yani çan eğrisinin dibi:))
Keza evrensel insan modelinin siluetinin bellekte oluşmasında, son noktayı memleketimin bi köşesinde, uzanmışım kumsala, güneş damlar içime türkücüğünü mırıldanırken, yaşadığım bu olaycığın etkisi olmadı değil.
Yine bi tatil günü.üç arkadaş, artos, patos ve dartanyos. Kumsaldayız. Yaşlı bi hatun, yanında özürlü bi çocuk. Babaannesi olabilir, beklide annesiydi hala merak ederim nesiydi diyeJ) Tekerli sandalyeyle onu her sabah kumsala taşıyo. Tabi bu durumdan ona yardımcı olan bizim şezlongcu başı gayet memnun. Olsun.. Çalışıyo hak ediyo çocuk..Ekmek parasıJ) Yaşlı kadın her şeyiyle bi alman..Kumsalda başka almanlar da var..Misal hemen yanı başımızdaki kolunun tamamı bi ejderha dövmeli şahısta alman.
Olay şöyle cereyan ediyor. Efendime sölim. Yaşlı kadın, özürlü çocuğu (bu arada çocuk 8-9 yaşlarında filan olabilir..) tekerlekli sandalyesinden indiriyo..ayaklarını denize sokmak için. O arada saniyelik bi olay! Bi dalga gelip, çocuğu hüpp diye içine çekiyo..Fakat kadın, çocuğu bırakmıyor. Birlikte sürükleniyorlar. Kadın yardım istiyor..Yanımızdaki dövmeli evrensel alman insanı, kılını bile kıpırdatmadan bakıyor..neyse ki bizim atos ve patos bi hamleyle çocuğu denizden alıyorlar. Yaşlı kadının yanına gidip, türkçe bir şeyler söylüyorum. Kadın zor bela gözleri yaşlarla dolu te-şek-ederim diyor.
Efendime sölim. Mevzu Alman olmak yada Türk olmak meselesi deil..insan olmak meselesi ki; zurnanın zırt dediği yer burası. İnsannn olllll…evlatttttt..ne hoş söler müslüm babamJ) İlk yardım eğitimi almadığı için kıllarını kıpırdatmamış olabilirler evrensel alman insanları. Ama bi cümle bile kurmadılar. Hiç olmazsa elini tutabilirlerdi..Aynı dili konuşuyorlardı. İnsaf dedi, sol duyum çıktı geldi.dedi ki; onurunu kaybetmiş insan, çan eğrisinin max.noktasından hızlı bir inişle dibe vuran bir hayvandır. Kısaca hiçbir hayvan, insanlaşamaz. Ama her insan hayvanlaşabilir. Tersine de olsa bu bir evrim:)

19 Eylül 2009 Cumartesi

Hayvanlıktan insanlığa, insanlıktan hayvanlığa, çan eğrisi ve evrensel insan modeli 1:)

İnsan olllll evlatt...insan oll.. evlattt.. bi karıncayı bile incitme evlat türküsünü, gözleri yarı açık terennüm ederken müslüm babam, insan ol öğüdüne kulak verip kendini, eh karınca değiliz nede olsa die jiletleyen delükanlıları anımsadım şu dem. Bu cümleciğimden sonra Müslüm dinlemediğimi hatta onu küçümsediğim kanısına kapılanlar yanılıyorJ) Neden sebep?? Gerçeği annemden şimdi öğrendim die bi türk filmi repliğiyle cevap verecem. Efendime sölim, bu Müslüm babam, teoman delükanlusunun parammmparçaaaaaaaaaaaaaaaaaa türküsünü çığırdığından beri..bi yanım misal sol yanım..bi coştu ..öle yani..son demlerde bide..ama karar verrrrrrrrrr....tutamıyorum zamanı diyor yaa...hoş ya …çok hoşşş..
Demem o ki sana; insan olmak zor zanaat .İnsanlaşma bi süreç. Darvin’e hak verdiğim demlerde olmuyor değil..ama bence Darvin yanılıyo..Çünkü hiç bir hayvan, insan kadar hayvanlaşamaz.. Bu kanıya nette yolum, porno sitelerine düşünce vardım:)) Efendime sölim, insan denen mahlukata haksızlık yapmamak lazım geldiği demlerde oluyor elbet .Misal çan eğrisini tepe noktasına ulaşan bir avuç gerçek insan var elbet. Fakat bu süreç tıpkı imparatorlukların doğuş, yükseliş, çöküş dönemleri gibi max . noktasına ulaştıktan sonra hızla bir hayvanlaşma sürecine doğru düşüşe geçiyor. Hayvanlaşma sürecinde kriter olarak sadece seksi mi algılıyorum, elbette hayır.
Misal geçenlerde bana gönderilen bi videoyu izlerken yılın fotoğrafçısı ödülünü kapan bi hatuncuğun hikayesini gözlerim donuk izledim. Hayvanlaşma sürecinde son noktayı koymuş hatun vesselam.
Efendim mevzu şu. Bu hatuncuk medeni dünyadan bi savaş fotoğrafçısı, tahmin ettiğiniz üzere. Olay nerde cereyan ediyo bilinmez..Ortalık savaş alanı haliyle . Küçük bi kız bombaların arasından kaçıp bi harabeye sığınıyo. Arkasında elinde keleş bi adam..Bizim hatun hemen fotoğraf makinesini hazırlıyor..Bir duvarın arkasına gizlenip bekliyor..Küçük kız nefes almadan duruyo..Siyah güzel gözleri yaşlarla dolu..Adam silahını küçük kızın kafasına doğrultuyo..Hatun bir taş atsa adam dönecek ve küçük kız o fırsattan yararlanıp kaçacak.. Kadını görüyo..Hatunun eli deklanşörde..Yalvaran gözlerle bakıyo küçük kız kadına..modern insanın temsilcisi hatun bekliyor..Silah patlıyo..kızın küçük beyni dağılırken etrafa hatun deklaşöre basıyo..Salonda alkış kıyamet..Modern dünya hatunu alkışlıyor ayakta..Yılın fotoğrafcısı ödülünü veriyor..
Sol duyum çıkıp geliyor ..Elleri şerha şerha bağrı hun diyor ki; insanlığın hayvanlaşma sürecinde koyduğu son noktadır bu ve national coğrafide nehirden karşıya geçerken, timsahlardan kurtulmak için birbirlerini eze eze, koşuşturan bizon sürüsünü hatılıyo. Darvin yanılıyor diyor....Hiç bir hayvan insan kadar hayvanlaşamaz:) Kitab-ı mukaddesten bi süre terennüm ediyor..insan yaratılanların en şereflisidir bazen de aşağıların en aşağısı:))bu bir çan eğrisi betimlemesidir velhasılJ

sol duyumun dediğidir:))

sol duyumun dediğidir:)

Hacı yağı çekmek:) Ertuğrul Özkök Hacı efendi:)

Yemen ellerinde Veysel Karani ilahisini gözleri kapalı, huşu içinde terennüm ettiğim vakitlerin birinde, bu zındık sol duyum çıkar gelir, bi şeytan misali, kulacığıma şeytani lafcıklar fısıldardı. Neyseki bi minel cenneti ven nas çekerdimde bu şeytan kısmı mübarek sözleri duyarda kaçacak delik arardı. Hak bi gün bana o mübarek türbenin etrafında dönmeyi nasip eder inşallah. Fakat mübareğin şartlarından, beşinci sırada bu hac vazifesi olur ki, önce zengin olup bul karoyu al parayı durumunu gerçekleştirmek caizdir. Olsun bu münafık tırıs tırıs gezer orda burda, inşallah günlerden bi gün orada da şöle bi dönecek rumi misali:)
Ama efendim mevzu o deil..Bakın mevzu ne. Efendime sölim efendime söylerken sizde dinleyin.
Devletin paracıklarıyla mübarek toprakları ziyaret edip, cennette yer kapma mevzusu bizim tombilik Özala kadar dayanır. Bu zat-ı muhterem papatyasının elinden tuttuğu gibi:))) ---papatya ekran koruyuculu denizanasının---:)) mübarek topraklarda soluğu almaz mı:)):) bizim ümmedi muhammed de ihram içindeki devletlülerini gözlerinde yaşlarla izler:)) gaztelerde boy boy fotocuklar...) bi seçim sonra onlara oy olarak, dönecek mübarek laflar..bir iki iyi adam ey mazlum halk, miletin vergisiyle hac mı olur desede, bu gazeteci tayfasının:)MİSAL :BEKİR COŞKUN:) dinsiz imansız belleyen mazlumlar, devletlülerini alkışlar...dahası bu davranış biçimi en erken seçimde sandıçıkları oy olarak doldurur.
Efendime sölim, bu olaycık zincirleme bi reaksiyon yaratmış, ER-y-erebakan ve tayfası hatun -karı -kız-torun -torba yine vaktin birinde mübarek toprakları ziyaret edip, kralın sarayında cennetten en mübarek yeri kapmak için bi iki U dönüşü yapmıştır:)
Diyeceksin ki bunun nesi ilginç, adamcağazlar onca servetin içinde anca başbakan olunca kendilerini zengin hissediyolar( artık zengin olduk, darı ambarına düşmüş aç tavuk misali:))) bize hac farz diye dank ediyo belleğe:)) misal bi gemicik alıyo oğluna bi şirketcik açıyo torununa bunlar olağan şeyler artık:))
Ama son demlerde bu zındık basının yola geldiğini gören, mazlum halkım ee hakkın yolu birdir diyerek, sayın Ertuğrul Özkök hocanın ihramlar içindeki halini görünce..hah! dedi sonunda doğru yolu buldular...bide gazetesinin sayfacığında çarşaf çarşaf mübarek yazılar..eline gelen listeyi bismillah çekip Bekir Coşkunu gazeteden kovan şimdi sıra Özdilde :) cennetin en hurili yerinde bir parsel arsayı hak etti malüm:) devletlümün gözüne girebildi mi bilinmez..şimdi Kocatepede bi bayram namazında saf tutmaya bakar:) tüm vergi borçları yenilir yutulur. En az Ertugrul hocanın giydiği ihram kadar beyaz bi sayfa açılır:)
O ara solduyum çıktı geldi Alev Alatlı hatununun bi deyişini terennüm etti.. Bu ülke tarih karşısında hiç bir dem AKlanamayacak olan bu parti sayesinde CAMİLERİ DOLDURAN GERCEK MÜMİNLERİNİ KAYBETTİ:) dedi ve bir türkücük terennüm etti. Sordum sarı çiceğe sen Yunus bilir misin? Çiçek dedi derviş baba, sen yunus değil misin:)
Neferteti mazlum halkını selamlar:)