Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

13 Aralık 2009 Pazar

Elif Şafağın, Aşkı üzerine hasbihal:)

Aşk nerdeysennnnnnnnnnnn, çıkkk dışarııııı, yok bunun başka bi çıkarııııı, diye bağıra çağıra aşkı araya durayım ben, sonrada bunca bağırıp çağırmama rağmen niye gelmiyo diye hayflanlanayım, meğer aşk öyle bangır bangır çağırılmazmış:) çağırılsa da gelmezmiş. Korkup tırsarmış bunca volümden:) gerçeği annemden şimdi öğrendim repliği yapacam, aşk neymiş be abla, sorucuğuna cevabı , elifciğimin aşk kitabcığından verecem:) Her dem, aşk yaşanmıştır tahir-zühre, leyla- mecnun, aslı- kerem, -romeo -julyet:)) bu uzar yüzyıl olur vesselam:)

Amma velakin tüm bunlara şems ve ruminin aşkı eklenince:)) hah...işte bu:) asıl aşk düşüncededir. Misal aşk beyinde başlar, yaşar ve ölür. Hayat gibi:)
Elbette aşkın düşüncede doğduğu felsefesinin, kökleri platano dayanır ki, ulaşılmaz sayılan aşklara, 'platonik aşk' derken rahmetli platonu yad etmemiz bundandır:)
Kitabın başında ki hancı karakterinin felsefesine bayılmıştım. Dervişe diyordu ki - ne geziyosun böyle- ne arıyorsun? Her yerde insan aynı insan, aş aynı aş, b..k, aynı b..kk:))) kitabın sonundada bundan daha iyİ bi, bakış açısı yoktu kanımca. Ne rumi ne şems. cık..hepsi boş::)

Ben kuşlardan da küçükken ormanda, yunus emre diye bi zat-ı muhtereme tapmışlığım vardı..Ne mükekemmel bi derviş:) sordum sarrıııııı, çiceğe sen yunus bilirmisin...çicek dedi derviş baba.... sen yunus değil miisn:)) allam ya ne hoş türküdür, her parçaya türkü demem, türküleri sevmemdendir bilirsiniz..ama bu bi ilahi:) allahın müziği::) bu uhrevi türküyü terennüm ede ede yunus okurdum o dem. Adam pirinin kapıya kırk yıl eğri odun getirmemiş ormandan:)) cıkk..cıkk..bu düşüncelerle aç bi aç dolaşırken bulduğum bi elmayı (rızkımdı diye, düşünebilirdim oysa, yememişliğim vardır:)) yunusun dişisi olcam güya:)) öyle dağ bayır dolaşıyomm:)) bakarsın ererim:)) misal meryem iki, ben niye olmayayım:))
o ara sol duyum çıktı geldi :))gülümsedi..Kitapları tanrılar yazmıyor fatma dedi:))
hımm..aynı durumda kara cahil derler, ormanda ki yaşlı ağaca, elmayı hatrrrrrrrrrrr diye ısırır, sahibi kimmiş merak etmeden ve benim pörtlemiş gözlerime aldırmadan, mideye indirir:: :))ve bi gün komşusunu rastlarsa, senin şu elmadan yedim dün der, hakkını helal et..Helal olsun der diğeri:)) işte bu ka:))
Ablacım abartmayın, sufizm falan filan, hancının dediği gibi, her yerde, insan aynı insan, aş aynı aş, b.k aynı b.kk::)) yaşa gitsin.)))

2 yorum:

MUHABBETİN KRİPTOSU dedi ki...

herkesin içinde başka bir tufan,
başka bir leyla, başka bir gül olmalı
ve kendince Nuh ve kendince mecnun
ve kendince bülbül olmalı…

Ol

neferteti dedi ki...

hoş...çok hoş mavi şirin:)