Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k

Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, k
Kalem kılıçtan keskin değilmiş, gördü, kavradı.Keskin bir kılıç karşısında kalem, susar, tırsardı, kalemlikten çıkardı.Sustu.Anladı.

25 Eylül 2018 Salı

CiNsİYeTSiZ SoLuCaNıN MaCeRaLaRI



bab 1-
          
     Neden öğretmen değil de,  zengin çocukları gibi, arkeolog olmak istiyordum.Dönüp kendimi biçakladigim zamanların birinde, acıyla kivranirken, kendime bu soruyu sordum!

   Cevap verebildim mi peki.Elbette hayır! Belki de zengin dogmanın şerefine nail olmak icin böyle isteklerde bulunuyordum.Belki arkeolog olursam, beni zengin sanarlar ya da zenginler beni sever diye düşünüyor da, olabilirdim! Al iste bi bıçak darbesi daha!
    Mısırlı Nefertitiye olan merakım ve binlerce yıl önce; "insan kadin" olabilmeyi başarmış bu kadına karşı duyduğum, saygım ve hayranligim...hic önemi yok mu bunların diye bağırdı sol duyum; sol yanımdan fırlayıp! Yeter kanattiğin beni! Artık dur!! Artık darbelerin beni acıtmıyor.Ne yaparsan yap, beni öldüremedin! Artik vazgeç. Bicaklama kendini! Acimiyor!!‎

       Sana bi soru daha!Neden, yemek yapmaktan, nefret ediyorsun?Kitap okuyarak doyamazsın, hala oğrenemedin. Doğumunun üstünden altı bahar geçti. Ormanda yalın ayak koşuyorsun. Neden diğer kızlar gibi evcilik oynamıyorsun?Sümüğünü eme eme, çayırlarda koca bi karınca ordusunun peşine takıldın. Seni erkek çocukları arasında görüp, " aa sen bir kızsın!" Diye hayretle nidalayan ve sonra kızlar erkeklerle oynamaz, annelerine yardim eder; diye sana nasihat eden, o mübarek hocayı dinlemedin! Büyüyünce ilk isim, seni ustun hissettiren m.kini koparıp ağzına vermek olacak dedin! İnkar etme, seni duydum!Ben senin sağ duyunum!Tüm düşüncelerini biliyorum!Seni büyütmek için elimden geleni yaptım!!Sen ne yaptın peki?Seni küçük solucan !İlk fırsatta beni öldürdün.O fırlama "solduyun" yırtık dondan çıkar gibi, her yerde karşıma çıkıyor. Artık hep o konuşuyor .Artık onu dinliyorsun! Neden yalnızsın biliyor musun? Çünkü hiç arkadaş biriktirmedin. Kimse karıncaları merak etmiyor! Ya da siyah gökteki kara delikleri! Kızlarla, erkekler hakkında konuşmuyorsun. Erkeklereyse hiç bi şey vermedin.! Senden nefret ediyorlar çünkü, sarılasi o güzelim beline bekaret kuşağını doladın!

    Hiç bir çabama layk vermiyorsun ama! Denemedim mi sanıyorsun?! Denedim elbette! Kendi ınkılabımı yaptım sayıyorum. Kendimden sarisin bi kadın yarattım. Kuaforümün çabasına da değinmeden geçemiyeceğim tabi. Bi solucan gibi insanların bacakları arasından kıvrılmıyorum artık! Doğruldum. Ayağa kalktım. Düşünceler beni zehirliyordu. Onları kustum.Zehri dışarı attım. Dostlarımı seçiyorum, yemekleri seçiyorum. Seçimlerim, beni ölüme götürecek diye korkmalı miyim? Hepimiz ölmek için doğduk! Artık korkmuyorum. Bıçaklama beni!Yeminle söylüyorum, acımıyor!!

         İnsanları merak etmediğim, sürekli karıncalarla yarenlik ettiğim suçlaması da yalan ayrıca! İnsan, karıncanın evrimleşmiş halidir! Onlara, bakarsan sen de fark edeceksin! Ne olursa olsun, yuvalarına yiyecek taşımaktan vazgeçmiyorlar! Arkadaşlarının öldürülmesine, kendi ölümlerine aldırmıyorlar. Hiç bir şey onları, çalışma rutininden vazgeçirmiyor!Tıpkı bizim gibi programlamışlar! Bazen bi damla suyu yuvalarına bıraktığım olmuştur! Sağa sola kaçışmaların izledim. Aha "Katrina kasırgası " diye bağrıştılar aralarında!!Niye yaptım bu kötülüğü peki. İstedim ki beni fark etsinler.! İste, tanrı da böyle diyor bence bize, "sizi izliyorum insanciklarım" .Kötülüğü size, doğru yoldan saptığınız için yapmıyorum. Tek isteğim,beni fark etmeniz:) azcik heyecan:)o kadar:)bu karınca felsefesi:)anlayın iste:)
   Simdi de tanrıyı mı oynuyorsun!!Küçük solucan seni!! İnsanların bacakları arasında sürünürken, ettiğin duaları ne çabuk unuttun? Unuttuysan hatırlatayım! Allah'im, beni doğduğum bu b.k çukurundan çıkar, kırk gün kırk gece oruç tutacağım. Türbanlanıp tam bi mümine olacağım. Kuşlar göçerken gri gökyüzüne bakıp, bunları söyledin iste!!Verdiğin sözleri unuttun mu solucan! Bırak iyi bir mümine olmayı, hiç bir erkeği memnun etmedin bile! Kutsal ana da olamazsın artik! Cennet anaların ayakları altındadır, unutma!. Varlığın hiç bi ise yaramadan sona erecek! Yumurtaların hiç bi ise yaramadıklarına kanaat getirip, kendini öldürdü!!Yazık!cok Yazık!

         Hele bi hasbihal esnasinda, allah bize hurilerle dolu cenneti müjdeliyor; acaba, biz kadınlara da ödül niyetine huri mi müjdelemiş, kadınlardan hoşlanmamızı mi salık veriyor ? demedin mi!? Ümmedi muhammedin en ateşlilerinden biri, kıldan ince boynunu bi kılıçla koparacaği vakit; ben sağduyum olarak, onune atildim da, kitabi mukaddesten en bilindik sürelerden birini terennüm ettim. "sefaat ya ressullalah dedim" ! O vakit, yanlışlıkla bi mümineyi öldürmek, bize cennette kaç huriye patlar diye düşündü de h.z Hamzanın silueti, kılıcını kınına koydu. Nihayet sustun.

         Ben sağduyun olarak; seni dövüp beynimin dehlizine kapattım.Doğrudur. Yaptım, ama sor ki niye yaptım. Yılanın basını küçükken ezerlerdi ormanda. Yılan belliyeceklerdi seni, koparacaklardı kıldan ince boynunu, göremeyecektin denizi. İnan ki, tek isteğim seni büyütmekti. Bi adam sevmeni bi çocuk doğurmanı, tıpkı diğer karıncalar gibi, rutin denizinde yüzmeni sağlamaktı. Ama olmadı.Sen bi öfke topuna döndün. Yakıp, yıkıp yok ediyorsun. Artık dur! Bıçaklama kendini!!Yeminle söylüyorum, acımıyor, acıtmıyorsun!






26 Mart 2018 Pazartesi

Sol duyumun dedığidir


Nereye kaçacaksın barış adamı?

           Yeme içme ve seks güdülerini tatmin etmek dışında bi kutsalı olmayan, hele vatan, bayrak deyince bir alt kültür görmüşcesine asağilayan;  savaşma seviş perspektifinden dünyaya bi bizon gibi bakan; bazen savaşın sevişeceğin insanı seçme hürriyetini kazanmak için yapıldığını unutan,  kayıp kuşak:) ‎·
         
  Evet bunlar solcuların çocukları.Barış kuşağı:)) Bazıları böyle adlandırabilir elbette. 

Evrensel değerlerle büyütülmüş bi kuşak.:)))

Nedir bu evrensel değerler peki?

  Kedi görünce ağlayan oğlanciklar ve leydi Godiva misali memelerini açıp barışı getireceğine inanan kizcagazlar:)) 

 Ve vatanı bir kadın memesine satarım diyen aydınlar:)) 

 Şerait geldiğinde bunlarla mı savaşacağız?

Vatan nedir? 
Vatan için ölünür mü?
Vatan için ölünür elbette. 
Vatan, insanın evidir! Evinize girdiklerinde, çocuklarınızı, karınızı, köpeğinizi m.ktiklerin de karşı koymayacak mısınız? 
Nereye kaçacaksın barış adamı?
Geri dön!
      Çocuklarına uğrunda ölümü göze alacakları değerleri için savaşmayı öğretmelisin. Dünya var olduğundan beri kötüler var! Eğer iyiler savaşmazsa, kötüler kazanacak! Buna müsaade etmemeliyiz.
       Nereye kaçarsan kaç.Kötülük gelip, seni bulacak.Geri dön ve onu yok et.

10 Ocak 2018 Çarşamba

CUmHUriYet öLürKen!!

Sol duyumun dediğidir.

   Zaman akar, zaman geçer zaman zaman içinde:)))
 Ne hoş sölerdi vicdansız, ama efendim mevzu o değil:) Bakın mevzu ne:)
 Şimdi sizi, peşime takıp, morarşinin kafasını koparan, cumhuriyetin hikayesine götüreceğim.
 Zaman aktı zaman geçti .M. S 8 yüzyılda durdu.
     Tüm medeniyetlerin, yapı taşı olan yunanlılar, demokrasi kavramının, doğuşuna da tanıklık ettiler.
Eski yunan kent devletlerinde, bir kral ve onun fikir danıştığı yaşlılar meclisi vardı.Kral büyük toprakların sahibiydi. Tanrı kraldı net. Ama ticaretin gelişmesiyle birlikte zenginleşen, soylu sınıf bir süre sonra, kralın yetkilerini, budamaya başladı. Bir süre sonra kral, soylular meclisi tarafından seçilen bi kamu görevlisi durumuna geldi ki; al işte sana ilkel bi demokrasi ve akabinde cumhuriyet:))
Fakat cumhuriyet tiranlar tarafından, bi süre sonra yerle yeksan edildi.Tarihin tozlu sayfalarına gömüldü.Yazık tabi.(

Kaydı zaman M.Ö 753 yılında durdu.

  Romus ve Romulus adlı kardeşler tarafından, tahminen M.Ö 753 yılında kurulan roma şehri, Roma krallığına ev sahipliği yaptı.
   Etrüksler, Romanın kurucularıdır. Buncağazımların Türk olduklarıda iddia edilir, ama efendim mevzu o değil:)
    Etrüks kralı adı lazım değil, M.Ö tahminen 509 yılında, kendini Tanrı ilan eder.Haliyle Tanrı olmak,  dünyanın tüm nimetlerinden max. fayda sağlamayı gerektirir ki, bu noktada dünyanın ilk kapitalistlerinin "krallar" olduğunu belirtmeden geçemiyeceğim:)her kral aynı zamanda bir kapitalisttir, net.Haliyle kral, günümüzün kapitalistler gibi hissediyordu. Bütün ülkeleri fethetmek, bütün yemekleri yemek, haliyle bütün kadınları da, m..kmek istiyordu.
 Taki soylu bi kadın olan, Lucretia'ya kadar. Bu kendini beğenmiş kadın, ne yaptı dersiniz!!! Tanrı kralı red etti. Buna çok fena bozulan tanrı kral, derhal adamlarına emir verdi, kadını kaçırtıp tecavüz etti.
Soylu Lucretia bu olaydan sonra bir mektup bırakıp intihar etti.
Bu noktada kısa bi es verip, şunu söylemek istiyorum:))Kadınların makus talihi hiç değişmiyor valla:)Yıl M.S 2018 aynı tecavüz ve şiddet devam ediyor:) yazık tabi.)

Neyse efenim mevzu o değil, bakın mevzu ne:)
        Kız kardeşinin, intiharı üzerine kinlenen, abi,Publius , bir ordu toplayıp kralın üzerine yürüdü. Ve sonunda, monarşinin kafası, artık bir çift omuz üstünde değildi.)))ha ha çok hoş.)
  Romada cumhuriyet M.Ö 509 da kuruldu.2 konsül seçildi ve bunun yanında bir de senato.Elbette cumhuriyet kavramı eski yunan kent devletlerinden Publius'un, belleğinde yer etmiş bi yönetim biçimiydi.Romada cumhuriyet tam 500 yıl hüküm sürdü. Hiç kimse cumhuriyetin yıkılacağından şüphe bile duymuyordu.
 Ama 500 yıl sonra Sezar adlı bir hain, kendi tiranlığını ilan edip cumhuriyetin temellerini dinamitledi. Elbette roma senatosu, bu kendini tanrı ilan eden, ahmak adamı, senatonun ortasında delik deşik etti.Cumhuriyetin bıçak darbeleri, monarşinin kafasını bi kez daha kopardı. Ama gelin görün ki, Marcus denen köpek, cumhuriyetçileri yakalayıp kılıçtan geçirdi. Ve monarşi tekrar şahlanırken, cumhuriyet, tarihin tozlu sayfalarına saklandı.

Ta ki, 1789 Fransız ihtilaline kadar.

      Pariste Maria Antoina'nın, Versaydaki sarayını gezerken,  bu kadının makus talihinin, benim yaşam döngümü nasıl etkilediğini düşündüm:) aha kelebek etkisi:) Cumhuriyet olmasaydı, şimdi sokaklarımızda kafalarında bi çuvalla dolaşan suudi kadınları gibi olurduk net:))Bundan kuşkunuz olmasın.
  Neyse efenim,  peki Fransadaki cumhuriyeti, osmanlı sultanı, ne zaman ve kimler sayesinde ensesinde, hisetti.Jön Türkler sayesinde elbette:) Tanzimat fermanıyla birlikte, ingilizlerin Magna Cartası gibi padişahın yetkileri kısacası, herkesi m.kme isteği dizginlendi. Ama Abdülhamid denen monarşik kafa herkesi m.kme isteğini dizginleyemedi. Meclisi fes edip, anayasal monarşiyi red etti.Bu red ediş genç  Türkiyenin, bir cumhuriyet oluşunu sağladı. Ve osmanlı monarşisi tarihin tozlu sayfalarına gömülürken,  Kemale ermiş Mustafa, 1923 de şöyle buyurdu.

 Efendiler! Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz!

Ve işte bi adam ve tarihte bi kadın,  bizi söz sahibi kıldı.

Zamanın sarmalından fırlayıp bağırdım onlara.Unutmadık aklımda!! Unutmadık Lucretia!

       Ve kaydı zaman M.Ö 2018 de durdu.

 Bir tiran,  nice acılarla kurulmus,Türkiye Cumhuriyetini tıpkı hain sezar gibi tehdit ediyor.Peki şimdi ne olcak? Bu tiran, Cumhuriyetin bıcak darbeleriyle yok edilecek mi, yoksa Tiran, genç cumhuriyeti, tarihin tozlu sayfalarına, mı gömecek.

Bekleyip göreceğiz.
Cumhuriyet çok yaşa!!!


Neferteti mazlum halkını selamlar.

18 Aralık 2017 Pazartesi

"Feminizm" !!! Kadinin erkeklesme süreci:)

Sol duyumun dediğidir.

        Kadinsallik, nasil oldu da,  karsisinda durdugu erkeklige dönüştü? Öncelikle bu sorucuga cevap aramakla başlayacağız, düşünce tünellerine dalmaya. 

   Kadinlar yasam alanlarini korumak ve kendilerine yeni yasam alanlari kazandirmak adina verdikleri mücadeleyi, aslinda erkekleşerek nasil kaybettiyle de devam edeceğiz:)

     Erkek ağzıyla, küfrü, konuşmayı, ben de seni s..kerim gibi;  erkeklerin s.kini kullanarak,  ya da onune gelenle seks yaparak ve bunu ozgurluk sanarak, erkeklesip güçleneceğini sanan feministler nasil kaybetti, bu sorucuklara da cevap arayacagiz sonrasın da.

    Olması gereken, erkekleri kadinlaştırmak olmalıydı oysa,:))ananı s.kiyim küfrünü ortadan kaldırmak yerine, kadınlarında aynı kufru agizlarina pelesenk etmesi, bence bi kazanım değil bi kaybediş öyküsüdür net.
   Asıl tasak kadınlarda var diyen, Leyla hatuna da değinmeden geçemiyeceğim. Tasakların gücü adına!!!! Güç tasaktan geliyormuş gibi, söylemleri de, bu kaybedişin en acı sonucudur bence valla:)

   Geçenlerde sünnetin tarihini araştırırken ana erkil toplumlarda, erkekler, ana tanrıcaya, benzemek adına s.klerini keserlermiş. ve rahip olurlarmıs diye bi şeycikler okudum:))) sonraları, ucundan azcık keserek bu gelenek sünnetleştirilmiş.))) ha ha cok hoş:))

  Tarih tekerrürden ibarettir:) kim demişse doğru demiş:)
 Şimdinin feminisleri, bacakları arasına bi tasak koyarak, erkekleşip güçleneceğini sanan, erkek davranışları gösterip, erilleşerek asılnda kaybettiklerini farkında değiller, yazık tabi.)
   Peki ne olmalıydı? Elbette, erkekleri, savaştan, küfürden, şiddetten uzaklaştırmalıydık.Bunları yapamasak bile, en azından feminist, kadınsallık adına, erkek davranışları sergilememeliydi.Bu yüzden kaybettik diyorum. Bence öle valla:)


 Neferteti mazlum halkını selamlar.

21 Ekim 2017 Cumartesi

KaPiTaLiSt MeMeLeR

Sol duyumun dediğidir.


     Efendime söyleyeyim, efendime söylerken siz de dinleyin.:)Bu yazıcığımızda, kapitalizm, iş ahlakını nasil yedi, sorucuğuna cevaplar arayacağız, yanaşın:) 

     Doksandokuzda, S.S.C.B  tarihinin tozlu sayfalarına gömülürken, sosyalizm, komunizm gibi kavramlar ve      yaşama biçimleri, akabinde eşitlik, özgürlük, ahlak anlayışları da büyük bir depremle çöktü.

      Soguk savaştan, kapitalist, salyalarını akıtarak, zaferle çıktı. Artık, önünde hiç bir engel kalmamıştı.Serbest piyasanın en güçlüsü benim diye böğürüp, göğsünü yumrukluyor; engellenemez bi iştahla, her şeye saldırıyordu. En fenası da, kapitalistin iştahı gitgide artıyordu.Bütün yemekleri yemek, bütün kadınları m.kmek istiyordu.M.kinin çaresiz kaldığı durumlarda, ilaç sanaiye en büyük yatırımlar yapıp, m.k kaldırıcı viyagra üretilmesine yardımcı oluyordu.    
   Karlilik, kapitalist kadın/adamın, yasam kaynagiydi artik. Oportunust bakış açısı, başarıya giden her yol mübahtır diyordu  iste de tam da bu noktada, karşısına çıkan rakipleri, kapitalist kadınsa;  tombul memelerini patrona sunarak eziyordu. ‎

  Bu durum, kapitalist adamın da, tum kadinlari m.kmek arzusunun gerçekleşmesini sağlıyordu.Kapitalist kadınsa rakibini alt etmiş, hak ettiği pozisyonu her türlü pozisyona girerek kapmıştı.:)Bu alışveriş karlılığı maksimize etmişti. Arzu edilen de tam olarak bu değil miydi? 

   
    ‎Kizkardesinin patronla yatarak, kariyer yaptigini bu durumun, aileyi, ekonomik olarak cok rahatlattigini anlatan bi er kisiyle, hasbihal etmişliğim de var:)valla:)

   Ahlakı, satın alan  kapitalist; ahlakı satan, talebiyle nihayet karşılaşmış, alan memnun, satan memnun ekseninde, memnuniyeti max. etmişti.Is ahlakının çürümesi, yukarıdaki örnekteki gibi, aileye bulaşarak, bi süre sonra, ailenin çürümesine neden olacak ve kapitalist insan, ahlaksızlığı kural sayarak, toplumsal çürüyüşünün fitilini ateşleyecektir. Bence öle valla:)

   ‎Gecenlerde ekonomi haberlerini yorumlayan, kaslari alnina firlamis, yuzu botokstan sismis, dudaklari silikondan patlamis hatunu gorunce gulumsedim:)magazin haberleri sunması gerekirken ekonomi haberlerine düşmüş gibi bi hali vardi:)belli ki genç ve güzel rakiplerine fark atmaya çalışırken b.ka batmis:)haksız rekabetin sonuçları bunlar elbette:) yazik tabi.
  Demem o ki sana,  paranın satın alamayacağı hiç bi şey kalmadı.Peki bu iyi bi şey mi? Bu konuda azcık düşünelim:) olur

28 Ocak 2017 Cumartesi

ÇaRK FaREsi

Sol duyumun dediğidir

    Üzerlerinde deney yapılan fareleri bilir misiniz? Elbette bilirsiniz:) Benim bellekte kalan denek fare, sürekli bir çarkın üzerinden yürüyor. Fare yürüdükçe çark dönüyor,  evet  hah siz de  anımsadınız tabi.İşte o fare,  çark faresi, tam deneyin en afilli yerinde aniden duruyor!!!   
   Profösör olay karşısında şaşkın!!! Çark faresi neden durdu. Oysa her gün 5 dk. durmaksızın yürüyordu .Bu gün, şu an, ne olmuş olabilir ki, !!!!       
        Bu sabah uyandım, kendimi çark faresi gibi hissettim yeminle!!! Hiç bir neden yokken, öylesine, kendi çarkımı hayatımı durdurmak istedim!!! Çark faresinin neden durduğunu işte o an, anladım!! ‎Anlamsız dönen bu çarkı, anlamsızca döndürmek istemiyordu artık!. Peynir de onu güdülemiyordu , çünkü açlık da hissetmiyordu !

        Ben feleğinnnnnnnnnn o çarkına çomakkkkkkkk sokarımmmmmmmmmm, evet yazı türkümüzde gelsin araya misssssss:) 

         Biliyormusunuz mekanık mausların içindeki topu döndüren de bir çarktır, :)Belki de mause adını ondan ötürü vermişlerdir, cıkss kablo kuyruğundan da olabilir tabi.)Ama efendim, mevzu o değil;  bakın mevzu ne. ‎·

       Peki siz bi sabah uyanıp "çark faresi" gibi hissettiniz mi? Yataktan kalkmayı red edip cıkss bu gün çarkı döndürmek istemiyorum dediniz mi kendinize? 

       Dememişseniz aferim size! Tanrının laboratuvarında, en iyi denek sizsiniz demek ki . Döndürün çarkınızı.

 Ve sonuç. madem doğduk,  yaşayalım gitsin!!

  ‎Daha fazla peynir! Evet evet daha fazla!!! 

10 Aralık 2016 Cumartesi

İyilik biter mi?

Anne ben kapitalist oldum!

     Günün felsefik sorucuğunu sormakla başlıyorum işe. Neden bu sorucuk beynimin dehlizlerinde aniden peydahlandı peki? Yanaşın, anlatayım.
     Ben kuşlardan da küçükken, ormanda, yedi cüce şeklinde pamuk prensesin etrafında büyüdük. Okul çağımıza gelince, köyde  okul olmadığı için, kente göç ettik. Göç ettik ama yazları köyde, kışları yani okul zamanı şehirdeydik. Ama patates , fasulye gibi temel gıdalarımız köyde kendimiz yetiştirdiğimiz için bi ayağımız her zaman kırsaldaydı. Yani, yarı köylü/şehirli bi porottipim anlayacağınız:)
         Ama efendim mevzu o değil bakın mevzu ne. Bir kara kış köye gittik ve pazartesi okullar açılacağı için şehre gelmemiz gerekiyordu.Ama kar öle bi yağdı ki, yolllar kapandı köy minübüsü gelmedi.Biz de yedi cüce pamuk prensesin etrafında, yola koyunduk. En küçük cüce pamuk prensesin sırtına bağlı tam onbeş kilometre yürüdük .Yanımızda arabalar geçiyordu bi çoğu boştu ve biri bile durup bizi almadı. Ve kaydı zaman 30 yıl sonrada durdu.
   Köyden arabamla son gaz geliyorum.Hiç bir çocukluk anımı unutmuyorum bu arada çok matah bişeymiş gibi söylemiyorum ama öle işte.Neyse, yine aynı köy yolunda,  şehre geliyorum, aha 3 küçük oğlancık sırtlarında çantalarıyla otostop çekiyorlar. Aniden zaman kırıldı ve çocukluğa düştüm!!!Ve hop frene bastım geri geri gelip oğlancıkları arabama aldım. Bayan olduğumu görünce, şaşkoloz oldular tabi.). Hasbihal ettik azcık büyüyünce yolda kalanları almayı unutmayın diyip şehre bıraktım onları.
          Ertesi günü arkadaşla konuştuk bu olayı.Kendisi evli ve 3 çocuklu. Cıkss  dedi, doğru yapmadın. Senin yüzünden şimdi o çocuklar kötü niyetli birilerinin arabalarına binebilirler. Ayrıca sana da zarar verebilirlerdi.Sense iyilik yaptığını sanıyorsun ama aslında iyilik yapmadın.
        Yok artık diye çırladım!!! O allahın s..tir ettiği dağda o çoçukları bırakamazdım! arabam bomboştu ve onlar saatlerce yürüyeceklerdi, evet o ihitmal var ama çok düşük.Tüm riskleri göze alarak iyilik yapıyorum ben, yine olsa yine yaparım!!!

       Sadece bu olay değil tabi, geçenlerde suriyeli, afgan çocuklara fahri olarak türkçe dersi vemeye başladım. Bi arkadaş bana gülerek dedi kİ; büyüsünler allahu ekber diyip önce seni ..kecekler!!!
İskenderileyi hypatiyayı anımsadım o an.
Evet olabilir dedim ama belki de, iyi bir insan olup bana teşekkür edecekler. Bu küçük olasılığa oynuyorum işte ben! ya tutarsa?

İyilik biter mi? Bitmesin istiyorum. Dayanın !

 Ayrıca doğru benim,  vazgeçmeyeceğim.